1 Şubat 2015 Pazar

Haksız tahrik indirimine "kötü muamele" engeli

Eşine kötü muamele eden koca "boynuzladım" diyen eşini öldürdü, Yargıtay "Haksız tahrik yok" dedi

KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay, "Seni boynuzladım" diyen eşini öldüren kocaya yapılan haksız tahrik indirimini, eşine daha önce "kötü muamelede" bulunduğu gerekçesiyle bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında, sanık kocanın maktule karşı, 6 yaralama, 5 Ailenin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet, 3  hakaret, birer defa da kötü muamele, çocuğun kaçırılıp alıkonulması ve tehdit suçlarını işlediği iddiası ile davalar açıldığına ve 4 kez mahkumiyet kararı verildiğine dikkat çekilerek "Haksız tahrikte dengenin, uzunca bir süredir maktuleye karşı haksız bir zeminde bulunan sanık lehine bozulmadığı kabul edilmelidir" denildi. Genel Kurul, yerel mahkemenin maktul kadının da kocasına karşı yaralama ve hakaret suçlarından dava açıldığını belirterek haksız tahrik indirimi yapmasını yerinde bulmadı. Karar doğrultusunda sanık kocaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecek.



"'Boynuzladım' deyince çılgına döndüm"

Manisa'da yaşanan olayda, 1960 doğumlu sanık, 2004 yılında evlendiği ve son bir yıldır ayrı yaşadığı 1971 doğumlu, bir çocuk annesi eşine 10 el ateş ederek öldürdü. Teslim olan koca savunmasında, öldürdüğü eşinin sık sık evi terk edip gitmesi nedeniyle boşanma davası açtığını belirterek 'Bana ve aileme hakaretler ediyordu. Olay günü de kendisiyle konuşmak için gittim. Kendisine “L... bu iş yürümeyecek iyilikle boşanalım, hem bana hakaretler ediyorsun, hem de boşanmıyorsun, neden boşanmıyorsun, sen davayı aç boşanalım' dedim. Bana 'şerefsiz pe..., seni boynuzladım, ne işin var burada' diye cevap vermesi çok ağrıma gitti, çılgına dönüp ateş ettim" dedi. Sanığın bir arkadaşı da tesadüfen olay yerinden geçerken maktulün sanığa bu sözleri söylediğini duyduğunu belirtti. Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesi kadının sözlerini "haksız tahrik" sayarak sanığın cezasını ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından 18 yıl 4 aya düşürdü. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi haksız tahrik indirimi yapılmaması gerektiğini belirterek kararı bozdu. Kararda, sanık hakkında maktule karşı kasten yaralama, çocuğun kaçırılması, alıkonulması ve Ailenin Korunması Hakkındaki Kanuna aykırılık suçlarından dava açıldığına dikkat çekildi. Kararda olay günü maktulün sanığa söylediği hakaret içeren sözlerle "haksız tahrikte dengenin sanık lehine bozulmadığı" kaydedildi.

Mahkeme: "maktul hakkında da davalar var"

Yargıtay'ın kararına uymayarak eski kararında direnen mahkeme ise sadece sanık hakkında değil maktul hakkında da kasten yaralama suçundan iki, hakaret suçundan da bir dava açıldığını ve maktulün, sanığa hakaret suçundan mahkum olduğunu belirtti. Kararda, sanığın maktulün evden uzaklaştırma kararlarını kendisine karşı koz olarak kullandığını, kendisinden boşanmak istemediğini, bu yüzden mağdur olduğunu savunduğu ifade edilerek "maktul hakkında açılan davalar ile boşanma dosyasındaki sanık dilekçeleri sanığın savunmasını doğrular mahiyettedir" denildi. Mahkeme ayrıca sanık hakkında açılan davalarda tanık olmadığını, dolayısıyla maktulün yine haksız bir hareketinin olup olmadığının tespit edilemediğini ve bu şüpheli durumların sanık lehine yorumlanması gerektiğini savundu. Mahkeme ayrıca genelde kadının boşanmak ve ayrılmak istemesi nedeniyle aile içi şiddet olaylarının yaşandığını, bu olayda ise tam aksine sanığın ısrarla boşanmak istemesine rağmen maktulün buna karşı koyduğu ve "bazı ceza dosyalarında sanıktan şikayetçi olmadığının" dikkat çekici olduğunu savundu.

"Kötü muamele" nedeniyle haksız tahrik yok

Direnme kararı üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise yerel mahkemenin kararını oyçokluğu ile bozdu. Kararda şöyle denildi:
"Haksız bir eylem ile mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez.
Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerin varlığı halinde, fail ve mağdurun tahrik oluşturan davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik-sonralık durumları ile birbirlerine etki-tepki biçiminde gelişip gelişmediği göz önünde tutulmalıdır.
Aralarında reddedilmiş boşanma davası bulunan sanık ile maktule eşinin kasten öldürme olayına kadar yaklaşık 1 yıl boyunca ayrı yaşamaları, sanık hakkında son 1 yıl içerisinde aile mahkemeleri tarafından 4 kez evden uzaklaştırma, şiddet uygulamama gibi tedbirlere hükmedilmesi, sanığın, son bir 1.5 yıl içerisinde 10 farklı tarihte maktuleye karşı, 6 kez yaralama, 5 kez Ailenin Korunması Hakkında Kanuna muhalefet, 3 kez hakaret, birer defa da kötü muamele, çocuğun kaçırılıp alıkonulması ve tehdit suçlarını işlediği iddiası ile çeşitli mahkemelerde yargılanıp, 6'sında mahkûmiyetine, 4'ünde dördünde hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin sonradan kesinleşen kararlar verilmiştir. Sanık ile maktule arasında yaşanan ve çoğu sanığın mahkûmiyetiyle sonuçlanan olaylardan sonra, olay günü işine gitmek üzere saat 07.00 sıralarında evinden ayrılan maktulenin yoluna, konuşmak için müsait olmayan yer ve zamanda, yanına silah alarak çıkan sanığa yönelik hakaret mahiyetinde sözler söyleyen maktulenin eyleminin ilk haksız hareket niteliğinde sayılması mümkün değildir. Haksız tahrikte dengenin, uzunca bir süredir maktuleye karşı haksız bir zeminde bulunan sanık lehine bozulmadığı kabul edilmelidir."
Bu karara 4 Genel Kurul üyesi ise yerel mahkeme kararı doğrultusunda sanığın cezasından indirim yapılması gerektiğini belirten karşı oy kullandı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder