12 Mart 2014 Çarşamba

Ergenekon: Özgürlük, adalet ve hukuk


Kemal GÖKTAŞ
Türkiye'deki siyasal dönüşümün başlangıç noktası olarak görülebilecek olan Ergenekon davasının en önemli özelliği, siyasi iradenin desteği ve yönlendirmesi ile açılmış olmasıydı. Soruşturmanın ilk günlerinde askeri vesayetin, darbe girişimlerinin, faili meçhullerin soruşturulacağı, Türkiye'nin "bağırsaklarını temizleyeceği" beklentisi vardı. Ama kısa sürede ortada bir yargısal faaliyetten çok muhaliflerin tasfiye edildiği bir "operasyon" olduğu gerçeği su yüzüne çıktı ve dava siyasi ve toplumsal kamplaşmanın önemli bir simgesi haline geldi.
Davaya ilişkin algıda kısa sürede yaşanan bu dönüşüm, davanın kamuoyu nezdinde "itibarsızlaşmasına", içerdiği birçok vahim suçun da görülmemesine giden yolu açtı. Mahkemenin verdiği çok ağır cezalara rağmen davayı "kadük" hale getiren ise cemaat-iktidar kavgası vesilesiyle ileri sürülen "kumpas" iddiaları oldu. Anayasa Mahkemesi'nin İlker Başbuğ ile ilgili kararının ardından sanıkların art arda tahliye edilmeleri de bu yüzden sürpriz olmadı.

Danıştay saldırganının tahliyesinde skandal: Karar AYM, AHİM ve Yargıtay kararlarına aykırı

ARSLAN İTİRAZ ÜZERİNE TAHLİYE OLABİLİR!
KATİLLERE HEP "YANLIŞ TAHLİYE" PİYANGOSU VURUYOR

Kemal GÖKTAŞ
Danıştay cinayetinin faili Alparslan Arslan'ın tahliyesine ilişkin kararın Anayasa Mahkemesi'nin İlker Başbuğ ve önceki kararlarına aykırı biçimde "uzun tutukluluk süresine" dayanarak verildiği ortaya çıktı. Arslan'ın cezaevinde iken işlediği suçlar nedeniyle aldığı cezaların da yattığı süreden mahsup edilerek tahliye edilebileceği belirtildi. Böylece Arslan'ın AYM, Yargıtay ve aİHM kararlarına aykırı biçimde alınmış bir kararla önümüzdeki günlerde özgürlüğüne kavuşması ihtimali bulunuyor.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararında, Arslan’ın 20 Mayıs 2006’da tutuklandığı hatırlatılarak, tutuklanması nedeniyle 5 yıllık sürenin 21 Mayıs 2011 tarihinde dolduğu belirtildi. Yasa değişikliği ile tutukluluk süresinin 5 yıla indiği vurgulanarak, Arslan’ın derhal salıverilmesi gerektiği vurgulandı. Mahkeme, Arslan’ın haftada 3 gün karakola imza atmasına ve yurtdışına çıkış yasağına hükmetti.

8 Mart 2014 Cumartesi

Başbuğ kararı ve Ergenekon sanıklarının tahliyesi: Yargıda iki cephe


Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin kararının ardından eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un tahliye edilmesiyle birlikte Ergenekon ve diğer özel yetkili mahkemelerde yargılanan önemli davaların sanıkları açısından "tahliye" olasılığı gündeme geldi. Hrant Dink cinayeti sanığı Erhan Tuncel'in tahliye edilmesinin ardından Bakanlık verilerine göre ilk etapta 150 tutuklunun serbest kalacağı belirtildi. Zaman geçtikçe 5 yılını dolduran bütün tutukluların tahliye edilmesiyle bu sayı daha da artacak.

AYM KARARININ GEREKÇESİ: BAŞBUĞ'A YÜCE DİVAN YOLU AÇIK

 
Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi’nin İlker Başbuğ’a tahliye yolunu açan kararında Yüce Divan sürprizi çıktı. AYM’nin gerekçeli kararında Başbuğ’un yargılama yerinin Yüce Divan olduğu iddiasının “dayanaktan yoksun olmadığı”, ancak bu konudaki kararın Yargıtay’ca verilmesi gerektiği belirtildi. Kararda, gerekçeli kararın 7 ayda yazılmamış olması nedeniyle Yargıtay’ın temyiz incelemesini yapamadığı ve bu yüzden Başbuğ’un Yüce Divan iddiası ile ilgili bir karar verilemediği vurgulandı. AYM, bu nedenle hakkında hüküm verilmiş olmasına rağmen Başbuğ’un tahliye talebinin mahkemece yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

7 Mart 2014 Cuma

Dink ailesinin pankart tedirginliği: İdare ve yargı, milliyetçi çevreleri pervasızlaştırıyor


O PANKART DİNK AİLESİNİN TEDİRGİNLİĞİNİ ARTIRDI

"HRANT DİNK ERMENİ VE SOSYALİST BİR MUHALİF GAZETECİ OLDUĞU İÇİN CİNAYETİN ÖNLENMESİNE YÖNELİK TEDBİRLER ALINMADI, ETKİN VE ADİL BİR SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ"

Kemal GÖKTAŞ
Dink ailesi avukatları, Hrant Dink cinayetinde sorumlulukları bulunduğu tespiti yapılan AİHM kararından sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri ve dönemin Vali Yardımcısı Ergün Güngör hakkında yaptıkları suç duyurusu üzerine Valiliğin soruşturma izni vermemesi ve bu Bölge İdare Mahkemesi'nin de bu kararı hukuka uygun bulmasının ardından Anayasa Mahkemesi'ne yeni bir başvuru yaptı.

Başvuru dilekçesinde şunlar belirtildi:

4 Mart 2014 Salı

HSYK'DA YARI YARIYA TASFİYE

Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın, HSYK Kanunu'nun Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanmasından sonra jet hızıyla Genel Sekreter yardımları, teftiş kurulu başkan ve yardımcılarının atamalarını yapmasının ardından HSYK Genel Kurulu dün de yeni atamalar yaptı. HSYK, yasa gereği görevleri sona eren 37 tetkik hakimden 18'ini yeniden atarken 19 da yeni tetkik hakim atadı. Kurul, yine yasa gereği görevleri sona eren 134 müfettişten 57'sinin görevine devam etmesine karar verdi. Önümüzdeki günlerde kalan müfettiş kadrolarına atama yapılacak. HSYK'nın yeni genel sekreteri de Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Bilgin Başaran oldu.

HSYK Genel Kurulu, Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı Bekir Bozdağ başkanlığında dün toplandı. Bozdağ, toplantıda HSYK genel sekreterliği için genel kurulun belirlediği adaylardan Başaran'ı bu göreve getirdi. HSYK'nın yapısını değiştiren kanunun yürürlüğe girmesiyle mevcut Genel Sekreter Muzaffer Bayram'ın görevi sona ermişti.

ŞİKE DAVASINDA SÜRPRİZ: YENİDEN İNCELEME



YARSAV'ın twitter hesabından Şike davası ile ilgili çarpıcı bilgiler paylaşıldı. Buna göre "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Fenerbahçe / şike dosyasını yeniden incelemeye aldı. Yasa gereği dosyanın infaz için İstanbul’a gönderilmesi gerekirken, sanıklarca yapılan inceleme istemi dikkate alındı. Bu inceleme sonucunda Ceza Genel Kuruluna yapılacak itiraz üzerine Yargıtay 5.Ceza Dairesinin kararı değişebilir. Başsavcılığın bu incelemeyi tamamlaması için yasal bir süre sınırı bulunmamaktadır."

Hatice Can'ın intiharından önce verilen kahredici mahkeme kararı: "Emniyet'in iç işi, sizi ilgilendirmez"


ANNEDEN MAHKEMEYE ACI YANIT

Kemal GÖKTAŞ
İstanbul'da 2010'da yılında gözaltında maruz kaldığı hakaret ve işkence nedeniyle intihar eden 28 yaşındaki ODTÜ'lü mimar Onur Yaser Can'ın annesi Hatice Can da yaşamına son verdi. Mahkemenin, bu intihardan önce, anne-babanın Emniyet'in 4 polise disiplin ceza vermemesi ve 2'sine "kıdem durdurma" cezası verilmesine karşı açtıkları davada "Emniyet'in iç işleyişine yönelik karar, sizi ilgilendirmez" kararı verdiği ortaya çıktı. Bu yanıtın üzerinden 2 ay bile geçmeden anne Hatice Can'ın intiharı mahkemeye verilmiş acı bir yanıt oldu.

İNTİHARA GÖTÜREN GÖZALTI

ODTÜ mezunu Onur Yaser Can (28), İstanbul’da esrar satın aldığı gerekçesiyle, 2 Haziran 2010’da gözaltına alındı. İfadesi avukat olmadan alındı ve ailesine haber verilmediği gibi gözaltına alınırken doktor raporu da alınmadı. Savcının gözaltı kararı olmamasına rağmen Can, çırılçıplak soyularak "vücut boşlukları" (anüs dahil) elle arandı. Çıkış doktor raporuna ilişkin muayene ise polislerin huzurunda yapıldı, bedensel ve ruhsal durumu muayene edilmedi. Can, savcının salıverilmesi talimatına karşın tekrar emniyete götürülüp bir süre daha tutuldu.

3 Mart 2014 Pazartesi

HÜKÜMETİN "KOZMİK VİCDAN" İÇİN EYLEM PLANI VAADİ

CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN VE BAKANLAR KURULU'NUN İMZASIYLA RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANAN İNSAN HAKLARI EYLEM PLANININDA GÖSTERİ HAKKI, POLİS ŞİDDETİ, İNTERNET, ASKER İNTİHARLARI, KADINA KARŞI ŞİDDET, DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ, HASTA MAHKUMLAR GİBİ TEMEL İNSAN HAKLARI KONULARINDA ÇARPICI DÜZENLEMELER YAPILACAĞI BELİRTİLDİ
- İZİNSİZ DE OLSA BARIŞÇIL GÖSTERİLERE MÜDAHALE EDİLMEYECEK!
- İNTERNET YASASI'NIN DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SINIRLAYAN HÜKÜMLERİ GÖZDEN GEÇİRİLECEK

* TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ KANUNU DEĞİŞTİRİLECEK
* ORANTISIZ MÜDAHALEYİ ÖNLEYECEK YASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILACAK
* İZİNSİZ DE OLSA BARIŞÇIL GÖSTERİLERE MÜDAHALE EDİLMEYECEK
* SOMUT VE YAKIN TEHLİKE YOKSA GÖSTERİLER YASAKLANMAYACAK
* POLİSİN ZOR VE SİLAH KULLANMA YETKİSİ SINIRLANACAK
* ORANTISIZ MÜDAHALEDE BULUNAN POLİSLERİN YARGILANMASI SAĞLANACAK
* MAHKEMENİN TAHLİYE KARARI VERDİĞİ MAHKUM, BÜROKRATİK İŞLEMLER İÇİN CEZAEVİNE GÖTÜRÜLMEDEN DURUŞMA SALONUNDA ÖZGÜR KALACAK
* DAVANIN GÖRÜLME HIZI, HAKİMLER İÇİN PERFORMANS KRİTERİ OLACAK

Kemal GÖKTAŞ
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve bütün bakanların imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı. Planda özellikle Gezi eylemleri sırasında gündeme gelen, polis şiddetinden kaynaklanan ölümlerin önlenmesi için yasa değişikliklerinin yapılacağı ve son değişikliklerle büyük tartışma yaratan internet yasasında, düşünce özgürlüğünü sınırlayan düzenlemelerin gözden geçireleceğinin vaat edilmesi dikkat çekti.

27 Şubat 2014 Perşembe

HSYK VE AKADEMİ "SIFIRLANDI"


 

Kemal GÖKTAŞ
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarından sonra gündeme gelen ve büyük tartışma yaratan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Kanunu, Türkiye Adalet Akademisi Kanunu ile yargıya ilişkin diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanunu onayladı. Komisyon ve Genel Kurul aşamalarında Gül'ün uyarıları doğrultusunda bazı değişiklikler yapılsa da Bakan'a geniş yetkiler veren düzenlemeler kanunda büyük ölçüde korundu. Kanunun yürürlüğe girmesiyle HSYK ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki görevli tüm hakim, savcı, müfettiş, öğretim üyesi, idari personelin görevi sona erecek ve yerlerine 10 gün içinde yeni atamalar yapılacak. Böylece tek kanunla yaklaşık 1000 kişinin görev yeri değişecek.

Cumhurbaşkanı Gül, yasayı onadıktan sonra yaptığı yazılı açıklamada teklifin Meclis'e sunulmasından sonra her safhasını özellikle Anayasaya aykırılığının bulunup bulunmadığı bakımından incelettiğini belirterek şunları kaydetti:

26 Şubat 2014 Çarşamba

Anayasa Mahmekesi'nden "öncü" MİT kararı: Fişlemelere vize



Kemal GÖKTAŞ
MİT'in yetkilerine ilişkin teklifin yasalaşması halinde açılacak iptal davasına bakacak olan Anayasa Mahkemesi'nden (AYM) "öncü" nitelikte bir karar çıktı. Karar, Devrimci Karargah davasında dosyaya konulan bir MİT fişleme belgesi aleyhine yapılan başvuru ile ilgili verildi. Kararda MİT teklifindeki en tartışmalı bölüm olan özel hayatın gizliliği ile ilgili olarak "İstihbarat çalışmaları yoluyla özel hayatlara ilişkin bilgilerin toplanması ancak demokratik kurumları korumak için zorunlu olduğu ölçüde meşru görülebilir" tespiti dikkat çekti.

AYM, intihar ettiği iddia edilen askerin ailesine "Tazminat aldılar artık mağdur değiller" dedi



Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, çocukları askerde intihar ettiği iddia edildiği için açtıkları tazminat davası sonucunda "borçlu çıkarılan" aileye 25 bin lira tazminat ödenmesine karar verdi. Kararda askeri savcılığın intihar ettiği ileri sürülen askerin psikolojisi hakkında yaptığı garip değerlendirme de dikkat çekti. Askeri Savcılık kararında "intiharın Şaban Koçak'in kendi iç dünyasından kaynaklanan ancak dışa yansıtmadığı şahsi, ailevi ve maddi sıkıntılar nedeniyle girmiş olduğu psikolojik bunalım sonucu gerçekleşmiş olduğu" ileri sürüldü.

Iğdır'da Aşağı Çiftlik Karakol Komutanlığı'nda askerlik yapan Şaban Koçak'a kalorifer dairesinin zimmeti verildi. Koçak, ailesine, bu görevi yapamayacağından korktuğunu, yanlış bir şey yaparsa ailesinin malvarlığına el konacağı tehdidi altında olduğunu anlattı. Silah ve mühimmat talebi komutanının emriyle reddedilen Koçak, kazan dairesinde diğer askerin hücum yeleğinden aldığı dolu şarjörü kullanarak intihar ettiği iddia edildi.

AİHM tüm Türkiye'deki iletişimin izlenmesine ilişkin karar verecek


Kemal GÖKTAŞ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda yürütülen bir terör örgütü soruşturması gerekçe gösterilerek aralarında bakan, milletvekili, siyasetçi, gazeteci, işadamlarının da olduğu yaklaşık 7 bin kişi hakkında dinleme kararının alındığının idida edilmesinin ardından "telekulak" skandalları yeniden gündeme geldi.
MİT'in 2005 yılında, Emniyet ve jandarmanın ise 2007 yılında tüm Türkiye'deki telefon, internet ve faks iletişimini izlemek üzere mahkemelerden aldığı genel nitelikli kararları VATAN ortaya çıkarmıştı.

Vatan'da 1 Haziran 2005'de yayınlanan haberle MİT'in Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nden aldığı kararla tüm Türkiye'deki sabit ve mobil (cep) telefonlarını, bütün e-mail yazışmalarını, faks ve SMS mesajlarını mahkeme kararıyla iki ay boyunca izlediği ortaya çıkmıştı.

25 Şubat 2014 Salı

Dinleme listelerindeki soru işaretleri


 
Kemal GÖKTAŞ
Star ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberlerde savcıların "Selam terör örgütü" soruşturması gerekçe gösterilerek yaklaşık 7 bin kişinin dinlendiği iddia edildi. İddia, dinleme kararı aldırdığı iddia edilen 2 savcı tarafından kesin bir dille yalanlandı. Yayınlanan listelerin mahkemelerin adli dinleme kararlarındaki formata uymaması ise soru işaretlerine neden oldu.

İki gazetede yayınlanan haberlere göre, dosya numarası 2011/762 olan belge ile ‘Selam Terör Örgütü’ iddiasıyla aralarında gazeteci Ertuğrul Özkök, Yusuf Ziya Cömert, Nasuhi Güngör, İbrahim Karagül, Ali Bayramoğlu, CHP Genel Merkezi, Hüsnü Mahalli, MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz, Defne Samyeli, Yalçın Akdoğan, Vakıfbank Genel Müdürü Halil Aydoğan Başbakan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın da aralarında olduğu yedi binden fazla kişinin dinlediği tespit edildiği iddia edildi. Haberlerde soruşturmayı yürüten Terörle Mücadele Kanunu ile görevli özel yetkili savcılar Adem Özcan ve Adnan Çimen'in, Selam Terör Örgütü soruşturması kapsamında mahkeme kararları alarak yaklaşık 3 yıldır bu kişileri dinlediği iddia edildi. Haberlerde yaklaşık 3 bin kişilik listelere de yer verildi.

24 Şubat 2014 Pazartesi

Tüm Türkiye izleniyor! (2005-2008 ve 2011'deki haberler)

 

Emniyet’e Türkiye genelinde iletişimi izleme yetkisi veren mahkeme kararını 1 Haziran 2005’te Vatan'da yayınlamıştık. Bu haberden sonra güya dinleme izleme işlerini yasal bir çerçeveye kavuşturmak üzere CHP'nin de desteğiyle kanun değişikliği yapıldı ve TİB kuruldu. Çıkarılan yasa "genel nitelikli" dinleme-izlemeye izin vermiyordu.

Ama 2008 yılında aynı yetkinin Emniyet ve jandarmaya verildiğini Gökçer Tahincioğlu ile yeniden yazmıştık. Buna göre iki kurama bu izni veren mahkeme 25 Nisan 2007’den itibaren 3’er ay süreyle bu izni uzatmıştı. Jandarma ve MİT’in de benzer kararlar aldığı sonradan ortaya çıkmıştı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Jandarma’ya verilen yetkinin kaldırılması için Adalet Bakanlığı’na başvurmuştu. Bakanlık ‘kanun yararına’ bozma talebiyle kararı Yargıtay’a götürmüştü. 9. Ceza Dairesi, 4 Haziran 2008’de Jandarma’ya verilen yetkiyi kaldırmış ve ‘Hiçbir kuruma demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan insanlar şüpheli görülerek ülke genelini kapsayacak şekilde yetki verilemeyeceğini’ belirtmişti. Ancak , bakanlık emniyetin aynı yöndeki iznini kaldırmak için Yargıtay’a başvurmamıştı. Son olarak bu sistemin yürütüldüğü, Polis Müfettişi Levent Yarımel’in Hrant Dink cinayeti ile ilgili verdiği ifadeleriyle ortaya çıkmıştı.

 
İlgili haberim şöyleydi:

MİT tüm Türkiye'deki iletişimi izledi


Madem 7 bin kişilik listeden söz ediliyor.....
Tüm Türkiye izleniyor! (2005-2008 ve 2011'deki haberler)     

Emniyet’e Türkiye genelinde iletişimi izleme yetkisi veren mahkeme kararını 1 Haziran 2005’te Vatan'da yayınlamıştık. Bu haberden sonra güya dinleme izleme işlerini yasal bir çerçeveye kavuşturmak üzere CHP'nin de desteğiyle kanun değişikliği yapıldı ve TİB kuruldu. Çıkarılan yasa "genel nitelikli" dinleme-izlemeye izin vermiyordu.

Ama 2008 yılında aynı yetkinin Emniyet ve jandarmaya verildiğini Gökçer Tahincioğlu ile yeniden yazmıştık. Buna göre iki kurama bu izni veren mahkeme 25 Nisan 2007’den itibaren 3’er ay süreyle bu izni uzatmıştı. Jandarma ve MİT’in de benzer kararlar aldığı sonradan ortaya çıkmıştı. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Jandarma’ya verilen yetkinin kaldırılması için Adalet Bakanlığı’na başvurmuştu. Bakanlık ‘kanun yararına’ bozma talebiyle kararı Yargıtay’a götürmüştü. 9. Ceza Dairesi, 4 Haziran 2008’de Jandarma’ya verilen yetkiyi kaldırmış ve ‘Hiçbir kuruma demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan insanlar şüpheli görülerek ülke genelini kapsayacak şekilde yetki verilemeyeceğini’ belirtmişti. Ancak , bakanlık emniyetin aynı yöndeki iznini kaldırmak için Yargıtay’a başvurmamıştı. Son olarak bu sistemin yürütüldüğü, Polis Müfettişi Levent Yarımel’in Hrant Dink cinayeti ile ilgili verdiği ifadeleriyle ortaya çıkmıştı.

 

Buyurun size 1 Haziran 2005'de Vatan Gazetesi'nde yayımlanan bir haber...

********************

Mahkemeden MİTe Telefonları İzleme İzni

MİT, bütün sabit telefonları, Turkcell, Telsim, Avea hatlı tüm cep telefonlarını, bütün e-mail yazışmalarını, faks ve SMS mesajlarını, mahkeme kararıyla iki ay boyunca izledi.
Bu bilgilerin MİT'e verilmesi kararını alan ise Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 'ydi. MİT Müsteşarlığı Diyarbakır Bölge Başkanlığı, 6 Mayıs 2005'de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak 8 Nisan ile 30 Mayıs 2005 tarihlerini kapsayacak şekilde Türkiye'de GSM, sabit hat ve internet üzerinden yapılan tüm telefon görüşmelerinin detay bilgilerinin kendisine verilmesi için mahkeme kararı alınmasını istedi. 

Adalet Bakanlığı'nın Hrant Dink savunmasına göre "herşey yolunda"

 


Adalet Bakanlığı'nın Hrant Dink'in ailesinin cinayetle ilgili etkin soruşturma yürütülmediği ve hala açık olan soruşturma dosyasından kendilerine bilgi ve belge verilmediği şikayetiyle Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyla ilgili gönderdiği savunmada ''çekinik'' biçimde başvurunun reddedilmesini isterken tartışmalı ifadeler kullandı.


Dink ailesinin, cinayete ilişkin devam eden soruşturmanın makul bir özen ve hızla yapılmadığını, soruşturma dosyasının kendilerine karşı gizli tutulduğu, muhtemel şüphelilerin cezasız bırakıldığı ve AİHM kararının gereklerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle 500 bin TL tazminat istemiyle yaptığı başvuruya Adalet Bakanı adına Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Nurdan Okur'un imzasını taşıyan bir savunma gönderildi. Savunmada halen İstanbul Başsavcılığı'nda Dink cinayeti ile ilgili bir soruşturma yürütüldüğü, ancak alınan kısıtlılık kararı gereği Bakanlığın soruşturmanın içeriğine ulaşamadığı belirtildi.

22 Şubat 2014 Cumartesi

ÖYM paketine son dakika eklenen "Ergenekon" maddesi!

   ‘Demokratikleşme paketi’nin son dakika bombaları


Özel Yetkili Mahkemeleri kaldıran Demokratikleşme Paketi’nde son anda kritik düzenlemeler yapıldı. Buna göre, istihbarat kurumlarının önleme dinlemeleri için Ankara’daki ağır ceza mahkemesi karar verecek. Görevden alınanlar ise yargı kararıyla aynı göreve dönemeyecek.
Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ilişkin yasa teklifinde Genel Kurul’da verilen önergelerle kritik düzenlemeler yapıldı.

Yargı da MİT'e bağlanıyor: MİT bütün önemli soruşturmalardan bilgi belge alacak



Kemal GÖKTAŞ
Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) olağanüstü yetkiler veren "Devlet İstihbarat Hizmetleri e Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" ile MİT'e devlete karşı işlenen suçlar ile terör ve casusluk suçlarında yürütülen soruşturma ve dava dosyalarından her türlü bilgi ve belgeyi alma yetkisi verilecek. Teklifle ayrıca MİT'e sadece Türkiye'deki telefon ve iletişimin dinlenmesi ve izlenmesi değil tüm dünyadaki telefonları dinleme yetkisi de veriliyor.

Teklifle MİT'in görev ve yetkilerinin düzenlendiği MİT Kanunu'nun 6. maddesine "5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dört, Beş, Altı ve Yedinci bölümlerinde yer alan suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda ifade tutanaklarına, her türlü bilgi ve belgeye erişebilir, bunlardan örnek alabilir" fıkrası ekleniyor. Buna göre MİT, devlete karşı işlenen suçlar ile darbe, darbe teşebbüsü, örgüt üyeliği gibi suçların yanı sıra casusluk suçlarından yürütülen tüm soruşturma ve davalardaki bilgi ve belgelerin örneğini alabilecek. Böylece Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki "hazırlık soruşturmalarının gizliliği" ilkesi böylece MİT'e karşı geçerli olmayacak.

MİT TEKLİFİNDE İNANILMAZ HÜKÜM: YENİ ANAYASAMIZ MİT YASASI



MİT TEKLİFİNE KONULAN BİR HÜKÜM MİT KANUNU'NU DİĞER KANUNLARDAN DAHA ÜSTÜN OLDUĞUNU DÜZENLİYOR
 

Kemal GÖKTAŞ
TBMM'ye verilen MİT Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin teklifle MİT Kanunu diğer tüm kanunlardan daha üstün olacak.
Teklife göre MİT akla gelebilecek her türlü bilgi, belge, veri, kayıt ve arşiv belgelerini istediği resmi veya özel tüm kurum ve kuruluşlardan alabilecek.

Buna göre bankalar, finans kuruluşları, tapu, vergi daireleri, özel şirketler, dernekler, sendikalar hatta siyasi partiler bile MİT'in istediği bilgi ve belgeyi hemen vermek zorunda olacak.

21 Şubat 2014 Cuma

DİNK CİNAYETİNDE 4 YENİ DELİL




Kemal GÖKTAŞ
Hrant Dink cinayetini önceden bildikleri halde önlem almamakla suçlanan dönemin Trabzon Emniyeti yetkilileri ile ilgili olarak yeni bilgilerin ortaya çıktığı gerekçesiyle çarpıcı bir suç duyurusunda bulunuldu. Dink ailesinin avukatları Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına verdikleri bir dilekçe ile Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) raporu ve sanık Erhan Tuncel'in son duruşmada verdiği ifadeler doğrultusunda dönemin Trabzon Emniyet Müdürleri Ramazan Akyürek ve Reşat Altay ile Emniyet İstihbarat Şube Müdürleri Engin Dinç ve Faruk Sarı ile istihbarat polisleri Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit ve Mehmet Ayhan hakkında soruşturma ve dava açılmasını talep etti. Dilekçede ayrıca Dink cinayetinden haberdar olan, cinayeti önleme, cinayeti işlemeyi tasarlayan örgüte operasyon yapma, Trabzon Valiliği basta olmak üzere devletin ilgili birimlerine bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davranan Trabzon Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri başta olmak üzere diğer görevliler hakkında da soruşturma açılması istendi.

Dilekçede ortaya çıkan yeni deliller şöyle sıralandı:

20 Şubat 2014 Perşembe

Abdullah Cömert soruşturmasında beyaz Akrep'teki polise tutuklama istemi

 
Kemal GÖKTAŞ
Hatay'da Gezi eylemleri sırasında başına gelen gaz fişeği ile hayatını kaybeden Abdullah Cömert'le ilgili soruşturmada ikisi koyu, biri beyaz renkli 3 Akrep'ten hangisinden öldürücü gaz fişeğinin atıldığı sorusuna Jandarma Kriminal Dairesi raporunda görüntelerin kalitesinin düşük olduğu gerekçesiyle net yanıt verilmezken görüntüler, özel bir kuruluşta netleştirildi. Cömert ailesinin avukatları Akrep'lerin içindeki kameraların çektiği görüntüler ile MOBESE görüntülerine göre gaz fişeğinin Beyaz renkli Akrep'ten atıldığını belirterek gaz fişeğini atan polis ve emir verenlerin tutuklanması istemiyle savcılığa başvurdu.

17 Şubat 2014 Pazartesi

HSYK'nın kilit ismi Okur'dan "Cemaatçi misiniz?" sorusuna yanıt


 

Kemal GÖKTAŞ
HSYK 1. Dairesi Başkanı İbrahim Okur, hakkında ileri sürülen iddialarla ilgili VATAN'a konuştu. Askıya alınan HSYK değişikliğinin indirilerek yasalaşmasına neden olan HSYK'daki toplantı krizinin arkasında Okur ile 1. Daire üyesi Teoman Gökçe'nin olduğu iddia edildi. Yeni Şafak'taki habere göre Okur ve Gökçe diğer kurul üyelerine WhatsApp uygulamasından mesaj göndererek 'toplantılara katılmayın' baskısı yaptığı iddia edildi. Bir HSYK üyesi Yeni Şafak'a kendisine mesaj atıldığını, diğer üyelere de atıldığını duyduğunu söyledi.
Okur, WhatsApp uygulamasını kullanmadığını belirterek şunları söyledi:

Yeni yargı sisteminin hukuku [1]


KEMAL GÖKTAŞ
Türkiye’nin henüz yazılmamış yargı tarihinde 2010 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile getirilen düzenlemelerin yeni bir yargı düzeni kurduğunu belirtmek yanlış olmaz. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirildiği düzenlemelerin temel argümanları “tarafsızlığın” ve “demokratik meşruiyetin” sağlanmasıydı. Tarafsızlıkla kastedilen Kemalist hegemonya altındaki yargı sisteminin devletçi bakış açısının etkisizleştirilmesiydi. Yerine getirilen ise İslami referansların hakim olduğu bir yargı sistemine geçişin ilk adımları oldu. Demokratik meşruiyet söylemi ise yargının ve yargı mensuplarının “yöneticisi” olarak konumlandırılan HSYK’nın üye profilinin çoğulcu bir yapıya kavuşturulması, toplumun ve yargının renklerini yansıtan bir Kurul manzarası ortaya çıkarmayı vaat ediyordu. Bunun yöntemi olarak kurulun çoğunluğunu oluşturacak üyelerin (22 üyeden 15’inin) kürsü hakim ve savcıları ile Yargıtay ve Danıştay üyelerinin kendi aralarından doğrudan seçimi ile oluşturulması öngörülmüştü. Ancak HSYK’ya üye seçimleri bakanlık bürokratlarından oluşan listenin seçtirildiği bir zoraki seçim olarak gerçekleşti. Fethullah Gülen cemaati ise bu seçimin en büyük galibiydi. Hükümetin yargı içindeki kadrosal zayıflığını da kullanan cemaat, HSYK’da hakim güç haline gelmişti. AKP – cemaat ortaklığı, diğer alanlarda olduğu gibi yargıda da uzunca bir süre mükemmel bir uyumla hareket etti.
Yeni yargı düzeninin oluşturulmasının en önemli nedenlerinden biri, 2007’den sonra özel yetkili mahkemeler eliyle askeri darbe girişimlerine karşı başlatıldığı söylenen, ancak kısa sürede düzen içi ve düzen dışı tüm muhaliflere yönelik düşman ceza hukuku uygulamaları olduğu netlikle ortaya çıkan davaların sonucunu garanti altına almaktı. Yargı sistemi değişmedikçe özel yetkili mahkemelerdeki davaların temyiz aşamasında Yargıtay’ın bozma kararları vermesi kesindi. Bunun için öncelikle Yargıtay’a üye seçen HSYK’nın değişmesi gerekiyordu. Nitekim yeni HYSK’nın Yargıtay’a seçtiği 160 üyenin blok halinde davranması ile bu sorun aşıldı ve bu davaların temyiz aşamasında da istenen sonuçlar (Balyoz, Şike gibi) alınabildi.

Başbakan Erdoğan'ın mahkum olduğu tazminatı "demokratikleşme" paketiyle devlet ödeyecek!


- BAŞBAKAN VE ESKİ BAKAN'IN CARGİLL TAZMİNATI DEVLETTEN

Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen'in yargı kararlarına uymadıkları gerekçesiyle tazminat ödemesi gerektiğine ilişkin kararı üzerine Cargill davasının yeniden başladığı, ancak "demokratikleşme" paketi yürürlüğe girdiğinde davanın düşeceği ve tazminatı devletin ödemek zorunda kalacağı ortaya çıktı.
Bursa'da yaşayan Ali Arabacı, Yahya Şimşek ile Cevdet Altun, Gemlik'te Cargill Tarım San. Tic. AŞ’ye nişasta fabrikası kurmasına olanak tanıyan Başbakanlık Yüksek Planlama Kurulunun, imar planı değişikliğine ilişkin Bursa Valiliği İl İdare Kurulunun, inşaat ruhsatı verilmesine dair kararın iptali için dava açtı ve tüm kararların iptaline karar verildi. Bu dava devam ederken, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı davaya konu mevzi imar plan değişikliği yaptı. Bu imar değişikliği de yine mahkemece iptal edildi. Ancak bakanlık iptal edilen imar planını bir kez daha değiştirdi ve değişikliğe uygun yeni inşaat ruhsatı verdi. Ancak bu işlem de mahkemece iptal edildi. Ayrıca, tesise deşarj ve emisyon izin belgeleri verilmesine ilişkin Bursa İl Mahalli Çevre Kurulunun kararı da iptal edildi. Ancak fabrikanın yapılmasına engel oluşturan bu 4 iptal kararına rağmen Bakanlar Kurulu 5 Mayıs 2005'de fabrika alanını "Özel Endüstri Bölgesi" ilan etti. Davacıların bu karara açtığı davada Danıştay'ın verdiği yürütmenin durdurulması kararına karşın fabrika faaliyetine devam etti.

10 Şubat 2014 Pazartesi

Çok tuhaf karar: Taksim dayanışması iddianamesine "soykırımlı" iade

"ŞÜPHELİLER SUÇ İŞLEMEK İÇİN ÖRGÜT KURMAKLA SUÇLANIYOR. AMA HANGİ SUÇLARI İŞLEMEK İÇİN ÖRGÜT KURDUKLARI BELİRTİLMİYOR. TCK'DA SOYKIRIM VE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLARI KURMAK İÇİN ÖRGÜT KURMA SUÇU DA VAR. SUÇLAMAYA AÇIKLIK GETİRİLSİN"

 

Kemal GÖKTAŞ

ANKARA - İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesi, Taksim Dayanışması üyesi 26 kişi hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlamasıyla açılan iddianameyi "eksik" bularak iade etti. Mahkeme, sanıkların suç işlemek amacıyla örgüt kurduğu iddiasına rağmen hangi suçları işlemek için bu örgütü kurduklarına ilişkin iddianamede bir bilgi bulunmadığına işaret ederken, Türk Ceza Kanunu'nda soykırım ve insanlığa karşı suçları işlemek için örgüt kuranların da cezalandırıldığına ilişkin düzenleme olduğu hatırlatıldı ve örgütün işlemeyi amaçladığı suçlara açıklık getirilmesini istedi. İade kararında memura mukavemet suçu işlediği iddia edilmesine rağmen hangi kamu görevlisine mukavemet gösterildiğinin belirtilmediğini belirtti. Mahkeme ayrıca iddianamene şikayetçi olarak geçen AKP İl Başkanlığı'na ait araca zarar verilmesi suçlamasına ilişkin olarak da hangi şüphelinin bu suçu işlediğine iddianamede yer verilmediği ifade edildi.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Nazmi Okumuş tarafından hazırlanan ve Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Mücella Yapıcı ve İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu'nun da aralarında bulunduğu 5 şüpheli hakkında 29'ar yıla kadar, 21 şüpheli hakkında ise 10'ar yıla kadar hapis cezası istenen iddianame 33. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi Ahmet Tokat tarafından savcılığa iade edildi.

8 Şubat 2014 Cumartesi

Paketle aktivistlere, gazetecilere cezaevi yolu



Kemal GÖKTAŞ
 Meclis'e sevk edilen 5. Demokratikleşme Paketi'ndeki düzenlemeler yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına rağmen Terörle Mücadele Kanunu'nda öngörülen kritik soruşturma usullerinin Ceza Muhakemesi Kanunu'na aktarılması, artırımlı ceza ve infaz hükümlerinin devam etmesi nedeniyle 13 özel yetkili mahkemede uygulanan hukukun normal ağır ceza mahkemelerine taşınacağı yorumuna neden oldu.

GAZETECİLERE, AKTİVİSTLERE CEZAEVİ YOLU

7 Şubat 2014 Cuma

Ailesinin oturduğu mahalle "sakıncalı" diye felçli mahkumu tahliye etmediler!

 
 
Kemal GÖKTAŞ
ANKARA - Bakırköy Başsavcılığı, Adli Tıp'ın verdiği "infazının ertelenmesi" kararına rağmen, felç ve beyin kanaması geçiren hükümlü Salih Tuğrul’un tahliye talebini Mersin Emniyet Müdürlüğü’nün verdiği tartışılacak rapora dayanarak reddetti. Başsavcılığın ret kararını dayandırdığı Emniyet raporunda “mahkumun toplum güvenliği için risk oluşturacak profili olduğu, ailesinin sık sık terör örgütü adına eylem yapılan bir mahallede oturduğu, aile üyelerinin emniyet tarafından bilinen şahıslardan olduğu, PKK/KCK terör örgütüne müzahir (yakın) aile yapısının" bulunduğu ifadeleri yer aldı.
PKK adına faaliyette bulunduğu gerekçesiyle 18 yıldır cezaevinde bulunan ve müebbet hükümlüsü Salih Tuğrul, Metris Cezaevi'nde 2007’de iki kez kalp krizi geçirdi. Kısmi felç geçiren Tuğrul, 2013'te cezaevinde düşerek beyin kanaması geçirdi. Kendi başına hayatını sürdüremez hale gelen ve tuvalete bile yardımla gidebilen Tuğrul sevk edildiği Adli Tıp Kurumu da infazının 6 ay ertelenmesi gerektiği yönünde rapor  verdi.

ÖYM'ler kalkıyor, TMK düzeni sürüyor

PAKET "TERÖR SUÇLARINI" DEĞİL YOLSUZLUK SUÇLARINI ETKİLEYECEK

Kemal GÖKTAŞ

ANKARA - Meclis'e sevk edilen özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili yasa teklifinde tutuklama, gözaltına alma, dinleme, izleme, malvarlıklarına el koyma, ajan görevlendirme, teknik takip ve ortam dinlemesi gibi birçok alanda önemli düzenmeler yapılması öngörüldü. Yolsuzluk soruşturmalarının başlamasından sonra yapılan atama kararlarına karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması kararının zorlaştırılması, kanun yürürlüğe girmeden önce verilmiş bütün dinleme, teknik takip, malvarlıklarına el koyma gibi kararların geçersiz sayılarak yeniden değerlendirmeye alınması gibi hükümler de yer aldı. Teklifte "suçu meslek edinmiş kişilerin" tutuklanmasının kolaylaştırılmasına ilişkin düzenleme de dikkat çekti.

AKP milletvekilleri tarafından verilen teklif 11 Şubat Salı günü TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülecek. Teklif, açıklamaların aksine Anayasa Komisyonu'nda bulunan "4. Demokratikleşme Paketi" ile birleştirilmeyecek. Her iki teklifin, Şubat ayı içinde çıkması planlanıyor.

4 Şubat 2014 Salı

Ergenekon sanıkları çıkabilir mi?

 



Kemal GÖKTAŞ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uzun tutukluluk konusuna çözüm getirmek amacıyla demokratikleşme paketine "devletin güvenliğine karşı işlenen suçlarda" azami tutukluluk süresini 5 yıl olarak düzenleneceğini açıklamasından sonra gözler kimin tahliye olacağına çevrildi.
Anayasa Mahkemesi, geçen yıl özel yetkili mahkemelerin görev alanına giren davalarda azami tutukluluk süresinin 10 yıl olarak uygulanacağına ilişkin hükmü iptal etmişti. Ancak Anayasa Mahkemesi iptal kararının yürürlüğe girmesini bir yıl ertelemişti. Bu sürenin dolmasına aylar kala hükümet bu sürenin 5 yıl olarak belirlenmesine karar verdi. Demokratikleşme paketine konulacak hükümle "devlete karşı işlenen suçlar, örgütlü uyuşturucu kaçakçılığı ve çıkar amaçlı suç örgütü" davalarında 5 yıl tutuklu kalan sanıklar tahliye edilecek. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, önceki gün 5 yıldan fazla tutuklu olanların sayısını 149 olarak açıklamıştı.

ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL ETMİŞTİ

Düzenlemenin kapsamının nasıl belirleneceği ve Ergenekon başta olmak üzere birçok davada sanıkların tahliye edilip edilmeyeceği, mahkemelerin ve Yargıtay'ın yapacağı yoruma bağlı olacak.

AİHM'i tartışma zamanı: 4 mahkum 1 asker öldü; AİHM "orantılı" buldu



Kemal GÖKTAŞ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "Hayata Dönüş" operasyonu sırasında bir asker ile 4 tutuklunun hayatını kaybettiği Çanakkale Cezaevine yapılan müdahale ile ilgili kararında güvenlik güçlerinin "orantılı" müdahalede bulunduğu sonucuna vardı.

AİHM'in, aralarında Meral Kıdır'ın da olduğu 20 kadın mahkumun açtığı davada verdiği kararın gerekçesinde Türkiye, mahkumların iddiaları ile ilgili "etkili soruşturma" yapmadığı için mahkum edildi ancak "işkence ve yaşam hakkı ihlali" başvurularına ilişkin ret kararı verildi. AİHM kararında güvenlik güçlerinin operasyonu "tutuklular için hayati riski en azami düzeye indirecek şekilde yürüttüklerini" belirterek şu değerlendirmeleri yaptı:

30 Ocak 2014 Perşembe

TMK'da tahliyeler ve "soruşturma izni" için karar Başbakan'da...


 
Kemal GÖKTAŞ
Hükümetin özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla ilgili çalışmasında çok sayıda hükümlüye tahliye kapısını açabilecek düzenlemenin de gündemde olduğu ve henüz netleşmeyen konuyla ilgili son kararın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la yapılacak toplantıda verileceği öğrenildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı özel yetkili mahkemelerin ve Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılmasıyla ilgili çalışma, Pazar günü ve önceki gün Başbakan Erdoğan ile ilgili bakanların katıldığı toplantıda masaya yatırıldı. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasına ve bu dosyaların ağır ceza mahkemelerine devrine ilişkin düzenlemelerin netleştiği çalışmada, Başbakan Erdoğan, Terörle Mücadele Kanunu'ndaki bazı kritik düzenlemelerle ilgili çalışmalara devam edilmesi ve İran dönüşünde konunun yeniden ele alınmasına karar verildi.

28 Ocak 2014 Salı

Kişisel veriler devlete emanet!

KEMAL GÖKTAŞ
                                          
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun kişisel verilerin korunmasına ilişkin hazırladığı raporda ortaya çıkan skandalların ardından hükümet, yıllardır gündemde olan Kişesel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı'nı çıkarmaya karar verdi. Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın Bakanlar Kurulu'nda yaptığı sunumun beğenildiğini ve tasarının imzaya açıldığını söyledi.

ERDOĞAN İTİRAZ ETTİ İDDİASI

Tasarı, geçen yıl Adalet Bakanlığı tarafından Bakanlar Kurulu'na sevk edilmişti. Tasarının Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı itirazları üzerine yeniden düzenlenmek üzere Bakanlığa gönderildiği iddia edilmişti. Adalet Bakanlığı'nca Bakanlar Kurulu'na gönderilen tasarıda "şahsi, mesleki ve ailevi özelliklerini gösteren her türlü bilgiyi" içeren verilerin korunması için hükümler düzenleniyordu.

23 Ocak 2014 Perşembe

HSYK kararnameleri: Gitti cemaat, geldi cemaat

- GİTTİ CEMAAT, GELDİ "CEMAAT"

- HSYK'NIN ATAMALARDA HÜKÜMETE YAKIN İSİMLERİN YANI SIRA ÜLKÜCÜLER VE DİĞER CEMAATLERE AĞIRLIK VERDİĞİ BELİRTİLİYOR

Kemal GÖKTAŞ
HSYK'da 17 Aralık'tan sonra beklenen operasyon adım adım atılıyor. Kurulun hükümete yakın üyeleri ile yüksek yargıdan gelen üyelerin birlikte hareket etmesiyle atamaları yapan 1. Daire'nin yapısının değişmesinin ardından iki ayrı kararname çıkarıldı. Bu kararnamelerin hedefinde öncelikle hükümetin "cemaat" operasyonu olarak gördüğü yolsuzluk ve TIR soruşturmalarını yürüten savcılar vardı. Hükümetin cemaatin özellikle başsavcılık, başsavcı vekilliği gibi kritik konumlarda etkin olması nedeniyle büyükşehirlerin başsavcılarının da büyük ölçüde değişmesi sağlandı.

ÜLKÜCÜLER VE DİĞER CEMAATLER..

16 Ocak 2014 Perşembe

KRİTİK KARARNAME ÖNCESİ HSYK'DA YENİ İTTİFAK


* Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının başlamasından bu yana hükümetle yargı arasında gerilen ilişkilerde dün kritik kararların alındığı bir toplantı yapıldı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın bakan olduktan sonra ilk kez katıldığı HSYK Genel Kurulu toplantısında, hakim ve savcıların atamalarını yapan HSYK 1. Dairesi'nin 2 üyesi değiştirildi. Genel Kurul'daki oylamada Yargıtay ve Danıştay'dan seçilen 5 üyenin bakanlıkla birlikte hareket ettiği öğrenildi. Oylama, HSYK'da yeni ittifakın ortaya çıkmasını sağladı.

Gezi'yi aklayan karar: Hukuka aykırı projeye karşı demokratik hakkın kullanılması


 GEZİ'NİN İLK GÜNÜNE TAKİPSİZLİK
"HUKUKA AYKIRI YAYALAŞTIRMA PROJESİNE KARŞI DEMOKRATİK HAKLARINI KULLANDILAR"
"İZİNSİZ DE OLSA BARIŞÇIL GÖSTERİYE DAVA AÇILAMAZ"

Kemal GÖKTAŞ
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Aslan, Gezi eylemlerinin yayılmaya başladığı ilk gün olan 31 Mayıs'ta gözaltına alınan 74 sanık hakkında yürüttüğü soruşturmayı tamamladı. Aslan, soruşturmanın sonunda sanıklarla ilgili verdiği takipsizlik kararında izinsiz de olsa barışçıl gösteriye katılan kişiler hakkında dava açılmasının AİHM kararlarına aykırı olduğuna hükmetti. Kararda, Gezi Parkı eylemlerinin hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile ortaya konulan yayalaştırma projesine karşı demokratik hakkın kullanılması olduğu vurgulandı.

15 Ocak 2014 Çarşamba

SAMER'den "öteki" seçmen anketi: Geziciler, Kürtler, Aleviler, başörtülüler ve İstanbul-İzmir seçimleri

Bu pazar seçim olsa...


KEMAL GÖKTAŞ/ANKARA | 15 Ocak 2014 Çarşamba - 11:44
Bu pazar seçim olsa... 

SAMER araştırma merkezi, 23 Kasım-7 Aralık tarihleri arasında İstanbul ve İzmir’de yerel seçimler, toplumsal sınıf, etnisite, Gezi olayları, ideoloji, din, muhafazakarlık, göç ile ilgili bir anket gerçekleştirdi.


SAMER Akademik Danışma Kurulu üyesi Yrd. Doç. Dr. Erdem Yörük’ün koordinatörlüğünde gerçekleştirilen anket için, İstanbul’dan 2574, İzmir’den 1370 olmak üzere, toplamda 3944 kişi ile görüşüldü. Araştırma için rastgele seçilen görüşmecilerden oluşan bir örneklem oluşturularak görüşmecilerin tamamı ile evlerinde yüz yüze mülakatlar gerçekleştirildi. Merkezi Diyarbakır'da bulunan SAMER'in anketinden çıkan çarpıcı sonuçlar şöyle oldu:

- İSTANBUL - İZMİR'DE OY ORANLARI

* 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan önce yapılan ankette "Bugün bir genel seçim olsa kime oy verirsiniz? sorusunun yanıtı şöyle oldu:

Anayasa Mahkemesi'nin Devrimci Karargah kararı: MİT fişlemeleri hak ihlali

BİR KARARDA İKİ ÖNEMLİ İÇTİHAT:
- ETKİLİ BAŞVURU YOLU YOKSA DOĞRUDAN AYM'YE GİDİLEBİLİR
- DAVA DOSYASINA GİREN MİT'İN FİŞLEME RAPORU ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLALDİR

Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Devrimci Karargah davasında dosyaya "delil" olarak konulan ve 17 kişiyle ilgili fişlemeleri içeren MİT raporu ile ilgili başvuruda, raporun Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen "özel hayatın gizliliğini" ihlal ettiğine karar verdi.
İstanbul'daki Devrimci Karargah davasının görüldüğü mahkeme dosyasına çok çarpıcı belgeler girmişti. MİT İstanbul Bölge Başkanlığı'nın 17 Mart 2011 tarihini taşıyan raporu, dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün tarafından 22 Mart 2011’de Devrimci Karargâh soruşturmasını yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gönderildi. Atayün, raporda adı geçen 17 kişinin, devam eden soruşturmaya dahil edilebileceğini bildirdi.

13 Ocak 2014 Pazartesi

Yargıtay: Gösterilerde dağılmamaki için direnme "meşru" bir düşünce açıklaması



Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bir gösteriye kanunda silah sayılan malzemelerle katılarak dağılmamak için polise direnen sanığın eyleminin "meşru bir düşünce ve kanaat açıklama" yöntemi olduğuna hükmetti. Daire bu gerekçeyle sanık hakkındaki davanın 3. Yargı Paketi kapsamında ertelenmesi gerektiğine karar verdi.

26 Aralık 2013 Perşembe

Dink cinayetinde Valilik'ten dalga geçer gibi karar


 

 
"TEHDİDE" "SAMİMİ GÖRÜŞME" GEREKÇESİYLE SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEDİ


Kemal GÖKTAŞ
İstanbul Başsavcılığı'nın Hrant Dink cinayetini önceden bildikleri halde önlem almayan İstanbul Emniyeti görevlileri ile Dink'in kendisini İstanbul Valiliğine çağırarak iki MİT görevlisi ile birlikte tehdit ettiğini yazdığı dönemin Vali Yardımcısı Ergun Güngör hakkında soruşturma izni verilmesi talebi Valilik tarafından yine reddedildi. Kararda, valilikteki görüşmenin "gayet samimi ve nezaket kuralları çerçevesinde gerçekleştiğinin" ileri sürülmesi dikkat çekti.

14 Aralık 2013 Cumartesi

AVRUPA'NIN EN BÜYÜK İNSAN HAKLARI SORUNU...



Kemal GÖKTAŞ
Merkezi Budapeşte'de olan Avrupa Roman Hakları Merkezi (ERRC) Türkiye'deki çeşitli basın kuruluşlarından 10 gazeteciye yönelik atölye çalışması düzenledi. ERRC'nin Medya Koordinatörü ve Türkiye Sorumlusu Sinan Gökçen'in organize ettiği programda gazeteciler, akademisyenler, think tank kuruluşları, BM bağımsız uzmanı İzsak Rita ile Macaristan eski azınlık ombudsmanı Jenö Kaltenbach'ın da aralarında olduğu uzmanlar tarafından Avrupa'nın en önemli insan hakları sorunu olarak kabul edilen Romanlarla ilgili sunumlar yapıldı.

AVRUPA'NIN EN ÖNEMLİ SORUNU

7 Aralık 2013 Cumartesi

Gezi, Hrant Dink, Taksim, eşcinseller: Bir paketin anatomisi


Kemal GÖKTAŞ
Hükümetin demokratikleşme paketi kapsamında hazırladığı kanun tasarısında toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı başta olmak üzere getirilen yeni yasaklar tartışma yarattı. "Kamu hizmetlerinin" yürütülmesini engelleme suçu getirilerek Gezi Parkı'nda AVM yapımına, ODTÜ'de yola ve HES'lere karşı çıkmaya 5 yıl hapis cezası getirilen tasarıda ayrıca gösteri ve yürüyüşlerin "şehir" dışına sürülmesi anlamına gelecek düzenmeler yer aldı. Polis ve jandarmaya tüm toplantıları kameraya alma yetkisi veren tasarıda, "nefret suçu"nun ceza kanuna girmesini öngörüldü ama yürürlükteki yasada eşcinsellere dolaylı da olsa sağlanan "ayrımcılık yasağını" kaldırabilecek düzenlemeler yer aldı.

Meclis'e sevk edilen Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın gerekçesinde "İfade özgürlüğü, seçme ve seçilme, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının genişletilmesi ve bir kişinin sahip olduğu özelliğinden dolayı ayırımcılığa uğramamasının" amaçlandığı belirtildi. Buna karşın tasarıda birçok yeni yasak ve tartışmalı hükümlerin yer alması dikkat çekti.

29 Kasım 2013 Cuma

Pedofili suçlarında Yargıtay'da ilginç görüşler ve bir önemli karar



 

Kemal GÖKTAŞ
Çocukların cinsel istismarının ve çocuk gelinlerin tartışıldığı günlerde Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin çocuk tecavüzcülerine evlenerek cezadan kurtulma olanağı sağlamaya yönelik kararları yine Yargıtay Başsavcılığı'nın itirazları üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan döndü. Başsavcılığın tam 5 dosyada sanıklara verilen cezanın bozulmasına karar veren Daire kararlarına yaptığı itiraz dünkü Genel Kurul toplantısında kabul edildi. Böylece, 15 yaşından küçük kızlarla 'rızalarını' alarak cinsel ilişki kurduktan sonra evlenenleri, bu yaşın altındaki çocuklara zorla veya tehditle tecavüz ettikten sonra evlenenleri ya da sırf görünümü 15 yaşından büyük diye 15 yaşından küçük çocuklara tecavüz edenleri cezasız bırakabilecek ya da çok az cezayla kurtulmalarını sağlayacak kararlar yine Genel Kuruld'an döndü.

5 DOSYA

Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne gelen 5 dava şöyle:

OLAY 1: Sakarya'da Haziran 2007'de 15 yaşını doldurmayan B.Ş ile cinsel ilişki kuran H.A, daha sonra B.Ş ile evlendi. Bu evlilikten bir çocukları oldu. Mağdure ile şüpheli halen aynı evde oturuyor. Mahkeme, H.A'yi 15 yaşından küçük mağdureyi cinsel istismar suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün hapse mahkum etti.

Ali İsmail Korkmaz davasında "güvenli değil" dedikleri şehirde 25 tanık dinlenecek



Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir’de polisler ve polislerle birlikte hareket eden sivil kişiler tarafından dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’la ilgili davada yeni bir skandal ortaya çıktı. Yargıtay’ın “güvenli” olmadığı gerekçesiyle davayı Eskişehir’den Kayseri’ye nakletmesinden sonra, davaya bakacak olan Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi 24 tanığın Eskişehir’de yapılacak duruşmada dinlenmesine karar verdi.

Eskişehir'de Ali İsmail Korkmaz'ın dövülerek öldürülmesine ilişkin davanın görüldüğü Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi ‘güvenlik’ gerekçesiyle yargılamanın başka bir ilde yapılmasını talep etmişti. Mahkemenin Eskişehir Valiliği ve Başsavcılığın da davanın nakledilmesi gerektiği yönündeki yazılarıyla birlikte başvurduğu

Ethem Sarısülük'te polisi "gizli sanık" yaptılar

 

Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Kızılay'da Ethem Sarısülük isimli genci vurduğu iddiasıyla polis memuru Ahmet Şahbaz'ın yargılandığı davada "gizli sanık" krizi büyüyor. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'ü vurarak öldürdüğü için yargılanan polis memuru Ahmet Şahbaz'ın Şanlıurfa'da sesli ve görüntülü sistem aracılığıyla yapılacak sorgusuna Sarısülük ailesinin avukatlarının Şanlıurfa'daki duruşma salonunda bulunma istemlerini reddetti. vukatlar "dosyada tek bir fotoğrafı bile yok. kameranın karşısına geçecek kişinin ahmet şahbaz olup olmayacağını bilmiyoruz" diye tepki gösterdi.

HİÇ AVUKAT OLMAYACAK

28 Kasım 2013 Perşembe

BDP'den 32 maddede çözüm önerileri



TBMM Çözüm Komisyonu'nun AKP'li üyelerinin imzasını taşıyan raporu kabul etmeyen BDP "Alternatif Çözüm Raporu" hazırlayarak TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e sundu.

KEMAL GÖKTAŞ
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Çözüm Komisyonu üyesi Hüsamettin Zenderlioğlu tarafından Çiçek'e sunulan alternatif raporda "Ölümlerin durmasının sürekliliğe kavuşması ve Toplumsal Barışa evirilebilmesi için somut olarak sırası ile şu adımların atılması gerekir" denilerek 32 başlık altında öneriler sıralandı. BDP'nin "sırasıyla" yapılmasını önerdiği maddelerin ilk sırasında süreci yasal alt yapıya kavuşturmak yer alırken son sırada yeni anayasa talebi geldi. Öneriler arasında "demokratik özerklik" talebinin yer almaması ve "Merkezi otoritenin yetkilerinin kısıtlandığı yeni bir idari reform yapılması" talebinin dile getirilmesi dikkat çekti. "Demokratik ulus, demokratik vatan, demokratik cumhuriyet ve demokratik özerklik" olgularının tartışmaya açılması talep edilen raporda politik tutukluların serbest bırakılması, kolektif hakların tanınması, Terörle Mücadele Kanunu'nun kaldırılması, örgüt üyeliği suçunun yeniden düzenlenmesi, anadilde, laik ve çoğulcu bir eğitim müfredatının oluşturulması, Barış Bakanlığı'nın kurulması, Uludere (Roboski) katliamının aydınlatılması ve Rojava'nın (Suriye'nin Kürt bölgesi) statüsünün tanınması gibi öneriler yer aldı.

BDP'nin 32 önerisi şöyle:

TOPLUMSAL BARIŞ BAKANLIĞI KURULSUN

1- Sürecin yasal zemini hazırlıklarına acilen başlanmalıdır.

2- Öcalan’ın gazeteci, aydın, siyasetçi ve STK temsilcileriyle görüşme olanağının sağlanması gerekir. İmralı'daki tecrit sisteminin derhal lağvedilmesi gerekir. Cezaevlerinden bütün diğer siyasi tutsaklarla birlikte Öcalan’ın da siyaset yapma hakkı acilen oluşturulmalıdır.

3- Demokratik siyasal mücadele koşulları sağlandıktan sonra bütün silahlı güçlerin siyasal yaşama dahil olmasının koşulları yaratılmalıdır. Silahların susması için üçüncü bir gözlemci gözün olması şarttır. Bu süreçte karşılıklı verilen güvencelerin yasal dayanakları oluşturulmalıdır.

4- Sürecin daha hızlı ilerlemesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalı. Terörle Mücadele Yasası kaldırılmalı, Türk Ceza Kanunu’nun örgüt üyeliği suçu acilen evrensel hukuka uygun düzenlemeli, hasta tutsakların derhal tahliyeleri sağlanmalı, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunundaki engeller kaldırılmalı, haksız ve uzun tutuklamaların sonlanması, siyasi tutsakların tahliyelerinin sağlanması, yüzde 10 seçim barajı kaldırılmalı, yüzde 1 oy alan partilere hazine yardımı yapılmalı, anadilde propagandanın önü açılmalı, özel yetkili mahkemeler derhal kaldırılmalı, koruculuk kaldırılmalı, her türlü polisin yetkileri sınırlandırılmalı, uluslararası insan hakları sözleşmelerindeki çekinceler kaldırılmalı, toplu mezarlar BM Minnesota Prensiplerine uygun araştırılmalı.

5- Meclis kararıyla bir an evvel Hakikatleri Araştırma ve Yüzleşme Komisyonları kurulmalı.

6- Rojava'da Kürt halkının statüsü tanınmalı, Kürtler arasındaki yapay sınırlar kaldırılmalı.

7- Meclis komisyonları Öcalan'la görüşmeli.

8- Toplumsal Barış ve Demokrasi Bakanlığı kurulmalı.

MİSAK-I MİLLİ KOMİSYONU

9- Öcalan tarafından önerilen sekiz komisyondan biri olan Misak-ı Milli Komisyonu meclis bünyesinde oluşturulmalıdır.

10- Kürtlerin bir halk olarak bütün haklarıyla birlikte tanınması gerekir.

11- Demokratik Ulus, Demokratik Vatan, Demokratik Cumhuriyet ve Demokratik Özerklik olguları tartışmaya açılmalıdır. Demokratik ulus ve eşit haklar üzerinden kurulacak yeni bir Cumhuriyet BDP'nin temel önerisidir.

12- Merkezi otoritenin yetkilerinin kısıtlandığı, yeni bir idari reform hayata geçirilmeli.

13- KCK başta politik tutukluların tümünü kapsayan bir ’toplumsal yaşama yeniden dahil olma’ yasası çıkarılmalı.

14- Parti kapatma olağanüstü ve istisnai niteliğe kavuşturulmalı.

15- Kültürel Kimlik Hakkı kapsamında Kürt toplumu başta olmak üzere tüm kimliklerin, başta Aleviler olmak üzere inanç gruplarının kolektif hakları tanınmalı.

ANADİLDE, LAİK, ÇOĞULCU EĞİTİM

16- Kürtçe ve diğer dillerdeki tüm coğrafi yer isimlerinin iadesi sağlanmalı.

17- Ceza mevzuatındaki anti-demokratik hükümler kaldırılmalı.

18- Basın ve ifade özgürlüğü ile Türkçeden başka dillerde yayın yapılmasının önündeki engeller kaldırılmalı.

19- Anadilde eğitim hakkının anayasal güvence altına alınması elzemdir. Milli Eğitim müfredatındaki din dersleri dahil olmak üzere bütün müfredat bilimsel, laik, çoğulcu, özerk, demokratik, evrensel ve anadilde olmalı.

20- Kamusal alanda anadilde hizmet verilmeli.

21- Mevcut kanunlardaki mezhepçi, militarist, cezayı esas alan ayırımcı uygulamalara son verilmeli.

22- Göç mağdurlarının zararları karşılanmalı.

ULUDERE, KALEKOL, HES...

23- Avrupa’da sürgünde bulunanlar ile Mahmur Kampında yaşayanların dönüşü sağlanmalı.

24- Güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen insan hakları ihlallerine ilişkin davalar, Temizöz ve Musa Çitil davaları başta olmak üzere etkinleştirilmeli.

25- Roboski (Uludere) katlimanın sorumluları cezalandırılmalı.

26- Ordu ve emniyette kurumsal reforma gidilmeli.

27- Mayınlı araziler temizlenmeli ve askeri yasak bölgeler yerleşime açılmalı.

28- Kalekol, HES ve güvenlik barajlarının yapımı durdurulmalı.

29- Toplumsal farklılıkların tanınması için 'toplumsal hafıza merkezleri' kurulmalı.

30- Çözüm sürecinde kadınlar aktif ve eşit temsilde yer almalı.

31- Kadın-erkek eşitliğini bütün alanlarda sağlayacak yasal değişiklikler yapılmalı.

32- Barış kültürünü esas alan, bir arada yaşama iradesini güçlendiren, her türlü ırk, cinsiyet, dini-mezhebi ayırımcılığı ortadan kaldıran, ekolojik dengeyi gözeten, emek eksenli, doğrudan demokrasiyi hedefleyen yeni bir anayasa hazırlanmalı.

BU DA YARGININ KÜRDİSTAN AÇILIMI


"VATAN KÜRDİSTAN, BAŞKAN ÖCALAN" MESAJI

Kemal GÖKTAŞ
İstanbul Anadolu 35. Sulh Ceza Mahkemesi, arkadaşının cep telefonuna "Vatan olacaksa Kürdistan olsun. Bayrak olacaksa kesk ü soru zer (sarı-kırmızı-yeşil) olsun. Başkan olacaksa Abdullah Öcalan olsun. Kürdistan kurulacaksa canımız feda olsun. Bu mesajı tüm Kürtlere yollamayan namert olsun. Be serok jiyan nabe (Öndersiz yaşam olmaz). Yurtsever Gençlik" yazılı SMS atan sanığa beraat kararı verdi.

İstanbul Kartal'da bir inşaatta çalışan M.K, cep telefonuna, beraber çalıştığı arkadaşı H.A'nın telefonundan gelen SMS üzerine şikayetçi oldu.

26 Kasım 2013 Salı

Süryanice isme tuhaf gerekçeyle ret

 

 KEMAL GÖKTAŞ
Midyat Nüfus Müdürlüğü, kızına Süryanice "Şmuni" ismini koymak isteyen babanın talebini Türkçe'de ismin başında iki sessiz harfin yan yana gelmeyeceği gerekçesiyle reddetti. Nüfus Müdürlüğü, küçük kızın ismini "İşmuni" diyerek kaydetti.

25 Kasım 2013 Pazartesi

CUMHURİYET’E ÜÇÜNCÜ ADAMDAN BAKMAK


KEMAL GÖKTAŞ

Cumhuriyetin 90. kuruluş yıldönümü vesilesiyle yapılan tartışmalarda, “yeni Cumhuriyet”e karşı eskinin kazanımlarına sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan bir tarz öne çıktı. Bu anlayışta “1923 şartları” kilit bir savunma argümanıydı. Cumhuriyeti kuranlar o dönemin şartları içinde yapabileceklerinin en iyisini yapmışlar, en azından yapmaya çalışmışlardı. Cumhuriyetin nitelikleri ve tüm “kusurları” kaçınılmaz, niyetten bağımsız bir sonuçtu adeta (Sonuçta Marx bile bir cumhuriyetçiydi!). Laikliğe doğru atılan adımlar ve kadın hakları konusunda yaşanan ilerlemeler de bu “iyi niyetli” çabaların ispatıydı. Cumhuriyetin kazanımlarına ilişkin yaklaşımın Kürt sorunu konusundaki sancılı, karnından konuşan tarzı da ayrıca not etmeye değer. Tam da “eski“ye rağbetin olduğu günlerde Cumhuriyet kurucularının zihniyet dünyasına ve gelecek tasavvurlarına bakmak, eskiyi anlamanın önemli bir anahtarı kuşkusuz. Bu açıdan Atatürk dönemi tek parti ideolojisinin önemli düşünür ve siyaset adamlarından Recep Peker’e ilişkin bir analizin tartışmalara ayrı bir katkısı olacaktır. Çünkü, “Eğer Kemalist inkılâbın ikinci bir adamı varsa, üçüncüsü Recep Peker’dir.”[1]

Laç Deresi'ne skandal takipsizlik: Yüzlerce kemik bulundu ama jandarma olay yerine gidemedi



Kemal GÖKTAŞ
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, yüzlerce insana ait kemiklerin bulunduğu Laç Deresi soruşturmasında "zamanaşımından" takipsizlik kararı verdi. Jandarma ise vatandaşların ve gazetecilerin kemikleri bulduğu mağaraya "yolu olmadığı, sarp ve kayalık olduğu, PKK'nın mayın döşemiş olabileceği" gerekçeleriyle olay yeri incelemesi yapmayı reddetti. Böylece herhangi bir inceleme yapılmadan kemiklerin 1938-39 yıllarında Dersim katliamı sırasında yaşamını kaybedenlere ait olduğu varsayımı kabul edilmiş oldu. Başsavcılığın, AİHM'in "insanlığa karşı işlenen suçlarda" zamanaşımı olmayacağına ilişkin kararına rağmen verdiği takipsizlik kararına karşı Ağır Ceza Mahkemesi'nde itiraz edilecek.

MAĞARADA İNSANLIK DRAMI

Tunceli'de geçtiğimiz Mayıs ayında Dersim katliamında hayatını kaybedenlerin yakınları ve gazeteciler Laç Deresi mevkiindeki bir mağarada yüzlerce insanın kemiklerine ulaşmıştı. Olaydan sonra dönemin İHD Tunceli Temsilcisi avukat Barış Yıldırım, Tunceli Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

21 Kasım 2013 Perşembe

CHP'li vekil onur kırıcı aramayı anlattı, AKP'li vekil...


Kemal GÖKTAŞ

CHP milletvekili Veli Ağbaba Adalet Bakanlığı'nın bütçesinin görüşüldüğü Plan Bütçe Komisyonu'nda cezaevlerindeki kötü muamelelerden çarpıcı örnekler verdi.
Ağbaba, cezaevlerindeki kötü muamelelerden örnekler verdi. Ağbaba, halkın oylarıyla seçilen milletvekillerine tecrit uygulanırken Susurluk hükümlüsü Mehmet Ağar'a "VIP mahkum" muamelesi yapıldığını belirterek "F tiplerinde her şey yasak. Ekmeğini yazarak çıkaran mahkumlar var. Daktilo, erişimi olmayan bilgisayar güvenlik gerekçesiyle yasak. Keyfiyet hakim. Bazı F tiplerinde 5 kitap sınırı varken bazılarında yok. Kadın cezaevleri ile açık cezaevlerinde 'oyuk araması' denilen bir arama türü var. Kadın mahkumlar altı çırılçıplak bırakılıyor ve üç kez oturup kalkması ve bu sırada öksürmesi isteniyor. Ziyaretçi kadınlara ince aramaya tabi tutuluyor. Genç kızların pedleri, bebeklerin bezleri dahi aranıyor. Adana Cezaevi'nde 6 ay banyo yapamayan mahkumlar var. E tipi cezaevlerinde yer yokluğunda üst üste yatan, nöbetleşe uyuyan mahkumlar var" dedi.

ANLATMANIN GEREĞİ YOK

Ağbaba'nın bu sözlerine tepki gösteren AKP Malatya milletvekili Mustafa Şahin ise "Çoluk çocuğun, bayanların aranma şeklini, herkesin izlediği bir ortamda anlatmanın gereği yok. Varsa öyle bir şey gereği yapılır" diye konuştu.

HDP-CHP İstanbul için ittifak arayışında

HDP-CHP'den İstanbul için ittifak!



HDP-CHP ittifakı tartışmalarında yeni gelişmeler yaşanıyor
Kemal GÖKTAŞ
 

HDP-CHP ittifakı tartışmalarında yeni gelişmeler yaşanıyor

Sırrı Süreyya Önder’in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için isminin geçmesinden bu yana başlayan HDP-CHP ittifakı tartışmalarında yeni gelişmelerin yaşandığı anlaşıldı. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün CHP’ye dönmesinin ardından CHP’nin ittifak konusuna mesafeli olduğu ileri sürülürken, Meclis’te CHP ve HDP yöneticilerinin birden çok defa ittifak konusunda görüşmeler yaptığı belirtildi.

3 ilçe belediyesi

Edinilen bilgiye göre, bu görüşmelerde CHP özellikle Önder’in Büyükşehir adayı olmaması üzerinde durdu.

Hırsızlık suçlarının cezası artırılıyor


Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı, hırsızlık suçlarında verilen cezanın az olduğu eleştirilerini dikkate alarak cezaların artırılmasına yönelik bir kanun tasarısı hazırladı. Bakanlar Kurulu'na gönderilen tasarıyla hırsızlık suçunda tutuksuz yargılamanın önüne geçilmesi ve cezaların caydırıcı olması hedefleniyor.

Adalet Bakanlığı bütçesinin önce gün TBMM Plan Bütçe Komisyonu'ndaki tartışmaları sırasında AKP Malatya milletvekili Mustafa Şahin, nitelikli hırsızlık suçunda cezanın alt sınırının 2 yıl olduğunu, bu suçu işleyenlerin tutuklanmadan ellerini kollarını sallayarak çıktıklarını belirterek cezaların caydırıcı olacak şekilde artırılması talebinde bulundu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ise tasarının Başbakanlığa sunulduğunu söyledi.

Ali ismail Korkmaz sanıklarının tahliye talebi reddedildi


Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında polisin ve sivil kişilerin döverek öldürdüğü üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'la ilgili davanın ilk duruşması 3 Şubat'ta, yani dövülme olayının üzerinden tam 9 ay geçtikten sonra yapılacak.
Eskişehir'deki Gezi Parkı eylemleri sırasında Ali İsmail Korkmaz'ı döverek ölümüne neden oldukları iddiasıyla 4 polis ve onlarla birlikte Ali İsmail Korkmaz'ı dövdükleri görüntülerle ortaya çıkan 4 sivil olmak üzere 8 kişi hakkında açılan dava Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin talebi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından Kayseri'ye nakledilmişti. Nakil kararından önce yargılamayı yapacak olan Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi duruşma günü olarak 20 Kasım'ı (dün) belirlemişti. Ancak Yargıtay kararıyla dava Kayseri'ye nakledildiği için duruşma yapılmadı.

14 Kasım 2013 Perşembe

Korkmaz'da kolektif cinayetin belgesi: Doktorun tedavi "ihmali"



Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında polislerin ve sivil kişilerin döverek ölümüne neden oldukları üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın gittiği hastenede görevli polis memuru Vedat Esen hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan dava açıldı. Korkmaz'ın tedavisinde ihmal gösterdiği iddia edilen doktor Hasan Gülcü hakkında Tepebaşyı Kaymakamlığı'nın verdiği "soruşturma izni vermeme" kararı ise Eskişehir Bölge İdare Mahkemesi'nce kaldırıldı. Savcılık Dr. Gülcü hakkında "beyin tomografisi raporunu değerlendiren diğer doktorun "beyin cerrahi servisine sevk edilmesi gerektiğini" söylemesine rağmen bunu yapmayarak ortopediye sevk ettiği" iddiasıyla soruşturma açtı.

13 Kasım 2013 Çarşamba

BDP'den radikal adım: Sıra eş belediye başkanlarında



Kemal GÖKTAŞ
Siyasi partilerde eşbaşkanlık uygulamasını başlatan BDP’de belediye başkanlıklarında da “eşbaşkanlık” sistemine geçilecek. Buna göre resmi olarak seçime bir aday girse de BDP o adayın kazanması halinde kimin eşbaşkan olacağını da duyuracak. Seçimin kazanılması halinde seçilen başkanın yanı sıra Belediye Meclisi’ne girecek diğer eşbaşkan da aynı görev ve sorumlulukları paylaşacak. Böylece yasada yer almasa bile fiilen her belediyede biri kadın, diğeri erkek 2 eşbaşkan görev yapacak.

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, eş belediye başkanlığı konusunda şunları söyledi:

Gizli tanıklardan sonra sıra gizli sanıklarda: Sarısülük davasında dublör endişesi


Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Kızılay'da Ethem Sarısülük'ün Ahmet Şahbaz isimli Çevik Kuvvet polisi tarafından öldürülmesi ile ilgili davada "gizli sanık" krizi yaşanıyor. Mahkeme sanık polisin telekonferans sistemi yoluyla atandığı Şanlıurfa'dan alınması için yazdığı talimatta sanık avukatlarının ifadeye çağrılmasını isterken Sarısülük ailesinin avukatlarını davet etmedi. Sanığın dosyada hiçbir fotoğrafının olmaması, talimatla yapılacak duruşmaya "dublör" çıkarılacağı endişesine neden oldu.

Sarısülük ailesinin avukatları ilk duruşmaya takma peruk, bıyık, kaş ve renkli gözlükle katılan sanığın gerçek fotoğraflarının dosyaya konulmasına ve gerçek yüzü ile karşılaştırma yapılarak kimliğin tespitine, Urfa'da yapılacak olan talimatlı duruşmaya müdahil vekillerinin de katılmasına dair iki yazılı başvuruyu dün mahkemeye verdi.

12 Kasım 2013 Salı

Çeber davasında tarihi karar, tarihi içtihatlar

1- YARGITAY KARARI UYGULANIRSA ŞİMDİYE KADAR CEZASIZ KALAN BİRÇOK FİİL İŞKENCE SAYILACAK. TOKAT VEYA TEKME ATMA, UYUTMAMA, BAĞIRMA, KIZMA, KÜFRETME, TEK AYAK ÜSTÜNDE BEKLETME, YÜKSEK SESLE MÜZİK DİNLETME, TUVALETE GÖTÜRMEMEK GİBİ FİİLLER "SİSTEMATİK" BİÇİMDE İŞLENİRSE İŞKENCEDEN CEZA VERİLECEK

2- İŞKENCEYE GÖZ YUMAN AMİRLERE DE İŞKENCE SUÇUNDAN CEZA VERİLECEK


Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, Metris Cezaevi'nde gördüğü işkence nedeniyle hayatanı kaybeden Engin Çeber'le ilgili davada tarihi bir karar verdi. Daire, Çeber'e işkence yaparak ölümüne neden olan Selahattin Apaydın ve Sami Ergazi ile işkence edildiğini görmesine rağmen müdahale etmeyen Cezaevi 2. Müdürü Fuat Karaosmanoğlu'na verilen müebbet hapis cezalarını onadı. Yargıtay kararındaki tespitler bugüne kadar mahkemelerce "yaralama" kapsamında görülen ve çoğu vakada cezasızlıkla sonuçlanan bir çok fiilin işkence kapsamında görülmesini sağlayacak. Böylece "Tokat veya tekme atma, tekme bağırma, kızma, küfür, uyutmama, taciz, tek ayak üstünde bekletme, yüksek sesle müzik dinletme, tuvalete götürmemek" gibi fiiller sistematik biçimde işlenirse işkenceden ceza verilecek. Tarihi kararın ikinci önemli içtihadı ise işkenceye göz yuman amirlerin de işkence suçundan cezalandırılması oldu.

9 Kasım 2013 Cumartesi

ÇOCUK TECAVÜZLERİ İLE İLGİLİ VAHİM KARAR DİREKTEN DÖNDÜ

Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, "aile birliğinin korunması" gerekçesiyle 15 yaşından küçüklerle evlenenlerin ceza almaması sonucunu doğuracak çok sayıda karara imza atarken Yargıtay Başsavcılığı bu kararların çocuklara tecavüz edenleri cezasız bırakabileceği, tecavüzcüleri evlenmekle cezadan kurtarabileceği ve "adaletsiz ve kamu vicdanını zedeleyen kararlar verileceği" gerekçesiyle itiraz etti. Başsavcılığın itirazını kabul eden Yargıtay Ceza Genel Kurulu böylece vahim sonuçlar doğuracak bir uygulamanın şimdilik önünü kesti.

YETER Kİ AİLE KURTULSUN

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 15 yaşından küçük çocuklarla evlenenlere "çocuk istismarı" suçundan açılan çok sayıda davada bozma kararı verdi. Daire kararlarında Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesi hükümleri yönünden hata halinin mevcut olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Daire bunun için "mağdurenin görünüm itibariyla 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılmayacağının" anlaşılması için mahkemenin dosyadaki verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit ederek, gerekirse de bilirkişi incelemesi yaptırılmasını istedi.

8 Kasım 2013 Cuma

Ali ismail Korkmaz'da fırıncı ve komiserlere takipsizlik, bilirkişi ve polis memuruna soruşturma

GÖRÜNTÜLERİN SİLİNMESİ SORUŞTURMASINDA FIRINCI İLE KORKMAZ'IN ÖLDÜRÜLMESİ SORUŞTURMASINDA GÖREVLİ KOMİSER VE KOMİSER YARDIMCISINA TAKİPSİZLİK KARARI VERİLDİ. BİLİRKİŞİ VE KORKMAZ'I DÖVENLER ARASINDA OLDUĞU TESPİT EDİLEN BİR POLİS HAKKINDAKİ SORUŞTURMA İSE SÜRÜYOR

Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Ali İsmail Korkmaz cinayetinde görüntülerin silinmesi ile ilgili soruşturmada Kormaz'ı döverek ölümüne neden olan tutuklu sanık Harman Ekmek Fırını'nın sahibi İsmail Koyuncu ile komiser E.K ve polis memuru G.B hakkında "takipsizlik" kararı verdi. Görüntülerin silinmesi olayı ile ilgili bilirkişi Serkan Uğurluoğlu ile Terörle Mücadele polisi Hüseyin Engin ve Beşik Otel'e giren diğer kişiler hakkındaki soruşturmanın sürmesi dikkatleri bu şüphelilere çevirdi.

KAYIP GÖRÜNTÜLER

Korkmaz'ın dövülmesini gösteren Beşik Otel'e ait görüntülerde önce 74 saniyelik, ardından da 18-20 dakikalık silinme olduğu ortaya çıkmıştı. Yine Korkmaz'ı dövenler arasında olan İsmail Koyuncu'nun sahibi olduğu Harman Ekmek Fırını'nın görüntüleri ise tamamen silinmişti. Jandarma, bilirkişinin ve polisin "açamadığı" bu görüntülerden Harman Ekmek Fırını kayıtları kurtarılmış ve Korkmaz'ı kimlerin dövdüğü tespit edilerek tutuklanmıştı. Korkmaz'ın fırının önünden kaçtıktan sonra Beşik Otel'in önünde dövüldüğü anları gösteren görüntüler ise bulunamamıştı.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Cömert cinayetini çözecek görüntüler 4 ay sonra dosyaya girmiş

Kemal GÖKTAŞ
Hatay'da Gezi eylemleri sırasında Abdullah Cömert'in yaşamını kaybetmesi olayı ile ilgili soruşturmada, tanıkların Cömert'in gaz bombası atıldığını gördüklerini söylemelerine rağmen şüpheli üç Akrep'te kameraların yaptığı çekimlerin olaydan tam 4 ay sonra dosyaya girdiği ortaya çıktı.

Abdullah Cömert, Gezi eylemleri sırasında 3 Haziran'da başına gelen bir cisimle hayatını kaybetti. Tanıklar, Cömert'in başına gaz bombası atıldığını söylese de gösteriler sırasında gaz bombası atmakla görevlendirilen polislerin ifadeleri önce tanık sıfatıyla alındı. Savcılık, Cömert'in gaz bombası ile vurulduğunu ortaya koyan Adli Tıp Kurumu raporundan sonra olay günü akreplerden gaz bombası atan 3 polisin "şüpheli" sıfatıyla ifadesini olaydan tam 4 ay sonra, 3 Ekim'de aldı.

3 Kasım 2013 Pazar

Dangalak tazminatı: Astsubaya "Dangalak" diyen binbaşı 8 bin TL tazminat ödeyecek


Astsubay, kendine hakaret eden binbaşıya dava açtı

Kemal GÖKTAŞ
Binbaşı 8 bin TL ödemeye mahkum oldu. Tazminatı Savunma Bakanlığı’nın ödemesi istendi. Yargıtay kararıyla bakanlık tazminat ödemekten kurtuldu.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı 4. Ana Bakım Merkezi’nde çalışan Astsubay A.D.A, Bölük Komutanı Binbaşı M.S.K’nın bir yüzbaşıya kendisi için “Dangalak dangalak iş yapmasın”, dediğini, kendi yüzüne de “Mal mal ne bakıyorsun, öküz müsün? Mıntıkalar niye yapılmadı?”, “Salak salak iş yapıyorsun” sözleriyle hakaret ettiği iddiasıyla tazminat davası açtı. Astsubay A.D.A, bu sözler nedeniyle 20 bin TL manevi tazminat talep etti.

Abdullah Cömert cinayetinde akrep bilmecesi


* Hangi akrep atıldığı gaz bombasının atıldığı bulunmazsa cinayet faili meçhul kalabilir

Kemal GÖKTAŞ
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Gezi eylemlerinde yaşamını kaybeden Abdullah Cömert'in gaz bombası ile vurulduğunu ortaya koyan Adli Tıp Kurumu raporundan sonra olay günü akrep adı verilen zırhlı araçlardan gaz bombası atan 3 polisin "şüpheli" sıfatıyla ifadesini aldığı ortaya çıktı. Soruşturmada gaz bombasının hangi akrepten atıldığı üzerinde durulurken görüntülerde beyaz renkli bir akrebin Cömert'i vuran gaz bombasını attığı öne çıkmasına rağmen bir tanık ifadesi nedeniyle koyu lacivert iki akrepten birinden atılmış olması olasılığı üzerinde de duruluyor. Savcılık, gaz bombasının hangi akrepten atıldığını net olarak tespit edemezse, soruşturmanın fail-i meçhul kalma olasılığı bulunuyor.

31 Ekim 2013 Perşembe

AYM kararı skandalı ortaya çıkardı: Yargıtay Başsavcılığı, deprem dosyasını incelemeden karar vermiş

AYM KARARINDA YARGITAY BAŞSAVCILIĞINA "GEREKLİ DEĞERLENDİRMELER YAPMADAN, İTİRAZ YOLUNU KAPATACAK ŞEKİLDE KARAR VERDİĞİ, ETKİLİ BİR SORUŞTURMA YÜRÜTMEDİĞİ VE YAŞAMA HAKKININ USULİ BOYUTUNUN İHLALİNE NEDEN OLDUĞU" ELEŞTİRİSİ YAPILDI

Kemal GÖKTAŞ

"Eşcinsellik sapıklıktır" davasında sürpriz: Mahkeme KAOS GL'nin müdahilliğine karar verdi

YARGININ "EŞCİNSELLİK" SINAVI BAŞLADI

Kemal GÖKTAŞ
Eşcinselliği sapıklık olarak değerlendiren haberin suç olduğuna ve bu ifadeyi kullananların yargılanması gerektiğine ilişkin mahkeme kararının ardından açılan davada yine sürpriz bir karar verildi. Mahkeme, sanık Yazı İşleri Müdürü'nün avukatlarının "Tüzel kişiler hakaret suçunun mağduru olamaz" itirazını yerinde görmeyerek eşcinsellerin kurduğu KAOS GL Derneği'nin davaya müdahil olarak katılmasına karar verdi.

30 Ekim 2013 Çarşamba

Yargıtay'ın, cinsel saldırı davasında "şüphe" anlayışı


Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay bir işyerinde bölge müdürü olan sanığın birden çok cinsel saldırı suçlamasıyla karşı karşıya kalmasını, şikayetçinin işten atılmasından 3 ay sonra savcılığa başvurmasını ve tanıkların bölge müdürü tarafından işten çıkarılan kişiler olmasını lehine yorumladı ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine göre beraat etmesi gerektiğine karar verdi.

Bölge müdürü olan sanık, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce "cinsel saldırı ve hakaret" suçlarını işlediği gerekçesiyle yargılandı. Hakaret suçundan beraat kararı veren mahkeme, mağdurun aldığı raporlar doğrultusunda, cinsel saldırı sonucu mağdurun "beden veya ruh sağlığını bozulduğunu" da dikkate alarak artırımlı ceza verdi.

24 Ekim 2013 Perşembe

Demirtaş, Öcalan'ın yasa önerisini açıkladı


 
 "ŞİDDETİN TASFİYESİNDE İRADİ OLARAK ROL OYNAYAN HERKESE, KONUMU NE OLURSA OLSUN KOLAYLIK SAĞLANSIN"


Kemal GÖKTAŞ
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan'ın hükümete yazdığı mektupta PKK'yı dağdan indirebileceğini, ancak bunun için yasa çıkarılması gerektiğini söylediğini açıkladı. Buna göre Öcalan, genel af beklentisinin olmadığını, ama yasa çıkarılarak "şiddetin tasfiyesinde iradi olarak rol oynayan herkese konumu ne olursa olsun kolaylık sağlanmasının düzenlenmesini" istedi. Bu yasa kapsamında kendisine sağlanacak kolaylığın ise medya, sivil toplum ve "örgütüyle" İmralı'da görüşebilmesi olduğunu belirten Öcalan dağdan inen ve Avrupa'dan dönenlere "Evine git" denilmesini, gerekirse bunlara 1-2 yıllık siyaset yasağının da tartışılabileceğini söyledi. Demirtaş, Öcalan'ın önerilerine cevap verilmemesi durumunda sürecin kesintiye uğrayacağını hükümetin de bildiğini belirterek Başbakan Erdoğan'ın İmralı'ya gitmesini önerdi.

BDP Eşbaşkanı Demirtaş bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette önemli açıklamalar yaptı:

23 Ekim 2013 Çarşamba

Sırrı Süreyya Önder'in "adayları" kapıyı kapatmadı



ALPER TAŞ: İSTANBUL ADAYINHI TAKSİM DAYANIŞMASI BELİRLESİN
BEKAROĞLU: AKP VE CHP'YE KARŞI ÜÇÜNCÜ YOL ARAYIŞINA KATKI VERİRİM

Kemal GÖKTAŞ
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığı tartışılan BDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in "Benim adaylarım" dediği ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ve eski FP milletvekili Mehmet Bekaroğlu'ndan bu teklife sıcak yanıtlar geldi. Taş, İstanbul adayının Gezi eylemlerinde öne çıkan Taksim Dayanışması tarafından belirlenmesi gerektiğini belirtirken Bekaroğlu "Siyasette AKP ve CHP dışında üçüncü bir yol arayışını anlamlı buluyorum, bu yöndeki  çalışmalara katkı sağlarım" dedi.
Önder, önceki gün İMC TV'de katıldığı bir programda aday olmadığını, adayların yerellerde halk tarafından belirleneceğini dile getirerek "Benim adayım ben değilim. Seçeceğimiz ortak adayımızla birlikte kapı kapı meydan meydan gezeceğim, bu kampanyayı ben yürüteceğim, bölgenin vekili olmam vesilesiyle. Benden daha iyi yapacak yüzlerce arkadaşımız var" dedi. "Sizin adayınız kim?" sorusuna "Alper Taş (ÖDP Eşbaşkanı)" diye yanıt verdi. Önder, ayrıca Mehmet Bekaroğlu'nun da diğer aday önerisi olduğunu söyledi.

21 Ekim 2013 Pazartesi

5 LİRAYA 4 YIL HAPİS YARGITAY'DAN DÖNDÜ


Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay geceleyin bir işyerine girerek 5 TL çalmak isterken yakalanan sanığa verilen 4 yıl 1 ay hapis cezasının indirilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozdu.
Sakarya'nın Akyazı ilçesinde Asliye Ceza Mahkemesi, gece bir işyerine girerek ortada duran 5-6 lirayı çalan sanığa "kapalı bir yerden geceleyin hırsızlık" yaptığı gerekçesiyle 4 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Mahkeme Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesinde düzenlenen "Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir" hükmünü sanık için uygulamadı. Mahkeme, bu hükmü uygulamama nedeni olarak sanığın bulduğu tüm parayı çaldığını, oysa bu hükümde kastedilenin daha çoğunu çalabilecekken azını çalması olduğunu savundu.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 13. Ceza Dairesi'ne geldi. Daire, 145. maddeyle yasa koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi belirttiğini, bu durumun malın değerinin azlığının "çoğun içinde azın alınması haline indirgenemeyeceğini" gösterdiğini kaydetti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun geçen yıl verdiği bir kararı emsal gösteren daire, kanuna göre faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hakim indirim oranını "işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı" olacak şekilde saptanması gerektiğini belirtti.

YARGIDA RADİKAL DÖNÜŞÜM HAZIRLIĞI


Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı, hakim, savcı ve avukat olabilme şartlarını radikal biçimde değiştirecek yeni modelle ilgili bir çalışma başlattı. YÖK ve Türkiye Adalet Akademisi ile birlikte çalışma yürüten Bakanlık, hakim, savcı ve avukat olabilmek için uzun staj süresi, asgari bir süre kamuda ya da özel sektörde adli hizmet uzmanı olarak çalışma ve sınav şartları üzerinde duruyor. Buna göre hukuk fakültesi mezunlarının kısa staj sürelerinden sonra çok genç yaşta yargı mensubu olmaları sona erecek, en erken 30 yaşında göreve başlayabilecekler.

YÖK, Türkiye Adalet Akademisi ve bakanlık bürokratlarının ortak bir çalışma yürüttüğü öğrenildi. Çalışmada öncelikli olarak Batı ülkelerinde hakim, savcı ve avukat olabilmek hangi şartların arandığına ilişkin araştırma yapıldığı belirtildi. Çalışmada birçok ülkede, hukuk fakültesinden mezun olmanın yargı mensubu olmak için yetmediği, uzun staj dönemleri, mesleki tecrübe ve sınavlarla hakim, savcı veya avukat olabildiği üzerinde duruldu. Türkiye'de üniversiteden yeni mezun olan öğrencilerin 2 yıllık hakim-savcı veya 1 yıllık avukatlık stajından sonra hayata, dünyaya ve topluma dair yeterince birikim sahibi olmadan mesleğe başlamalarının önemli sakıncalara neden olduğu ve yargıda kaliteyi de

20 Ekim 2013 Pazar

BDP'li Zozani: "AKP, MHP'nin tuzağına düştü"


Kemal GÖKTAŞ
BDP Hakkari milletvekili Adil Zozani, çözüm sürecinde yaşanan tıkanıklığın aşılması için Akil İnsanlar Heyeti'nin çözüm sürecini izleme komisyonu olarak yeniden görevlendirilmesi önerisinde bulundu.
Çözüm sürecinin iç dinamiklerin insiyatifinde yürüdüğünü ve dış dinamiklerin bu aşamadan sonra müdahil olmasının fayda sağlamayacağını belirten Zozani, VATAN'a yaptığı açıklamada, demokratik çözüm ve barış sürecinin Kürt sorununun nihai çözümü konusunda toplumda önemli oranda umutlar yeşerttiğini belirterek "Toplum siyasetten bu sorunun çözümünü bekliyor. Bu süreçte zaman zaman tıkanmaların yaşanmasının eşyanın tabiatı gereğidir. Böylesi durumlarda tıkanmaların aşmak için iki tarafı da baskılayacak yeni bir mekanizmanın olması zorunluluktur. Bu mekanizmaya dilediğiniz ismi verebilirsiniz ancak nihayetinde bu mekanizma tıkanmaların olduğu anda devreye girer ve çözüm önerilerini tarafların önüne koyar. Bu tarafları da rahatlatacak bir durumu ifade eder. Akil insanlardan oluşacak bir çözüm sürecini izleme komisyonu bu nedenle hayatidir. Dış dinamikleri bu aşamadan sonra müdahil etmek büyük fayda sağlamaz. Akil insanlardan oluşturulacak bir komisyonun müzakere sürecini izlemesini ve tıkanmaların olduğu aşamalarda alternatif önerilerini sunarak süreci rahatlatmasını öneriyoruz" dedi.

İMRALI-KCK FARKI

İmralı ile KCK'nın açıklamalarının farklı olduğu yöndeki değerlendirmelere de katılmayan Zozani "Kürt siyasetinin değişik parametleri zaman zaman siyaset gereği farklı söylemler getirebilir. Ama bunu bir ayrışma, bir farklılaşma olarak görmek yanılgıya sürükler. Kürt siyasetinin parametreleri birbiriyle paralel düşünüyor ve çözüm mekanizmasının odağında Öcalan olduğunu ifade ediyor. Bu gerçeklik üzerinden hareket eder ve kopuk değildir" dedi.

19 Ekim 2013 Cumartesi

"FACEBOOK FOTOĞRAFLARI HUKUK DAVALARINDA DELİL OLARAK KULLANILAMAZ"


Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, bir nafaka artırım davasında sosyal paylaşım sitesi facebook'tan ilgili kişinin rızası dışında elde edilen fotoğrafların delil olarak kullanılmasını kanuna aykırı buldu.
Davacı kadın, ihtiyaçların arttığını belirterek daha önce boşandığı eşinden aldığı 100 TL iştirak nafakasının 400 TL’ye, 150 TL olan yoksulluk nafakasının 500 TL’ye yükseltilmesini talep etti. Buna karşılık dava açan eski koca ise, eski eşinin facebook'ta paylaştığı fotoğrafları delil olarak sundu ve bir kişi ile karı koca hayatı yaşadığını belirterek 150 TL olan yoksulluk nafakasının kaldırılmasını talep etti. Davaları birleştirerek gören mahkeme, kadına verilen yoksulluk nafakasının kaldırılmasına ve iştirak nafakasının ise 200 TL olarak belirlenmesine karar verdi. Mahkeme kararının gerekçesinde facebook’tan alınan fotoğrafların nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldıracak nitelikte olduğu belirtildi.

11 Ekim 2013 Cuma

Ali İsmail Korkmaz davasında sanıkları kurtaracak hamle



ALİ İSMAİL KORKMAZ'I ÖLDÜRMEMİŞLER, YARALAMIŞLAR!
MAHKEME BİR YANDAN DAVANIN BAŞKA İLE NAKLEDİLMESİNİ İSTERKEN DİĞER YANDAN SANIKLARI ÇOK AZ CEZAYLA KURTARABİLECEK BİR GİRİŞİMDE BULUNDU
 
Kemal GÖKTAŞ
Mahkeme, Eskişehir'de sokak ortasında polisler ve sivil kişiler tarafından linç edilerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'la ilgili davayı “öldürme” yerine “yaralama” kapsamına almak için önemli bir karar aldı. Mahkeme, sanıkları 1 yıl cezayla kurtarabilecek bu kararla, dosyayı Türk Ceza Kanunu'nun "yaralama" suçunu düzenleyen maddelerine atıf yaparak, Adli Tıp Kurumu'na gönderdi ve Korkmaz'ın ölümünde kalp ameliyatı geçirmesinin etkili olup olmadığının belirlenmesini istedi. Mahkemenin, bir yandan sanıkları çok az bir cezayla kurtarabilecek kararı verirken bir yandan da davanın başka bir ile nakledilmesi için Adalet Bakanlığı’na başvurması dikkat çekti.
 
KALP AMELİYATI
 
Ali İsmail Korkmaz'ın daha önce kalp ameliyatı geçirdiği ve “comodin” isimli kan sulandırıcı ilaç kullandığı biliniyordu. Korkmaz’ın dövülmesinden sonra arkadaşları bu bilgiyi sağlık ekiplerine vermelerine rağmen tedavide bu hususun ilk etapta atlanmasının ölümünde etkili olduğu da konuşuluyordu.
Ancak kafasına ve vücudunun yer yerine aldığı darbeler sonucu kırıklar oluşan ve girdiği komadan çıkamayarak hayatını kaybeden Korkmaz’ın bu rahatsızlığı sanıkları az cezalarla kurtarmak için atılacak adımların gerekçesini oluşturdu.

10 TEMEL SORUDA BALYOZ KARARI

1- Dijital verilerin arama yapılan yerlere polis tarafından konulduğu iddiası nasıl reddedildi?
2- Dijital verilerin içeriğinin sahte olduğu, sonradan oluşturulduğu, 2003 yılında olmayan bazı yer isimlerinin belgelerde yer aldığı iddialarına ilişkin Yargıtay hangi görüşü savundu?
3- Balyoz seminerine katılan herkese ceza verildi mi?
4- Askeri hiyerarşi içinde verilen emirleri yerine getiren askerlere nasıl ceza verildi?
5- Daire, sanıkların suçlu olup olmadıklarına hangi kriterlere göre karar verdi?
6- Hükümeti devirmek için gizli ittifak içinde yer aldığı belirtilen ancak haklarında "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi istenen sanıkların diğer sanıklardan farkı neydi?
7- Listelerde yer alan ve doğrudan beraat kararı verilen sanıkların diğerlerinden farkı neydi?
8- Mahkemede savunma haklarının kısıtlandığı, sanıklara savunma için çok az süre verildiği iddialarına Yargıtay ne dedi?
9 - Kuvvet komutanlarının Yüce Divan'da yargılanması talebi, yargılama yeri gibi usul itirazları neden reddedildi?
10- Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine neden gerek görülmedi?

Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Balyoz davasında 237 sanığa verilen mahkumiyet ve 36 beraat kararını onarken 25 sanık hakkında beraat, 63 sanık hakkında da "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararını bozması tartışma yarattı.
Dairenin davanın kadın sanıklarına ilişkin kararları da bu kapsamda dikkat çekti. "Önleyici hukuki tedbirler" başlıklı belgeyi hazırladığı iddia edilen Askeri Savcı Tülay Delibaş, yerel mahkemece 16 yıla mahkum edillmişti. Delibaş'la ilgili kararda, dijital kullanıcı yollarında isminin bulunduğu, görevlendirme listesinin de 49. sırasında isminin yer aldığı belirtiliyordu. Delibaş mahkemenin kararı açıklanınca firar etmişti. Ancak Yargıtay Delibaş'a beraat verilmesi gerektiğine hükmedince hakkındaki yakalama da kalktı.

10 Ekim 2013 Perşembe

Hayata Dönüş'teki 32 ölümü "insan haklarına uygun" bulan zihniyet!

DÖNEMİN JANDARMA KOMUTANI: MGK KARARIYLA YAPILDI, DEVLET KARARI

Kemal GÖKTAŞ
F Tipi cezaevlerine geçiş için düzenlenen "Hayata Dönüş" operasyonu sırasında Jandarma Genel Komutanı olan Aytaç Yalman, operasyona MGK'nın karar verdiğini, kendisinin ise plan ve icra aşamasında dahlinin olmadığını söyledi. 2'si asker 30'u mahkum 32 kişinin öldüğü operasyonu "insan haklarına saygılı" olarak niteleyen Yalman, dönemin Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'un operasyonun mukavemetin az olduğu bir cezaevinden başlamasını önerdiğini ancak bunun kabul görmediğini anlattı. Yalman, operasyonda can kaybının artmasına askerlerin "armut tipi bomba" kullanmasının neden olduğunu ileri süren Yüzbaşı Zeki Bingöl'ü ise "cahil bir subay" diye suçladı.

MGK KARARI

Bodrum'da geçtiğimiz günlerde talimatla ifade veren dönemin Jandarma Genel Komutanı Yalman'ın ifadesinin bir kısmı yayınlanmıştı. Ancak Yalman'ın ifadelerinin yayınlanmayan kısımlarında da çarpıcı açıklamalarının olduğu ortaya çıktı. Tutanağa göre Yalman Hayata Dönüş operasyonunun üzerinden 13 yıl geçtiği için bazı ayrıntıları tam olarak hatırlamadığını belirterek "Ancak hatırladığım kadarıyla Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'nın koordinasyonu ve Milli Güvenlik Kurulu'nun kararıyla, operasyona karar verildi. Benim görevim sadece operasyonun sınırları, maksadını, mekan ve zamanını koordine etmekti. Operasyonun başında bizzat bulunmadım. Jandarma bölge komutanlıklarına gerekli emirleri ve talimatları verdim. Operasyon bölge komutanlıkları tarafından yapıldı. Plan ve icra aşamasında herhangi bir dahlim yoktur. Olayı raporlarla takip ettik" dedi.

8 Ekim 2013 Salı

"Önleme gözaltıları" İçişleri'nin niyeti

ANAYASA'YA AYKIRI

Kemal GÖKTAŞ
İçişleri Bakanlığı'nın, polise, herhangi bir suç işlemeyen kişileri, "suç işleme potansiyelleri" olduğu gerekçesiyle 12 saat ila bir gün arasında gözaltına alma yetkisi istemesi tartışma yarattı. İçişleri Bakanı Muammer Güler'in "Bir düzenleme ile önleme hapsi uygulamasını getirmek istiyoruz" sözlerine karşılık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önüne gelmiş bir dosya ya da teklif olmadığını belirterek "Duymadım, şimdi sizden duyuyorum" dedi. Hukukçular ise "önleme gözaltısının" Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve Anayasa'ya aykırı olacağını ve Anayasa Mahkemesi'nin böyle bir düzenleme yapılması halinde iptal edileceği uyarısında bulundu. AİHM'in bu konudaki kararları ise önleme gözaltısının uygulanmasının güçlüğünü ortaya koydu.

BAŞBAKAN: DUYMADIM, ÖNÜME GELMEDİ

6 Ekim 2013 Pazar

İşte bu düşman ceza hukuku: Kızını ölüm orucunda kaybetti, 10 aylık cezası ertelenmedi

Tek kişi 73 yaşındaki baba!

Cezası ertelenmeyen bir tek o var
 

Cezası ertelenmeyen bir tek o var

KEMAL GÖKTAŞ
 
Ölüm orucunda kızı ölen Asef Harman ile 5 kişi, mezarlık anmaları nedeniyle 10 ay hapis cezası aldı. Bir tek Harman’ın aldığı ceza ertelenmedi.

İşte Cömert'i vuran o gaz bombası atışı

Akrep’teki polisler mi attı?

KEMAL GÖKTAŞ

5 Ekim 2013 Cumartesi

Ali İsmail korkmaz davasında Başsavcılığın "yargılama gideri" kaygısı



Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir Başsavcılığı, Gezi eylemleri sırasında Ali İsmail Korkmaz isimli üniversite öğrencisini döverek ölümüne neden oldukları iddiasıyla 4 polis ve 4 sivil kişinin yargılandığı davanın güvenlik gerekçesiyle başka bir ile nakledilmesi yönünde mahkemeye görüş bildirdi.

Gezi'de 4 ay sonra: Abdullah Cömert'i gaz bombası öldürmüş


Kemal GÖKTAŞ
Hatay'da Gezi eylemleri sırasında yaşamını kaybeden Abdullah Cömert'in ölüm nedeni 4 ay sonra gün yüzüne çıktı. İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu, Cömert'in ölümünün polisin attığı gaz fişeğinin kafaya isabet etmesi sonucu meydana geldiğine oybirliği ile karar verdi. Olay sırasında gaz bombası atmakla görevlendirilen iki çevik kuvvet polisi ise "tanık" olarak verdikleri ifadelerde, gaz bombası atma eğitimi aldıklarını, sertifikalarının olduğunu, göstericilerin arkasına doğru, kontrollü biçimde gaz bombası attıklarını ileri sürdü.

22 yaşındaki Abdulllah Cömert, 3 Haziran akşamı yapılan gösteride aniden yere düştü ve hastaneye kaldırıldı. Hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Antakya Devlet Hastanesi'nin hasta takip formunda Cömert'in "ateşli silah yaralanması ile getirildiği ve başında muhtemel kurşun giriş ve çıkış deliği" olduğu belirtildi. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın otopsi tutanağında ise Cömert'in başında çökme kırığı ve ekimozlar bulunduğu, ancak kurşun deliği olmadığı olmadığı savunuldu.

2 Ekim 2013 Çarşamba

ESKİŞEHİR VALİSİNİN "YENİ GEZİ ÇIKABİLİR" KORKUSU

VALİ'DEN DAVAYI "BAŞKA ŞEHRE ALIN" GEREKÇELERİ:

* ESKİŞEHİR'İN COĞRAFİ KONUMU, KORKMAZ İÇİN YAPILAN 'ADALET NÖBETİ VE ADALET YÜRÜYÜŞÜ' EYLEMLERİ, AVUKATLARIN FAİLLERİN BULUNMASINI TALEP EDEN AÇIKLAMALARI, SOSYAL MEDYADA OLAYLA İLGİLİ POLİS ALEYHİNE YAPILAN PROPAGANDA...

MAHKEME, AVUKATLARIN GÖRÜNTÜLERDEKİ SİVİL ŞAHISLARIN KİMLİKLERİNİN TESPİT EDİLMESİ VE POLİS AMİRLERİNİN DE İFADESİNİN ALINMASI TALEPLERİNİ REDDETTİ

Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir Valisi Güngör Azmi Tuna, Gezi eylemleri sırasında polis ve sivil kişilerin döverek öldürdüğü Ali İsmail Korkmaz'la ilgili davanın başka bir şehre nakledilmemesi halinde Eskişehir'in coğrafi konumu nedeniyle çok sayıda göstericinin şehre gelebileceği ve "Gezi eylemlerine benzeri şiddet içerikli toplumsal olayların çıkabileceğini" savundu. Korkmaz'ın ölümünden sonra eylem yapanları, avukatları ve Baro İnsan Hakları Komisyonu'nu suçlayan ifadeler kullanan Vali Tuna'nın Korkmaz'ın polisler tarafından öldürülmesi ile ilgili de "iddia" ifadesini kullanması Korkmaz ailesinin tepkisini çekti. Davaya bakacak olan 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise, Korkmaz'ın dövüldüğü anlara ilişkin görüntülerde yer alan sivil şahısların kimliklerinin tespit edilmesi talebini reddetti.

SİVİLLERİN TESPİTİ "KATKI SAĞLAMAZMIŞ"

Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de yoğun olayların meydana gelmesi, soruşturma aşamasında adliye çevresinde eylemlerin yapılmasını gerekçe göstererek Eskişehir Valiliği ve Başsavcılığına yazı yazarak gerekirse davanın naklinin Yargıtay'dan istenmesi için Adalet Bakanlığı'na yazı yazılmasına karar verdi.