31 Mayıs 2013 Cuma

ÇGD: HÜKÜMET TAKSİM'DEN VE GEZİ PARKI'NDAN POLİSİ DERHAL ÇEKMELİ - AHMET ŞIK'IN ÖZELLİKLE HEDEF SEÇİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ


Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu açıklaması:
Hükümet, barışçıl gösterileri polis terörüyle saldırma geleneğini Taksim Gezi Parkı eylemi için de bozmadı. Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesini engellemek için başlatılan eylemlere yapılan polis müdahalesi iktidarın her cephede gösterdiği otoriter ve faşizan tutumunun devamıdır. Demokratik hakları kullanılamaz hale getiren bu tutum artık sabırları zorlamaktadır. İktidar, bütün toplumsal eleştiri ve itirazları kan dökmeyi göze almış bir şiddetle bastırmayı tercih etmiş görünmektedir. Bu, toplumsal barışın bizzat iktidar tarafından tehlikeli olabilecek şekilde bozulmasına yönelik bir adımdır. Gerginliğin ve şiddetin dozunun bu ölçüde artırılmasının arkasında iktidarın toplumsal muhalefete yönelik yeni saldırılarının zemininin hazırlandığı kaygısını taşımaktayız. 
Gözünü rant bürümüş saldırganlık, yaşadığı kente sahip çıkmak isteyenlerle birlikte olan derneğimizin üyesi Ahmet Şık'ın da aralarında olduğu onlarca kişiyi yaraladı. ÇGD  Ahmet Şık'ın bilinçli olarak hedef seçildiği düşüncesindedir. Ahmet Şık'ın başından yaralanması, gösteriye müdahale sırasında yaşanan tesadüfi bir olay olarak nitelenemez. Daha önce de katıldığı bazı gösterilerde fotoğraflarının polis tarafından çekilerek hedef gösterecek biçimde servis edilmesi bu kuşkumuzu büyütmektedir.  Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle onu tutuklayan ve toplumsal tepki karşısında serbest bırakmak zorunda kalan çevrelerin Ahmet Şık'ı özel olarak hedef aldığı ortadadır. Daha cezaevinden çıkarken yaptığı açıklamalara on yılı aşkın hapis cezası istenen Ahmet Şık'a yönelik saldırının failleri derhal yakalanmalı ve yargılanmalıdır. Saldırganların hedefinde ÇGD üyesi Ahmet Şık nezdinde bütün gazeteciler ve gazetecilik vardır. Nitekim polisin görevlerini yapan gazetecilere yönelik sert tutumu da bu görüşü teyit etmektedir. 
Hükümet, demokratik hak ve özgürlüklerini kullanmak isteyen binlerce vatandaşa vahşice saldıran kolluk güçlerini derhal Taksim'den çekmeli, idari yargıda devam eden davada dosyaya giren bilirkişi raporunda belirtilen değerlendirmeler doğrultusunda Gezi Parkı'ndaki çalışmalara son vermelidir. 
ÇGD olarak Gezi Parkı'nda rant sistemine karşı kentini ve kendini savunmak için direnenleri selamlıyor, yaralananlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. 
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu

30 Mayıs 2013 Perşembe

Kadının soyadı meselesi: Hükümet, yargı, bürokrasinin "erkek" direnişi


Kemal GÖKTAŞ
Türkiye, AİHM'de 8 yıl önce verilen "kadınların evlenmeden önceki soyadlarını kullanabilmesi gerektiği" yönündeki kararın gereğini yerine getirememesi nedeniyle yeniden mahkum olmasının ardından sırada bekleyen onlarca davada daha mahkumiyetlerin kapıda olduğu belirtildi.
Avukat Ayten Ünal Tekeli, evlendikten sonra sadece kendi soyadı olan "Ünal"ı kullanma talebi yargı tarafından reddedilince AİHM'de dava açmış ve AİHM Türkiye'yi kadın - erkek eşitliğine aykırı davranmaktan mahkum etmişti. AİHM'in 2004 yılında verdiği bu karar, yine aynı yıl Anayasa'nın

29 Mayıs 2013 Çarşamba

28 Mayıs 2013 Salı

Kararnameyle sürülen savcının ölümünde HSYK'ya ağır suçlama



Kemal GÖKTAŞ
Yargıçlar Sendikası, son kararname ile tenzil edilerek Beykoz'dan Gebze Savcılığına atanan Faruk Yıldırım Ermarak'ın kalp krizi geçirerek vefat etmesi ile ilgili çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi. Sendika, Ermarak'ın hakim olan eşinin verdiği bir karar nedeniyle sürüldüğünü ve bu sürgünü kaldırmayan Ermerak'ın kalp krizi geçirdiğini belirterek HSYK'yı ağır bir dille suçladı.

"CEZAEVLERİ ÇOCUKLAR İÇİN İŞKENCE VE TECAVÜZ EVİNE DÖNDÜ"


Kemal GÖKTAŞ
Pozantı Cezaevi'nde bazı çocuk tutuklulara tecavüz edildiği iddialarının ardından şimdi de çeşitli cezaevlerinde benzer uygulamaların olduğu iddiası gündeme geldi.
Vahim iddialar ilk olarak Antalya L Tipi Cezaevi'nden tahliye olan bir mahkumun anlattıkları ile gündeme geldi. Evrensel gazetesinin haberine göre, bir ay önce tahliye olan ve ismini açıklamak istemeyen eski mahkum, M.L.B ve Pozantı'dan Antalya'ya sevk edilen S.Ö. adlı çocukların hem önceden kaldıkları çocuk koğuşunda hem de 18 yaşını doldurmalarının ardından alındıkları yetişkinler koğuşunda defalarca tecavüze uğradığını iddia etti.

BDP EŞBAŞKANI DEMİRTAŞ İDDİALI: "OYUMUZ YÜZDE 11"


Kemal GÖKTAŞ
Çözüm sürecinin başlamasından bu yana diğer partilerin anketlerinde dahi oyları yükselişte görülen BDP, kendi anketlerinde yüzde 11 düzeyinde bir oya ulaştı. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, gelecek genel seçimlere bağımsız adaylarla değil, parti olarak gireceklerini açıkladı.
BDP Eşbaşkanı Demirtaş, çözüm sürecinin başlamasından bu yana partilerine yoğun bir ilgi olduğunu belirterek "Gittiğimiz yerlerde bunu görebiliyoruz. Daha önhce parti tabelamıza bile bakmadan geçen bazı eçvreler arıtk toplantılarımıza katılıyor, bizi dinliyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri kuşkusuz silahların susmuş olması" dedi.

Demokrasi ve Barış Konferansı Sonuç Bildirgesi ve Raporlar


Kemal GÖKTAŞ

Kürt sorununa çözüm sürecinde önemli bir birlikteliğin ifadesi olan Demokrasi ve Barış Konferansının sonuç bildirgesi ve komisyon raporları yayınlandı.
Ankara'da hafta sonu yapılan konferansın sonuç bildirgesine itiraz eden BDP'liler "PKK lideri" olarak geçen Öcalan'dan "Kürt halk önderi" diye bahsedilmesini istedi. Bildirge, diğer katılımcıların da bazı itirazlar ileri sürmesi nedeniyle kamuoyuna açıklanmadı.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Savcıdan HSYK'ya: 'Adalet duygusunu nerede kaybettiniz?'



Kemal GÖKTAŞ

Kilis Savcısı olarak görev yaparken hakim-savcı maaşlarının eksik ödendiği gerekçesiyle açtığı davalar yüzünden Hınıs'a sürülen Mustafa Seymen, atamaya ilişkin yeniden inceleme talebi reddedilince HSYK'ya ağır ifadelerin olduğu bir dilekçe verdi.
Hakim ve savcı maaşlarının Başbakanlık Müsteşarı maaşına endeksli olduğunu ve yanlış hesap yüzünden eksik maaş aldıklarını belirten Seymen, bu durumun düzeltilmesi için bir dizi dava açtı. Kilis Sulh Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada mahkeme, Başbakanlıktan müsteşara “mali haklar kapsamında” toplam maaşını sordu. Ancak, Başbakanlık maaşı açıklamadı.

24 Mayıs 2013 Cuma

Diyarbakır Cezaevi 1980 değil, 2013: Kanser hastası, ameliyatlı mahkuma işkence!



BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, 5 kez ameliyat geçiren kanser hastası mahkum Taylan Çintay'ın son ameliyatından sonra Diyarbakır Cezaevi'ne girerken çıplak aramayı kabul etmemesi üzerine işkence gördüğünü ve acil servise kaldırıldığını söyledi. Zozani, işkence gören mahkumun "kollarını duvara bilerek çarptığı" iddiasıyla 2 gün hücrede tutulduğunu belirtti.
Zozani, 15 yıldır cezaevinde kalan ve 5 kez ameliyat geçiren kanser hastası Taylan Çintay’ın ameliyat olmak üzere Diyarbakır Cezaevi’nden Ankara 2 Nolu F Tipi Cezaevine nakledildiğini ve Ankara Numune Hastanesi’nde 19 Mayıs'ta ağır bir ameliyat geçirdikten sonra, 20 Mayıs’ta taburcu edilerek cezaevine gönderildiğini anlattı. Zozani şu iddiaları gündeme getirdi:

Dink cinayetinde jandarma ayağı: Sahte belge düzenlediler



- "ARDEŞEN YAPIMI TABANCA": BAŞSAVCILIĞIN SAHTE OLDUĞUNU BELİRTTİĞİ BELGELERDE, TETİKÇİ SAMAST YAKALANMADAN  ÖNCE DÜZENLENMESİNE RAĞMEN CİNAYETİN ARDEŞEN YAPIMI SİLAH İLE İŞLENDİĞİ BELİRTİLMİŞTİ

Kemal GÖKTAŞ

23 Mayıs 2013 Perşembe

Demirtaş: "Hükümetin ruh hali bocalama...demokrasiden çok enerjiyle ilgili"




Kemal GÖKTAŞ
BDP Eş Genel Başkanı Başkanı Selahattin Demirtaş, gazetecilerle makamında yaptığı sohbette çözüm sürecine ilişkin çarpıcı mesajlar verdi.
PKK'nın sınır dışına çekilmesinde bir sorun yaşanmadığını belirten Demirtaş, bugüne kadar "dikkatli bir dil" kullandıklarını ancak bundan sonra sıranın hükümetin adım atmasına geldiğini belirtti. Demirtaş özetle şunları söyledi:
"Şimdi  özgürlükleri konuşma vaktidir.  Bu karşılıklı dayatma değil.  Siyasetçiler olarak süreci tıkamamak için dikkatli davrandık. Hükümet gereğini yerine getiriyor anlamına gelmiyordu. Bu pazarlık değil, karşılıklı dayatma değil. Biz üzerimize düşeni yaptık, dikkatli davrandık. Konuşulması gereken artık çekilmeden ziyade hükümetin ne yapacağıdır. Hükümet beklenen ortamı yaratma olanağına kavuştu, görev sırası kendilerinde.

Yargının "eşitlik" anlayışı: Alevilere haklarının verilmesi "eşitliğe aykırı" olurmuş



Kemal GÖKTAŞ
Son olarak ABD'nin yıllık Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu'nda eleştiri konusu yapılan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) Alevileri finansal olarak desteklememesi konusunda mahkemeden "ret" kararı geldi. Ankara 17. İdare Mahkemesi, Alevi Bektaşi Federasyonu eski Başkanı Turan Eser'in açtığı davada Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden tüm cemevlerine kaynak aktarılması, Diyanet TV yayınlarına son verilmesi ve dinsel fetva verme uygulamasına son verilmesi istemlerinin reddine karar verdi. Mahkemenin kararını DİB'in savunmasında yer alan görüşlerden birebir alması dikkat çekti.

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Dink kararındaki vahim ifadeler ve acıların yok sayılması



Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin Hrant Dink cinayeti ile ilgili davada verdiği kararın gerekçesinde tartışma yaratacak değerlendirmeler kullanıldığı ortaya çıktı.
Dink'i öldüren sanıkların oluşturduğu örgütü "terör" örgütü olarak değil, adli bir çete olarak gören Yargıtay bunun gerekçesini "Bir oluşumun salt siyasi sebep ve saiklerle suç işlemesi ya da işlediği suçların aynı zamanda siyasal ve sosyal alanı etkileyen sonuçlar doğurması, sadece bu sebepten dolayı terör örgütü olarak kabul edilmesi neticesini vermeyecektir" sözleriyle açıklamaya çalıştı.
Yargıtay Başsavcılığı'nın tebliğnamesinde Dink'in sırf başka din ve milliyetten olduğu için öldürülmesinin cinayetin "devletin birliğinin bozulmasını amaçlayan bölücü bir terör eylemi" olduğunu gösterdiği kaydedilmişti.  Başsavcılık sanıklara "bölücülük" suçunun düzenlendiği TCK'nın 302. maddesinden ceza verilmesini talep etmişti. Daire ise Başsavcılığın 302. maddenin unsurlarına ve koruduğu hukuki yarara ilişkin görüşlere dairenin katıldığını belirtti ancak "sanıkların oluşturduğu örgütün bu maddedeki amaç suçu işlemeye yöneldiğinin dosya kapsamından belirlenemediğini" savundu.

18 Mayıs 2013 Cumartesi

hayallerin bittiği şehir




Kemal GÖKTAŞ
Patlamalarla sarsılan Reyhanlı’da halkın tedirginliği ve yeni olayların çıkacağına ilişkin korkusu büyüyor. Sınırda güvenlik önlemlerinin alınması için yaptıkları çağrılara rağmen patlamanın gerçekleşmesi nedeniyle yetkililere tepkinin büyük olduğu ilçe halkının radikal militanlara yönelik tepkilerinin "ırkçılık" olarak görülmesinden duyulan rahatsızlık var.


17 Mayıs 2013 Cuma

Yargıtay kararı ve Dink sanıklarına döşenen "altın köprü"




Kemal GÖKTAŞ
Hrant Dink cinayeti davasında Yargıtay'ın verdiği kararın cinayetin perde arkasının aydınlatılmasını önemli ölçüde olumsuz etkileyeceği belirtildi.
Dink cinayeti davasında mahkeme sanıklar hakkında açılan “terör örgütü” suçundan beraat kararı vermişti. Kararı temyiz eden savcı Hikmet Usta, cinayetin arkasında Ergenekon'un olduğunu iddia ederek sanıklara bu suçtan ceza verilmesini istemişti. Ancak Yargıtay Başsavcılığı tebliğnamesinde sanıkların Ergenekon dışında bir terör örgütü oluşturdukları iddia edilmişti. Dairenin kararıyla bütün bu görüşlerin dışına çıkılarak terör suçları dışındaki suçları işlemek için kurulan adi bir çeteden hüküm kurulması Dink cinayetinin arkasındaki güçleri ortaya çıkarmak bakımından ümitlerin büyük ölçüde zayıflamasına neden oldu.

11 Mayıs'a adım adım: Reyhanlı, yine bir "kırmızı" gün



Kemal GÖKTAŞ
Türkiye tarihinin en kanlı bombalı saldırısı olan Reyhanlı’daki patlamaları istihbarat birimlerinin bilgisi olmasına rağmen önlenmediği netlikle ortaya çıktı. MİT ve Emniyet İstihbaratın son ana kadar edindikleri ve giderek ciddileşen istihbari bilgilere rağmen, operasyon yapılmaması nedeniyle bombayı patlatan asli faillerin kaçtığı ve tutuklanan kişilerin bu kişilere kasıtlı veya bilmeden yardım eden kişilerden ibaret olması soru işaretlerini çoğalttı. 

GÜL: TAKİPE ALINMIŞLARDI

Hatay ve bir "tehcir" korkusu



Kemal GÖKTAŞ
Hatay, doğasının ve toplumsal dokusunun avantajını ve zenginliğini yaşamak yerine, bir çoğu Türkiye'nin geri kalanına "abartılı" gelebilecek kaygıları günlük yaşamda derinden hisseden bir şehir olmuş durumda. Oysa Reyhanlı'daki katliam, Hataylıların bugüne kadar yaşadığı tedirginliğin ne kadar gerçek olduğu ve geleceğe ilişkin endişelerinin de bir o kadar gerçekleşebilir olduğunu gösteriyor.
Hatay'ı sarsan Reyhanlı'nın büyük çoğunluğu, yaklaşık yüzde 60-70'i, Sünni ve Arap. İlçede Türkmenler ikinci sırada geliyor. İlçede az sayıda da olsa Çerkes ve Kürt de yaşıyor.  Birkaç kamu görevlisi ve aile sayılmazsa, ilçede Alevi yok. Belediye, AKP'li.

16 Mayıs 2013 Perşembe

İLLE DOSTUN BİR TEK GÜLÜ...



Kemal GÖKTAŞ
Suriye meselesinin Türkiye'yi doğrudan etkileme potansiyali olduğu ve mezhepsel gerilimin Hatay ve Arap Alevileri başta olmak üzere dönüp yine Alevileri vuracağı sır değildi.
Radikal islamcı çevrelerin Alevileri hedef alan diline eşlik eder biçimde hükümet yetkililerinin "PKK içinde barış istemeyen Aleviler", "Suriye'deki Alevi azınlık diktatörlüğü" gibi gerçeklikle bağdaşmayan söylemleriyle, zaten AKP iktidarının başından bu yana ayrımcı politikalarla bunalmış, gelecek ve güvenlik kaygısına düşmüş Aleviler hedefe alındı.
Aleviliği asimile etmeye yönelik bu hükümet politikasının en önemli hedefi öncelikle Alevileri soldan, solculuktan koparmak. Çünkü bu bağ, sosyolojik ve siyasal açıdan ülkenin önemli bir muhalif dinamiğini oluşturmaya aday. Aday diyorum, çünkü Kemalizm ve CHP etkisinden kurtul(a)mayan bir Alevilik kendisini AKP karşıtlığı ile ifade ederken önceki hafta sonu Ankara'da düzenlenen kurultayda ortaya konulduğu gibi, yüzü özgürlüklere ve barışa dönük, sola yakın duran bir Alevi hareketi, demokratik mücadele kanallarının açılmasında önemli bir rol oynayabilir.

Reyhanlı, Suriyeliler, Döne Ana ve Emniyet'te bir çantalı



 Kemal Göktaş

14 Mayıs 2013 Salı

Savaş oyunu gerçek mi oluyor?



13.05.2013 - 23:55

Reyhanlı’daki patlamadan sonra, ABD’nin en önemli 3 düşünce kuruluşunun geçen yıl Haziran ayında Suriye kriziyle ilgili oynadıkları savaş oyunundaki senaryo yeniden gündeme geldi


Washington’daki düşünce kuruluşlarının yaptığı simülasyonlardan biri olan çalışma, Brookings Enstitüsü, American Enterprise ile Savaş Çalışmaları Enstitüleri tarafından ortaklaşa yürütüldü. Detayları daha önce basına yansıyan savaş oyunu üç grup halinde oynandı. Bir grup ABD, bir grup Türkiye, bir grup da Suudi Arabistan ekibi oldu. Pentagon, ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA’de çalışmış Ortadoğu uzmanlarının yer aldığı ekipler, senaryo uyarınca temsil ettikleri ülkeler adına kararlar aldı. Simülasyonun ardından ABD ve bölgedeki iki yakın müttefiki Türkiye ile Suudi Arabistan’ın 2013 Nisanı’nda hangi durumda olacakları tahmin edilmeye çalışıldı.

9 Mayıs 2013 Perşembe

"CHP'NİN SÜRECE KARŞI OLMASININ ARKASINDA AVRUPA VAR"



Kemal GÖKTAŞ
PKK'nın silahlı unsurlarını Türkiye dışına çekmeye başlamasıyla birlikte süreci provoke edecek dış güçlerin varlığının BDP tarafından yüksek sesle dile getirilmesi dikkat çekiyor. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın sürecin yabancı güçlerce provoke edilme riskinden bahsetmesinin ardından BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, çok çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi.
Zozani, VATAN'a yaptığı açıklamada, içinde 30 civarında CHP'linin de olduğu 111 kanaat önderi ve aydının sürece destek anlamına gelen açıklamaları ve bu açıklamada ileri sürülen duruşlarını önemsediği belirterek "Ancak CHP'nin tutumunu ayrıca irdelemekte fayda var. CHP, Orta Avrupa ülkelerinin bu soruna çözüm bulunmasının engellenmesi politikasına teslim olmuş durumda. Gelişmeler, CHP'nin kendini böyle bir zorunluluk içinde hissettiği izlenimi veriyor. CHP'deki iktidarın el değiştirmesinin arkasında da bu güçlerin olduğu söylenmişti. Uluslararası güçlerin CHP'yi bu politikaya zorladığını düşünüyorum" dedi.

BDP'li Önder: Sürecin en zayıf halkası...


BDP'DE "KORUCU" ENDİŞESİ

Kemal GÖKTAŞ
BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, PKK'nın silahlı unsurlarının çekilmesinden sonra ortaya çıkabilecek en önemli sorunun koruculuk olduğunu söyledi. Korucuların silahları alınarak başka bakanlıkların kadrolarına geçişlerinin sağlanabileceğini belirten Kışanak aksi takdirde "bazı çıkar gruplarının veya derin güçlerin" korucuları kullanabileceğini söyledi.  BDP'li Sırrı Süreyya Önder de koruculuğun sürecin en zayıf halkası olduğunu söyledi.
Kışanak, bir grup gazeteci ile sohbetinde "Çekilme süresince ortaya çıkabilecek sıkıntılar var mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:

6 Mayıs 2013 Pazartesi

İNTİHARA GÖTÜREN İŞKENCEYE 1 GÜNLÜK MAAŞ KESİM CEZASINA İPTAL



Kemal GÖKTAŞ
İstanbul 8. İdare Mahkemesi, gözaltında iken çırılçıplak soyularak vücut boşluklarında elle arama yapılan genç üniversite öğrencisinin intiharının ardından "cinsel saldırı, işkence" iddiasıyla açılan idari soruşturmada, bir polis memuruna bir günlük maaş kesme cezası verilmesine ilişkin kararı iptal etti. Mahkeme, Emniyetin eksiksiz bir soruşturma yürüterek gereken cezayı vermesini istedi.
Onur Yaser Can (28), İstanbul’da esrar satın aldığı gerekçesiyle, 2 Haziran 2010’da, Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerince yakalandı. İfadesi avukat olmadan alındı ve ailesine haber verilmediği gibi gözaltına alınırken alınması zorundu doktor raporu da alınmadı.