6 Kasım 2014 Perşembe

HDP Eşbaşkanı Demirtaş: "HDP'ye saldırı devletin bize 'kafanızı keserim' mesajıdır"

KEMAL GÖKTAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Ankara İl Başkanlığı'na yapılan saldırıya ilişkin olarak "Bu devletin bize 'kafanızı keseriz' mesajıdır. Bir provokasyon filan değildir. Arkasında derin güçler filan yoktur" dedi. Saldırının Başbakan ve Cumhurbaşkanının açıklamaları ile doğrudan ilgili olduğunu savunan Demirtaş, siyasi lincin yeterli gelmediği düşünüldüğü için "kafa kesme" mesajının verildiğini söyledi. Demirtaş, HDP heyetinin İmralı'ya gitmek için resmi başvuruda bulunduğunu da açıklayarak hükümetin sürecin devam etmesini istemesi halinde başvuruya hızla olumlu yanıt vermesi gerektiğini söyledi. Bingöl'de 2 emniyet amirinin öldürüldüğü saldırıdan sonra saldırının faili olduğu iddiasıyla öldürülen 5 kişinin olayla ilgisinin olmadığının balistik raporla ortaya çıktığını ifade eden Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu bu saldırıdan sonra yaptığı açıklamalar nedeniyle sert şekilde eleştirdi ve "Başbakan hala o cinayetlerin arkasında mı?" diye sordu. Diyarbakır-Ankara uçağında Hüda Par üyesi Abdulvahap Kavun ile yaşadığı tartışmayı provokasyon olmaması için açıklamadıklarını söyleyen Demirtaş, olayı basına anlatan Ak Parti milletvekili Süleyman Hamzaoğlu'nun orada olmasının planlı olduğu kuşkusunu duyduklarını söyledi. Demirtaş, 6-7 Ekim olaylarının hem Kobani'yi hem de çözüm sürecini kurtardığını da savunarak "Benim üzerime yıkmak istiyorlar ama eli kanlı devletin hesap soracağı en son kişi benim ve en son parti HDP’dir" dedi.



"Derin devlet değil, devlet yaptı"

Meclis'te basın mensuplarıyla sohbet toplantısında bir araya gelen Demirtaş şunları söyledi:
"HDP'ye saldırı için klasik 'bir provokasyondur, arkasında derin güçler vardır' demeyeceğim. Bu bir provokasyon filan değil. Bu partimize yönelik planlı bir mesajdır. Devlet aleni, açık bir şekilde partimizin genel merkezinin olduğu bir binada üst düzey bir partilimizin kafasını kesmek istemiştir. Bu bizzati devletin bize verdiği somut net bir mesajdır. Arkasında derin, güçler filan yoktur. Hrant Dink, Rahip Santoro, Zirve Yayınevi cinayetleri nasıl ki karanlık, derin güçler tarafından yapılmadı, bu da aynı... HDP'ye 'kafanızı keseriz, kafanızı koparırız' mesajıdır. Saldırgan, Ahmet Beyi öldürmek için yapması gereken ne varsa yapmıştır. Öldürdüğünü düşünmüş, fakat kimliğini gizleme ihtiyacı da duymamış. Telefonunu orada bırakmış, kamera kayıtları var, çok profesyonel, soğukkanlı bir şekilde cinayeti işlemek için gelmiş. Mesaj bize yöneliktir. Fakat bizim de mesajımız şudur: 'Bugüne kadar defalarca kafamızı kestiniz, ama asla bedenimiz sizin önünüzde diz çökmedi. Bu kez de böyle olacak.' Biz tetikçinin dışında başka kişilerin tutuklanacağını, arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılacağını düşünmüyoruz. Öncekiler gibi bir ulusal kahraman gibi yargılanacak.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı hedef gösterdi

Başbakan bizi hedef göstermediğini, eleştirdiğini söylüyor. 8 Ekim'de 'Herkesi HDP'ye karşı tavır almaya çağırıyoruz' demiştir. 8 Ekim'den bu yana da start verilmiştir. Bir yandan da Cumhurbaşkanı'nın hedef göstermeleriyle, büyük bir linç kampanyası, siyasal bir linç, psikolojik bir linç, siyaseten bitirme kampanyaları...Herhalde bunlar yeterli görülmemiş olacak ki, bir de fizik olarak kafa kesme şeklinde net bir mesaj verilmek istenmiştir.

İmralı için resmi başvuru

Heyetimiz Adalet Bakanlığına resmi başvuru yapacak İmralı'ya gitmek için. SÜrecin arkasında olduğunu söylüyor hükümet. O zaman Bakanlığın başvuruya hızlı şekilde geri dönmesini bekliyoruz. Uzun süredir resmi başvuru yapmıyorduk; fiili olarak tarihler belirleniyordu karşılıklı.

"Başbakan hala cinayetlerin arkasında mı?"

Başbakan Bingöl'de 2 Emniyet amirinin öldürülmesinden sonra öldürülen PKK'liler için "Alçaklar anında cezasını aldı" demişti. Biz ise yerel kaynaklardan edindiğimiz bilgilerle olaylar arasında bağlantı olmadığı söylemiştik. Balistik raporlar bizi doğruladı. O kişiler, gün o saatte başka bir bölgeye intikal ederken durdurulmuş, herhangi bir uyarı yapılmadan infaz edilmiştir. Başbakan'a soruyorum: Bugün o açıklamanızın arkasında mısınız? Bu infazın arkasında mısınız? İki emniyet amiri katledilmiş, ama arkasından 5 kişi infaz edilerek devlet cinayet işlemiştir. Başbakanın bu kadar pişkince bu olayın üstüne yatmaması lazım.

Parti kapatma

Elimizde kapatma davası hazırlığı olduğuna dönük bir bilgi yok.  Arkadaşlarımız MGK’da böyle bir konu ele alınmış mıdır diye sormuşlardır.

Eski Hizbullahçı ile yaşanan tartışma

Biz provokasyonlara yol açmaması için açıklamadık. Karakolda konuştuk ve onları da alarak çıktık. 'Sizi burada bırakmaya gönlüm el vermez' dedim. Ama ben asla özür dilemedim. Yanında o an eşi olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı. Ona 'Siz kusura bakmayın, bunlara tanık oldunuz' dedim sadece. Bize yönelik tehdit hakaret içeren bu harekete serinkanlı davrandık. AKP milletvekilli Süleyman Hamzaoğlu olay anında bana 'Sayın genel başkan siz haklısınız ama korumalarınız müdahale etmesin, polisleri çağırın' demiştir. O gün bana hak verdi ama basının karşısında başka açıklamalar yapması bizi üzmüştür. Bu olayın içinde var mıdır yok mudur bilinçli olarak mı o uçağa binmiştir soruları bizde oluşmuştur.
AKP milletvekillenin bunu büyük bir iştahla kamuoyuna açıklamasında neyi hedeflediler. Kirli oyunlar var, o kişilere de karakolda bunu açıkladım. 'Neden bütün İslam coğrafyasında bu kadar kan akıyor ona bakın, sakin olun, sabırlı olun' dedim. Bana hakaret eden kişiyi aldım karakolda çıktık. O kişinin bütün ailesi kendisi hariç bizim  partimizin üyeleridir. Taşındığım 3 mahallede de bu aile komşumuzdur.

"Yaralı çocuğun benim kardeşimdir"

'Senin yaralı çocuğun varsa benim kardeşimdir, hakaret etmeye kalkma' dedim. Ses kayıtlarını kesmişler. O saatte AKP’li vekil neden oradaydı, neden o açıklamayı yaptılar bilemiyorum. Karakolda da korumalarımı çıkardım, polisleri çıkardım. Başbaşa görüştüm. Karakolda da kayıt yaptılar. 'Ben 30 yıllık Hizbullahçıyım' dedi buna rağmen ben kıyamam sizi burada bırakamam dedim ve aldı çıktım. Birileri uğraşmak istiyor. AKP milletvekili masum değil. Ben bu olayı büyütüp kişiyi ve ailesini hedef haline getirmek istemiyorum. Ailenin hedef haline getirilmesi ve bu şekilde provokasyon zemini hazırlanmak isteniyor olabilir.

"AKP şirket, CEO'su da Erdoğan"

Görüşmeler durmuş durumda. Hükümetle haftada bir, 10 günde bir görüşmeler olurdu. 20 gündür hükümetle hiç bir temas gerçekleştirilmedi. Heyetimizin ısrarına rağmen. Başbakan 'HDP parti gibi davranırsa, Kobanî için özür dilerse bakarız' diyor. HDP AKP’den daha fazla partidir. Kendileri anonim şirket gibi bakıyorlar. Her şeye rüşvet, hırsızlık penceresinden değil vicdan ile baksalar daha iyi olacak. Başlarında bir CEO var Recep Tayyip Erdoğan, şirket yönetir gibi parti yönetiyorlar.

"6-7 Ekim süreci de Kobani'yi de kurtarmıştır"

6-7 Ekim olayları meşru ve haklı bir gösteridir. Süreci bitirmemiştir, süreç bitmek üzereyken hem süreci hemde Kobani'yi kurtarmak için yapılmış en önemli ve en doğru hamledir. Kobani düşmemişse halkın sahiplenmesinin sayesindedir. Kobani düşseydi sayın Abdullah Öcalan ve PKK süreci bitirecekti. Halkın fedakarlığı sayesinde çok daha büyük felaketler önlenmiştir. Beyefendinin 5 bin koruması var. Ülkenin padişahını koruyorlar. Peki ama o dönemde neden Hüda Par binaları korunmadı? Antep'te eli palalı sivil kişiler güvenlik güçlerinin önüne yürüyüp 5 partilimizi katletmiştir. Dargeçit'te cenazeyi taşıyan kabalığa hiçbir olay yokken ateş açıldı, 3 kişi katledildi. Bunlar HDP’ye ve bana yıkılmak isteniyor ama eli kanlı devletin hesap soracağı en son kişi benim ve en son parti HDP’dir. Bunun içinde çok hesap vardır, seçimler de bu hesaplardan biridir.

Öcalan ve Erdoğan'ın iradeleri

Aysel Tuğluk'un yazısı kendi görüşüdür. Partimizde tartışılmış bir konu değildir. Biz süreci bitirme sevdalısı değiliz. Sayın Öcalan ya da hükümet bu süreç bitmiştir demediği müddetçe, Öcalan ve Erdoğan irade beyanlarını sürdürdüğü sürece süreç devam eder.

"Gözlemci konusu İmralı'da konuşuldu"

(Cemil Bayık'ın ABD’nin gözlemci olması önerisi) 3. gözlemci göz İmralı’da konuşulmuş bir konudur. Biz gözlemci heyetin olma gerektiğini söylüyoruz.

"Gelin seçimde sürecin partnerini değiştirelim"

Biz AKP’yi sürecin partneri olarak seçmiş değiliz. Resmi olarak seçilmiş hükümet vardır. AKP’yi tanımıyor değiliz.
En çok baskısını biz gördük. Tutuklanmayı, coplanmayı iyi biliyoruz. HDP başka ne yapabilir ki, bu partner olmaz şu olur deme durumumuz olmaz. Bu eleştiriyi getirenler gelsinler, seçimlerde hep birlikte çalışalım, demokratik yolla partneri değiştirelim. Ama bunun dışında bir yol olmaz.

"PKK silah bırakmaya hazır"

(Bölgeye PKK'nın hakim olduğu iddiası) Bunu önlemenin en pratik yolu PKK’yi dağdan indirip siyasete katmaktır. Bu adamlar silahları bırakmak istiyorlar, liderleri de 'ben silahları bıraktırmaya' hazırım diyor. Bu süreci yapan hükümet, bu insanları dağdan indirmek için neden adım atmıyor? Sayın Öcalan Mart-Nisan’a kadar hepsini çözmeye hazırım diyor. AKP milletvekilleri bakanlarına sorsunlar, bu yasaları niye çıkarmıyorlar.

"Daha şeffaf yürüteceğiz"

Heyetimiz bundan sonra kamuoyuna daha bilgilendirici açıklamalar yapacak. Çünkü İmralı'da söyleneni Ankara'da inkar ediyorlar. Daha şeffaf yürüteceğiz."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder