6 Şubat 2015 Cuma
Emniyetten liste skandalı: Yok denilen polisler orada, raporlu denilen gaz fişeği atıyor!
KEMAL GÖKTAŞ
İstanbul’daki Gezi eylemleri sırasında gaz fişeğiyle gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya’nın yaralanmasına ilişkin görüntüleri inceleyen bilirkişiler, biber gazı silahı (ZET) kullanmış iki polisin Emniyet'ten savcılığa gönderilen şüpheliler listesinde yer almadığı ortaya çıktı. Görüntüleri inceleyen bilirkişiyer ayrıca Sarıkaya’nın gözünü kaybetmesine yaralanmasına yol açan fişeğin 5 kişilik ZET timi tarafından atılmış olabileceğini belirtti.
4 Şubat 2015 Çarşamba
Memleket demokrasisinin sınırlarını belirleyecek 12 kişi seçildi
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, Yargı Paketi ile öngörülen yeni yargı düzeninin son halkasını da tamamladı ve Yargıtay üyelerinin görev yapacakları yeni daireleri belirledi. Ergenekon, Balyoz, KCK ve diğer örgüt davalarına bakmakla görevlendirilen 16. Ceza Dairesi, ortak özellikleri "milliyetçi" olan Yargıda Birlik Platformu üyelerinden oluştu.
Yüksek yargıda seçim kulisleri... "Üçüncü gücün" yönetimi haftaya belli oluyor
KEMAL GÖKTAŞ
Türkiye, Haziran'da yapılacak genel seçimlerle yasama ve yürütme organını belirlemeye hazırlanırken devletin temel üç kuvvetinden biri olan yargının yönetimi de önümüzdeki bir hafta içinde şekillenmiş olacak.
Doktorun "hafta sonu planlarını bozmama" isteği bir cana mal oldu iddiası
KEMAL GÖKTAŞ
Trombosit düşüklüğü teşhisiyle acil servise başvuran avukat Zehra Hüma Ozan'ı derhal tedavi edileceği ekipmana sahip bir hastaneye nakletmek yerine bekleten ve gerekli tedavileri yapmayan 3 doktor hakkında "taksirle öldürme" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İstanbul Tabip Odası Onur Kurulu'nun da kusurlu bularak para ve meslekten geçici alıkoyma cezaları verdiği 3 doktorun tedaviyi geciktirme süreci ile ilgili çarpıcı iddialar da gündeme getirildi. Hasta avukatın doktor kardeşinin de yanında olmasına ve tedaviye başlaması için ısrar etmesine rağmen doktorların tedaviye geç başlaması nedeniyle ölümün meydana geldiği olayda avukat Turgut Kazan, Prof. Dr. Mutlu Arat'ın, hastayı hafta sonu hastanede tutmasını "Herhalde hafta sonu planlarını bozmak istemedi" diye yorumlarken hemşirenin 3 kez tahlil sonuçlarını bildirmek için aradığı bir başka doktor ise her seferinde telefonu meşgule düşürdü ve geri aramadı. Bir süre önce de avukat Duygu Alçıcı'nın doğum yaptıktan sonra trombosit değerleri düşmesine rağmen tedaviye hemen başlanmaması nedeniyle hayatını kaybettiği iddia edilmişti.
3 Şubat 2015 Salı
Kamu görevlilerinin yargılanmasında "reddi hakim" krizi
KEMAL GÖKTAŞ
Danıştay, üst düzey kamu görevlileri hakkındaki soruşturma izni talepleri ile ilgili nihai kararları veren 1. Daire'de reddi hakim talebinde bulunulamayacağını bildirdi. Danıştay, Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağoğlu'nun davalık olduğu Danıştay 1. Daire üyesi Galip Tuncay Tutar'ın sendikanın tüzel kişiliği ile ilgili başvurusuna ilişkin karar veren heyette yer almasının kanuna uygun olduğunu bildirdi. Karara tepki gösteren Eminağaoğlu ise "Bu karara göre Danıştay 1. Dairesinde görevli biri kendisinin, eşinin, ailesinin, babasının bile davasına bakabilir sonucu çıkıyor" dedi.
HDP barajı nasıl aşar?
KEMAL GÖKTAŞ
HDP'nin Cumhurbaşkanı adayı olarak seçime giren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın aldığı oylara ilişkin analizinde, HDP'nin oy artışını "Türk" seçmenlerdeki değil yine "Kürt" seçmenlerdeki artışa borçlu olduğunu, yüzde 10 barajında da yine başta metropollerde yaşayanlar olmak üzere Kürt seçmenlerin davranışının etkili olacağını ortaya çıkarıyor. HDP'nin de bu gerçeği göz önünde bulundurarak Demirtaş başta olmak üzere Kürt siyasetinin etkili isimlerini İstanbul ve İzmir gibi büyükşehirlerde aday göstermeyi tartıştığı belirtiliyor.
2 Şubat 2015 Pazartesi
Grev ertelemeye Danıştay'da dava
Hukukta Sol Tavır Derneği, metal grevinin ertelenmesini Danıştay'a taşıdı
KEMAL GÖKTAŞ
Hukukta Sol Tavır Derneği, Bakanlar Kurulu'nun metal işçilerinin grevini erteleme kararına karşı Danıştay'da dava açtı. Dernek adına başkan, eski Anayasa Mahkemesi raportörü Ali Rıza Aydın tarafından verilen dilekçede “Birleşik Metal İşçileri Sendikası tarafından uygulanmakta olan grevin, millî güvenliği bozucu nitelikte olduğu görüldüğünden 60 gün süreyle ertelenmesi” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptal edilmesi istendi.
1 Şubat 2015 Pazar
Haksız tahrik indirimine "kötü muamele" engeli
Eşine kötü muamele eden koca "boynuzladım" diyen eşini öldürdü, Yargıtay "Haksız tahrik yok" dedi
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, "Seni boynuzladım" diyen eşini öldüren kocaya yapılan haksız tahrik indirimini, eşine daha önce "kötü muamelede" bulunduğu gerekçesiyle bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında, sanık kocanın maktule karşı, 6 yaralama, 5 Ailenin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet, 3 hakaret, birer defa da kötü muamele, çocuğun kaçırılıp alıkonulması ve tehdit suçlarını işlediği iddiası ile davalar açıldığına ve 4 kez mahkumiyet kararı verildiğine dikkat çekilerek "Haksız tahrikte dengenin, uzunca bir süredir maktuleye karşı haksız bir zeminde bulunan sanık lehine bozulmadığı kabul edilmelidir" denildi. Genel Kurul, yerel mahkemenin maktul kadının da kocasına karşı yaralama ve hakaret suçlarından dava açıldığını belirterek haksız tahrik indirimi yapmasını yerinde bulmadı. Karar doğrultusunda sanık kocaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek.
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, "Seni boynuzladım" diyen eşini öldüren kocaya yapılan haksız tahrik indirimini, eşine daha önce "kötü muamelede" bulunduğu gerekçesiyle bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında, sanık kocanın maktule karşı, 6 yaralama, 5 Ailenin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet, 3 hakaret, birer defa da kötü muamele, çocuğun kaçırılıp alıkonulması ve tehdit suçlarını işlediği iddiası ile davalar açıldığına ve 4 kez mahkumiyet kararı verildiğine dikkat çekilerek "Haksız tahrikte dengenin, uzunca bir süredir maktuleye karşı haksız bir zeminde bulunan sanık lehine bozulmadığı kabul edilmelidir" denildi. Genel Kurul, yerel mahkemenin maktul kadının da kocasına karşı yaralama ve hakaret suçlarından dava açıldığını belirterek haksız tahrik indirimi yapmasını yerinde bulmadı. Karar doğrultusunda sanık kocaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek.
30 Ocak 2015 Cuma
Cömert davası basına, izleyiciye kapalı, 10 akrabaya açık
Mahkemeden "izleyicisiz, gazetecisiz" duruşma kararı
Cömert duruşmasına sadece şüpheli ve müştekinin 5'er yakını alınacak
KEMAL GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Hatay'da başına atılan gaz fişeği ile hayatını kaybeden Abdullah Cömert'le ilgili davada mahkeme çok ilginç bir karar verdi. Mahkeme, duruşma salonunun kapasitesini ve avukat sayısının çokluğunu gerekçe göstererek şüpheli polis Ahmet Kuş ve Abdullah Cömert'in ailelerinden 5'er kişi dışında izleyici alınmamasına karar verdi. Duruşmaya "diğer izleyici ve gazetecilerin alınıp alınmaması" konusunda ise mahkeme başkanının değerlendirme yapacağı belirtildi. Bu durumda yer sorunu bahanesiyle duruşmanın gazetecilere kapatılması da gündeme geldi.
27 Ocak 2015 Salı
Keşke hiç sevmeseydik Ali İsmail’i…
Bir insanı severseniz, en çok bakışını ve gülüşünü seversiniz. Biz de öyle sevdik Ali İsmail’i, keşke hiç sevmeseydik. Gözleri ve gülüşüyle dokundu yüreğimizin her bir hücresine. Ah keşke görmeseydik, bilmeseydik, böyle güzel gülüşlü böyle güzel bakışlı bir genç çocuk olduğunu Emel annenin oğlu Ali İsmail’in.
Turgut Kazan "Ergenekon" şüphelisi olarak ifade verecek
KEMAL GÖKTAŞ
Oda TV soruşturmasında Ergenekon örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle telefonlarının dinlendiği ve takip edildiği ortaya çıkan İstanbul Barosu eski Başkanı Turgut Kazan, savcıya "Ergenokon şüphelisi" olarak ifade verecek.
26 Ocak 2015 Pazartesi
Yargıtay "bir kilo kıyma" davasında ikinci "baklava çalan çocuk" sendromuna izin vermedi
Yargıtay, çocuğun yoksulluğuna ve eti çaldığı yerin süpermarket olduğuna dikkat çekti
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin hapse mahkum ettiği marketten bir kilo et çalan çocuğa çarpıcı gerekçelerle ceza verilmemesi gerektiğine hükmetti. Genel Kurul'un kararında çocuğun iki arkadaşı ile birlikte semt pazarından sebze aldıktan sonra gittikleri süpermarkette, evde pişirip yeme amacıyla değeri 27,28 lira olan et ve kıyma çaldığına dikkat çekilerek "Anne ve babası ayrı olup üvey babası ile yaşayan, herhangi bir geliri olmayan, eğitim hayatı yarım kalmış ve sabıkasız olan sanığın büyük bir süpermarket işleticisi olan şikayetçi aleyhine birer kilogram kıyma ve et almak suretiyle gerçekleştirdiği hırsızlık eyleminde" ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi istendi.
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin hapse mahkum ettiği marketten bir kilo et çalan çocuğa çarpıcı gerekçelerle ceza verilmemesi gerektiğine hükmetti. Genel Kurul'un kararında çocuğun iki arkadaşı ile birlikte semt pazarından sebze aldıktan sonra gittikleri süpermarkette, evde pişirip yeme amacıyla değeri 27,28 lira olan et ve kıyma çaldığına dikkat çekilerek "Anne ve babası ayrı olup üvey babası ile yaşayan, herhangi bir geliri olmayan, eğitim hayatı yarım kalmış ve sabıkasız olan sanığın büyük bir süpermarket işleticisi olan şikayetçi aleyhine birer kilogram kıyma ve et almak suretiyle gerçekleştirdiği hırsızlık eyleminde" ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi istendi.
AYM'den Abdullah Cömert başvurusunda dava nakillerine vize veren karar
AYM'den Abdullah Cömert davası kararı:
"Dava nakli adaleten sağlanmasına engel değil"
KEMAL GÖKTAŞ Ankara
Anayasa Mahkemesi, Gezi eylemleri sırasında Hatay'da gaz fişeği ile öldürülen Abdullah Cömert'le ilglii davanın Balıkesir'e nakledilmesine karşı yapılan başvuruyu "başvuru yollarının tükenmediği" gerekçesiyle kabul edilemez bularak reddetti. AYM'nin kararında iç hukuk yollarının tüketilmediği ifade edilmesine rağmen Yargıtay'ın davanın başka bir şehre nakline ilişkin kararlarına itiraz yolu bulunmuyor.
Savcı Ali İsmail Korkmaz davasında "temyize gideceğim" dilekçesi verdi
KEMAL GÖKTAŞ
Ali İsmail Korkmaz davasında savcı Mehmet Kalkan'ın, mahkemeye sunduğu ve kararı temyize götüreceklerini belirten yazısı UYAP kayıtlarına girdi. Savcı Kalkan, hukuk literatüründe "süre tutum" dilekçesi adı verilen yazısında mahkemenin gerekçeli kararını tebliğ etmesinden sonra temyiz dilekçesini sunacağını belirtti. Savcı, temyizi "esas hakkındaki görüşüne" uygun olarak yapacağını belirterek dilekçenin içeriğine ilişkin de önemli bir ipucu verdi. Buna göre savcı Kalkan, sadece 10 yıl 10 ay ceza verilen polis memuru Mevlüt Saldoğan'a müebbet verilmesi ile beraat eden Ebubekir Harlar'a da ceza verilmesi için temyize gidecek. Düşük ceza alan diğer sanıklar ile beraat eden 2 polis içinse temyiz yolu görünmüyor.
Ali İsmail Korkmaz davasında savcı Mehmet Kalkan'ın, mahkemeye sunduğu ve kararı temyize götüreceklerini belirten yazısı UYAP kayıtlarına girdi. Savcı Kalkan, hukuk literatüründe "süre tutum" dilekçesi adı verilen yazısında mahkemenin gerekçeli kararını tebliğ etmesinden sonra temyiz dilekçesini sunacağını belirtti. Savcı, temyizi "esas hakkındaki görüşüne" uygun olarak yapacağını belirterek dilekçenin içeriğine ilişkin de önemli bir ipucu verdi. Buna göre savcı Kalkan, sadece 10 yıl 10 ay ceza verilen polis memuru Mevlüt Saldoğan'a müebbet verilmesi ile beraat eden Ebubekir Harlar'a da ceza verilmesi için temyize gidecek. Düşük ceza alan diğer sanıklar ile beraat eden 2 polis içinse temyiz yolu görünmüyor.
25 Ocak 2015 Pazar
Yargının "yaralama" işkencesi
İşkenceyi cezasız bırakmanın formülü: "Yaralama"
Yargıtay içtihatlarına rağmen işkence değil yaralamadan ceza veriliyor
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir'deki Gezi eylemleri sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz davasında sanıklara "yaralama sonucu ölüme neden olmak" suçundan ceza verilmesi tartışılmaya devam ediyor. Korkmaz davasında olduğu gibi birçok davada savcılıklar ve mahkemeler, kanuna ve Yargıtay içtihatlarına rağmen işkenceye giren bir çok fiili "yaralama" kapsamına alarak işkencenin cezasız kalmasının önünü açıyor.
Yargıtay içtihatlarına rağmen işkence değil yaralamadan ceza veriliyor
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir'deki Gezi eylemleri sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz davasında sanıklara "yaralama sonucu ölüme neden olmak" suçundan ceza verilmesi tartışılmaya devam ediyor. Korkmaz davasında olduğu gibi birçok davada savcılıklar ve mahkemeler, kanuna ve Yargıtay içtihatlarına rağmen işkenceye giren bir çok fiili "yaralama" kapsamına alarak işkencenin cezasız kalmasının önünü açıyor.
12 Eylül protestosuna 6 yıl hapis istemi
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, 35 kişi hakkında 12 Eylül'ün yıldönümünde yaptıkları protesto gösterisi nedeniyle 1.5 yıldan 3 yıla, bu kişilerden polise taş ya da sapanla misket attığı iddia edilen 10 kişiye ise 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı.
23 Ocak 2015 Cuma
Ali İsmail Korkmaz davasında mahkemenin vahim gerekçeleri
KEMAL GÖKTAŞ
Ali İsmail Korkmaz'ın Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de öldürülmesi ile ilgili davada sanıklara verilen düşük cezaların gerekçelerinin vahim nitelikte olduğu ortaya çıktı. Kısa karara göre mahkeme sanıklara alt sınırdan ceza verme gerekçesini "suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen sonucun ağırlığı" olarak açıkladı. Ayrıca sanıklara verilen cezalardan yapılan takdirini indirimin de "iyi hal indirimi" olmadığı, mahkemenin cezaların sanıkların "gelecekleri üzerindeki olası etkilerini" göz önüne alarak 6'da 1 oranında indirdiği anlaşıldı. Mahkeme, tıpkı polisler gibi "yaralama sonucu ölüme neden olmak" suçundan ceza verdiği sivil saldırganlara, polislerden 4 yıl daha düşük ceza vermesinin nedenini de ilginç bir gerekçeye dayandırdı. Mahkeme cezalar arasındaki farkı sanık polislerin Korkmaz'ı "kemik kırığına neden olacak" şekilde dövdükleri, sivil saldırganların ise kemik kırığına neden olmadıklarını belirterek açıkladı.
Ali İsmail'in kafasına tekme atan polis tahliye istedi
KEMAL GÖKTAŞ
Ali İsmail Korkmaz'ın Eskişehir'deki Gezi eylemleri sırasında dövülerek öldürülmesi davasında biri 10 yıl 10 ay, biri de 10 yıl hapis cezası alan iki sanık polis, kararı temyiz etmek için mahkemeye dilekçe verdi. Ali İsmail Korkmaz'ın kafasına tekme atan polis memuru Mevlüt Saldoğan, ayrıca tahliye talebinde de bulundu.
Twitter'ı açtıran hocalar takipte: Twitter'a "ABD'de dava açarız" ihtarı
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'ne yaptıkları başvurularla Türkiye'deki Twitter ve Youtube üzerindeki yasakları kaldıran Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ile Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, şimdi de bazı hesapları kapatan Twitter'a ihtar çekti. Twitter'ın hem ABD'deki merkezine hem de Türkiye'deki avukatına gönderilen ihtarda "Ülke bazlı içerik gizleme politikası dahil, tüm engellemelere son vermenizi, aksi halde Türkiye'de ve ABD'de tüm yasal yollara başvurmaktan geri durmayacağımızı ihtar ederiz" denildi.
22 Ocak 2015 Perşembe
Ali İsmail Korkmaz'da beraat skandalı: Delil görüntüleri silip beraat ettiler
KEMAL GÖKTAŞ
Ali İsmail Korkmaz cinayetinde mahkemenin Korkmaz'ı linç ederek öldüren sanıkları "yaralama" suçundan cezalandırmasına tepkiler sürerken beraat eden iki polisle ilgili çarpıcı detaylar gündeme geldi. Ali İsmail Korkmaz'ı, kafasına da darbe aldığı fırının önündeki dayaktan önce ve sonra dövdükleri iddia edilen iki polisten Hüseyin Engin'in son dayağa ilişkin Beşik Otel'in güvenlik kameralarının çektiği görüntüleri sildirdiği TÜBİTAK raporuyla ortaya konulmuştu. Delilleri gizlemek suçundan soruşturulan ancak "Sanığın kendi işlediği suçun delillerini karartması ayrıca suç oluşturmaz" denilerek hakkında dava açılmayan polis memuru Engin'in görüntüleri silmesi nedeniyle "delil yetersizliğinden" beraat etmesi dikkat çekti. Müdahil avukatların Korkmaz'ı fırınının önündeki dayaktan önce de dövdüğüne ilişkin görüntüler olduğunu belirttikleri Engin, diğer beraat eden polis Şaban Gökpınar'la birlikte, aynı gün başka bir üniversite öğrencesini dövdüklerine ilişkin davadan da suçun yine yaralama kapsamına alınmasıyla kurtuldular.
Bakanlıktan Roboski için "Tazminat teklif edildi" savunması
KEMAL GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı'nın, Anayasa Mahkemesi'ne Uludere'de (Roboski) bombardıman sonucu öldürülen mağdur ailelerinin yaptığı bireysel başvuruya ilişkin gönderdiği görüşte ailelerin kabul etmediği tazminatın "mağduriyeti giderme amaçlı" olduğu ve bu nedenle başvurunun kabul edilebilirliği açısından dikkate alınması gerektiği savunuldu. Bakanlığın bireysel başvurunun reddi yönündeki görüşünü, Genelkurmay Başkanlığı'ndan başvuru ile ilgili Adalet Bakanlığı'na 2 hafta önce gönderdiği yazı ile askeri savcılık ve askeri mahkemenin kararlarına dayandırılması dikkat çekti. Bakanlık, Genelkurmay'ın yazısına dayanarak olayda öldürülen 6 kişinin PKK üyesi olduğuna dair bir örgüt mensubu ile yapılan "mülakata" ilişkin bilgilere de yer verdiği görüşünde olay "kaçınılmaz hata" olarak nitelendirildi.
Yargının polise adaleti başka
İntihara eğilimli psikiyatri hastası eşinin göreceği yere tabanca bırakan polise "mağdur" indirimi
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, depresyonda olan ve daha önce iki kez yine evdeki tabancayla intihara teşebbüs eden, olay günü de psikiyatrik tedavide hastaneye yatma teklifini reddeden eşinin görebileceği yere tabancasını ve şarjörünü bırakan polis memuruna eşinin bu tabancayla intihar etmesi üzerine verilen cezanın 6'da 5'ine kadarının "eşinin ölümünden dolayı mağdur" olduğu gerekçesiyle indirilmesini istedi.
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, depresyonda olan ve daha önce iki kez yine evdeki tabancayla intihara teşebbüs eden, olay günü de psikiyatrik tedavide hastaneye yatma teklifini reddeden eşinin görebileceği yere tabancasını ve şarjörünü bırakan polis memuruna eşinin bu tabancayla intihar etmesi üzerine verilen cezanın 6'da 5'ine kadarının "eşinin ölümünden dolayı mağdur" olduğu gerekçesiyle indirilmesini istedi.
21 Ocak 2015 Çarşamba
Ali İsmail Korkmaz kararı: İşkenceyle öldürmeye "yaralama" cezası
KEMAL GÖKTAŞ
Ali İsmail Korkmaz davasında hukukçuların ihtimal vermek istemediği, ancak davanın başından beir hep en kötü ama en olası ihtimal olarak zihinlerin bir kenarında duran sonuç gerçekleşti. Mahkeme, Korkmaz'ın dövülerek öldürülmesini "yaralama" olarak değerlendirerek büyük tepki çekerken Yargıtay'ın "işkence" davalarındaki kriterlerini görmezden geldiği eleştirileri öne çıktı.
20 Ocak 2015 Salı
TRT sanatçısı Hatice Kaçmaz'ın katil zanlısının "indirim" taktiğine savcıdan geçit yok
KEMAL GÖKTAŞ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, TRT müzisyeni Hatice Kaçmaz'ı bıçaklayarak öldüren Orhan Munis hakkında "tasarlayarak öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açtı. Şüpheli Munis'in "Tasarlayarak öldürmedim, adaklık kurban kesmek için yanıma bıçak almıştım. Bana 'kendini de öldür, beni de öldür' dedi, küfür ve tehdit edince kendimi kaybettim" savunmalarını da yerinde bulmayarak herhangi bir indirim yapılmasını istemedi. Soruşturma sırasında Kaçmaz'ı öldüren bıçakla ilgili polis kriminal laboratuvarından alınan balistik raporda ise bıçağın kanundaki kriterlere göre yasak olmadığı belirtildi.
19 Ocak 2015 Pazartesi
AYM'den Ali İsmail Korkmaz anmasına ilişkin şaşırtıcı karar
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, diğer başvurularda da uygulanması halinde yargının yol açtığı insan hakkı ihlallerini büyük ölçüde yaptırımsız bırakacak tartışmalı bir karara imza attı. Gezi eylemlerinde öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ı anmak için yapılan basın açıklamasına katılan Rıza Gökcen Erus’a “yolu trafiğe kapatmak” iddiasıyla verilen 343 TL trafik cezasını ilişkin başvuruyu reddeden AYM Komisyonu'nun kararında, mahkemenin verdiği kararın AYM tarafından denetlenmesi imkanı olmadığı savunuldu. Başvuruyu "kabul edilemez" bulan karara tepki gösteren başvurucunun avukatı Pınar Çelik Arpacı, AYM’nin bu kararıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı başta olmak üzere birçok temel insan hakkını korumasız bıraktığını kaydetti. AYM Komisyonu'nun bu kararının diğer başvurularda da uygulanması halinde yargı kararlarıyla gerçekleşen insan hakkı ihlallerinin incelenmemesi olasılığı ortaya çıktı. Karar, örneğin, işkence gördüğünü iddia eden bir kişinin, işkence sanıklarına beraat veren mahkeme kararına karşı AYM'ye başvuramaması gibi önemli sonuçlara neden olabilecek. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler öğretim üyesi Yrd. Doç. Kerem Altıparmak kararı eleştirerek "Bu bakışla Hrant Dink'in AİHM'de açtığı davaya AYM baksaydı, ihlal yok derdi" değerlendirmesinde bulundu.
18 Ocak 2015 Pazar
Ortak yapım cinayet ve kanın sesi
KEMAL GÖKTAŞ
Dink, tarihsel gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması konusunda tavizsiz ancak bu gerçeklerin halklar arasında düşmanlık vesilesi değil, barışın temeli olması gerektiğini ısrarla vurgulayan bir zamene bilgesi idi. Onu diğer çağdaş aydınlardan ayıran en temel özellik Ermeni kimliğiyle kamusal alana çıkarken süslü anlatımlar yerine gerçeği kalplere dokunan bir sadelikle gündeme getirmesiydi. İşte bu yüzden kimilerince karanlık oldukları varsayılan ama çokça da apaydınlık bir kötülüğü temsil edenlerin hedefindeydi.
15 Ocak 2015 Perşembe
HSYK'nın mazeret kararnamesinden tasfiye çıktı
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. Dairesi, adli ve idari yargı hakim-savcı kararnamesiyle 784’ü adli, 104’ü idari yargı olmak üzere toplam 888 hakim ve savcının görev yeri değişti. Mazeret kararnamesi olması beklenen kararnamede, Yargıtay ve Danıştay üyeliklerine seçilen hakim ve savcılardan boşalan kürsü görevlerinin yanı sıra çok sayıda da talebi olmayan hakim ve savcıların da görev yeri değişti. Kararname ile özellikle cemaate yakın hakim ve savcıların büyük şehirlerden taşraya gönderilmesi ve tenzili rütbeye uğramaları dikkat çekti. Hükümetin hedefindeki hakim ve savcılara yönelik olarak önceki HSYK döneminde büyükşehirlerde bırakarak tenzili rütbeye uğratma yoluna gidilmişken bu kararname ile bu hakim ve savcılar, büyük ölçüde taşraya gönderildi.
"Camiye bomba" iftirasının bedeli 1.200 TL tazminat
Mahkeme: "Tazminat miktarı 'iyi ki olmuş' dedirtmemeli"
KEMAL GÖKTAŞ
Balyoz davasında "camii bombalama timi"nde olduğu iddiasıyla müebbet hapis istemiyle 4 yıl yargılandıktan sonra beraat eden astsubay Mustafa Kelleci için 1.200 TL manevi tazminat yeterli görüldü. Kelleci'nin maddi tazminat talebini "zararını ispat eden belge göstermediği" gerekçesiyle reddeden mahkeme, camii bombacısı olduğu iddiasıyla yargılanan Kelleci'nin yaşadığı manevi eziyetin karşılığının ise 1.200 TL olduğuna hükmetti. Mahkeme kararında tazminata hükmedilirken Kelleci'nin ekonomik-sosyal durumu ve 3 bin 141 TL maaş alması ve olayın cereyan tarzının dikkate alındığı, manevi tazminatın davacıya "İyi ki oldu" dedirtecek ve "sebepsiz zenginleşmeye neden olacak" bir miktar olamayacağı belirtildi. Kelleci'nin avukatı Mahir Işıkay ise temyiz dilekçesinde, mahkemenin gerekçelerine tepki göstererek "Hangi maddi bedel böylesi büyük bir acıyı tatmin edebilir, hangi maddi bedel bir insana 'cami bombacısı' diye iyi ki yargılanmışım dedirtebilir?" diye sordu.
KEMAL GÖKTAŞ
Balyoz davasında "camii bombalama timi"nde olduğu iddiasıyla müebbet hapis istemiyle 4 yıl yargılandıktan sonra beraat eden astsubay Mustafa Kelleci için 1.200 TL manevi tazminat yeterli görüldü. Kelleci'nin maddi tazminat talebini "zararını ispat eden belge göstermediği" gerekçesiyle reddeden mahkeme, camii bombacısı olduğu iddiasıyla yargılanan Kelleci'nin yaşadığı manevi eziyetin karşılığının ise 1.200 TL olduğuna hükmetti. Mahkeme kararında tazminata hükmedilirken Kelleci'nin ekonomik-sosyal durumu ve 3 bin 141 TL maaş alması ve olayın cereyan tarzının dikkate alındığı, manevi tazminatın davacıya "İyi ki oldu" dedirtecek ve "sebepsiz zenginleşmeye neden olacak" bir miktar olamayacağı belirtildi. Kelleci'nin avukatı Mahir Işıkay ise temyiz dilekçesinde, mahkemenin gerekçelerine tepki göstererek "Hangi maddi bedel böylesi büyük bir acıyı tatmin edebilir, hangi maddi bedel bir insana 'cami bombacısı' diye iyi ki yargılanmışım dedirtebilir?" diye sordu.
12 Ocak 2015 Pazartesi
Minibüs komplosunda çarpıcı iddia: "Arayıp minibüs devletin dediler"
KEMAL GÖKTAŞ
Ankara'da 2007 yılında bulunan bomba yüklü minibüsle ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi eski Başkanı Sabri Uzun'un kitabında gündeme getirdiği iddiaların ardından dosyanın yeniden açılması gündeme geldi. Uzun'un 550 kg TNT'nin bulunduğu minibüsün polis haber elemanı tarafından bulunduğu Kurtuluş Çok Katlı Otoparkı'na getirildiğini iddia etmesinin ardından minibüsteki bombayla ilgili 20 yıl hüküm giyen İdris Nakcı'nın avukatları yeniden yargılama talebinde bulunmaya hazırlanıyor. Nakcı'nın avukatlığını yaparken tartışmalı ifadelerle 8 ay tutuklu kalan ve 7.5 yıl hapse mahkum olan avukat Filiz Kalaycı ise çarpıcı iddialarda bulundu. Kalaycı, tahliye olduktan sonra kendisini arayan bir kişinin minibüsün "devlete ait olduğunu" söylediğini, ancak yeni komplolardan çekindiği için bu kişiyle görüşmediğini söyledi.
9 Ocak 2015 Cuma
Avukata ayakta durma cezası veren hakimin eğitmenlik koltuğu gitti
KEMAL GÖKTAŞ
Türkiye Barolar Birliği, duruşmada ara karar okunurken ayağa kalkmayan avukatın sandalyesini kaldırtarak ayakta durma cezası veren hakim Ali Yiğin'in avukatlara yönelik seminerde eğitmen olarak görevlendirilmesini iptal etti. Barolar Birliği iptalin nedenini "Yargının kurucu unsuru olan avukatlara meslek itibarını rencide edici davranışta bulunması" olarak açıkladı.
HSYK'dan "hukuka aykırı delil" kararı
KEMAL GÖKTAŞ
HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu), disiplin hukuku açısından bütün kamu görevlilerini ilgilendirebilecek önemli bir karar aldı. Kurul, telefonları dinlenen iki yargı mensubunun, dinlemeye gerekçe oluşturan suç dışındaki bazı görüşmelerine dayanılarak verilen disiplin cezalarının kaldırılmasına karar verdi. HSYK Genel Kurulu'nun bu kararıyla tesadüfi delil olarak adlandırılan dinleme kayıtlarının hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmesi ve hukuka aykırı delillerin de disiplin hukuku açısından geçersiz olması anlamına geliyor. Karar, hukuka aykırı delillerin yargılandıkları davalarda hükme esas alınmaması nedeniyle beraat kararı verilen kamu görevlileri açısından bu delillerin disiplin hukuku açısından da geçersiz olması sonucunu doğurabilecek.
7 Ocak 2015 Çarşamba
Hollandalı gazeteciye ilginç suçlama, sıra dışı soruşturma
KEMAL GÖKTAŞ
Hollandalı gazetecinin evinin aranması ve gözaltına alınmasının arkasında ilginç bir suçlama ve sıra dışı bir soruşturma öyküsü çıktı.
Hıristiyanlara Noel yasak, din dersi zorunlu
KEMAL GÖKTAŞ
Protestan Kiliseler Derneği'nin hazırladığı 2014 yılı Hak İhlalleri İzleme Raporu’nda birçok şehirdeki kiliselerin "kaçak iş yeri" denilerek mühürlendiği ve Mardin'deki kiliseye jandarma elemanlarının sızdığı belirtildi. Antalya'daki Noel kutlamasında açılan İncil standına zabıta ve polisin müdahale ettiği anlatılan raporda, Hristiyan bir gencin tehditle kaçırılmak istendiği, Hristiyan çocukların zorla Din Bilgisi ve Ahlak Kültürü dersine sokulmak istendiği bilgileri yer aldı. Protestan Kiliseler Derneği’nin raporunda yer alan bazı tespitler şöyle:
6 Ocak 2015 Salı
Ahmet Atakan eyleminde yolu kapatan göstericilere "araç ve demiryolu korsanlığından" dava
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Hatay'da Ahmet Atakan'ın öldürülmesini protesto için sokağa çıkan 110 kişi hakkında "kanuna aykırı gösteri ve yürüyüş yapmak" suçlamasının yanı sıra Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen "ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması" suçundan da ceza verilmesi istemiyle dava açtı. Savcılık, gösteriler sırasında araç trafiğini engellediğini iddia ettiği kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar; hemzemin geçiti kapatarak demiryolu trafiğini engelledikleri iddia edilen kişilere 2 yıldan 5 yıla kadar ve hem araç hem de demiryolu trafiğini engellediklerini iddia ettiği kişilere ise 3 yıldan 8 yıla kadar "ekstra" hapis cezası istedi. Hakkında dava açılan kişilerle ilgili olarak daha önce de Eskişehir Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü de Kabahatler Kanunu'nu gerekçe göstererek "yolu trafiğe kapatmak" iddiasıyla 343'er TL idari para cezası vermişti.
5 Ocak 2015 Pazartesi
Polis oldukları iddia edilen iki kişi okul basıp silah çekti, hizmetliyi dövdü, soruşturma faili meçhul
KEMAL GÖKTAŞ
Ankara'da eşi Yargıtay'da tetkik hakim olan bir öğrenci velisi, kendisine bakıp gülerek şarkı söyleyerek tacizde bulunduğunu iddia ettiği hizmetliyi, yanındaki iki kişi ile birlikte okuldaki odasında dövdü. Öğrenci velisi A.B ile birlikte hizmetliyi A.Ö'yü döven saldırganların silah çektiği kamera görüntülerine yansırken görgü tanıkları bu kişilerin polis olduğunu söylediklerini anlattı. Savcılık, aradan geçen 2 aya rağmen okul basan saldırganların kimliklerine ulaşamadı.
2 Ocak 2015 Cuma
AYM'den hükümete "internet" uyarısı ve internet özgürlüğü kriterleri
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) Başkanı'na internet erişiminin engellenmesi yetkisi vermesine ilişkin kanunun iptal gerekçeleri açıklandı. AYM, kararında "Milli güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi konularında ilgili ve yetkili kurumların değerlendirme ve karar verme yetkileri gözetilmeksizin tek başına TİB'e erişimin engellenmesi yetkisi verilmesinin Anayasa'ya aykırılık oluşturacağı" belirtildi. İnternetin ifade özgürlüğü ve bilginin elde edilmesi açısından günümüzün en etkili ve yaygın araçlarından biri olduğuna dikkat çeken AYM, demokratik ülkelerde internetin "çocuk pornografisi ve istismarı ile rkçılık gibi ağır suçlar için" engellenebildiğini vurguladığı kararında "devletin internetle ilgili düzenlemeler ve uygulamalar konusunda çok hassas davranması gerektiği" uyarısında bulundu. AYM'nin kararındaki değerlendirmeler, hükümetin üzerinde çalıştığı ve iptal edilen düzenlemede TİB Başkanı'na verilen yetkinin Başbakan'a verilmesini öngören yasa hazırlıkları açısından da oldukça önemli bulundu. Gerekçeli karardaki "Belirlenecek yetkili merciin milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi konusunda değerlendirme yapabilecek ve karar alabilecek yetkinliğe sahip olması gerektiği" yönündeki ifadesi ve "ilgili kurumları" işaret etmesi bu kapsamda dikkat çekti.
Anayasa Mahkemesi'nin TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) Başkanı'na internet erişiminin engellenmesi yetkisi vermesine ilişkin kanunun iptal gerekçeleri açıklandı. AYM, kararında "Milli güvenlik, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi konularında ilgili ve yetkili kurumların değerlendirme ve karar verme yetkileri gözetilmeksizin tek başına TİB'e erişimin engellenmesi yetkisi verilmesinin Anayasa'ya aykırılık oluşturacağı" belirtildi. İnternetin ifade özgürlüğü ve bilginin elde edilmesi açısından günümüzün en etkili ve yaygın araçlarından biri olduğuna dikkat çeken AYM, demokratik ülkelerde internetin "çocuk pornografisi ve istismarı ile rkçılık gibi ağır suçlar için" engellenebildiğini vurguladığı kararında "devletin internetle ilgili düzenlemeler ve uygulamalar konusunda çok hassas davranması gerektiği" uyarısında bulundu. AYM'nin kararındaki değerlendirmeler, hükümetin üzerinde çalıştığı ve iptal edilen düzenlemede TİB Başkanı'na verilen yetkinin Başbakan'a verilmesini öngören yasa hazırlıkları açısından da oldukça önemli bulundu. Gerekçeli karardaki "Belirlenecek yetkili merciin milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi konusunda değerlendirme yapabilecek ve karar alabilecek yetkinliğe sahip olması gerektiği" yönündeki ifadesi ve "ilgili kurumları" işaret etmesi bu kapsamda dikkat çekti.
Hakime "Burada babanın uşağı yok" diyen avukata beraat
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, duruşmada dosyayı okumadığını düşündüğü hakime kızarak "Vergi dairesinden dosyaya gelen yazıyı yazmamanız da dosyayı incelemediğinizi göstermektedir. Burada babanızın uşağı yok" diyen avukata kamu görevlisine hakaret suçundan verilen cezayı bozdu.
1 Ocak 2015 Perşembe
Yargıda Didem hüznü: "Ah Didem ah, gördün mü...?"
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) önceki HSYK döneminde elektrik-su borcunu ödemediği ve polisle tartıştığı için mesleğe kabul edilmeyen üç hakim adayının mesleğe kabullerine karar vermesi yargıda "Didem Yaylalı hüznüne" yol açtı.
29 Aralık 2014 Pazartesi
Küba'ya güzelleme: Direnen bir cennet
KEMAL GÖKTAŞ
Küba önce "camii" ve Kristof Kolomb tartışmaları nedeniyle
Türkiye'nin gündemine girdi; sonra ABD ile diplomatik ilişkilerin
başlayacağının açıklanması ile dünyanın gündemine. Küba, gidenin niyetine göre
görülen ülkelerden biri. Sosyalistseniz bir sabah uyanıp da dünyada her şeyin yoluna girmiş
olduğunu görmek hissiyle de gezebilirsiniz. Fakat sosyalizmin
gerçekleşebilirliğine hep şüpheli yaklaşmış biriyseniz ya da "ama insanın
içinde kötülük vardır" düsturunun etkisindeki amansız bir anti-komünist
iseniz yağmurunun bile komünizmin laneti olduğunu söyleyebilirsiniz. (Böyle
diyen adı lazım değil, bir ‘yazar’ vardı, Che ve Castro'nun amansız düşmanı.. 2
günlük Küba gezisinde sahilini, yağmurunu beğenmeyip sallamıştı Küba'ya)
28 Aralık 2014 Pazar
Gezi'de kör eden atış yasaklı ölümcül silahtan
KEMAL GÖKTAŞ
İstanbul'da Gezi eylemleri sırasında Tarlabaşı'nda sol gözünü kaybeden volkan Kesanbilici'nin gözüne isabet eden plastik merminin ABD'de yasaklanan ve "öldürücü" nitelikleri olduğu bilinen FN 303 marka tüfekten atıldığı ortaya çıktı. Daha önce milletvekillerinin soru önergelerine İçişleri Bakanlığı'nca verilen yanıtlarda Emniyetin envanterinde FN 303 silahlarının bulunmadığı bilgisi verilmişti. Savcılığın talebi üzerine Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan raporda ise Kesanbilici'nin gözüne isabet eden merminin atıldığı FN 303'lerin insan vücuduna atıldığında çıkmayan boyanın vücutta dağıldığı, ancak yüze atıldığında öldürücü olabileceği belirtildi. Raporda ayrıca Emniyet'in FN 303 kullanan personelin isimlerinin bilinmediğine ilişkin bir yazışmasına da yer verilerek bu silahları kullananların mutlaka en az 15 gün eğitim alması gerektiği belirtildi ve "Takdir yargınındır" ifadesi kullanıldı.
İstanbul'da Gezi eylemleri sırasında Tarlabaşı'nda sol gözünü kaybeden volkan Kesanbilici'nin gözüne isabet eden plastik merminin ABD'de yasaklanan ve "öldürücü" nitelikleri olduğu bilinen FN 303 marka tüfekten atıldığı ortaya çıktı. Daha önce milletvekillerinin soru önergelerine İçişleri Bakanlığı'nca verilen yanıtlarda Emniyetin envanterinde FN 303 silahlarının bulunmadığı bilgisi verilmişti. Savcılığın talebi üzerine Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan raporda ise Kesanbilici'nin gözüne isabet eden merminin atıldığı FN 303'lerin insan vücuduna atıldığında çıkmayan boyanın vücutta dağıldığı, ancak yüze atıldığında öldürücü olabileceği belirtildi. Raporda ayrıca Emniyet'in FN 303 kullanan personelin isimlerinin bilinmediğine ilişkin bir yazışmasına da yer verilerek bu silahları kullananların mutlaka en az 15 gün eğitim alması gerektiği belirtildi ve "Takdir yargınındır" ifadesi kullanıldı.
Hukuksal belgelere göre Roboski katliamı "Ankara'nın karanlık dehlizlerinde" nasıl planlandı?
Askeri Savcılığın takipsizlik kararına göre 28 Aralık 2011 günü Roboski katliamı adım adım şöyle geldi:
15.40: 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanı Albay Aygün Eker, Tatvan'daki görevi biten İnsansız Hava Aracı (İHA)'nın, sınır hattında keşif faaliyetinde bulunulmasını emretti.
16.50: İHA bölgeden anlık görüntü aktarmaya başladı.
17:20: Haftanin Deresi Vadisi'nde 'motorlu araç' olduğu değerlendirilen 3 ısı kaynağı tepit edildi. Bir süre sonra sayıları 7'ye ulaştı.
Roboski soruşturması: Katliamı yargısız bırakan Türk hukuku
Kemal GÖKTAŞ
Roboski katliamına ilişkin hukuksal süreçte ortaya çıkan bilgi ve belgeler, sorumluların net olarak ortaya çıktığı bir manzarayı ortaya koymasına rağmen özel yetkili savcılık, askeri savcılık ve askeri mahkeme üçgeninde dosya yargısal süreç işletilmeden kapatıldı. Şimdi Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvurulardan çıkacak sonuç bekleniyor.
Katliama ilişkin yargısal süreçler ve kararlarda yer alan "bilgiler" şöyle:
26 Aralık 2014 Cuma
Yargıtay'ın Avcı kararındaki mantık: "Sosyalistlerle irtibat terör örgütüne yardım"
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay'ın Hanefi Avcı'nın örgüt üyesi olduğu iddia edilen Nejdet Kılıç'a, telefonlarının dinlenildiğini söylediği için "örgüte yardım" suçundan verilen cezayı onama kararında tartışma yaratacak gerekçeler ileri sürüldü. Avcı'nın, Kılıç'ın "siyasi görüşlerini" ve terör örgütleriyle ilişkili olduğunu önceden bildiği iddia edilen gerekçeli kararda Kılıç'ın örgüt üyesi olarak kabul edilmesinin gerekçesine ise yer verilmedi.
Yargıtay'ın Hanefi Avcı'nın örgüt üyesi olduğu iddia edilen Nejdet Kılıç'a, telefonlarının dinlenildiğini söylediği için "örgüte yardım" suçundan verilen cezayı onama kararında tartışma yaratacak gerekçeler ileri sürüldü. Avcı'nın, Kılıç'ın "siyasi görüşlerini" ve terör örgütleriyle ilişkili olduğunu önceden bildiği iddia edilen gerekçeli kararda Kılıç'ın örgüt üyesi olarak kabul edilmesinin gerekçesine ise yer verilmedi.
25 Aralık 2014 Perşembe
Beraatin gerekçesi: Tecavüze uğradığını iddia eden çocuk hemen şikayetçi olmamış
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir'de 13 yaşındaki kuzenine defalarca tecavüz ettiği iddiasıyla yargılanan sanık hakkında verilen kararın gerekçesinde 13 yaşında tecavüze uğrayan çocuğun hemen şikayetçi olmaması nedeniyle sanığa beraat verildiği belirtildi.
Mahkeme, mağdur çocuğun bakire olmadığı ve uğradığı tecavüzler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporlar, sanığın mağdur çocuğa şikayetçi olduktan sonra tehdit mesajları çekmesi ve evine porno CD göndermesi, sanığın eşinin açtığı boşanma davasının dilekçesinde sanığın kendisine de tecavüz ettiği için evlenmek zorunda kaldığını anlatması ve başka bir tanık kadının sanığın "kendisine de sarkıntılık" ettiğine ilişkin ifadelerine rağmen sanığın beraatine karar verirken tartışmalı gerekçelere dayandı. Mahkeme, tecavüze uğradığında 13 yaşında olan çocuğun hemen şikayetçi olmamasını ve mağdurun "tecavüz iddialarının zamanı ve meydana geldiği ortamı" beraat kararına gerekçe gösterdi.
23 Aralık 2014 Salı
Gezi'nin Meşeli saldırganının cezası belli oldu: Eylemci dövmenin cezası ayda 250 TL
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz'la aynı saatlerde dövülen Doğukan Bilir'le ilgili davada asliye ceza mahkemesi sanıkları işkence yerine "yaralama" suçundan mahkum edince sanık polisler ceza almadan kurtuldu. Gezi eylemleri sırasında ortaya çıkan ve "Meşeli saldırgan" olarak tanınan sivil şahıs Serkan Kavak ise 1 yıl boyunca ayda 250 TL ödeyerek cezasını çekmiş olacak.
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz'la aynı saatlerde dövülen Doğukan Bilir'le ilgili davada asliye ceza mahkemesi sanıkları işkence yerine "yaralama" suçundan mahkum edince sanık polisler ceza almadan kurtuldu. Gezi eylemleri sırasında ortaya çıkan ve "Meşeli saldırgan" olarak tanınan sivil şahıs Serkan Kavak ise 1 yıl boyunca ayda 250 TL ödeyerek cezasını çekmiş olacak.
"Estetik geçirdiği için tükürüğünü fark edemiyor" haberine Yargıtay'dan "süper star" vizesi
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, ünlü bir şarkıcının geçirdiği estetik ameliyat nedeniyle tükürüğünü fark edemediği iddiasıyla yapılan haber ve yayınlanan görüntüler için "aşağılandığını" belirterek açtığı tazminat davasında yerel mahkemenin tazminata hükmeden kararının bozulmasına karar verdi. Yargıtay kararında davacının "süper star" olarak bilindiğini, bu yüzden hakkında haber yapılmasının olağan olduğu belirtilerek "basının abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurabileceği" savunuldu.
İçişlerinden "makul şüpheden" sonra "makul insan" kriteri
"Eyleme katılıp polise direnmedi ama makul insan gibi de davranmadı!"
KEMAL GÖKTAŞ
Temizlik işçisi Muharrem Dalsüren'in Gezi eylemleri sırasında Ankara'nın en merkezi yeri olan Kızılay'da polis aracından atılan gaz bombası ile bir gözünü kaybetmesine ilişkin davada İçişleri Bakanlığı'ndan ilginç bir savunma geldi. Bakanlık, caddeyi süpürüp konteynrı almaya giderken gözünden vurulan temizlik işçisinin açtığı tazminat davasında sorumluluk kabul etmezken "Davacı aktif olarak eylemcilerin arasında yer alıp güvenlik güçlerine direniş göstermediği kabul edilse dahi, her makul insanın alacağı tedbirleri almadan, olayların merkezine doğru gittiği açıktır" ifadelerine yer verildi.
Temizlik yaparken gözünü kaybetti
Çankaya Belediyesi'nde temizlik işçisi olarak çalışan Muharrem Dalsüren, 3 Haziran 2013'de Çankaya Belediyesi önünde polis aracı Akrep'ten atılan gaz bombası ile gözünden vuruldu ve sağ gözünü tamamen kaybetti. Savcılığa suç duyurusunda bulunan Dalsüren, caddeyi süpürüp konteynırı almaya giderken göstericilere polisin müdahele ettiğini, 30 metre uzaklıkta bulunan Akrep'ten hedef gözetilerek gaz bombası atıldığını ileri sürdü. Dalsüren, gözünü kaybetmesine neden olan gaz bombasını atan polisten şikayetçi oldu. Savcılık Ankara'nın göbeğinde yaşanan olayda failleri aradan geçen 1.5 yıla rağmen bulamadı. Dalsüren, bu süreçte İçişleri Bakanlığı aleyhine 100 bin TL manevi ve bin TL maddi tazminat talebiyle dava açtı. Dava dilekçesinde, Dalsüren'in işini yaparken Akrep adı verilen polis zırhlı aracından atılan bir gaz bombası nedeniyle gözünü kaybettiği belirtilerek İçişleri Bakanlığı'nın tazminat ödemesi istendi.
"Makul insan"
İçişleri Bakanlığı'ndan Ankara 4. İdare Mahkemesi'ne sunulan savunmada, Gezi eylemlerine müdahale nedeniyle yaşanan olayla ilgili Bakanlığın hiçbir kusuru olmadığı savunularak "İdaremizin olay günü yasaların kendisine yüklediği görevleri yerine getirmekten öte bir eylemi olmamıştır" denildi. Borçlar Kanuna göre de kanunun verdiği yetkinin kullanılmasının "haksız fiil" sayılamayacağı belirtilen savunmada, idarenin ancak olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunması halinde sorumlu olacağı ifade edildi. Savunmada şöyle denildi:
"Tazmin sorumluluğun doğması zararın, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması koşuluna bağlıdır. Davacı aktif olarak eylemcilerin arasında yer alıp güvenlik güçlerine direniş göstermediği kabul edilse dahi, her makul insanın alacağı tedbirleri almadan, olayların merkezine doğru gittiği açıktır."
"Bir göz için 100 bin TL fazla"
Danıştay'ın bir kararına atıf yapılan savunmada bu karara göre "Yürütülen hizmet ile zarar arasında illiyet bağı" olmadığı takdirde tazminat ödenmesine karar verilemeyeceği savunuldu. Bakanlık savunmasında ayrıca 100 bin TL manevi zarar talebinin de çok olduğu ileri sürüldü.
22 Aralık 2014 Pazartesi
Avukatın bıraktığı pul parasına "rüşvet" diye 12 yıl hapis istendi
(22 Aralık 2014'de, Milliyet Gazetesi'nde yayınlanmıştır.)
http://www.milliyet.com.tr/50-tl-lik-pul-parasi-icin-avukata-gundem-1987870/
KEMAL GÖKTAŞ
Anlaşmalı boşanma davasında kararın bir an önce kesinleştirilmesi için tebligatların APS yoluyla yapılmasını isteyen avukatın bu amaçla zabıt katibine 50 TL pul parası nedeniyle "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Meslektaşları, avukatların tebligatların bir an önce yapılması için pul paralarını kaleme bırakmalarının son derece olağan olduğunu belirterek açılan davaya tepki gösterdi.
19 Aralık 2014 Cuma
HSYK'dan Yargıtay'a cemaat neşteri
KEMAL GÖKTAŞ
HSYK, Yargıtay ve Danıştay'a yeni üyeleri seçmesinin ardından dün de sürpriz biçimde Yargıtay hakim ve savcılarına yönelik bir kararname çıkardı. HSYK 1. Dairesi'nin kararnamesi ile Yargıtay'ın 5 genel sekreter yardımcısı, 41 Yargıtay savcısı, 16 Yargıtay tetkik hakimi, 2 Ankara hakimi, 1 Ankara savcısı, ve 1 de Ankara batı savcısının görev yeri değişti. Atamaların büyük bölümünün taşraya yapılması kararnamenin "sürgün" kararnamesi olarak adlandırılmasına neden olurken, kararname kapsamındaki hakim ve savcıların büyük bölümünün cemaate yakın isimler olduğu belirtildi.
HSYK, Yargıtay ve Danıştay'a yeni üyeleri seçmesinin ardından dün de sürpriz biçimde Yargıtay hakim ve savcılarına yönelik bir kararname çıkardı. HSYK 1. Dairesi'nin kararnamesi ile Yargıtay'ın 5 genel sekreter yardımcısı, 41 Yargıtay savcısı, 16 Yargıtay tetkik hakimi, 2 Ankara hakimi, 1 Ankara savcısı, ve 1 de Ankara batı savcısının görev yeri değişti. Atamaların büyük bölümünün taşraya yapılması kararnamenin "sürgün" kararnamesi olarak adlandırılmasına neden olurken, kararname kapsamındaki hakim ve savcıların büyük bölümünün cemaate yakın isimler olduğu belirtildi.
AYM "twitter" kararından çark etti: Gazetecilerin yayın yasağı başvurusu reddedildi
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin AKP’li 4 eski bakanla ilgili kurulan Meclis soruşturma komisyonu haberlerine getirilen yayın yasağına karşı, iki gazeteci ve akademisyenin yaptığı başvuruyu reddettiği ortaya çıktı. AYM'nin CHP'li milletvekillerinin başvurusu ile birlikte ele aldığı gazeteciler Adnan Keskin ve Banu Güven ile akademisyenler Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak'ın başvurusunu yayın yasağı ile ilgili mağduriyetlerinin olmadığı gerekçesiyle reddettiği öğrenildi. Ret kararı 7'ye karşı 9 oyla alınırken AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın başvuruların esastan incelenmesi gerektiğini savunan 7 üye ile birlikte karara karşı çıktığı belirtildi.
Anayasa Mahkemesi'nin AKP’li 4 eski bakanla ilgili kurulan Meclis soruşturma komisyonu haberlerine getirilen yayın yasağına karşı, iki gazeteci ve akademisyenin yaptığı başvuruyu reddettiği ortaya çıktı. AYM'nin CHP'li milletvekillerinin başvurusu ile birlikte ele aldığı gazeteciler Adnan Keskin ve Banu Güven ile akademisyenler Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak'ın başvurusunu yayın yasağı ile ilgili mağduriyetlerinin olmadığı gerekçesiyle reddettiği öğrenildi. Ret kararı 7'ye karşı 9 oyla alınırken AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın başvuruların esastan incelenmesi gerektiğini savunan 7 üye ile birlikte karara karşı çıktığı belirtildi.
18 Aralık 2014 Perşembe
Fenerbahçe Camii kararı 50 yıldır süren zulmü bitirecek mi?
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay'ın, Yunanistan vatandaşlarının mülk edinmelerine sınırlama getiren 1964 tarihli kararname ile el konulan Fenerbahçe Camii'nin bulunduğu arazinin, eski İstanbul Patriği Maksimos Vapurcu'nin mirasçısı adına tescil edilmesi kararı, benzer durumdaki davaların daha önce reddedilmesi nedeniyle tartışma yarattı.
Yargıtay'ın, Yunanistan vatandaşlarının mülk edinmelerine sınırlama getiren 1964 tarihli kararname ile el konulan Fenerbahçe Camii'nin bulunduğu arazinin, eski İstanbul Patriği Maksimos Vapurcu'nin mirasçısı adına tescil edilmesi kararı, benzer durumdaki davaların daha önce reddedilmesi nedeniyle tartışma yarattı.
Hakim, "yasada yok" diye ara kararda ayağa kalkmayan avukatın sandalyesini "yasada sandalye de yok" diye kaldırttı
KEMAL GÖKTAŞ
Avukatların duruşma salonlarında savcılarla aynı seviyede oturmasına yönelik tartışmalar sürerken İstanbul Adliyesi'ndeki bir duruşmada hukuk tarihine geçecek ilginç bir olay yaşandı. İstanbul 4. İş Mahkemesi hakimi Ali Yiğin, avukat Fırat Avşar'ın ara karar okunurken "Yasada ayağa kalkma zorunluluğu yok" diyerek ayağa kalkmayı reddetmesi üzerine duruşmaya verdiği arada "Yasada avukata koltuk/sandalye verilmesi zorunluluğu da yok" diyerek avukatın oturduğu sandalyeyi kaldırttı. Avukat Avşar, hakim Yiğin'i HYSK'ya şikayet edeceğini belirtirken hakim Yiğin'in duruşmayı 7 ay sonraya ertelemesine de "kasıtlı" diyerek tepki gösterdi.
"Yasada yok" diyerek ayağa kalkmadı
Duruşma tutanağına göre, İstanbul 4. İş Mahkemesi'nde önceki gün (17 Aralık) görülen duruşmada hakim Ali Yiğin, davacı avukatı Fırat Avşar'a tanık dahil tüm delillerini bildirmesi için 2 haftalık kesin süre vermesine ilişkin ara kararı açıklamaya başladı. Ancak ara karar verilirken tarafların ayağa kalkması yönündeki teamülün aksine hem davacı avukatı Avşar hem de karşı taraf davalı avukatı Mahir Şimşekliel ayağa kalkmadı. Hakimin uyarısı üzerine davalı avukatı ayağa kalkarken davacı avukatı Avşar ayağa kalkmayı reddetti. Avşar "Yasada ara karar verilirken ayağa kalkılacağına dair hüküm olmadığını" ifade etti. Bunun üzerine hakim Yiğin duruşmaya ara verdi. Yiğin, tutanağa bu ara sırasında "Usul kanununda bu konuda herhangi bir hüküm bulunmadığını" kabul etti ve bu durumu tutanağa geçirdi. Ancak Yiğin, aynı şekilde "kanunda duruşma salonunda tarafların oturabileceği koltuklar olacağına dair de hüküm bulunmadığını" belirterek ayağa kalkmamakta direnen davacı avukatı Avşar'ın bulunduğu bölümdeki koltukların salonun diğer tarafına alınması talimatını verdi. Ardından da taraflar salona alındı.
Redd-i hakim
Oturduğu bölümdeki koltuğun davalı avukatın yanına alındığını gören Avşar ise hakimin ara karar oluşturulurken ayağa kalkmasını istediğini, kendisinin de yasada böyle bir hüküm bulunmadığını söylediğini ve duruşmaya oturarak devam etmeyi talep ettiğini, bu konuda iki tarafın da birbirine "rica ettiğini" tutanağa geçirdi. Avşar, duruşmaya verilen aradan sonra oturduğu sandalyenin davalı avukatın masasına alındığını gördüğünü belirterek "Uygulamanın yasadışı olduğunu, duruşmaya bu şekilde devam edilemeyeceğini" söyledi. Hakim ise duruşmaya devam etmemesi halinde davasını düşüreceğini söyledi. Ancak yaşanan tartışmadan sonra avukat Avşar, redd-i hakim talebinde bulundu. Hakim Yiğin ise buna karşılık duruşmayı 7 ay sonraya erteledi. Avşar duruşmanın bu kadar uzun süre ertelenmesine de tepki göstererek "İsterseniz 2016'ya, olmadı 2017'ye erteleyin" dedi. Hakim Yiğin ise redd-i hakim talebinin incelenmesinin uzun süreceğini savunarak erteleme tarihinin makul olduğunu savundu. Böylece hukuk tarihine geçecek duruşma sona erdi.
Arabulucu mübaşir!
Avukat Fırat Avşar, Milliyet'e yaptığı açıklamada, hakimin ara karar okunurken kendisinden ayağa kalkmasını istediğini, kendisinin de "Sebep?" diye karşılık verdiğini belirterek "Yasaya göre sadece nihai kararda tarafların ayağa kalkma yükümlülüğü var. Ara kararda ayağa kalkma diye bir şey yasada yok. Hakim duruşmaya ara verince ben de tartışmayı bitirecek diye düşündüm. Ama salona girdiğimde sandalyemi karşıya aldığını gördüm. Ben de tarafsız yargılama olmayacağı için duruşmaya devam etmeyeceğimi söyledim. Hatta davalı vekilinin 3 sandalyesi oldu. Mübaşir de bana 'İsterseniz karşıya geçip oturun' dedi. Ama ben de 'hayır' dedim. Duruşmaya devam etmezseniz davayı düşürürüm dedi ama ben yaşananları zorla tutanağa geçirdim" dedi.
Silahların eşitliğine aykırı
Duruşmalarda ara karar okunurken ayağa kalkmadığını, bunun mesleğine yönelik bir saldırı olduğunu düşündüğünü söyleyen Avşar "Hakimler genelde birşey demiyor ama bu şekilde tartışmalar benim başıma 2 -3 kez geldi. Avukatları ayağa kalkmaya zorlama, silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Duruşma salonlarında savunma makamı, iddia makamı ve yargılama makamı eşittir" dedi.
HSYK'ya şikayet
Avşar, İstanbul Barosu'ndan ve meslektaşlarından yaşananlarla ilgili destek mesajları geldiğini belirterek hakim Yiğin'i oturacağı sandalyesini kaldırttığı için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na şikayet edeceğini söyledi.
17 Aralık 2014 Çarşamba
Eski patriğin mirasçıları Fenerbahçe Camii’nin bulunduğu araziyi Hazine’den geri aldı
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, Yunan uyruklu azınlık mensuplarının mülk edinmelerine sınırlama getiren 1964 tarihli kararname ile el konulan Fenerbahçe Camii'nin bulunduğu arazinin, halen Yunanistan'da yaşayan 92 yaşındaki Stamatis Papamanolaki adına tescil edilmesi kararını onadı. Eski İstanbul Patriği Maksimos Vapurci'nin mirasçılarından olan Papamanolaki'nin hukuk zaferi, söz konusu kararname ile Hazine'ye devredilen diğer mülklerin iadesinin de önünü açtı. Papamanolaki'nin ise arazideki caminin varlığına razı olacağını, sadece arazinin maddi değerini Hazine'den talep edeceği belirtildi.
16 Aralık 2014 Salı
Yeni Yargıtay üyelerine "baraka" sürprizi
Yargıtay'da, yeni seçilen 144 üye için düzenlenen törende "baraka" gerilimi yaşandı. Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın gelişmelerin ani olduğunu, bu yüzden yeni üyelere "baraka" denilebilecek geçici birer oda tahsis edebildiklerini söyleyince yeni üyelerden Abbas Özden "Biz hallederiz" dedi. Alkan ise bunun üzerine "Bazen kişilerin yürütmede öyle tanıdıkları vardır, öyle iyi ilişkileri vardır ki onun söyleyeceği bir iki söz Yargıtay yönetiminin sözünden daha etkili olabilir" dedi.
HSYK seçiminde "Külhanbeyi misin?" kavgası
KEMAL GÖKTAŞ
HSYK'nın Yargıtay ve Danıştay üyelerini zseçtiği önceki günkü toplantısına verilen öğle arasında Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ile Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı Bekir Bozdağ arasında HSYK yemekhanesinde sert bir tartışmanın yaşandığı ortaya çıktı. Eminağaoğlu'nun seçimi izleme talebinin Bakan Bozdağ tarafından reddedilmesi üzerine bu durumu kınadığını söylediği, Bozdağ'ın ise "Külhanbeyi misin?" dediği, korumaların da Eminağaoğlu'nu fiziki müdahelede bulunarak yemekhaneden çıkardığı belirtildi.
Dink ve Sarısülük soruşturması savcıları Yargıtay'a seçildi
KEMAL GÖKTAŞ - TÜRKER KARAPINAR
HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu), yargı paketinin yürürlüğe girmesinin Yargıtay'a 144, Danıştay'a 33 yeni üye seçti.
Zamana karşı verilen yarışla AYM'nin olası bir durdurma kararından önce yapılan seçimle, ağırlıklı olarak HSYK seçimlerinden önce cemaate karşı oluşturulan Yargıda Birlik Platformu'nda aktif olarak çalışan yargı mensupları seçildi. Böylece Platformu oluşturan ülkücü, sosyal demokrat ve hükümet yanlısı muhafazakar kanatlar üyelikleri paylaşmış oldu. Seçilenler arasında Hrant Dink soruşturmasında dönemin polis müdürlerini şüpheli olarak sorgulayan İstanbul Savcısı Yusuf Hakkı Doğan ile Ethem Sarısülük'ün Gezi eylemleri sırasında vurularak öldürülmesi soruşturmasında polis memuru Ahmet Şahbaz'a meşru müdafada bulunduğu gerekçesiyle indirimli ceza isteyen Ankara Başsavcı Vekili Veli Dalgalı da yer aldı. Üye seçimlerinin tamamlanmasıyla Yargıtay ve Danıştay yönetimlerini ve dairelerin bakacağı davaların yeniden belirlenmesine ilişkin süreç de başlamış oldu. Bu süreç sonunda özellikle Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davaların temyizine bakan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin yapısının değiştirilmesi hedefleniyordu. 144 yeni Yargıtay üyesi arasında sadece 18, 33 Danıştay üyesinden ise sadece 3'ü kadın yargı mensuplarından oluştu.
15 Aralık 2014 Pazartesi
"Orada değildik" deyip işkence davasından kurtuldular
Polisler "orada değildik" dedi, mahkeme cep sinyal bilgilerine bakmadan beraat verdi
KEMAL GÖKTAŞ
İstanbul'da 1 Mayıs'a katılmak isteyen üniversite öğrencisini döverek bayılttıkları ve öleceğinden korkularak köprü altına attıkları iddiasıyla yargılanan 4 polise beraat verilmesiyle ilgili mahkeme kararının, mağdura olaydan 7 ay sonra teşhis yaptırılması ve polislerin 'orada değildik' savunması gerekçe gösterildi. Mahkeme kararının gerekçesinde polislerin cep telefonlarından baz istasyonu sinyal bilgilerinin araştırılması talebinin ise "cep telefonlarının kapsamı alanı dışındaki baz istasyonlarından da sinyal vermesi/verebilmesi" gerekçesiyle reddedildiğini belirtti.
KEMAL GÖKTAŞ
İstanbul'da 1 Mayıs'a katılmak isteyen üniversite öğrencisini döverek bayılttıkları ve öleceğinden korkularak köprü altına attıkları iddiasıyla yargılanan 4 polise beraat verilmesiyle ilgili mahkeme kararının, mağdura olaydan 7 ay sonra teşhis yaptırılması ve polislerin 'orada değildik' savunması gerekçe gösterildi. Mahkeme kararının gerekçesinde polislerin cep telefonlarından baz istasyonu sinyal bilgilerinin araştırılması talebinin ise "cep telefonlarının kapsamı alanı dışındaki baz istasyonlarından da sinyal vermesi/verebilmesi" gerekçesiyle reddedildiğini belirtti.
12 Aralık 2014 Cuma
"İzinsiz, bildirimsiz" gösteri hakkı başvurusu AYM'de!
KEMAL GÖKTAŞ
Marmaris 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Toplantı ve Gösteri Yürülüşleri Kanunu'ndaki "yetkili mercilere bildirim yapılmadan toplantı ve gösteri düzenlenemeyeceğine" ilişkin hükümlerle bazı yerlerde toplantı ve gösterileri yasaklayan hükümlerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. AYM'nin iptal karar vermesi durumunda toplantı ve gösteri düzenlemek için idareye bildirimde bulunulmasına gerek kalmayacak.
Küba'daki "cami" ve Kübalı Müslümanlar
KEMAL GÖKTAŞ Havana
Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "cami" açıklamaları nedeniyle gündeme gelen Küba'da, Kübalıların "cami" dediği iki mescit bulunuyor. Bunlar biri "Casa de los Arabes" yani "Arap Evi" adı verilen bir müze içinde lyer alıyor. Diğer mescit ise Küba'daki Müslümanların önderlerinden Yahya Pedro'nun adına atıfla "Casa de los Yahya" yani Yahya'nın Evi olarak biliniyor. Küba İslam Topluluğu'nun başında da Yahya Pedro bulunuyor. Küba'daki Müslümanların sayısına ilişkin net bir veri yok. Ancak Kübalı Müslümanlar, "dinin gereklerini tam olarak yerine getirmeyenlerle" birlikte 5 bin civarında Müslamanın yaşadığını belirtiyor.
11 Aralık 2014 Perşembe
Yargıdan "sokak" tartışmalarına ışık tutacak karar: "Devlete düşen korumak ve kısıtlamamak"
KEMAL GÖKTAŞ
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş arasında "sokak" tartışması devam ederken yargıdan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılması konusunda çok önemli bir karar geldi. Cumhuriyet Savcısı Aydın Tekin, iki bakanın Eskişehir ziyareti sırasında, Ali İsmail Korkmaz'ın Gezi eylemlerinde öldürülmesini protesto etmek için Valilik önünde açıklama yapmak isteyen öğrencilerin, uyarıya rağmen dağılmamaları ve barikatı aşmak için polislerin kalkanlarını itmelerini suç olarak görmedi. Savcı Tekin, polisin Valilik önünde Ak Parti'lilerin olduğunu belirterek "can güvenliği" gerekçesiyle izin vermediği yürüyüşle ilgili olarak devletin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasını sağlama yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.
9 Aralık 2014 Salı
Yılmazer'in ifadesinden "gayri-resmi ulusalcı masası" çıktı
KEMAL GÖKTAŞ
Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak dönemin polis müdürlerinin de aralarında olduğu çok sayıda kamu görevlisini kapsayan soruşturmada carpıcı detaylar ortaya çıkıyor. Soruşturmada, savcı tarafından sorgulanan polis müdürü Ali Fuat Yılmazer, 2006 yılındaki Danıştay saldırısından sonra Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı bünyesinde ulusalcılık faaliyetlerine yönelik olarak C5 adı verilen bir büro kurduğunu söyledi. Savcı Yusuf Kenan Doğan ise Emniyet Genel Müdürlüğü'nden alınan yazıya göre 2012 yılında resmi kuruluşu yapılan büroda, Hrant Dink, Rahip Santoro, Malatya Zirve Yayınevi cinayeti, Ergenekon, Balyoz ve kamuoyunda yankı yaratan diğer önemli davaların yürütüldüğüne ve büronun Polis Akademisi'nden gelen komiserlerden oluşturulduğuna, sadece iki polisin getir-götür işleri ile görevlendirildiğine dikkat çekti.
8 Aralık 2014 Pazartesi
Çocuk tecavüzü davasında mahkemeden tartışılacak beraat
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 yaşından beri akrabasının bir çok defa tecavüzüne uğradığını anlatan mağdur çocuğun şikayetiyle açılan davada çok tartışılacak bir karara imza attı. Mahkeme, mağdur çocuğun bakire olmadığı ve uğradığı tecavüzler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporlar, sanığın mağdur çocuğa şikayetçi olduktan sonra tehdit mesajları çekmesi ve evine porno CD göndermesi, sanığın eşinin açtığı boşanma davasının dilekçesinde sanığın kendisine de tecavüz ettiği için evlenmek zorunda kaldığını anlatması ve başka bir tanık kadının sanığın "kendisine de sarkıntılık" ettiğine ilişkin ifadelerine rağmen sanığın beraatine karar verdi.
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 13 yaşından beri akrabasının bir çok defa tecavüzüne uğradığını anlatan mağdur çocuğun şikayetiyle açılan davada çok tartışılacak bir karara imza attı. Mahkeme, mağdur çocuğun bakire olmadığı ve uğradığı tecavüzler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin raporlar, sanığın mağdur çocuğa şikayetçi olduktan sonra tehdit mesajları çekmesi ve evine porno CD göndermesi, sanığın eşinin açtığı boşanma davasının dilekçesinde sanığın kendisine de tecavüz ettiği için evlenmek zorunda kaldığını anlatması ve başka bir tanık kadının sanığın "kendisine de sarkıntılık" ettiğine ilişkin ifadelerine rağmen sanığın beraatine karar verdi.
4 Aralık 2014 Perşembe
Yargıtay: Aldatmayı ispat için e-mail ve facebook sayfasına girmek suç değil
KEMAL GÖKTAŞ
Aldatıldığını ispatlamak için kocasının e-mail ve facebook sayfasına girip paylaşımlarda bulunan kadına verilen beraat kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay kararında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan ceza verilmesi için kişinin "hukuka aykırı davrandığını bilmesi" gerektiği savunularak sanık kadının "aile içi geçimsizliğin nedenini ispat etmek için" yaptığı eylemin suç oluşturmayacağı ileri sürüldü.
Savcıdan Alevilikle ilgili derin analizler: "Cemevleri ile Mevlevi dergahı aynıdır. Her ikisi de din değil, hayat tarzıdır"
Savcının "Alevilik de Mevlevilik gibi tasavvufi bir yorumdur" itirazı kabul edilmedi
KEMAL GÖKTAŞ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararıyla gündeme gelen cemevlerinin ibadethane olup olmadığı konusunda Yargıtay'dan da önemli bir karar geldi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında, tüzüğünde cemevi yaptırmak için girişimlerde bulunulacağı yazdığı için açılan kapatma davasında, cemevi yaptırmak üzere dernek kurulabileceğine
karar verdi. Kurul, yerel mahkemenin, derneğin cemevi yaptırma amacını tüzüğüne yazmasının laikliğin bir gereği olduğuna ilişkin kararını oy çokluğu ile onadı. Böylece Diyanet İşleri Başkanlığı'nın davaya gönderdiği "Cemevleri ibadethane değildir" görüşüne karşı Anayasa ve AİHM kararları doğrultusunda bir karar verilmiş oldu. Kurul'un cemevlerinin ibadethane olup olmadığı konusundaki tartışmaya ilişkin olarak "Bir yerin ibadethane olup olmadığı konusunda yargı kararları değil kişinin kendisinin belirleyici olacağı" görüşüne dayanarak karar verdiği belirtildi. Kararın cemevleri tartışmalarına da yeni bir boyut kazandırması bekleniyor.
3 Aralık 2014 Çarşamba
Ali İsmail Korkmaz sanığı polis, bagajda işkenceden de çıktı
KEMAL GÖKTAŞ
Eskişehir’deki Gezi eylemleri sırasında üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın başına tekmeyle vurarak ölümüne yol açtığı iddiasıyla yargılanan polis memuru Mevlüt Saldoğan’ın, bu olaydan birkaç saat sonra yaralı haldeki başka bir genci polis aracının bagajında gezdiren kişi olduğu ortaya çıktı. Tevfik Caner Ertay isimli üniversite öğrencisinin, bagajına konulduğu polis aracının Saldoğan’a zimmetli olduğu ve Saldoğan'ın o gün araçtaki üç polisten biri olduğu anlaşıldı. Saldoğan Ali İsmail Korkmaz davasının son duruşmasında “Eğer Gezi Parkı bir darbe girişimi ise ben darbe girişimini bastırmak için çalıştım” demişti. Olayla ilgili ifadesi alınan bir Terörle Mücadele Şubesi polisinin ise Ertay’la ilgili olarak “Kendisi ilimizdeki birçok toplumsal olaya katılır ve en önde yer alır. Hakkında birçok kez şubemizde işlem yapılmıştır” ifadelerini kullanması dikkat çekti.
2 Aralık 2014 Salı
Yüzde 10 barajında "Ya hep ya hiç"
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin seçim barajının düşürülmesine yönelik BBP, Saadet ve DSP genel başkanları tarafından yapılan bireysel başvurularla ilgili kararını yakında verileceğinin açıklanması siyasi tansiyonu yükseltti. AYM'nin de konunun önemini göz önüne alarak normalde ayrı ayrı görüşülüp karara bağlanan "kabul edilebilirlik" ve "esas" incelemesini birlikte yapmaya karar verdiği ortaya çıktı. Kulislerde, AYM'nin hak ihlali kararıyla birlikte seçim barajını yüzde 10 olarak düzenleyen Milletvekili Seçim Kanunu'ndaki ilgili hükmü iptal etmesi halinde 2015 seçimlerine sıfır barajla gidilmesi olasılığına dikkat çekiliyor. Bu durumda Meclis yeni bir baraj oranı belirlese bile Anayasa'daki "1 yıl kuralı" nedeniyle 2015 seçimlerine barajsız gidilebilecek.
19 Kasım 2014 Çarşamba
Yargıtay'dan iş güvenliği konusunda devrim gibi karar
Yargıtay: "Eğitim vermeyen, önlem almayan, disiplini sağlamayan patron sorumlu"
Soma, Ermenek ve tüm iş kazalarını etkileyecek karar
KEMAL GÖKTAŞ Ankara
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, işçilere iş güvenliği konusunda eğitim vermeyen, gerekli önlemleri almayan veya iş disiplinini sağlamayan işyeri sahiplerinin işçilerin kusuruyla kaza olması halinde bile "taksirle yaralamadan veya öldürmeden" ceza almaları gerektiğine karar verdi. Genel Kurul, işyerinde başka bir işçinin kusuruyla meydana gelen kazadan sonra açılan davada yerel mahkemenin verdiği "Asıl kusurlu kazaya neden olan işçidir. Tali kusurlu olduğu için işverene dava açılamaz" kararını bozdu. Bozulan Mahkeme kararında, iş kazalarından sonra genel müdür, sorumlu müdür, vardiya amiri vb kişilerle birlikte işyeri sahiplerine dava açılması eleştirilerek bunun "hakkaniyete" aykırı olduğu ileri sürülüyor ve bunun "kişilerin 'kirlenmeme' haklarının ihlali sonucunu doğurduğu" savunuluyordu.
Yargıtay kardeş acısına 10 bin TL'yi çok buldu!
Hakim, kararında isyan etti: "Ölüm olayından daha ağır bir 'ağırlık' söz konusu olamaz""Ülkenin ekonomik koşullarına göre 10 bin TL zenginlik olarak kabul edilmez"KEMAL GÖKTAŞ AnkaraYargıtay Hukuk Genel Kurulu, mahkemenin işverenin yüzde 75 kusurlu olduğu iş kazasında hayatını kaybeden işçinin kardeşlerine 10 biner TL manevi tazminat ödenmesine ilişkin kararı fazla bularak bozdu. Genel Kurul kararında, büyük bir inşaat firması olan işverenin yüzde 75 oranında kusurlu olduğu olayla ilgili olarak hükmedilen tazminat miktarının "hak ve nesafete uygun olması" gerektiği belirtildi. Yargıtay, mahkemenin 26 yaşındaki oğlu ölen anne için öngördüğü 15 bin TL tazminatı ise onadı. Yargıtay'ın kararına isyan eden mahkeme hakimi ise "direnme" kararına alışılmış karar yazım usullerinin dışına çıkarak "Ölüm olayından daha ağır bir 'ağırlık' söz konusu olamaz. Ekonomik koşulları 10 bin TL'nin zenginlik olarak kabul edilmeyecek bir tutar olduğunu göstermektedir hiç kuşkusuz" diye yazdı, 10 bin TL'nin caydırıcılık bakımından az bile olduğunu vurguladı. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu isyana rağmen mahkemenin kararını oyçokluğu ile bozdu.
17 Kasım 2014 Pazartesi
Yargıtay: "Karı gibi adamsınız" demek hakaret sayılmaz
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, apartmandaki komşularına "karı gibi adamsınız" diyen sanık ile çocuğunun öğretmenine "sen kim oluyorsun" diyen sanığın sözlerinin hakaret suçunu oluşturmayacağına karar verdi. Her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözün hakaret suçunu oluşturamayacağını belirten Daire, açıkça onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikteki sözlere hakaret suçundan ceza verileceğine hükmetti.
Dışişleri'nden Küba ziyaretçilerini rahatlatan yazı
KEMAL GÖKTAŞ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ile gündeme gelen Küba'ya yönelik turistik geziler konusunda Dışişleri Bakanlığı'nın Küba hükümetini ve Küba'ya turist olarak giden yaklaşık 20 bin Türkiyeli'yi rahatlatan bir yazıyı Ulaştırma Bakanlığı ile acentalar ve THY'ye gönderdiği ortaya çıktı. Yazıda, Küba'nın pasaportlara giriş-çıkış mührü vurmaya başlaması ile ilgili olarak ABD'li yetkililerle temas kurulduğunu ve bu damgaların ABD ziyaretinde herhangi bir sorun çıkarmayacağının teyit edildiği bildirildi.
16 Kasım 2014 Pazar
Yargıtay'dan bankaları "rahatlatan" onbinlerce mağduru üzen karar
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Japon Yeni ile tüketici ve ev kredisi alan, ancak Yen'in TL karşısında aşırı değerlenmesi nedeniyle mağdur olan on binlerce tüketicinin umudunu kıran bir karar verdi. Genel Kurul, bankadan Japon Yeni'ne endeksli konut kredisi alan tüketicinin açtığı davada, sözleşmeyi yeni duruma uyarlayarak bankanın tüketiciye fazla ödenen kısmı geri ödemesine hükmeden yerel mahkeme kararını bozdu. Karar, bankaların on binlerce döviz mağduruna milyarları bulan geri ödeme yapmaktan da kurtardı. Yerel mahkemenin "öngörülemeyen hal" gerekçesini yerinde bulmayan Genel Kurul, 13. Hukuk Dairesi'nin "Ülkemizde ekonomik krizlerin zaman zaman olduğunu bilen, buna rağmen kendi özgür iradesiyle dövizle kredi kullanan kişilerin bunun sonucuna katlanması gerektiğini" savunan kararı doğrultusunda karar verdi.
15 Kasım 2014 Cumartesi
Yargıtay'ın "işveren" lehine yorumu, işçinin haklarını tehlikeye düşürdü
KEMAL GÖKTAŞ
2010 yılından sonra yapılan Anayasa değişiklikleri ile kurulan ve iş davalarına bakmakla görevlendirilen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yıllardır devam eden bir uygulamaya son verdi. Daire, "kıdem tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi ile yıllık izin alacaklarının belirsiz alacak olmadığı" dolayısıyla belirli bir miktar belirtmeden açılan bu davaların "hukuki yarar" yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Bu karar halen iş mahkemelerinde devam eden ve yüzbinlerce işçiyi ilgilendiren alacak davalarının Yargıtay'ca bozulması riskini doğurdu. İş davalarına bakan diğer daire olan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise bu kararın aksine eski uygulamasına devam etmesi durumu iyice karışık hale getirdi. İçtihat farkını gidermek üzere önümüzdeki günlerde İçtihadı Birleştirme Kurulu toplanacak. Kurul, 22. Hukuk Dairesi'nin yorumunu benimserse yüzbinlerce davada mahkemelerin ret kararı vermesi gerekecek. Bu da işçilerin büyük hak kaybına uğramaları anlamına geliyor.
14 Kasım 2014 Cuma
İbrahim Aras’ta soruşturma krizi
Aras’ı “tüfek” öldürmüş
KEMAL GÖKTAŞ
Adana’da, geçen 15 Haziran’da Lice olaylarını protesto eylemi sırasında can veren 15 yaşındaki İbrahim Aras’ın gaz fişeği kapsülü sonucu değil, “yüksek kinetik enerjili harp silahı veya domdom kurşunu bulunan av tüfeğiyle” öldürülmüş olabileceği ifade edildi. Adli Tıp’un ulaştığı bu sonuç Aras’ın bir patlayıcının patlaması sonucu öldüğünü iddia eden Valilik ve Emniyet’i yalanlarken önceki adli tıp raporu ile çelişti. Müdahil avukatları, adli tıpın ulaştığı bu sonucun soruşturmayı ilerletmeyeceğini söyledi.
13 Kasım 2014 Perşembe
Dink cinayeti soruşturmasında 45 tanık, 3 gizli tanık ve bir HTS raporu
KEMAL GÖKTAŞ
AYM'nin (Anayasa Mahkemesi) ailesinin Hrant Dink cinayetiyle ilgili yaptığı bireysel başvuruda, "etkili soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle verdiği ihlal kararının gerekçesi, Resmi Gazete'de yayımlandı. Gerekçede AİHM kararına rağmen cinayette ihmalleri olan veya cinayet organizasyonunda yer alan kamu görevlilirenin ifadelerinin dahi alınmaması nedeniyle "yaşam hakkının" usuli yönden ihlal edildiği belirtildi. AYM kararında İstanbul Başsavcılığının kamu görevlileri ile ilgili soruşturma kapsamında 45 tanık ile 3 gizli tanık dinlediği, ayrıca Dink cinayeti sanıklarının Ergenekon, Zirve, Balyoz ve Kafes davası sanıkları ile irtibatlarının olup olmadığının HTS (arama detayları) kayıtlarının çıkarılması yoluyla araştırıldığı ortaya çıktı. Savcılığın ayrıca AYM'ye kamu görevlileri hakkında "suç organizasyonunda yardım ve ihmal suretiyle öldürme" suçlarından soruşturma yürütüldüğü bilgisini de verdiği anlaşıldı.
AYM'nin (Anayasa Mahkemesi) ailesinin Hrant Dink cinayetiyle ilgili yaptığı bireysel başvuruda, "etkili soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle verdiği ihlal kararının gerekçesi, Resmi Gazete'de yayımlandı. Gerekçede AİHM kararına rağmen cinayette ihmalleri olan veya cinayet organizasyonunda yer alan kamu görevlilirenin ifadelerinin dahi alınmaması nedeniyle "yaşam hakkının" usuli yönden ihlal edildiği belirtildi. AYM kararında İstanbul Başsavcılığının kamu görevlileri ile ilgili soruşturma kapsamında 45 tanık ile 3 gizli tanık dinlediği, ayrıca Dink cinayeti sanıklarının Ergenekon, Zirve, Balyoz ve Kafes davası sanıkları ile irtibatlarının olup olmadığının HTS (arama detayları) kayıtlarının çıkarılması yoluyla araştırıldığı ortaya çıktı. Savcılığın ayrıca AYM'ye kamu görevlileri hakkında "suç organizasyonunda yardım ve ihmal suretiyle öldürme" suçlarından soruşturma yürütüldüğü bilgisini de verdiği anlaşıldı.
10 Kasım 2014 Pazartesi
Özel yetkililerde açılan davaları sıfırlayacak başvuru
KEMAL GÖKTAŞ
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, KCK Basın davasında Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı iptal başvurusunun Ergenekon, KCK, öğrenci davaları ile diğer örgüt davalarının tamamının yeniden görülmesine neden olacak çok önemli bir başvuru olduğu belirtildi. Mahkeme, sanık avukatlarının talep ettiği ve savcının da destek verdiği “özel yetkili mahkemelerin yaptıkları işlemlerin geçersiz sayılması gerektiği” görüşüne destek verdi ve özel yetkili mahkemelerin yaptıkları işlemleri geçerli sayan kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya karar verdi. Anayasa Mahkemesi, talebi kabul eder ve hükmü iptal ederse, Ergenekon başta olmak üzere KCK, öğrenci davaları, örgüt davaları, askeri casusluk gibi birçok davada özel yetkili mahkemelerin yaptığı işlemler geçersiz hale gelecek ve davalar otomatikman sil baştan görülecek.
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, KCK Basın davasında Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı iptal başvurusunun Ergenekon, KCK, öğrenci davaları ile diğer örgüt davalarının tamamının yeniden görülmesine neden olacak çok önemli bir başvuru olduğu belirtildi. Mahkeme, sanık avukatlarının talep ettiği ve savcının da destek verdiği “özel yetkili mahkemelerin yaptıkları işlemlerin geçersiz sayılması gerektiği” görüşüne destek verdi ve özel yetkili mahkemelerin yaptıkları işlemleri geçerli sayan kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya karar verdi. Anayasa Mahkemesi, talebi kabul eder ve hükmü iptal ederse, Ergenekon başta olmak üzere KCK, öğrenci davaları, örgüt davaları, askeri casusluk gibi birçok davada özel yetkili mahkemelerin yaptığı işlemler geçersiz hale gelecek ve davalar otomatikman sil baştan görülecek.
Yargıtay "Mağdurun beyanı esas alınır" ilkesini tersine çevirdi
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, taciz davalarında "mağdurun beyanının esas" alınacağına ilişkin temel hukuk kuralını tersine çeviren bir karara imza attı. Genel Kurul, mağdur kadının, kendisine ilişkin teklif ederek rahatsız eden, son olarak da gece yarısı evine girmek isteyen kişiyle ilgili şikayeti üzerine açılan davada verilen beraat kararını, sanığın "mağdurun kendisiyle daha önce birlikte olduğu" yönündeki beyanını esas alarak onadı. Genel Kurul kararında şikayetçi kadının, sanıkla telefonda daha önce uzun görüşmeler yaptığına dikkat çekilmesi ve sanığın şikayetçi kadınla ilişkileri olduğu savunmasına vurgu yapılması dikkat çekti. Genel Kurul, Yargıtay Başsavcılığının mağdure kadının tutarlı beyanlarının esas alınması ve sanığa ceza verilmesi gerektiği yönündeki itirazını reddetti. Kararın, cinsel taciz suçlarında mağdurun beyanının esas alınacağı ilkesine aykırı olduğu tartışma yaratacağı ifade edildi.
6 Kasım 2014 Perşembe
HDP'ye saldırıda "organize" kuşkusu
KEMAL GÖKTAŞ
HDP Ankara İl Binasında Parti Meclisi üyesi Ahmet Karataş'ın boğazını keserek öldürmek istediği iddiasıyla tutuklanan Emrah Akman'ın üzerinden basın kartı ve serbest engelli kartının çıktığı öğrenildi. Mesleğini "özel güvenlik görevlisi" olarak açıklayan Akman'ın Emniyet ve savcılıkta susma hakkı olduğunun hatırlatılmasına rağmen ısrarla konuşması ve amacının Karataş'ı öldürmek olduğunu söylemesi de soru işaretlerine neden oldu. Akman, ifadesinde HDP binasını ateşe vermek için yanında tiner de getirdiğini, ancak kullanmaya fırsat bulamadığını söyledi.
O artık "düz" savcı: HSYK eski üyelerini son tercihlerine gönderdi, ünvan vermedi
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, görev süreleri dolan Kurul'un eski üyelerini Ankara ve İstanbul'daki adliyelerde düz hakim ve savcı olarak görevlendirdi. HSYK Genel Kurulu, 3 tercih yapma hakkı verilen eski üyelerini, biri dışında, son tercihlerine gönderirken hiçbir eski Kurul üyesine ünvan verilmemesi, yani düz hakim-savcı olarak atamayı tercih etmesi de dikkat çekti.
HDP Eşbaşkanı Demirtaş: "HDP'ye saldırı devletin bize 'kafanızı keserim' mesajıdır"
KEMAL GÖKTAŞ
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Ankara İl Başkanlığı'na yapılan saldırıya ilişkin olarak "Bu devletin bize 'kafanızı keseriz' mesajıdır. Bir provokasyon filan değildir. Arkasında derin güçler filan yoktur" dedi. Saldırının Başbakan ve Cumhurbaşkanının açıklamaları ile doğrudan ilgili olduğunu savunan Demirtaş, siyasi lincin yeterli gelmediği düşünüldüğü için "kafa kesme" mesajının verildiğini söyledi. Demirtaş, HDP heyetinin İmralı'ya gitmek için resmi başvuruda bulunduğunu da açıklayarak hükümetin sürecin devam etmesini istemesi halinde başvuruya hızla olumlu yanıt vermesi gerektiğini söyledi. Bingöl'de 2 emniyet amirinin öldürüldüğü saldırıdan sonra saldırının faili olduğu iddiasıyla öldürülen 5 kişinin olayla ilgisinin olmadığının balistik raporla ortaya çıktığını ifade eden Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu bu saldırıdan sonra yaptığı açıklamalar nedeniyle sert şekilde eleştirdi ve "Başbakan hala o cinayetlerin arkasında mı?" diye sordu. Diyarbakır-Ankara uçağında Hüda Par üyesi Abdulvahap Kavun ile yaşadığı tartışmayı provokasyon olmaması için açıklamadıklarını söyleyen Demirtaş, olayı basına anlatan Ak Parti milletvekili Süleyman Hamzaoğlu'nun orada olmasının planlı olduğu kuşkusunu duyduklarını söyledi. Demirtaş, 6-7 Ekim olaylarının hem Kobani'yi hem de çözüm sürecini kurtardığını da savunarak "Benim üzerime yıkmak istiyorlar ama eli kanlı devletin hesap soracağı en son kişi benim ve en son parti HDP’dir" dedi.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Ankara İl Başkanlığı'na yapılan saldırıya ilişkin olarak "Bu devletin bize 'kafanızı keseriz' mesajıdır. Bir provokasyon filan değildir. Arkasında derin güçler filan yoktur" dedi. Saldırının Başbakan ve Cumhurbaşkanının açıklamaları ile doğrudan ilgili olduğunu savunan Demirtaş, siyasi lincin yeterli gelmediği düşünüldüğü için "kafa kesme" mesajının verildiğini söyledi. Demirtaş, HDP heyetinin İmralı'ya gitmek için resmi başvuruda bulunduğunu da açıklayarak hükümetin sürecin devam etmesini istemesi halinde başvuruya hızla olumlu yanıt vermesi gerektiğini söyledi. Bingöl'de 2 emniyet amirinin öldürüldüğü saldırıdan sonra saldırının faili olduğu iddiasıyla öldürülen 5 kişinin olayla ilgisinin olmadığının balistik raporla ortaya çıktığını ifade eden Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu bu saldırıdan sonra yaptığı açıklamalar nedeniyle sert şekilde eleştirdi ve "Başbakan hala o cinayetlerin arkasında mı?" diye sordu. Diyarbakır-Ankara uçağında Hüda Par üyesi Abdulvahap Kavun ile yaşadığı tartışmayı provokasyon olmaması için açıklamadıklarını söyleyen Demirtaş, olayı basına anlatan Ak Parti milletvekili Süleyman Hamzaoğlu'nun orada olmasının planlı olduğu kuşkusunu duyduklarını söyledi. Demirtaş, 6-7 Ekim olaylarının hem Kobani'yi hem de çözüm sürecini kurtardığını da savunarak "Benim üzerime yıkmak istiyorlar ama eli kanlı devletin hesap soracağı en son kişi benim ve en son parti HDP’dir" dedi.
3 Kasım 2014 Pazartesi
Gazeteciye "Algı oluşturma" davası
"Algı oluşturmaya yol açacak haber" iddiasıyla 2 yıl 4 ay hapis istemi
ANKARA Milliyet
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Vedat Bilgin, Milliyet muhabiri Kemal Göktaş hakkında İzmir'de Fevziye Cengiz isimli kadına işkence davasında polislere 1 yıl, mağdur kadına 8 yıla kadar hapis cezası istenmesine ilişkin olarak "savcının polislere ayrıcalık gözettiği algısını oluşturmaya yönelik" haber yaptığı gerekçesiyle dava açtı. Savcı, Göktaş'ın söz konusu haberi nedeniyle "kamu görevlisine alanen hakaret ettiği" iddiasıyla 1 yıl 2 aydan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istedi. Şikayetçi Savcı Göksel Er ise işkence suçundan yargılanan polislere sadece 1.5 aydan 1 yıl 1 aya kadar hapis istemişti.
ANKARA Milliyet
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Vedat Bilgin, Milliyet muhabiri Kemal Göktaş hakkında İzmir'de Fevziye Cengiz isimli kadına işkence davasında polislere 1 yıl, mağdur kadına 8 yıla kadar hapis cezası istenmesine ilişkin olarak "savcının polislere ayrıcalık gözettiği algısını oluşturmaya yönelik" haber yaptığı gerekçesiyle dava açtı. Savcı, Göktaş'ın söz konusu haberi nedeniyle "kamu görevlisine alanen hakaret ettiği" iddiasıyla 1 yıl 2 aydan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istedi. Şikayetçi Savcı Göksel Er ise işkence suçundan yargılanan polislere sadece 1.5 aydan 1 yıl 1 aya kadar hapis istemişti.
2 Kasım 2014 Pazar
Hükümetin yargı sürprizi: Özel yetkili mahkemeler dönüyor
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerini kazanarak yargıdaki cemaat yapılanmasına karşı önemli bir üstünlük ele geçiren hükümet, yüksek yargı ve yerel mahkemelerdeki cemaat etkisini kırmak için hemen harekete geçti. Yargıda önemli değişiklikler öngören kanun teklifi Ak Partili milletvekilleri tarafından Meclis'e verildi. Yargıtay'a 128, Danıştay'a 39 yeni üye atanmasını öngören teklifin yanı sıra 2 yıl içinde 8 bin 500 yeni hakim ve savcı alımı yapılacak. Böylece cemaate yakın yargı mensuplarının hem yüksek yargıda hem de yerel mahkemelerdeki oranı önemli ölçüde düşmüş olacak. Aynı taktik 2010 yılında cemaate yakın yargı mensupları tarafından devreye sokulmuş ve böylece cemaatin yargıdaki etkisi önemli ölçüde artmıştı. Teklifle ayrıca 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra cemaatin etkisinde olduğu için kapatılan özel yetkili mahkemeler de "ihtisaslaşma" gerekçesiyle yeniden kurulacak.
Hrant Dink'in öldürülmesini terör olarak görmeyen daire slogana terör cezası kesti
"Alevi derneklerinin etkinliğine katılmak" terör suçunun unsuru sayıldı
KEMAL GÖKTAŞ
Hrant Dink'in öldürülmesini "terör" eylemi olarak görmeyen ve sanıkların üye oldukları örgütü sıradan bir çete olarak niteleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, herhangi bir şiddet eylemi bulunmayan, pankart açmak, slogan atmak, bazı etkinliklere katılmak olarak ifade edilen eylemlerden ötürü bir sanığa "terör örgütü" üyeliğinden verilen cezayı onadı. Yargıtay'ın onadığı cezada sanığın "Alevi derneklerince düzenlenen etkinliklere katılması" dahi terör örgütü üyeliğinin delilleri arasında sayılıyor.
31 Ekim 2014 Cuma
Yeni HSYK'dan 28 talep
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıçlar Sendikası ve YARSAV, hafta başında göreve başlayan HSYK'nın yeni üyelerine yönelik açık bir mektup kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kurula atadığı avukat Aysel Demirel'in toplantıya başörtüsüyle katılmasının Bangolar Yargı Etiği ilkelerine aykırı olduğu savunulan mektupta, HSYK'dan 28 talepte bulunuldu.
29 Ekim 2014 Çarşamba
Mahkeme: Çocuğa isim için erkeğin kararı yeterli
KEMAL GÖKTAŞ
Yeni doğan çocuklarına verilecek isim konusunda anlaşamayan anne ve babanın karşı karşı geldiği davada mahkeme, çocuğun babasının, anne hastanede yatarken nüfusa kaydettiği ismin geçerli olduğuna hükmetti. Mahkemenin, kanundaki "Çocuğun adını ana ve baba birlikte koyar" hükmüne rağmen verdiği kararda, konulan ismin "Türk örf ve adetlerine uygun" olduğuna dolayısıyla annenin istediği ismin yazılmasına gerek olmadığı belirtildi. Annenin avukatı, kararı cinsiyetçi olarak niteledi.
28 Ekim 2014 Salı
17 Aralık'ta da tartışılan uygulamaya dava
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıçlar Sendikası, savcıların yazdıkları iddianame ve takipsizlik kararlarının Başsavcıların görüldüsünden geçmeden kesinleşmemesi ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı aleyhine Danıştay'da dava açtı.
Uğur Kurt iddianamesindeki skandal: Polisin ateş ettiği "başkası" orada değilmiş!
Uğur Kurt iddianamesinde skandal: Polisin ateş ettiği iddia edilen gösterici orada değil diye tahliye edilmiş!
Ödülü eksik kalmasın: "8 aydan 5 yıla kadar hapis, silahı iade edilsin"
KEMAL GÖKTAŞ
Okmeydanı Cemevi'nde bir cenazeye katıldığı sırada polis memuru Sezgin Korkmaz'ın açtığı ateşle öldürülen Uğur Kurt'la ilgili iddianamede bir dizi çelişki yer aldı. Savcı Hasan Yılmaz, Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği iddianamede polis memuru Sezgin Korkmaz'ın kendilerine molotof atarak Akrep tipi aracın yanmasına neden olan göstericilere ateş ettiği sırada hatayla Uğur Kurt'u vurduğunu ileri sürdü. Savcının, iddianamede amirlerinin Sezgin Korkmaz'a olay anında "Sıkma" diye bağırdıklarına ilişkin görüntüler ve aynı yöndeki ifadelere hiç değinmemesi dikkat çekti. Polis memuru Korkmaz'a "meşru müdafaa sınırını kast olmadan aştığı" gerekçesiyle sadece 8 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteyen savcı, Uğur Kurt'u vuran tabancanın da sanık polise iade edilmesini talep etti. Savcı Yılmaz ayrıca, Korkmaz'ın C.K isimli bir göstericiye ateş ederken merminin yanlışlıkla Kurt'a isabet ettiğini savundu. Oysa mahkeme C.K'yı Okmeydanı'ndaki olaylara katıldığına ilişkin delil sunulmadığı için tahliye etmişti. C.K'nın avukatı Naciye Demir ise müvekkilinin olay yerinde olmadığı için mahkeme tarafından serbest bırakıldığını belirterek C.K'nın Kurt'un vurulduğu anda öğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesi'nde olduğunu tanıkların ispatladığını, okuldan kamera kayıtlarının getirtilmesini de istediklerini söyledi.
27 Ekim 2014 Pazartesi
HSYK'da ilkler: Ak Partili, başörtülü, akraba...
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSYK) 4 yıllık görev süresi biten üyelerinin yerine seçilen ve atanan yeni üyeleri bugün göreve başlıyor. Kurulun ilk gündemi daire başkanlığı ve üyelerinin seçimi olacak.
Cumhurbaşanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar arasından 4 üyenin doğrudan atamasını yapmasıyla Kurul'un 22 üyesi tamamlanmış oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl üyeliklere, 2010 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanan avukat Rasim Aytin'i yeniden atadı. Erdoğan ayrıca Ankara Barosu avukatlarından Muharrem Özkaya ile İstanbul Barosu avukatları Hayriye Şirin Ünsel ve Aysel Demirel'i HSYK üyesi olarak atadı. Kurul'un tek kadın asıl üyeleri, Erdoğan'ın atadığı iki kadın üye olan Ünsel ve Demirel oldu. Böylece 22 asıl üyeli HSYK'da 2 kadın, 20 erkek üye görev yapacak. 12 Ekim'de hakim ve savcılar arasında yapılan seçimde tek kadın üye olarak Kurul'a giren Zeynep Şahin ise Kurul'un "yedek üyesi" olmuştu.
Yargıtay, şantajdan şikayetçi olan kadını "suçlu" çıkaran kararı bozdu
KEMAL GÖKTAŞ
Yargıtay, bir şantaj davasında, sanığın evli ve 2 çocuk sahibi olması nedeniyle, daha önce birlikte olduğu kadınla ilişkilerini gösteren CD'yle şantaj yapmasının "hayatın olağan akışına" uygun olmadığını, buna karşın başka erkeklerle de ilişkisi olan kadının ilişkilerini gösteren CD'leri alıp muhafaza etmesinin "kuvvetle muhtemel" olduğunu savunan yerel mahkeme kararını bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kendisiyle birlikte olmasını ve para istediği kadını cinsel ilişki görüntülerini yaymakla tehdit ettiği ileri sürülen sanığın cezalandırılmasına hükmetti.
25 Ekim 2014 Cumartesi
Polis molotof atana uyarısız ve "duraksamadan" ateş edecek
KEMAL GÖKTAŞ
Başbakan Ahmet Davutoğlu, molotof ve maskeyle eylemlere gidenlere cezaların verilmesini öngören iç güvenlik paketine ilişkin dikkati çeken bir çıkış yaparak, “Molotof ile yaklaşanlar terörist muamelesi görecekler ve durdurulacaklar” dedi. Bakan Ala da, “Ateşli silah neyse molotof da odur” diye konuştu. Davutoğlu’nun ifade ettiği türden bir değişiklik yapıldığı takdirde Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na göre polis, motolof kokteyli atanlara dur ihtarına ve uyarı amaçlı ateşe gerek duymadan, “duraksamadan” yani seri biçimde ateş edebilecek.
24 Ekim 2014 Cuma
AYM, "sendikal tazminata dönüş" kararı verdi
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi, 2 yıl önce yürürlüğe giren Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun bazı hükümlerini iptal etti. İptal edilen düzenlemeler arasında sendikal nedenle işten atılan işçiye tazminat ödenmesini kaldıran hüküm de yer aldı. İptalden sonra sendikal nedenle işten çıkarılan işçiler, eskiden olduğu gibi 12 maaş tazminat alabilecekler. AYM ayrıca bankacılık ve toplu taşımada grev yasağı getiren düzenlemeyi de iptal etti. AYM, Bakanlar Kurulu'na "genel sağlık ve milli güvenlik" gerekçesiyle grev yasaklama yetkisine ise vize verdi.
23 Ekim 2014 Perşembe
Güvenlik diye nakledildi ama sanıklar da tanıklar da mahkemeye gelmeyecek
KEMAL GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Antakya’da
polis tarafından atılan gaz fişeği ile öldürülen Abdullah Cömert davasında garip
gelişmeler yaşanıyor. Güvenlik gerekçesiyle Balıkesir’e nakledilen davada, sanık
polisin video konferansla yeni atandığı Mersin’den ifade vermesine karar
verildi. Mahkeme tanıkların ve Cömert ailesinin de Hatay’da dinlenilmesine
karar verdi. Cömert ailesinin avukatları ise mahkemenin bu kararına tepki
göstererek “hani dava sanığın güvenliği gerekçesiyle nakledilmişti?” diye
sordu. Avukatlar sanığın mutlaka mahkemeye gelerek ifade vermesi gerektiğini
belirtti.
16 Ekim 2014 Perşembe
Asistana "Kürtçülük yapıyor" diyen hoca yargılanacak
Ceza soruşturmasına izin, disiplin cezasına ret kararı.. Rektörlük ve dekanlıktan garip karar:
"İnsan ilişkilerinde sorunlu, disiplin cezasına gerek
KEMAL GÖKTAŞ
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, doktora tez danışmanlığını yaptığı öğrencisine Kürt olduğu için "Kürtçülük yaptığı ve PKK'lı" olduğu iddiasında bulunduğu belirtilen Prof. Dr. Necmettin Kamil Sevil hakkında soruşturma izni verdi. Rektörlüğün osruşturma izni kararına karşın disiplin soruşturmasında garip gerekçelerle verdiği "disiplin cezasına yer olmadığı" kararına karşı da dava açıldı. Rektörlük, Sevil hakkında aynı iddiayla yürütülen disiplin soruşturmasında "Öğrencilere karşı sert bir mizaç sergilediği, insan ilişkilerinde nazik olmadığı" tespitine yer vererek "insan ilişkilerinde kimi kusurlarının olması, 30 yıldır öğretim üyesi olması ve bilimsel çalışmalarının değerli olarak görülmesi" gerekçesiyle disiplin cezası verilmemesine karar verdi.
14 Ekim 2014 Salı
Polis devletinde "derinleşme" teklifi: İletişime sınırsız takip
KEMAL GÖKTAŞ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı güvenlik güçlerinin yetkilerini artırmaya yönelik kanun tasarısı beklenirken, Meclis'e sürpriz bir yargı paketi geldi. Hakim ve savcılara zam öngören kanun teklifi ile birlikte Meclis'e sunulan, bugün Adalet Komisyonu'nda görüşülmesi beklenen teklifte, geçen şubat ayında çıkarılan yargı paketi ile sınırlama getirilen "arama, el koyma, dinleme, izleme, teknik takip ve avukatların dosya inceleme yetkisi"ne ilişkin düzenlemelerden geri dönülmesi dikkat çekti. Şüphe ve delil şartı aranmadan ve süre sınırı olmadan iletişimin tespit edilmesini öngören teklifte ayrıca dinleme, teknik takip, izleme, gizli soruşturmacı (ajan) görevlendirilmesi yapılacak suçların kapsamı da genişletilmesi öngörülüyor. Teklifteki düzenlemelerin Kobani ve Gezi gibi yaygın sokak eylemlerinin yanı sıra "paralel yapıya" yönelik yapılacak soruşturmaları etkileyeceği ve yargıya soruşturmalar sırasında daha geniş yetkiler verilmesinin hedeflendiği belirtildi. Kolluk güçlerine daha geniş yetki verilmesine ilişkin düzenlemelerin ise daha sonra Meclis'e sevk edileceği belirtildi.
Aramada geriye dönüş
Bu yıl şubat ayında yapılan değişiklikle şüpheli veya sanıkla ilgili arama kararlarız verilebilmesi zorlaştırılmıştı. Yapılan değişiklikle şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerler ancak "suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe" olması durumunda aranabiliyordu. Ancak teklif buradaki "somut delillere dayalı kuvvetli şüphe" kriteri yerine, şubat ayından önce olduğu gibi "makul şüphe" olmasının arama için yeterli olmasını düzenliyor. Teklifin gerekçesinde arama yapılabilmesi için somut delillere dayalı kuvvetli şüphe şartının aranmasının uygulamada çeşitli güçlükler ortaya çıkardığı savunuldu. Gerekçede, ayrıca, bu şartın aranmasının "kurumun" amacını ve işlerliğini zayıflattığı ileri sürülerek bu yüzden "makul" şüphe halinde arama yapılması amacıyla değişiklik teklif edildiği belirtildi.
El koymanın kapsamı
Teklifle ayrıca CMK’nın "taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" başlıklı 128. Maddesi'nin kapsamının genişletilmesi hedefleniyor. Mevcut kanunda "silahlı örgüt üyeliği" ve "bu örgütlere silah sağlama" suçlarında mal varlığına el koyma kararı verilirken teklif bu suçların yanı sıra "Cebir ve şiddet kullanarak, Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı, cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi veya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları ile "Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan" ve "Anayasal düzene karşı suçları işlemek için anlaşmak" suçlarında da mal varlığına el koyma kararları verilebilecek.
Sınırsız "iletişimin tespiti"
Teklifle "suç işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda" yapılabilen iletişimin tespiti kararları artık bu koşullar olmadan da verilebilecek. Yani telefonla kimin kimi aradığı, ne kadar konuşulduğu, kimlerle mesajlaşıldığı, elektronik posta ve internet yoluyla mesajlaşmaların tespit edilmesi için herhangi bir şüphe veya delil şartı aranmayacak. Ayrıca dinleme ve kayda almanın aksine, iletişimin tespiti herhangi bir süreyle sınırlı olmayacak. Yani kişilerin iletişimi geriye doğru sınırsızca tespit edilebilecek.
Buna göre kanunda yazılı katalog suçlarda, yani göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, nitelikli hırsızlık ve gasp, uyuşturucu ticareti, parada sahtecilik, fuhuş, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, kara para aklama, silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama ile devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarında herhangi bir şüphe ya da delil olmasa da kişilerin iletişimleri sınırsızca tespit edilebilecek.
Dinleme ve takibin kapsamı genişletildi
Teklifle dinleme, iletişimin tespiti, sinyal bilgilerinin alınabileceği, gizli soruşturmacı (ajan) kullanılabilen ve teknik takip yapılabilen suçları ifade eden "katalog suçların" da kapsamı genişletildi. Buna göre mevcut kanunda "silahlı örgüt üyeliği" ve "bu örgütlere silah sağlama" suçlarında dinleme ve iletişimin tespiti yapılabiliyorken teklifle bu suçların yanı sıra "Cebir ve şiddet kullanarak, Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı, cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi veya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan ve "Anayasal düzene karşı suçları işlemek için anlaşmak, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (bölücülük), düşmanla işbirliği yapmak, devlete karşı savaşa tahrik, temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, yabancı devlet aleyhine asker toplama, askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma, düşman devlete maddi ve mali yardım, suçlarda da katalog suçlar kapsamına alındı.
Avukatın dosya inceleme yetkisine sınırlama
Şubat ayında yapılan değişikliklerle CMK’nın avukatların soruşturma dosyalarını incelemelerine sınır getiren düzenlemeleri kaldırılmıştı. Ancak teklif bu düzenlemelerin yeniden getirilmesini düzenliyor. Teklife göre avukatın dosyayı inceleme ve belge alması savcının istemi üzerine hakim kararıyla sınırlandırılabilecek. Şüphelinin ifadesi, adli tutanaklar ve bilirkişi raporlarına ise sınırlama getirilemeyecek.
Örgüt suçunda soruşturma kolaylığı
Örgüt suçlarındaki soruşturmalarda savcı, hakim tarafından yapılacak işlemleri suçun işlendiği yer savcılığının yanı sıra soruşturmanın yürütüldüğü yerdeki savcılıktan da isteyebilecek.
Demirtaş: "Roboski'de, Gezi'de katliam emrini veren, 140 çocuğu gösterilerde öldürme emrini veren bize katil diyemez"
Demirtaş'tan hükümete:
"Ölümden öte köy var mı? Bizi neyle tehdit ediyorsunuz?"
"Bedel ödeteceğiniz kişilerle mi süreci yürüteceksiniz?"
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hükümetin Kobani politikalarını sert şekilde eleştirerek "Bizim hükümetiniz, devletimiz, benim öz kardeşim orada (Kobani) barbar, tecavüzcü ordusunun tehdidi altındayken 'orası bizi ilgilendirmez' diyebiliyorsa, sen de bizim hükümetimiz değilsin. Kürdün öfkesi budur işte" dedi. Hükümetin Kobani protestoları ile ilgili olarak "bedel ödetileceği" açıklamalarına da tepki gösteren Demirtaş "Ölümden öte köy var mı? Ölümlerin en acısını yaşattınız. Merak ediyorum neyle tehdit ediyorsunuz bizi?" diye sordu.
İbrahim Okur'dan sürpriz açıklama: "Hakim ve savcılar ince ayar yaptı"
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 10 asıl üyesinin belirlendiği seçimlerinh kaybedenlerinden olan HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, seçim sonuçları ile ortaya çıkan yeni HSYK'nın yapısı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hakim ve savcıların seçimde "ince ayar" yaparak her görüşün temsil edildiği bir kurul yapısını ortaya çıkardıklarını söyleyen Okur, bu durumu "umut verici" olarak niteledi. Okur, düşük oy almasının da, bazı yorumcuların ısrarla iddia ettiğinin aksine arkasında cemaat desteği olmadığını ortaya çıkardığını da söyledi.
13 Ekim 2014 Pazartesi
Yeni HSYK'yı 8 bin "şikayet" dosyası bekliyor
Zekariya Öz ve diğer hakim savcılara soruşturmalar yolda
En yüksek oyu Ergenekon şüphelisi, en düşük oyu Ergenekon hakimi aldı
KEMAL GÖKTAŞ
HSYK'da (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu'nun 10 üyelikten 8'ini almasının ardından gözler yeni oluşacak Kurul'da Emniyet'te yapıldığına benzer bir "paralel" operasyonu yapılıp yapılmayacağına çevrildi. Mevcut HSYK'nın, Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davalarda görev alan hakim ve savcılarla ilgili yaklaşık 8 bin civarında şikayet dilekçesini işleme koymadan beklettiği ve bu dosyaların yeni HSYK tarafından açılacağı belirtiliyor.
Tanrıça Themis özgür kalabilir mi?
HSYK'da son durum: 10 AKP, 4'er MHP, CHP ve cemaat
KEMAL GÖKTAŞ
HSYK üyeliği için adli ve idari yargıdaki seçimlerin tamamlanmasıyla HSYK'da seçimle gelen 16 üyenin 15'i belirlenmiş oldu. Adalet Bakanı ve müsteşarın doğal üye olduğu Kurul'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatlar ve öğretim üyeleri arasından seçeceği 4 üye ve bir üyenin de Türkiye Adalet Akademesi'nden seçilmesiyle kurul tamamen yenilenmiş olacak. Akademi'den hükümete yakın bir üyenin gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. Buna göre 22 üyeli kurulun 15'i hükümetin destek verdiği isimlerden oluşacak. Ancak seçim döneminde yapılan ittifaklar nedeniyle bunların tamamı Ak Parti'ye yakın üyelerden oluşmuyor. Üyelerin siyasi görüşlerine bakıldığında Kurul'un yapısının "10 Ak Partili, 4 sosyal demokrat, 4 ülkücü ve 4 cemaat mensubu" olacağı görülüyor. Sosyal demokratlardan ve ülkücülerden 6'sı hükümet ittifakıyla kurula girerken birer sosyal demokrat ve ülkücünün ise cemaat oylarıyla kurula seçilmesi oy dengelerini daha kritik hale getiriyor.
12 Ekim 2014 Pazar
HSYK seçiminden sonra ne olacak?
KEMAL GÖKTAŞ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki dengeleri belirleyecek olan seçim nihayet bugün yapılıyor. Sert söylemlerin egemen olduğu bir seçim döneminin ardından yaklaşık 14 bin hakim ve savcı 10 HSYK üyesini seçmek üzere sandık başına gitti. Bu yarışın sonucu sadece yargı açısından değil Türkiye’nin siyasi geleceği açısından da önemli etkileri olabilecek.
10 Ekim 2014 Cuma
HSYK: Cemaatle hükümetin kader düellosu
KEMAL GÖKTAŞ
Anayasa'da 2010 yılında referandumla kabul edilen değişikliğin ardından HSYK üyeleri, ikinci kez adli ve idari yargı hakim ve savcılarının oyuyla belirlenecek. HSYK'nın 10 asıl 6 yedek üyesini seçmek için 13 bin 994 hakim ve savcı oy kullanacak.
HDP, "Türkiyelileşme” ve Demirtaş*
KEMAL
GÖKTAŞ
Cumhurbaşkanı'nı
halkın seçmesine yönelik Anayasa değişikliklerinden sonra gerçekleşen ilk
seçimde CHP ve MHP'nin temel amacı Recep Tayyip Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasını
önlemek olarak formüle edilmişti. İki partinin göstereceği ortak adayla
Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasını önleyecek bir oy oranının yakalanması umudu
aslında matematiksel olarak mevcuttu ancak cemaatin 17 ve 25 Aralık
yolsuzluk “operasyonlarına” rağmen AKP’nin 30 Mart seçimlerinde başarıyla
çıkması muhalefette önemli bir demoralizasyon yaratmıştı. Bu durum, CHP ve MHP
açısından ayrı adaylar çıkardıklarında seçim yarışında başarısız olma riskini
ve korkusunu da beraberinde getirmişti. Anketler ve siyasi havanın da etkisiyle
her iki parti daha seçimin ilk turunda Erdoğan karşısında ortak bir aday çıkarma
konusunda kolaylıkla anlaştılar. Bunda olası bir başarısızlığın faturasını
hiçbir parti tek başına üstlenmeyecek olmasının önemli bir etkisi vardı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)