11 Ekim 2013 Cuma

10 TEMEL SORUDA BALYOZ KARARI

1- Dijital verilerin arama yapılan yerlere polis tarafından konulduğu iddiası nasıl reddedildi?
2- Dijital verilerin içeriğinin sahte olduğu, sonradan oluşturulduğu, 2003 yılında olmayan bazı yer isimlerinin belgelerde yer aldığı iddialarına ilişkin Yargıtay hangi görüşü savundu?
3- Balyoz seminerine katılan herkese ceza verildi mi?
4- Askeri hiyerarşi içinde verilen emirleri yerine getiren askerlere nasıl ceza verildi?
5- Daire, sanıkların suçlu olup olmadıklarına hangi kriterlere göre karar verdi?
6- Hükümeti devirmek için gizli ittifak içinde yer aldığı belirtilen ancak haklarında "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi istenen sanıkların diğer sanıklardan farkı neydi?
7- Listelerde yer alan ve doğrudan beraat kararı verilen sanıkların diğerlerinden farkı neydi?
8- Mahkemede savunma haklarının kısıtlandığı, sanıklara savunma için çok az süre verildiği iddialarına Yargıtay ne dedi?
9 - Kuvvet komutanlarının Yüce Divan'da yargılanması talebi, yargılama yeri gibi usul itirazları neden reddedildi?
10- Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine neden gerek görülmedi?

Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Balyoz davasında 237 sanığa verilen mahkumiyet ve 36 beraat kararını onarken 25 sanık hakkında beraat, 63 sanık hakkında da "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararını bozması tartışma yarattı.
Dairenin davanın kadın sanıklarına ilişkin kararları da bu kapsamda dikkat çekti. "Önleyici hukuki tedbirler" başlıklı belgeyi hazırladığı iddia edilen Askeri Savcı Tülay Delibaş, yerel mahkemece 16 yıla mahkum edillmişti. Delibaş'la ilgili kararda, dijital kullanıcı yollarında isminin bulunduğu, görevlendirme listesinin de 49. sırasında isminin yer aldığı belirtiliyordu. Delibaş mahkemenin kararı açıklanınca firar etmişti. Ancak Yargıtay Delibaş'a beraat verilmesi gerektiğine hükmedince hakkındaki yakalama da kalktı.
Yerel mahkemenin 16 yılla cezalandırdığı Hava Harp Okulu öğretim görevlisi Berna Dönmez ise "Yıldız Teknik Üniversitesi'ne el koyacak isimler" arasında geçiyordu. Dijital verilerin soy kaydedilme tarihi ve son kaydedici olarak görülmesi nedeniyle bu belgeyi Dönmez'in oluşturduğu iddia edilmişti. Dönmez'in cezası Yargıtay'da onandı.
Yerel mahkeme tarafından 16 yıla mahkum edilen sivil memur Güllü Salkaya ise Oraj planı kapsamında Sıkıyönetim Taktik Harekat Merkezi'nde görevlendirilecek personel listesinde ismi olduğu ve 22 belgeyi 19 Şubat 2003'te son kaydeden kullanıcı olması nedeniyle suçlandı. Salkaya'nın cezası da Yargıtay'ca bozuldu. Bu üç kadın sanıkla ilgili değerlendirmelerin hangi ölçütlere göre yapıldığı gerekçede belirtilmedi. Daire, durumu birbirine çok benzeyen sanıklar hakkında verdiği farklı kararların gerekçesini tek tek sanıklar özelinde değil genel açıklamalarla ortaya koymaya çalıştı. Balyoz kararına ilişkin merak edilen 10 sorunun gerekçedeki yanıtları şöyle:
1- Dijital verilerin arama yapılan yerlere polis tarafından konulduğu iddiası nasıl reddedildi?
Yargıtay, CD'lerin Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde, Eskişehir'de emekli hava istihbarat Albay Hakan Büyük'ün Eskişehir'deki evinde ve Mehmet Baransu tarafından da Kara Kuvvetleri'ne bağlı 1. Ordu Komutanlığı'ndan temin edildiğinin anlaşıldığına dikkat çekerek her 3 yerden elde edilen belgelerin uyumlu olduğuna dikkat çekti. Delillerin Donanma Komutanlığı'na ve Hakan Büyük'ün evine başkaları tarafından yerleştirildiği iddiaları da inandırıcı bulmayan Yargıtay heyeti, aramalarda yapılan çekimleri izlediğini de belirterek "Delillerin sanıklar dışındaki kimseler tarafından bu mahallere konulmuş olduğuna dair savunmalar dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir" ifadesine yer verdi. Daire bu kanaatinin gerekçelerini ise şöyle sıraladı:
* Arama ve el koyma işlemlerine ilişkin ihbar içerikleri.
* Donanma Komutanlığı'nda yapılan aramaya esas ihbarın sanıklara yüklenen suça ilişkin olmaması.
* Arama yapılan askeri ve sivil mahallerin özellikleri.
* Dijital delilleri muhafaza eden sanıklar Hakan Büyük ve Kemalettin Yakar'in istihbarat sınıfından yetişmiş ve bu tür manipülasyonlara karşı oldukça tecrübeli kimseler olması.
* Aramalarda ele geçen delillerin birbirini ve başka mahallerde ele geçen delilleri doğrulaması.
* Belgelerin tutarlılığı.
* Arama işlemlerini gerçekleştiren görevliler, bu görevlilerin sayısı, aramanın icra ediliş şekli, aramada ele geçen diğer malzemeler.
2- Dijital verilerin içeriğinin sahte olduğu, sonradan oluşturulduğu, 2003 yılında olmayan bazı yer isimlerinin belgelerde yer aldığı iddialarına ilişkin Yargıtay hangi görüşü savundu?
Dijital delillerin yapısı gereği manipülasyona açık olduğunu kabul eden Daire, bunu karşın dijital delillerin hükme esas alınamayacağının ileri sürülemeyeceğini belirterek bu konuda Hizbullah ile ilgili davalarda delillerin pek çoğu örgüt kurucusunun (Hüseyin Velioğlu) evinde ele geçen dijital delillerden oluştuğunu hatırlattı. Daire ayrıca kendisinin karara bağladığı MLKP ve PKK davalarında dijital verilerin delil kabul edildiğine dikkat çekti. Daire, içeriklerin sahte olduğu iddialarına ilişkin teknik detaylara girmedi. Bunun yerine "Yaklaşık 20 bin kişi ve kurumu ilgilendiren 2003 yılına ait bilgi ve değerlendirmeleri içeren çalışmaların tamamen kurgulanmış, asılsız ve sahte olduğu iddialarının dosya kapsamına ve hayatın olağan akışına uygun olmadığını" belirten Daire belge içerikleri ile sanıkların görev, unvan ve çalışma alanlarının uyumlu olduğu, yapılan tüm çalışmaların suç tarihine ilişkin siyasi konjonktüre uygun olduğuna dikkat çekti. Daire "Yıllar öncesine ait geniş bir alanı ilgilendiren detaylı bilgilerle yıllar sonra bu çap ve içerikte bir plan ve eklerinin kurgu olarak isabetli bir biçimde hazırlanmış olması mümkün değildir. Dosyadaki planlar ve belgeler bir anlaşma ile icra hareketlerini gösteren belgelerdir. Duruşmada sanıklar tarafından da doğrulanan plan seminerine ilişkin ses kayıtları dinlendiğinde, Balyoz planının doğrulandığı görülmüştür" görüşü ile sahtecilik iddialarını yerinde bulmadığını belirtti.
3- Balyoz seminerine katılan herkese ceza verildi mi?
Gerekçede, suçlamaların dayanağını oluşturan 5-7 Mart 2003 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı bünyesinde icra edilen plan seminerine, yasal bir görevin ifası kapsamında katılmanın hukuki sorumluluk doğurmayacağında kuşku olmadığı vurgulandı. Savcılığın da plan seminerine katılan pek çok kişi hakkında dava açmadığına işaret eden Daire, karar verirken sanıkların plan seminerinin 'örtülü gündemini bilerek katılıp katılmadıklarının belirlenmesini' aradığına işaret etti. Daire bu belirlemeyi yaparken de "sanıkların konumu, amaç suça matuf hazırlanan hangi liste ya da listeler içinde yer aldıkları, plan seminerinde yaptıkları sunum ya da konuşmalarının içeriğinin" dikkate alındığını belirtti.
4- Askeri hiyerarşi içinde verilen emirleri yerine getiren askerlere nasıl ceza verildi?
Yargıtay kararında bazı sanıkların askeri hizmetlerin görülmesi ile ilgili aldıkları emirleri uyguladıklarını ve bundan ötürü suçlanamayacakları şeklindeki savunmalarına karşılık suç teşkil eden emrin hiçbir suretle yerine getirenin sorumluluktan kurtulamayacağına dair anayasal düzenleme hatırlatıldı. Askeri mevzuatta da "askeri hizmetlerin görülmesinin" bu kuralın istisnası olmadığına işaret eden Daire, ayrıca yasadışı bir oluşumdan gelen emirlerin "askeri hizmetlerin görülmesi" sayılamayacağını belirtti. Daire burada tek ölçüt olarak "sanıkların verilen emirlerin askeri hizmetlerin görülmesi bağlamında olduğuna dair bir yanılgıya düşmüş olup olamayacaklarının da göz önüne alındığını" belirtti. Buna göre verilen emri askeri hizmet kapsamında sanarak yerine getiren sanıklara beraat verilmesine hükmedildi.
5- Daire, sanıkların suçlu olup olmadıklarına hangi kriterlere göre karar verdi?
Gerekçeli kararda Daire'nin her bir delili, "gizlilik içerisinde hareket eden yasadışı oluşumun faaliyetleri kapsamında" ele aldığı belirtildi. Sanıkların faaliyetlerinin suç olup olmadığına "görevlendirme yazıları, üst yazılar, asıl ve bağlantılı belge içerikleri ayrıntılı bir incelemeye tabi tutularak" karar verildi. Daire bu belirlemeyi yaparkan şu kriterleri esas aldı:
* Sanıkların faaliyetlerinin harekat planları ve diğer belgelerle bağlantısı.
* Eylemlerini yüklenen suç kapsamında gösterip göstermedikleri.
* Belgelerin oluşturulma ve kaydedilme tarih ve süreçleri, bu süreçlerde yer alan sanıkların yüklenen suçun icrası bakımından üstlendikleri roller.
* Sanıkların uzmanlık alanları ve görevleri ile faaliyet alanlarının karşılaştırılması.
* Yer aldıkları belgelerin sayısı ile önem ve değeri.
6- Hükümeti devirmek için gizli ittifak içinde yer aldığı belirtilen ancak haklarında "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi istenen sanıkların diğer sanıklardan farkı neydi?
Daire bu konuda Balyoz Güvenlik Harekat Planı kapsamında kendilerine görev verilen askeri personelle ilgili bazı ölçütleri dikkate alarak karar verdi. Buna göre, "kişiye özel" olarak görev tevdi edilen ve "bu onurlu görevi kabul eden" personel olarak nitelendirilen 'görevlendirmede yetkili personel' başlıklı EK-A listesi ile Suga Harekat Planı kapsamında hazırlanan "görev bölümü" başlıklı EK-A listesinde yer alanların durumu incelendi. Yasadışı oluşumun amacı istikametinde faaliyetlerin içinde bulundukları kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanan sanıklara ceza verilmesine karar verildi. Ancak bu tür faaliyetleri olduğu net şekilde saptanamayan, yani suç işleyip işlemedikleri konusunda kuşku bulananlara ise 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararı verilmesi benimsendi.
7- Listelerde yer alan ve doğrudan beraat kararı verilen sanıkların diğerlerinden farkı neydi?
Balyoz ve Şuga planlarının ekindeki "görevlendirmede yetkili personel" başlıklı EK-A listelerinin dışında kalan personelle ilgili de ayrı bir değerlendirme yapıldı. 'Görevlendirme veya değerlendirme' içeren diğer listelerde adları bulunan bu sanıklardan, kendilerine verilen görevleri yerine getirirken bunun "darbe hazırlığı" kapsamında olduğunu bildikleri kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmayanların beraat etmesi gerektiğine hükmedildi.
8- Mahkemede savunma haklarının kısıtlandığı, sanıklara savunma için çok az süre verildiği iddialarına Yargıtay ne dedi?
Daire bu konuda duruşma sırasında çekilen görüntüleri izleyerek değerlendirme yaptı. Daire kararında "Sanıkların süre sınırlaması olmadan delilleri tartışarak savunma yaptıkları, delillerin değerlendirilmesine ilişkin birçok uzman mütalaası alıp dosyaya sunduklarına" dikkat çekti. Sanıkların çokluğu ve oturum sayısı gibi hususları da dikkate aldığını belirten Daire "delillerin ortaya konulması ve tartışılması evresinin gerçekleştirilmediğine" ilişkin itirazların yerinde olmadığına hükmetti.
9 - Kuvvet komutanlarının Yüce Divan'da yargılanması talebi, yargılama yeri gibi usul itirazları neden reddedildi?
Daire, suç tarihinden sonra kuvvet komutanı sanıklar Özden Örnek ve İbrahim Fırtına'nın Yüce Divan’da yargılanmaları gerektiği iddiasına suçun "yasal görevlerinden doğmadığı gibi görevleri ile bir ilgisi olmadığı" karşılığını verdi. Özel yetkili mahkemeler kaldırılmasına rağmen buralarda devam eden davalardaki yetkilerinin kaldırılmamasının Anayasa’ya aykırı olduğu itirazını da ciddi bulmayan mahkeme "Hakimler tarafsız davranmadı" iddiasının da dosya kapsamına göre yersiz buldu. Daire, Engin Alan'ın milletvekili olmasına rağmen yargılanmasını "Sanığa yüklenen ve seçimden önce de soruşturmasına başlanılmış olan suç, temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması niteliğindeki suçlardan olduğu için dokunulmazlığın istisnası kapsamındadır" diyerek savundu.
10- Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenilmesine neden gerek görülmedi?
Daire dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman'ın tanık olarak dinlenmesi taleplerini ise "Suçun teşebbüs aşamasında kalmasına ilişkin mahkemenin gerekçeleri Özkök’ün karşı çıkması ve engellemek için çaba göstermesinden ibaret değildir. Tanık olarak dinlenmeleri sonuca etki etmezdi" diyerek reddetti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder