26 Temmuz 2013 Cuma

Şike tebliğnamesinden çıkan sonuç: CMK rafa; dinleme için artık basit şüphe yeterli!



Kemal GÖKTAŞ
Şike davasının tebliğnamesinde, Ergenekon, Oda TV, KCK ve diğer önemli davalar açısından da önemli olan telefon dinlemeler konusunda yapılan değerlendirmeler dikkat çekti. CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) telefon dinleme için "kuvvetli suç şüphesini" aramasına rağmen, tebliğnamede "basit şüphenin" yeterli olduğu savunuldu. Kanunun aradığı ikinci kriter olan "başka yollarla delil elde edilememesi halinde" telefonların dinlenebileceğine ilişkin olarak da tebliğnamede "bu konudaki kanaatin yeterli olduğu" savunuldu. Temyiz incelemesini yapacak olan 5. Ceza Dairesi'nin de tebliğnamedeki görüşlere katılması durumunda telefon dinlemelerin delil sayılması konusunda kanunun aradığı kriterler oldukça esnekleşmiş olarak uygulanacak. Bu konuda verilecek karar Ergenekon davasındaki telefon dinlemelerle ilgili karara da ışık tutacak.

CMK "KUVVETLİ ŞÜPHE" ARIYOR


Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135. maddesi bir soruşturma sırasında telefon dinleme ve iletişimin tespit edilmesinin ancak "suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda" yapılabileceği hükme bağlanıyor.
Şike davasında sanık avukatları, soruşturmada, başka herhangi bir delil toplama yoluna gidilmeden, ilk tedbir olarak telefonların dinlenilmesi yoluna gidildiğini, bu durumda elde edilen delillerin hukuka aykırı hale geldiğini savunmuşlardı. Avukatlar bu gerekçeyle dinleme kayıtlarının deliller arasından çıkarılması gerektiğini belirtmişti.
Yargıtay Başsavcılığının tebliğnamesinde ise bu konuda farklı bir görüş dile getirildi. Tebliğnamede şöyle denildi:

"BASİT ŞÜPHE YETERLİ"

"İletişimin denetlenmesi kararının verilebilmesi için aranan 'suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüpheden' kastın, sanık hakkında 'çok basit' bir suç şüphesinin varlığıdır. Soruşturmaya konu suçun işlendiğine ilişkin belirtilerin kuvvetli olması, ancak soruşturmaya konu suça karışan şüpheliye yönelik belirtilerin basit olması iletişimin denetlenmesi kararı verilmesi için yeterlidir. Telefon dinleme en son çare olduğu için çok kuvvetli bir şüphenin varlığının aranması halinde, zaten bütün deliller veya delillerin büyük bir bölümü elde olunacağı için, telefon dinleme yoluna ihtiyaç duyulmayacak ve bu yol gereksiz kalacaktır.
CMK'daki 'suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı' deyiminin, sanığın mahkum edilmesi konusunda yüksek bir olasılık bulunduğu biçiminde anlaşılması halinde, bu aşamada tedbire başvurmak, orantılılık ilkesi açısından yerinde olduğu söylenemez. Çünkü sanık hakkında onun büyük olasılıkla mahkum edilmesini gerektirecek yoğunlukta delile ulaşılması halinde, artık bu tedbirlere başvurulmasına gerek yoktur.
Temel haklar ve özgürlükleri kısıtlayan bu tedbirlerin, tam olarak ortaya konamayan ve sınır çizilemeyen çok basit şüpheye dayanılarak verilmek suretiyle kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla böyle bir düzenlemeye yer verilmiş ise de, bu tür kaygıların söz konusu tedbirleri uygulanamaz duruma getirecek şekilde yorumlanması da düşünülemez.

"KANAAT YETERLİ"

Diğer taraftan, iletişimin dinlenmesi ve teknik takip yoluyla izlemeye karar vermeden önce, başka yollarla delil toplama yoluna başvurulmuş ve bundan sonuç alınmamış olması aranmaz. Başka yollarla delil elde edilemeyeceği ve sonuç alınamayacağı konusunda bir kanaatin oluşması yeterlidir."

ERGENEKON VE DİĞER DİNLEMELER

Tebliğnamede bu gerekçelerle Şike soruşturmasında telefon dinleme ve teknik takip yöntemleri ile elde edilen delillerin usul ve yasaya uygun olduğu savunuldu. Bu görüşün 5. Ceza Dairesi tarafından da kabul edilmesi durumunda telefon dinlemeler konusunda kanunun aradığı kriterlere rağmen "basit şüpheye" ve "başka türlü delil elde edilemeyeceği 'kanaatine'" dayanılarak yapılan dinlemeler geçerli olacak. Ergenekon davasında da birçok telefon dinleme kararı, Şike davasındaki "Örgüt suçlarında delil elde etmenin güçlüğü" gerekçesine benzer gerekçelerle alınmıştı.

EN ACI TEBLİGAT: SERKAN ACAR’A DA ONAMA İSTEDİ
Başsavcılık bir süre önce hayatını kaybeden Fenerbahçe Asbaşkanı Serkan Acar hakkında verilen beraat kararlarının da onanmasını istedi. Başsavcılığın yaşamını kaybettiği için Acar hakkındaki davanın düşmesi yönünde görüş bildirmesi gerekirken ölüm kaydının ulaşmaması nedeniyle onama istediği belirtildi. Başsavcılığın bu tebliğnamesi, Acar'ın bildirdiği adrese tebliğ edilecek.

"TOROĞLU ZARAR GÖRDÜ"

Aziz Yıldırım'ın kendisini işten attırdığını belirten Erman Toroğlu'nun davaya katılma talebinin reddine hükmeden yerel mahkemenin kararının kaldırılması ve telefon dinlemelerine göre Toroğlu'nun zarar gördüğü kabul edilerek katılma talebinin kabulü gerektiği belirtildi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder