17 Ekim 2016 Pazartesi

Sencer Ayata: Türkiye için asıl tehlike, muhalefete işgalci demeleri

ODTÜ Sosyoloji bölümü emekli öğretim üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Prof. Sencer Ayata, "demokrasi ve laikliği savunanlara baskıyı artıracağını ve muhaliflerin artık işgalci diye nitelendirileceğini" öne sürdü.
ODTÜ Sosyoloji bölümü emekli öğretim üyesi ve CHP İstanbul milletvekili Prof. Dr. Sencer Ayata, akademik birikimini doğrudan siyasete aktaran nadir bilim insanlarından biri. Sosyal demokrasi, yeni orta sınıflar, kentleşme, yoksulluk ve bilgi ekonomisi üzerine görüşleriyle tanınan Ayata, Kemal Kılıçdaroğlu'nun 2010 yılında Genel Başkan seçilmesinden sonra Parti Meclisi'ne ve CHP Bilim ve Kültür Platformu'nun başkanlığına seçilmişti. Ayata'nın, şimdilerde partide herhangi bir yönetici sıfatı olmasa da 2010'dan bu yana CHP politikalarının ve özellikle seçim kampanyalarının oluşturulmasında etkin bir isim olmaya devam ediyor. Ayata ile darbe girişiminin ardından Türkiye'nin girdiği yeni rotayı ve bunun olası sonuçlarını konuştuk. Ülkenin geleceği ile ilgili çok önemli tespit ve uyarıları olan Ayata ile yaptığımız söyleşiyi iki bölüm halinde yayınlıyoruz. 

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Roboski'yi kapatanlar görevden alındı

* Roboski'de soruşturmayı kapatan 3 askeri yargı mensubu da dün MSB'nin ağırlıklı olarak FETÖ mensupları için hazırladığı görevden alınan 196 kişilik listede yer aldı. Askeri yargı içinde sorumlular hakkında dava açılması yönünde oy kullanan tek askeri hakim ise görevinin başında kaldı...


14 Temmuz 2016 Perşembe

Açlık grevindeki mahkûma cezaevinde işkence

KEMAL GÖKTAŞ
Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yatan ve kendisi gibi “bağımsız siyasi mahkûmların” olduğu bir cezaevine nakledilmek için 60 gündür açlık grevinde olan Ali Şimşek’in gardiyanlar tarafından çeşitli defalar feci şekilde dövüldüğü iddia edildi.

Yargıtay’dan “Erkek, hak eden kadını dövebilir” kararı


KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bir boşanma davasında davacı kadının eşine sürekli yalan söyleyerek onun güvenini sarstığı, borçlandığı ve eşine hakaret ettiği, davalı erkeğin ise eşine fiziksel şiddet uyguladığını belirterek boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarına karar verdi. Daire bu gerekçeyle erkeği ağır kusurlu kabul eden ve buna bağlı olarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmeden yerel mahkeme kararını bozdu.

20 Haziran 2016 Pazartesi

Çilem’e sürpriz tahliye: Çilem Doğan 50 bin TL kefaletle tahliye edildi





KEMAL GÖKTAŞ

Adana’da kendisini fuhuşa zorlayan ve şiddet uygulayan eşini öldürdüğü için 15 yıl hapse mahkum edilen 28 yaşındaki Çilem Doğan’ın, 50 bin TL kefaletle tahliye edilmesine karar verildi. Çilem Doğan, hakkındaki mahkumiyet kararı Yargıtay’ca onanırsa yeniden cezaevine girecek. Yargıtay kararı bozarsa yeniden yargılama sırasında tutuksuz olacak


haberi burada

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/554418/Cilem_Dogan_a_tahliye.html

28 Nisan 2016 Perşembe

Savcıdan Ayşe Çelik'e suçlama: Acılardan bahsetmek terör propogandası!



Düşünce özgürlüğünde yeni aşama: Savcı ne denilmesi gerektiğini de iddianameye tek tek yazdı!

Savcıya göre bunlar suç:
- Güvenlik güçlerinin operasyonlarını kamuoyu önünde tartışmak
- Bu amaçla acılardan bahsetmek
- ‘Orada olanlar farklı bir şekilde aktarılıyor” demek
- Terör olayları yerine, devlet aleyhine olumsuz bir psikoloji yaratmayı amaçlayan açıklama yapmak
- PKK’nın kanlı eylemlerinden bahsetmemek

KEMAL GÖKTAŞ
Bakırköy Başsavcılığı, Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show’a telefonla katılarak “çocuklar ölmesin” dediği için öğretmen Ayşe Çelik hakkında dava açılmasına tepki olarak suçu üstlendiklerini belirterek kendilerini ihbar eden 30 aydın hakkında dava açtı. İddianamede terör örgütünün kanlı eylemlerine yer verilmeyen bir düşünce açıklamasının ve “Doğrudan güvenlik güçlerinin operasyonlarını kamuoyu önünde tartışmayı amaçlayan acılardan bahsetmenin” terör örgütü propagandası olduğu savunuldu. Aynı kampanya çerçevesinde Ankara’da kendilerini ihbar edenlere dava açılmaması ve aydınların bu karara yaptıkları itirazın reddedilmesine rağmen Bakırköy’de dava açılması da dikkat çekti.

18 Nisan 2016 Pazartesi

10 Ekim Barış mitingi katliamına ilişkin 10 kritik soru


KEMAL GÖKTAŞ
Ankara Garı’nda 10 Ekim'de yaşanan IŞİD katliamıyla ilgili müfettiş raporunda 5 polis müdürünün sorumluluklarına işaret edilirken Ankara  Başsavcılığı, rapordaki iddialarla ilgili soruşturma yapmak yerine raporu haberleştiren gazetecilere soruşturma açtı. Polislerin “görevi ihmal” suçundan soruşturulmaları için yeterli veri olduğuna işaret edilen müfettiş raporunda ise Danıştay’ın “kasıt olup olmadığının tespiti yargı mercilerine aittir” yönündeki emsal kararı hatırlatılarak “Olayın tümünün çözülmesi için mutlaka adli sürecin işletilmesi gerektiği” belirtildi.

Yargımız çalışkandır: İstenen suç itinayla bulunur


KEMAL GÖKTAŞ
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, her üçü de Barış İçinAkademisyenler grubunun “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı metnine imza atan 3 akademisyen hakkında, sosyal medyada paylaştıkları haber ve köşe yazıları gerekçe gösterilerek Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan dava açtı. Dava, açılan paylaşımların 2 yıl önceye kadar gitmesi, "akademisyenlere yönelik olarak barış bildirisinden sonra geriye doğru tarama yapılarak suç arandığı” kuşkusuna neden oldu. Akademisyenlerin kendi Facebook hesaplarından değişik tarihlerde birbirinden bağımsız paylaşımlar yapmasına rağmen, üçü hakkında tek bir iddianame ile dava açılması da dikkat çekti.

14 Nisan 2016 Perşembe

Canlı bombanın ismi 2 ay önce bildirilmiş



Canlı bombanın ismi ilk kez 2 ay önce bildirilmiş

KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA - Ankara Garı’ndaki 10 Ekim barış mitingi öncesi yaşanan canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporunun eklerinde canlı bomba Yunus Emre Alagöz'un isminin 2 ay öncesinden istihbarat raporlarıyla bildirildiği ortaya çıktı.

Patlamanın meydana geldiği 10 Ekim tarihinden 2 ay 6 gün önce, 4 Ağustos 2015'de canlı bomba Yunus Emre Alagöz’ün adının İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından TEM Daire Başkanlığı’na bildirildiği ortaya çıktı. Söz konusu yazıda 5 Haziran’daki HDP mitinginde meydana gelen patlamanın falii Orhan Gönder ile 20 Temmuz’daki Suruç patlamasında ölen canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün Adıyaman’da faaliyet gösteren IŞİD yanlısı Mustafa Dokumacı grubuna müzahir oldukları belirtildi. Yazıda, Aynı grup içinde hareket eden Mehmet Işık ve Yunus Emre Alagöz’ün meydana gelen patlamalardan sonra aileleriyle “helalleştikleri” bildirilerek bu kişileren Türkiye’de sansasyonel eylemlerde kullanılabileceği uyarısı yapıldı. Emniyet’in bu bilgiyi Alagöz’ün Mayıs ayı içinde yaptığı ve dinlenilen telefon görüşmelerinden edindiği belirtildi.
Bu yazı üzerine Ankara Emniyeti de 7 Ağustos’ta bütün birimleri “yabancı temsilcilikler, havalimanı, hassas bölgeler, AVM’ler, kent meydanı ve halkın yoğun olarak bulunduğu yerlerde” tedbir alınması için uyardı.
İstihbarat Daire Başkanlığı, patlamanın meydana gelmesinden sadece yarım saat önce gönderdiği uyarı yazısında ise 4 Ağustos tarihli istihbarat notunu hatırlatarak Dokumacı grubu içinde faaliyet gösteren Hacı Yusuf Kızılbay’ın 8 Ekim’de Mehmet Işık’ın annesi ile irtibat kurduğu ve Mehmet Işık’ın da Kızılbay ile birlikte olabileceği değerlendirmesi yapıldığı belirtildi.
Bütün bu uyarılara rağmen Yunus Emre Alagöz, Ankara’ya gelerek canlı bomba eylemini gerçekleştirebildi.

10 Ekim'den önceki asayiş toplantısındaki iki kritik diyalog


Bir toplantı, iki kritik diyalog


KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA – Ankara Garı’ndaki 10 Ekim barış mitingi öncesi yaşanan canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporunda mitingten önce yapılan asayiş toplantısındaki çok kritik iki diyalog yer aldı.
Müfettiş raporunda yer alan belgelere göre, Vali Mehmet Kılıçlar, mitingle ilgili 14 Eylül 2015’de yapılan İl Güvenlik Koordinasyon Kurulu toplantısında İl Emniyet Müdürü Kadri Kartal’a “Mitingin yapılmasında bir sakınca var mı? İzin verilmezse ne olur?” diye sordu. Bu soruya Kartal ve İstihbarat Şube Müdür Vekili Cihangir Ulusoy tarafından “KESK’in organizesinde yapılan mitinglerde olumsuzluk yaşanmıyor. Yapılmaması halinde marjinal gruplar illegal olaylar çıkarabilir” yanıtı verdi. Kartal, müfettişlerin sorusu üzerine, Vali’nin bu soruyu ortaya sorduğunu, MİT ve jandarmanın da aksi bir görüş belirtmediklerini söyledi.Aynı toplantıda Emniyet Müdürü Kartal “Toplantı için istenilen saatlerin 08.30-16.00 olması halinde yolların 8 saat kapalı kalacağı ve trafikte zorluk yaşayan halkın tepkisine neden olabileceği” görüşünü dile getirdi. Bunun üzerine mitinge 12.00-16.00 saatleri arasında izin verildi. Mitingte patlamanın meydana geldiği 10.04’de ise zaten şehir dışından gelenler garın önünü doldurmuş, bazı gruplar miting alanı olan Sıhhiye Meydanı’na doğru yürüyüşe geçmiş, yollar ve kavşaklar kapanmıştı. Mitinge izin verilen saatlerin alışılmadık biçimde ileri alınmasıyla polisin alanda olmaması arasında ilişki kurulmuş ve miting saatinin ileri alınmasının polisi sorumluluktan kurtarmaya yönelik olduğu yorumları  yapılmıştı.

Valilik ve savcılık 10 Ekim dosyasını bu gerekçelerle kapattı


“Canlı bomba saldırılarını önlemek zor”

KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA – Ankara Garı’ndaki 10 Ekim barış mitingi öncesi yaşanan canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporuna rağmen Valilik ve Savcılık "Canlı bomba saldırılarını önlemek zor” diye dosyayı kapattı.Diğer gerekçeler “görevlendirilen personel sayısının artırılması, istihbarat bilgilerinin somut olmaması, mitingin tertip komitesinde siyasi partilerin yer almaması olarak sıralandı.
Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar imzalı İl İdare Kurulu’nun 29 Şubat 2016 tarihli kararı ile soruşturma izni verilmemesine karar verildi. Ankara Cumhuriyet Savcısı Hamza Yokuş ise 7 Mart 2016’da Valiliğin kararını yerinde bularak itiraz edilmeyeceğini belirtti ve “işleme koyma kararı” verdi. Valiliğin ve savcılığın dosyayı kapatmaya yönelik iki kararında şu gerekçeler ileri sürüldü:
1- Her miting için alınan tedbirler bu miting için de alındı, hatta görevlendirilen personel sayısı (1500’den 2044’e) artırıldı ve tedbirlerde bir eksiklik yoktu.
2- İstihbarat bilgileri genel nitelikteydi ve bu mitingle ilgili somut bir bilgi içermiyordu.
3- Mitingi siyasi partiler değil sivil toplum kuruluşları düzenliyordu ve somut nitelikli bir istihbarat yoktu.
4- Alınacak her türlü tedbire rağmen canlı bombaların bu tür eylemlerinin engellenmesinin çok zor olduğu dikkate alınmalıdır.
Tertip komitesinde HDP yok diye...
İstihbarat Şube Müdür vekili Cihangir Ulusoy ise ifadesinde müfettişlerin “istihbarat bilgilerinin ve önceki terör eylemlerinin mitinge ilişkin önlemlerde neden değerlendirmeye alınmadığı” sorusuna “Adana, Mersin, Diyarbakır ve Suruç’taki hedef kitlenin HDP bileşenleri olduğu, 10 Ekim mitinginin tertip komitesinde ise HDP bileşenlerinin yer almadığı” karşılığını verdi.
Bu ifadenin aksine 10 Ekim mitingine en önemli katılım çağrısı mitingten 10 gün önce HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’tan gelmişti. HDP’nin illerdeki teşkilatları da miting için çalışmalar yapmış ve miting öncesi otobüs kaldırmıştı.
Gaz, su, kurşun kararı: Polis yetkisini aşmamış!
Müfettişler, yaralıların üzerine gaz bombası ve su sıkılması ile ilgili olarak ise polislerin kusuru olmadığı sonucuna vardı. Müfettiş raporunda, polis ekiplerinin patlamalardan sonra, başka patlama ihtimallerine karşı çevrenin boşaltılması, ambulans sevkinin sağlanması ve olay yerinin kontrol altına alınması için Gar’ın önüne intikal ettiği savunuldu. Çevik Kuvvetin görev yapmasının bazı gruplarca fiziki müdahale ile engellenmesi üzerine polisin gaz kullandığı, havaya ateş açtığı ve TOMA ile su sıktığı anlatılan raporda “Bu müdahale, polise kanunlarla verilmiş olan görevlerin gerçekleştirilmesine yöneliktir. Gaz kullanan çevik kuvvet bu konuda temel eğitimi almıştır. Polisin müdahalesi sonucunda herhangi bir ölümün olmadığı Adli Tıp Kurumu raporu ile teyit edilmiştir” denildi.

10 ekim'de yol uygulamasına verilen ilginç ara


Yol uygulamasına verilen ilginç ara

KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA – Ankara Garı’ndaki 10 Ekim barış mitingi öncesi yaşanan canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporunda olaydan bir gün önce başlatılan yol uygulaması gece 12’de sonlandırılıp sabah 9’da yeniden başladığı bilgisi yer aldı. Bu sırada canlı bombaları taşıyan araç Ankara’ya girdi

Dosyadaki belgelere göre, Ankara Emniyeti, 9 Ekim 2015 günü 9.30 ile 11.30 arasında ve 22.00 – 24.00 saatleri arasında, 10 Ekim günü ise 9-11  ve 21.30-23.30 saatleri arasında “yol uygulaması” yaptı, yani arabalar arandı. Yani yol uygulamasına 9 Ekim gece yarısı 24’de ara verilip miting günü 9’da tekrar başlandı. Gaziantep’ten Ankara’ya doğru arabayla yola çıkan canlı bombaların da yol uygulamasına ara verilen saatlerde, 8.30 civarında Ankara'ya girmiş olmaları soru işaretlerine neden oldu.

Tertip Komitesinde HDP yok diye ek önlem almamışlar

.
10 Ekim'de polis savunması: Tertip Komitesinde HDP yok diye ek önlem almamışlar

KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA – Ankara Garı’ndaki 10 Ekim barış mitingi öncesi yaşanan canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporunda savunmasına yer verilen İstihbarat Şube Müdür vekili Cihangir Ulusoy  müfettişlerin “istihbarat bilgilerinin ve önceki terör eylemlerinin mitinge ilişkin önlemlerde neden değerlendirmeye alınmadığı” sorusuna “Adana, Mersin, Diyarbakır ve Suruç’taki hedef kitlenin HDP bileşenleri olduğu, 10 Ekim mitinginin tertip komitesinde ise HDP bileşenlerinin yer almadığı” karşılığını verdi.
Bu ifadenin aksine 10 Ekim mitingine en önemli katılım çağrısı mitingten 10 gün önce HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’tan gelmişti. HDP’nin illerdeki teşkilatları da miting için çalışmalar yapmış ve miting öncesi otobüs kaldırmıştı.

10 Ekim'de polis sadece kendisini korumaya karar vermiş

Gar patlamasında skandallar zinciri

Polis sadece kendisini korumaya karar vermiş

Emniyetin mitinge ilişkin tedbir yazısında polise “Canlı bombaya karşı öncelikle kendinizi koruyun” talimatı verildiği ortaya çıktı

KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA – Ankara Garı’ndaki 10 Ekim barış mitingi öncesi yaşanan canlı bomba katliamı ile ilgili müfettiş raporunda Emniyet’in mitingte yaşanacak olası bir canlı bomba saldırısı için kendi personelini uyardığı, ancak mitinge katılanlara karşı dışardan yapılabilecek saldırı risklerinin  değerlendirilmediği ortaya çıktı.

Polise talimat: “Canlı bombaya karşı kendinizi koruyun”

Müfettişler raporda, “Bahse konu mitinge ilişkin güvenlik önlemlerinin planlanmasında mitinge katılan bazı grupların çevreye zarar verebileceği üzerinde odaklanıldı. Mitinge katılanlara karşı dışardan yapılabilecek saldırı riskleri değerlendirilmedi” tespitini yaptı. Bu yaklaşıma paralel olarak mitingten önce emniyet birimlerine gönderilen “Emniyet tedbir yazısında” da Diyarbakır ve Suruç patlamaları da göz önüne alınarak göreve ilişkin talimatlar başlığı altında “bütün personelin öncelikle kendilerine yönelik olası ‘canlı bomba’ konusunda duyarlı olmaları” talimatı verildi. Emniyet Müdürü Kartal ve diğer müdürlerin ifadelerinde bu uyarı, bombalı saldırıya yönelik önlem olarak gösterildi. Ankara Garı’ndaki patlama sırasında hiçbir polisin yaralanmaması ve sadece bir ekip otosunun hafif hasar görmesi tartışma yaratmıştı. Emniyet tedbir yazısında “polisin canlı bombaya karşı öncelikle kendisini koruyacağına” ilişkin talimat ile Gar önünde hiçbir arama noktasının kurulmaması ve canlı bombaların ellerine kollarını sallayarak kalabalık içine girerek katliamı gerçekleştirmiş olmaları, soru işaretlerini artırdı.
Benzer şekilde Suruç’ta 33 gencin öldürüldüğü canlı bomba saldırısında da polisin hiçbir önlem almaması ve olay yerinde bulunmaması tartışmalara neden olmuştu.


22 Şubat 2016 Pazartesi

Sınırda asker-IŞİD işbirliğinin belgeleri


KEMAL GÖKTAŞ
ANKARA - Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden IŞİD dava dosyasında, IŞİD’in Türkiye sınırından sorumlu 'Emir’i olan ve savcılık belgelerine göre Türkiye'ye bomba geçişlerini organize eden Ebu Ali kod adlı Mustafa Demir ile sınırda görevli rütbeli askerler arasında çok sayıda telefon görüşmesi yer aldı. Mustafa Demir'in adı, Ankara patlamasının talimatını veren İlhami Balı ile yakın irtibatları nedeniyle de geçmişti. 
Skandal, yakınları IŞİD’e katılan 6 vatandaşın savcılığa başvurmasının ardından başlatılan soruşturmada ortaya çıktı. 19 kişi hakkında iletişimin tespiti kararları alındı. Savcı Derda Gökmen, 27 şüpheli hakkında dava açtı. Sanıklar arasında IŞİD yöneticisi olmakla suçlanan ve halen Suriye'de bulunan Mustafa Demir ile İlhami Balı da yer alıyordu. Gökmen, “dinleme sırasında başka bir suçun ortaya çıktığı gerekçesiyle” ayrı bir soruşturma başlattı ancak dosyayı “yetkisizlik” kararıyla Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi. 
Ankara Başsavcılığı, bir bölümü Cumhuriyet’te yayınlanan ve isimler gizlenerek Gaziantep Askeri Savcılığına gönderilen telefon görüşmeleri ile ilgili olarak “IŞİD mensupları ile askerler arasında görüşme olmadığını” ileri sürmüştü. Görüşmelerin kaçakçılarla askerler arasında olduğunu ileri süren Başsavcılık, suçun da “kaçakçılık” faaliyeti kapsamında olduğunu belirtmişti. Oysa Cumhuriyet’in ulaştığı belgeler, Ankara patlamasının talimatını veren İlhami Balı'nın üstünde yer alan Ebu Ali kod adlı Mustafa Demir ile askerlerin yaptığı çok sayıda telefon görüşmesi kaydının dava dosyasında olduğunu ortaya koydu. Başsavcılığın kaçakçılık olduğunu ileri sürdüğü görüşme içerikleri ise sınırda askerin IŞİD ile ortak hareket ettiğini gösterdi. Tapelerde, rütbeli askerlerle Demir’in sınırda yüz yüze görüşmeler de yaptıkları da yer aldı.  Tapeler ve soruşturma belgeleri, Demir’in sınırda kaçakçılardan zekat adı altında para aldığını ve askerlerle geçişler konusunda işbirliği yaptıklarını ortaya çıkardı. 

20 Ocak 2016 Çarşamba

Niğde’de takas kuşkusuna karşı ilk defa net görüntü


KEMAL GÖKTAŞ
Niğde’de 2’si güvenlik görevlisi biri sivil vatandaş 3 kişiyi öldürdükleri ve IŞİD üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan sanıklar davada “takas” kuşkusunu dağıtacak önemli bir adım atıldı. Niğde’deki duruşmada ilk defa Ankara Sincan F Tipi Cezaevi ile renkli ve net SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) bağlantısı kuruldu. Duruşmaların bayından itibaren ilk defa sanıkları net biçimde gören müdahil avukatlarından Ali Çil “Bana göre tereddüt ortadan kalkmıştır” dedi. 
Alman vatandaşı Benyamin Xu, İsviçre vatandaşı Çendrim Ramadani ile Makedonyalı Muhammed Zakiri'nin de aralarında bulunduğu 4'ü tutuklu, 2'si firari 11 sanığın yargılandığı davanın 6. duruşması bugün Niğde Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 
Mahkemeye şehit astsubayın annesi Hatice Kozanoğlu, babası Duran Kozanoğlu, kardeşleri Şuayp ve Tayfun Kozanoğlu ile şehit polis Adem Çoban'ın ailesinden babası Mevlüt Çoban katıldı. 

“Bir takas lafıdır gidiyor”

Mahkeme Başkanı Onur Yerdelen duruşmanın başında “Bugün (dün) bazı gazetelerin birinci sayfalarında takas gölgesinde duruşma yapıldığı yazılmış. Bir takas lafıdır gidiyor. Kalbiniz rahat olsun, bir takas lafı aldı başını gidiyor. Sanıklar işte huzurunuzda, suçlu çıkarlarsa cezalarını çekecekler” dedi. 
Bunun   ardından ilk defa Sincan F Tipi Cezaevi’ndeki sanıklarla sağlıklı bir SEGBİS bağlantısı kuruldu. Önceki flu görüntülerin yerine, bu duruşmada renkli ve net bir görüntü ekrana yansıdı. Taraflar ve avukatlar da bu görüntülerden 3 tutuklu sanığı net biçimde görebildi. Mahkeme Başkanı da kuşkuları dağıtabilmek için sanıkların yüzüne özellikle zum yaptırdı. Ayrıca Başkan, sanıklardan birinin öne gelmesini istedi ve görevliler sanığı öne getirdi.  Sanıklar, Mahkeme Başkanı’nın tercüman aracılığıyla sorduğu soruların hiçbirine yanıt vermedi. Sanıkların sorulara “evet” ya da “hayır” gibi yanıtlar bile vermeyerek hiç konuşmamaları da dikkat çekti. Sanıklar mahkeme başkanının “sorulara neden yanıt vermediklerine” ilişkin sorusuna da yanıt vermediler. Dava, olay sırasında yaralananların duyu kaybı olup olmadığının tespit edilmesi için gereken süre nedeniyle 17 Mart tarihine ertelendi...

“Tereddüdümüz kalmadı” 

Önceki gün Cumhuriyet’e mahkemenin takas kuşkusunu dağıtması gerektiğini söyleyen müdahil avukatlardan Ali Çil, dünkü duruşmadan sonra “Bugün net olarak göründüler. SEGBİS’de hepsini gördük. Mahkeme Başkanı da tek tek zum yaptırdı. Bana göre tereddüt ortadan kalkmıştır” dedi. Çil, mahkemenin sanıkları duruşmaya getirterek bu tartışmaları daha önce ortadan kaldırması gerektiğini de belirterek “Böyle bir tartışmayla davayı yönlendirmek anlamsız oldu. Davanın özünü tartışmak yerine sanıkları tartıştık” dedi.  Çil, sanıkların sorulara hiçbir şekilde yanıt vermedikleri de belirterek “Ses tonlarını daha duyamadık” dedi.

Niğde IŞİD davasında duruşma günü: Avukatları bile sanıkları görmedi


KEMAL GÖKTAŞ
Niğde’de IŞİD’lilerin bir polis, bir asker ve bir sivil vatandaşı öldürmeleriyle ilgili davada bugün “takas” kuşkusu altında duruşma yapılacak. Ankara Sincan F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan sanıkların Niğde’deki duruşma salonuna hiç getirilmemeleri ve SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) üzerinden yapılan video bağlantısının hep flu olması nedeniyle soru işaretleri altında yapılan yargılamada, sanık avukatlarının da müvekkillerini cezaevinde hiç ziyaret etmedikleri ortaya çıktı.

19 Ocak 2016 Salı

AİHM'in ilk tedbir kararı Hüseyin’i kurtaramadı




KEMAL GÖKTAŞ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar ile ilgili ilk tedbir kararı 16 yaşındaki başvurucu Hüseyin Paksoy’u kurtarmaya yetmedi. AİHM, Cizre'de yaralanan 16 yaşındaki Hüseyin Paksoy'a ambulans ulaştırılmaması nedeniyle hayatının tehlikede olduğu gerekçesiyle yapılan başvuruda, hükümetten Paksoy'un yaşam hakkının ve vücut bütünlüğünün korunması için her türlü tedbiri almasına karar verdi. AİHM'in bu kararının avukatına gönderildiği saatlerde ise Paksoy yaşamını kaybetti. AİHM kararı Paksoy'u kurtaramasa da bundan sonra benzer durumlarda AİHM'in tedbir kararı vereceğinin işareti oldu. AİHM'in tedbir kararlarının artması ise bölgedeki sokağa çıkma yasağı sırasında yapılan operasyonların yöntemini uluslararası alanda tartışmaya açacak.