10 Kasım 2014 Pazartesi

Yargıtay "Mağdurun beyanı esas alınır" ilkesini tersine çevirdi


KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, taciz davalarında "mağdurun beyanının esas" alınacağına ilişkin temel hukuk kuralını tersine çeviren bir karara imza attı. Genel Kurul, mağdur kadının, kendisine ilişkin teklif ederek rahatsız eden, son olarak da gece yarısı evine girmek isteyen kişiyle ilgili şikayeti üzerine açılan davada verilen beraat kararını, sanığın "mağdurun kendisiyle daha önce birlikte olduğu" yönündeki beyanını esas alarak onadı. Genel Kurul kararında şikayetçi kadının, sanıkla telefonda daha önce uzun görüşmeler yaptığına dikkat çekilmesi ve sanığın şikayetçi kadınla ilişkileri olduğu savunmasına vurgu yapılması dikkat çekti. Genel Kurul, Yargıtay Başsavcılığının mağdure kadının tutarlı beyanlarının esas alınması ve sanığa ceza verilmesi gerektiği yönündeki itirazını reddetti. Kararın, cinsel taciz suçlarında mağdurun beyanının esas alınacağı ilkesine aykırı olduğu tartışma yaratacağı ifade edildi.



Evine girmek istedi

Evli ve iki çocuklu kadının evine geceleyin saat 02-03 sıralarında girmeye çalışan sanık, kadının kocası tarafından fark edilince kaçtı. Kadın, sanıktan "cinsel amaçlı olarak evine girmeye çalıştığı" iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Genç kadın savcıya verdiği ifadede "sanık tarafından sürekli rahatsız edildiğini, 3-4 kez gece 02.00 sıralarında evinin camını tıklatarak rahatsız ettiğini, telefonla arayıp arkadaşlık teklif ettiğini, ilişkiye girmek istediğini söylediğini, olay gecesi de evinin camını tıklattığını, eşinin peşinden koştuysa da yetişemediğini" anlatarak sanığa ceza verilmesini istedi.

"Sokaktan geçiyordum" savunması

Şikayet üzerine açılan davada yakalanarak duruşmaya getirilen sanık, iddiayı reddederek yoldan geçerken kendilerini gören çiftin şikalyetçi olduğunu ileri sürdü. Şikayetçi kadının kendi evine geldiğini ve birlikte olduklarını ileri süren sanık, "şikayetçi kadının bayan arkadaşının da gidip geldiğini" ileri sürdü.

Beraate "Mağdurun beyanlanı tutarlı" itirazı

Mahkeme bu ifadeyi esas alarak sanığa beraat kararı verdi. Karar Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nce onandı. Ancak Yargıtay Başsavcılığı sanığa ceza verilmesi için karara Genel Kurul'da itiraz etti. İtiraz başvurusunda "Sanıkla arasında husumet bulunmayan mağdurenin; namus ve haysiyetini ortaya koyarak sanığa iftira etmesini gerektiren bir sebebin bulunmadığına" dikkat çekildi. Mağdure kadının "tutarlı beyanlarına itibar edilmesi gerektiği" ifade edilen itirazda "Sanığın '...ben kendi isteği ile birlikte oluyordum. Bayan arkadaşı vardı o da gidip geliyordu...' diyerek tevilli bir şekilde üzerine suçu itiraf ettiği" belirtildi.

"Telefonda uzun konuştuğuna göre rızası var"

Bu itirazı reddeden Genel Kurul, sanığa verilen beraat kararını onadı. Kararda cinsel taciz eylemlerine rıza olması halinde eylemin hukuka uygun hale geleceği ve suç teşkil etmeyeceği, bu yüzden rızanın varlığının somut olayın özelliklerine göre belirleneceği ifade edildi. Ceza hukukunda "şüpheden sanığın yararlanacağı" ilkesi olduğu hatırlatılan kararda somut olayda sanığın suçu işlediğine ilişkin şüphenin oluştuğu ileri sürülerek bu şüphenin oluşma nedenleri şöyle sıralandı:
"* Müştekinin kendisini arayan sanıkla şikâyet konusuyla telif edilemeyecek ve olağan sayılamayacak şekilde uzun görüşmeler yapması,
* Eşi tarafından sanığın fark edildiği güne değin şikayetçi olmaması,
* Kendisini cinsel yönden rahatsız ettiğini iddia ederek hakkında şikâyetçi olduğu bir kişiyle başvurusundan bir saat kadar sonra kendisini aradığında 228 saniye süren bir görüşme yapması,
* Sanığın müştekinin de hazır bulunduğu duruşmada onun isteği ile birlikte olduğunu ifade etmiş olmasına rağmen müştekinin bu hususta beyanda bulunmamış olması.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder