22 Nisan 2013 Pazartesi

Laiklikle iki ayrı uç: 2008'in AYM'si ne diyordu? 2013'ün AYM'si ne diyor?




Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin 4+4+4 eğitim sistemine karşı açtığı davanın gerekçeli kararındaki "laiklik" yorumları tartışma yarattı. Kararda devletin, çoğunluk dininin "inanç, ibadet ve eğitim ihtiyaçlarını karşılama" görevi olduğuna yönelik ifadelerin yanı sıra birey ve toplumun laik olamayacağı yönündeki görüşler eleştiri konusu oldu. 2010 yılındaki Anayasa değişikliği ile yapısı değiştirilen AYM'nin, sonuncusu 2008 yılında Anayasa değişikliği ile türban yasağının kaldırılmasının iptali davasında verdiği karardaki laiklik tanımından tamamen farklı değerlendirmeler yapması da dikkat çekti. 2008 ve 2013'deki kararlardan çarpıcı farklılıklar şöyle:

HUKUK KURALLARINDA DİNİN ETKİSİ


2008: Laik devlette, ulusal irade dışında herhangi bir dogma siyasal düzene yön veremez.
2013: Laikliğin özgürlükçü yorumu, dini iç dünyaya hapsetmemekte, bireysel ve kollektif kimliğin önemli bir unsuru görmekte, toplumsal görünürlüğüne imkân tanımaktadır.
2008: Hukuksal kurallar dinsel buyruklar yerine demokratik ulusal talepler esas alınarak aklın ve bilimin öncülüğünde kabul edilir.
2013: Anayasa, dini hizmetleri toplumsal bir ihtiyaç olarak görmekte ve devlete bu ihtiyaçların karşılanması yönünde yükümlülükler yüklemektedir.

EŞİTLİK ANLAYIŞI

2008: Çoğunluk ya da azınlık dinine, felsefi inançlara veya dünya görüşlerine mensup olup olmadıklarına bakılmaksızın, din ve vicdan özgürlüğü ayrımsız ve önkoşulsuz olarak herkese tanınır.
2013: Anayasa’daki eşitlik ilkesi, aynı durumda olanlara aynı, farklı konumda olanlara farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Toplumun çoğunluğunun mensubu olduğu İslam dininin kutsal kitabı ve peygamberinin hayatıyla ilgili derslerin kanunla konulması, diğer ilahi kitaplar ve peygamberlerin hayatının okutulamayacağı anlamına gelmez.

"ÇOĞUNLUK DİNİ"

2008: Laik devlet tüm işlem ve eylemlerinde dinler ve inançlar karşısında eşit ve tarafsız davrandığı bir cumhuriyettir.
2013: Laik devlet, dinler karşısında tarafsızdır ama toplumun dini ihtiyaçlarının karşılanması konusunda kayıtsız değildir. Anayasa, çoğunluk dininin inanç, ibadet ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik resmî mekanizmalar öngörmüştür. Bireylerin bu alandaki yaygın ve müşterek ihtiyaçlarının karşılanması laikliğe aykırı görülemez.

TOPLUM LAİK OLUR MU?

2008: Laik toplumlarda laik ve demokratik değerler özümsenir, siyasal, sosyal ve kültürel yaşam da buna bağlı olarak evrensel değerlerin egemen olduğu çağdaş bir görünüm kazanır.
2013: Laiklik, devletin dini inançlar karşısındaki konumunu belirleyen siyasal bir ilkedir; bireyin ya da toplumun değil, devletin bir niteliğidir.

KANUNDAKİ "PEYGAMBERİMİZ" İFADESİ

2008: Hukuksal düzenlemelerin dinsel buyruklara dayandırılması, birey özgürlüğünü ve demokrasiyi olanaksız kılar.
2013: Kanunda seçmeli dersin adının “Hz. Peygamberimizin Hayatı” olması İslam ile devlet arasında aidiyet ilişkisi kurmaz. Bu ismin kullanılması o dinin mensuplarının kutsallarına saygıyı ifade eder.

DİN-DEVLET İŞLERİNİN AYRILMASI

2008: Çağdaş demokrasiler, dogmalara karşı akılcılıkla durur, din ve devlet işlerini ayırarak, dini siyasallaşmaktan ve yönetim aracı olmaktan çıkarır.
2013: Laiklik, devlete negatif ve pozitif yükümlülükler yükler. Pozitif yükümlülüğe göre devlet, din ve vicdan hürriyetinin önündeki engelleri kaldırır, kişilerin inandıkları gibi yaşayabileceği uygun ortamı sağlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder