15 Kasım 2014 Cumartesi

Yargıtay'ın "işveren" lehine yorumu, işçinin haklarını tehlikeye düşürdü



KEMAL GÖKTAŞ 

2010 yılından sonra yapılan Anayasa değişiklikleri ile kurulan ve iş davalarına bakmakla görevlendirilen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, yıllardır devam eden bir uygulamaya son verdi. Daire, "kıdem tazminatı, ücret, asgari geçim indirimi ile yıllık izin alacaklarının belirsiz alacak olmadığı" dolayısıyla belirli bir miktar belirtmeden açılan bu davaların "hukuki yarar" yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetti. Bu karar halen iş mahkemelerinde devam eden ve yüzbinlerce işçiyi ilgilendiren alacak davalarının Yargıtay'ca bozulması riskini doğurdu. İş davalarına bakan diğer daire olan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise bu kararın aksine eski uygulamasına devam etmesi durumu iyice karışık hale getirdi. İçtihat farkını gidermek üzere önümüzdeki günlerde İçtihadı Birleştirme Kurulu toplanacak. Kurul, 22. Hukuk Dairesi'nin yorumunu benimserse yüzbinlerce davada mahkemelerin ret kararı vermesi gerekecek. Bu da işçilerin büyük hak kaybına uğramaları anlamına geliyor.

14 Kasım 2014 Cuma

İbrahim Aras’ta soruşturma krizi

Aras’ı “tüfek” öldürmüş

KEMAL GÖKTAŞ

Adana’da, geçen 15 Haziran’da Lice olaylarını protesto eylemi sırasında can veren 15 yaşındaki İbrahim Aras’ın gaz fişeği kapsülü sonucu değil, “yüksek kinetik enerjili harp silahı veya domdom kurşunu bulunan av tüfeğiyle” öldürülmüş olabileceği ifade edildi.  Adli Tıp’un ulaştığı bu sonuç Aras’ın bir patlayıcının patlaması sonucu öldüğünü iddia eden Valilik ve Emniyet’i yalanlarken önceki adli tıp raporu ile çelişti. Müdahil avukatları, adli tıpın ulaştığı bu sonucun soruşturmayı ilerletmeyeceğini söyledi.

13 Kasım 2014 Perşembe

Dink cinayeti soruşturmasında 45 tanık, 3 gizli tanık ve bir HTS raporu

KEMAL GÖKTAŞ

AYM'nin (Anayasa Mahkemesi) ailesinin Hrant Dink cinayetiyle ilgili yaptığı bireysel başvuruda, "etkili soruşturma yapılmadığı" gerekçesiyle verdiği ihlal kararının gerekçesi, Resmi Gazete'de yayımlandı. Gerekçede AİHM kararına rağmen cinayette ihmalleri olan veya cinayet organizasyonunda yer alan kamu görevlilirenin ifadelerinin dahi alınmaması nedeniyle "yaşam hakkının" usuli yönden ihlal edildiği belirtildi. AYM kararında İstanbul Başsavcılığının kamu görevlileri ile ilgili soruşturma kapsamında 45 tanık ile 3 gizli tanık dinlediği, ayrıca Dink cinayeti sanıklarının Ergenekon, Zirve, Balyoz ve Kafes davası sanıkları ile irtibatlarının olup olmadığının HTS (arama detayları) kayıtlarının çıkarılması yoluyla araştırıldığı ortaya çıktı. Savcılığın ayrıca AYM'ye kamu görevlileri hakkında "suç organizasyonunda yardım ve ihmal suretiyle öldürme" suçlarından soruşturma yürütüldüğü bilgisini de verdiği anlaşıldı.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Özel yetkililerde açılan davaları sıfırlayacak başvuru

KEMAL GÖKTAŞ

İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, KCK Basın davasında Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı iptal başvurusunun Ergenekon, KCK, öğrenci davaları ile diğer örgüt davalarının tamamının yeniden görülmesine neden olacak çok önemli bir başvuru olduğu belirtildi. Mahkeme, sanık avukatlarının talep ettiği ve savcının da destek verdiği “özel yetkili mahkemelerin yaptıkları işlemlerin geçersiz sayılması gerektiği” görüşüne destek verdi ve özel yetkili mahkemelerin yaptıkları işlemleri geçerli sayan kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya karar verdi. Anayasa Mahkemesi, talebi kabul eder ve hükmü iptal ederse, Ergenekon başta olmak üzere KCK, öğrenci davaları, örgüt davaları, askeri casusluk gibi birçok davada özel yetkili mahkemelerin yaptığı işlemler geçersiz hale gelecek ve davalar otomatikman sil baştan görülecek.

Yargıtay "Mağdurun beyanı esas alınır" ilkesini tersine çevirdi


KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, taciz davalarında "mağdurun beyanının esas" alınacağına ilişkin temel hukuk kuralını tersine çeviren bir karara imza attı. Genel Kurul, mağdur kadının, kendisine ilişkin teklif ederek rahatsız eden, son olarak da gece yarısı evine girmek isteyen kişiyle ilgili şikayeti üzerine açılan davada verilen beraat kararını, sanığın "mağdurun kendisiyle daha önce birlikte olduğu" yönündeki beyanını esas alarak onadı. Genel Kurul kararında şikayetçi kadının, sanıkla telefonda daha önce uzun görüşmeler yaptığına dikkat çekilmesi ve sanığın şikayetçi kadınla ilişkileri olduğu savunmasına vurgu yapılması dikkat çekti. Genel Kurul, Yargıtay Başsavcılığının mağdure kadının tutarlı beyanlarının esas alınması ve sanığa ceza verilmesi gerektiği yönündeki itirazını reddetti. Kararın, cinsel taciz suçlarında mağdurun beyanının esas alınacağı ilkesine aykırı olduğu tartışma yaratacağı ifade edildi.

6 Kasım 2014 Perşembe

HDP'ye saldırıda "organize" kuşkusu


KEMAL GÖKTAŞ

HDP Ankara İl Binasında Parti Meclisi üyesi Ahmet Karataş'ın boğazını keserek öldürmek istediği iddiasıyla tutuklanan Emrah Akman'ın üzerinden basın kartı ve serbest engelli kartının çıktığı öğrenildi. Mesleğini "özel güvenlik görevlisi" olarak açıklayan Akman'ın Emniyet ve savcılıkta susma hakkı olduğunun hatırlatılmasına rağmen ısrarla konuşması ve amacının Karataş'ı öldürmek olduğunu söylemesi de soru işaretlerine neden oldu. Akman, ifadesinde HDP binasını ateşe vermek için yanında tiner de getirdiğini, ancak kullanmaya fırsat bulamadığını söyledi.

O artık "düz" savcı: HSYK eski üyelerini son tercihlerine gönderdi, ünvan vermedi


KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, görev süreleri dolan Kurul'un eski üyelerini Ankara ve İstanbul'daki adliyelerde düz hakim ve savcı olarak görevlendirdi. HSYK Genel Kurulu, 3 tercih yapma hakkı verilen eski üyelerini, biri dışında, son tercihlerine gönderirken hiçbir eski Kurul üyesine ünvan verilmemesi, yani düz hakim-savcı olarak atamayı tercih etmesi de dikkat çekti.


HDP Eşbaşkanı Demirtaş: "HDP'ye saldırı devletin bize 'kafanızı keserim' mesajıdır"

KEMAL GÖKTAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Ankara İl Başkanlığı'na yapılan saldırıya ilişkin olarak "Bu devletin bize 'kafanızı keseriz' mesajıdır. Bir provokasyon filan değildir. Arkasında derin güçler filan yoktur" dedi. Saldırının Başbakan ve Cumhurbaşkanının açıklamaları ile doğrudan ilgili olduğunu savunan Demirtaş, siyasi lincin yeterli gelmediği düşünüldüğü için "kafa kesme" mesajının verildiğini söyledi. Demirtaş, HDP heyetinin İmralı'ya gitmek için resmi başvuruda bulunduğunu da açıklayarak hükümetin sürecin devam etmesini istemesi halinde başvuruya hızla olumlu yanıt vermesi gerektiğini söyledi. Bingöl'de 2 emniyet amirinin öldürüldüğü saldırıdan sonra saldırının faili olduğu iddiasıyla öldürülen 5 kişinin olayla ilgisinin olmadığının balistik raporla ortaya çıktığını ifade eden Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu bu saldırıdan sonra yaptığı açıklamalar nedeniyle sert şekilde eleştirdi ve "Başbakan hala o cinayetlerin arkasında mı?" diye sordu. Diyarbakır-Ankara uçağında Hüda Par üyesi Abdulvahap Kavun ile yaşadığı tartışmayı provokasyon olmaması için açıklamadıklarını söyleyen Demirtaş, olayı basına anlatan Ak Parti milletvekili Süleyman Hamzaoğlu'nun orada olmasının planlı olduğu kuşkusunu duyduklarını söyledi. Demirtaş, 6-7 Ekim olaylarının hem Kobani'yi hem de çözüm sürecini kurtardığını da savunarak "Benim üzerime yıkmak istiyorlar ama eli kanlı devletin hesap soracağı en son kişi benim ve en son parti HDP’dir" dedi.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Gazeteciye "Algı oluşturma" davası

"Algı oluşturmaya yol açacak haber" iddiasıyla 2 yıl 4 ay hapis istemi

ANKARA Milliyet

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Vedat Bilgin, Milliyet muhabiri Kemal Göktaş hakkında İzmir'de Fevziye Cengiz isimli kadına işkence davasında polislere 1 yıl, mağdur kadına 8 yıla kadar hapis cezası istenmesine ilişkin olarak "savcının polislere ayrıcalık gözettiği algısını oluşturmaya yönelik" haber yaptığı gerekçesiyle dava açtı. Savcı, Göktaş'ın söz konusu haberi nedeniyle "kamu görevlisine alanen hakaret ettiği" iddiasıyla 1 yıl 2 aydan 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istedi. Şikayetçi Savcı Göksel Er ise işkence suçundan yargılanan polislere sadece 1.5 aydan 1 yıl 1 aya kadar hapis istemişti.


2 Kasım 2014 Pazar

Hükümetin yargı sürprizi: Özel yetkili mahkemeler dönüyor


KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) seçimlerini kazanarak yargıdaki cemaat yapılanmasına karşı önemli bir üstünlük ele geçiren hükümet, yüksek yargı ve yerel mahkemelerdeki cemaat etkisini kırmak için hemen harekete geçti. Yargıda önemli değişiklikler öngören kanun teklifi Ak Partili milletvekilleri tarafından Meclis'e verildi. Yargıtay'a 128, Danıştay'a 39 yeni üye atanmasını öngören teklifin yanı sıra 2 yıl içinde 8 bin 500 yeni hakim ve savcı alımı yapılacak. Böylece cemaate yakın yargı mensuplarının hem yüksek yargıda hem de yerel mahkemelerdeki oranı önemli ölçüde düşmüş olacak. Aynı taktik 2010 yılında cemaate yakın yargı mensupları tarafından devreye sokulmuş ve böylece cemaatin yargıdaki etkisi önemli ölçüde artmıştı. Teklifle ayrıca 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarından sonra cemaatin etkisinde olduğu için kapatılan özel yetkili mahkemeler de "ihtisaslaşma" gerekçesiyle yeniden kurulacak.


Hrant Dink'in öldürülmesini terör olarak görmeyen daire slogana terör cezası kesti


"Alevi derneklerinin etkinliğine katılmak" terör suçunun unsuru sayıldı

KEMAL GÖKTAŞ

Hrant Dink'in öldürülmesini "terör" eylemi olarak görmeyen ve sanıkların üye oldukları örgütü sıradan bir çete olarak niteleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, herhangi bir şiddet eylemi bulunmayan, pankart açmak, slogan atmak, bazı etkinliklere katılmak olarak ifade edilen eylemlerden ötürü bir sanığa "terör örgütü" üyeliğinden verilen cezayı onadı. Yargıtay'ın onadığı cezada sanığın "Alevi derneklerince düzenlenen etkinliklere katılması" dahi terör örgütü üyeliğinin delilleri arasında sayılıyor.

31 Ekim 2014 Cuma

Yeni HSYK'dan 28 talep



KEMAL GÖKTAŞ

Yargıçlar Sendikası ve YARSAV, hafta başında göreve başlayan HSYK'nın yeni üyelerine yönelik açık bir mektup kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kurula atadığı avukat Aysel Demirel'in toplantıya başörtüsüyle katılmasının Bangolar Yargı Etiği ilkelerine aykırı olduğu savunulan mektupta, HSYK'dan 28 talepte bulunuldu.

29 Ekim 2014 Çarşamba

Mahkeme: Çocuğa isim için erkeğin kararı yeterli


KEMAL GÖKTAŞ

Yeni doğan çocuklarına verilecek isim konusunda anlaşamayan anne ve babanın karşı karşı geldiği davada mahkeme, çocuğun babasının, anne hastanede yatarken nüfusa kaydettiği ismin geçerli olduğuna hükmetti. Mahkemenin, kanundaki "Çocuğun adını ana ve baba birlikte koyar" hükmüne rağmen verdiği kararda, konulan ismin "Türk örf ve adetlerine uygun" olduğuna dolayısıyla annenin istediği ismin yazılmasına gerek olmadığı belirtildi. Annenin avukatı, kararı cinsiyetçi olarak niteledi.

28 Ekim 2014 Salı

17 Aralık'ta da tartışılan uygulamaya dava


KEMAL GÖKTAŞ

Yargıçlar Sendikası, savcıların yazdıkları iddianame ve takipsizlik kararlarının Başsavcıların görüldüsünden geçmeden kesinleşmemesi ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı aleyhine Danıştay'da dava açtı.


Uğur Kurt iddianamesindeki skandal: Polisin ateş ettiği "başkası" orada değilmiş!


Uğur Kurt iddianamesinde skandal: Polisin ateş ettiği iddia edilen gösterici orada değil diye tahliye edilmiş!

Ödülü eksik kalmasın: "8 aydan 5 yıla kadar hapis, silahı iade edilsin"

KEMAL GÖKTAŞ

Okmeydanı Cemevi'nde bir cenazeye katıldığı sırada polis memuru Sezgin Korkmaz'ın açtığı ateşle öldürülen Uğur Kurt'la ilgili iddianamede bir dizi çelişki yer aldı. Savcı Hasan Yılmaz, Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği iddianamede polis memuru Sezgin Korkmaz'ın kendilerine molotof atarak Akrep tipi aracın yanmasına neden olan göstericilere ateş ettiği sırada hatayla Uğur Kurt'u vurduğunu ileri sürdü. Savcının, iddianamede amirlerinin Sezgin Korkmaz'a olay anında "Sıkma" diye bağırdıklarına ilişkin görüntüler ve aynı yöndeki ifadelere hiç değinmemesi dikkat çekti. Polis memuru Korkmaz'a "meşru müdafaa sınırını kast olmadan aştığı" gerekçesiyle sadece 8 aydan 5 yıla kadar hapis cezası isteyen savcı, Uğur Kurt'u vuran tabancanın da sanık polise iade edilmesini talep etti. Savcı Yılmaz ayrıca, Korkmaz'ın C.K isimli bir göstericiye ateş ederken merminin yanlışlıkla Kurt'a isabet ettiğini savundu. Oysa mahkeme C.K'yı Okmeydanı'ndaki olaylara katıldığına ilişkin delil sunulmadığı için tahliye etmişti. C.K'nın avukatı Naciye Demir ise müvekkilinin olay yerinde olmadığı için mahkeme tarafından serbest bırakıldığını belirterek C.K'nın Kurt'un vurulduğu anda öğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesi'nde olduğunu tanıkların ispatladığını, okuldan kamera kayıtlarının getirtilmesini de istediklerini söyledi.

27 Ekim 2014 Pazartesi

HSYK'da ilkler: Ak Partili, başörtülü, akraba...


KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSYK) 4 yıllık görev süresi biten üyelerinin yerine seçilen ve atanan yeni üyeleri bugün göreve başlıyor. Kurulun ilk gündemi daire başkanlığı ve üyelerinin seçimi olacak.
Cumhurbaşanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar arasından 4 üyenin doğrudan atamasını yapmasıyla Kurul'un 22 üyesi tamamlanmış oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl üyeliklere, 2010 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanan avukat Rasim Aytin'i yeniden atadı. Erdoğan ayrıca Ankara Barosu avukatlarından Muharrem Özkaya ile İstanbul Barosu avukatları Hayriye Şirin Ünsel ve Aysel Demirel'i HSYK üyesi olarak atadı. Kurul'un tek kadın asıl üyeleri, Erdoğan'ın atadığı iki kadın üye olan Ünsel ve Demirel oldu. Böylece 22 asıl üyeli HSYK'da 2 kadın, 20 erkek üye görev yapacak. 12 Ekim'de hakim ve savcılar arasında yapılan seçimde tek kadın üye olarak Kurul'a giren Zeynep Şahin ise Kurul'un "yedek üyesi" olmuştu.


Yargıtay, şantajdan şikayetçi olan kadını "suçlu" çıkaran kararı bozdu


KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay, bir şantaj davasında, sanığın evli ve 2 çocuk sahibi olması nedeniyle, daha önce birlikte olduğu kadınla ilişkilerini gösteren CD'yle şantaj yapmasının "hayatın olağan akışına" uygun olmadığını, buna karşın başka erkeklerle de ilişkisi olan kadının ilişkilerini gösteren CD'leri alıp muhafaza etmesinin "kuvvetle muhtemel" olduğunu savunan yerel mahkeme kararını bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kendisiyle birlikte olmasını ve para istediği kadını cinsel ilişki görüntülerini yaymakla tehdit ettiği ileri sürülen sanığın cezalandırılmasına hükmetti.

25 Ekim 2014 Cumartesi

Polis molotof atana uyarısız ve "duraksamadan" ateş edecek



KEMAL GÖKTAŞ 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, molotof ve maskeyle eylemlere gidenlere cezaların verilmesini öngören iç güvenlik paketine ilişkin dikkati çeken bir çıkış yaparak, “Molotof ile yaklaşanlar terörist muamelesi görecekler ve durdurulacaklar” dedi. Bakan Ala da, “Ateşli silah neyse molotof da odur” diye konuştu. Davutoğlu’nun ifade ettiği türden bir değişiklik yapıldığı takdirde Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’na göre polis, motolof kokteyli atanlara dur ihtarına ve uyarı amaçlı ateşe gerek duymadan, “duraksamadan” yani seri biçimde ateş edebilecek.  

24 Ekim 2014 Cuma

AYM, "sendikal tazminata dönüş" kararı verdi



KEMAL GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, 2 yıl önce yürürlüğe giren Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun bazı hükümlerini iptal etti. İptal edilen düzenlemeler arasında sendikal nedenle işten atılan işçiye tazminat ödenmesini kaldıran hüküm de yer aldı. İptalden sonra sendikal nedenle işten çıkarılan işçiler, eskiden olduğu gibi 12 maaş tazminat alabilecekler. AYM ayrıca bankacılık ve toplu taşımada grev yasağı getiren düzenlemeyi de iptal etti. AYM, Bakanlar Kurulu'na "genel sağlık ve milli güvenlik" gerekçesiyle grev yasaklama yetkisine ise vize verdi.


23 Ekim 2014 Perşembe

Güvenlik diye nakledildi ama sanıklar da tanıklar da mahkemeye gelmeyecek


KEMAL GÖKTAŞ 

Gezi eylemleri sırasında Antakya’da polis tarafından atılan gaz fişeği ile öldürülen Abdullah Cömert davasında garip gelişmeler yaşanıyor. Güvenlik gerekçesiyle Balıkesir’e nakledilen davada, sanık polisin video konferansla yeni atandığı Mersin’den ifade vermesine karar verildi. Mahkeme tanıkların ve Cömert ailesinin de Hatay’da dinlenilmesine karar verdi. Cömert ailesinin avukatları ise mahkemenin bu kararına tepki göstererek “hani dava sanığın güvenliği gerekçesiyle nakledilmişti?” diye sordu. Avukatlar sanığın mutlaka mahkemeye gelerek ifade vermesi gerektiğini belirtti.

16 Ekim 2014 Perşembe

Asistana "Kürtçülük yapıyor" diyen hoca yargılanacak


Ceza soruşturmasına izin, disiplin cezasına ret kararı.. Rektörlük ve dekanlıktan garip karar:
"İnsan ilişkilerinde sorunlu, disiplin cezasına gerek

KEMAL GÖKTAŞ

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, doktora tez danışmanlığını yaptığı öğrencisine Kürt olduğu için "Kürtçülük yaptığı ve PKK'lı" olduğu iddiasında bulunduğu belirtilen Prof. Dr. Necmettin Kamil Sevil hakkında soruşturma izni verdi. Rektörlüğün osruşturma izni kararına karşın disiplin soruşturmasında garip gerekçelerle verdiği "disiplin cezasına yer olmadığı" kararına karşı da dava açıldı. Rektörlük, Sevil hakkında aynı iddiayla yürütülen disiplin soruşturmasında "Öğrencilere karşı sert bir mizaç sergilediği, insan ilişkilerinde nazik olmadığı" tespitine yer vererek "insan ilişkilerinde kimi kusurlarının olması, 30 yıldır öğretim üyesi olması ve bilimsel çalışmalarının değerli olarak görülmesi" gerekçesiyle disiplin cezası verilmemesine karar verdi.

14 Ekim 2014 Salı

Polis devletinde "derinleşme" teklifi: İletişime sınırsız takip


KEMAL GÖKTAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı güvenlik güçlerinin yetkilerini artırmaya yönelik kanun tasarısı beklenirken, Meclis'e sürpriz bir yargı paketi geldi. Hakim ve savcılara zam öngören kanun teklifi ile birlikte Meclis'e sunulan, bugün Adalet Komisyonu'nda görüşülmesi beklenen teklifte, geçen şubat ayında çıkarılan yargı paketi ile sınırlama getirilen "arama, el koyma, dinleme, izleme, teknik takip ve avukatların dosya inceleme yetkisi"ne ilişkin düzenlemelerden geri dönülmesi dikkat çekti. Şüphe ve delil şartı aranmadan ve süre sınırı olmadan iletişimin tespit edilmesini öngören teklifte ayrıca dinleme, teknik takip, izleme, gizli soruşturmacı (ajan) görevlendirilmesi yapılacak suçların kapsamı da genişletilmesi öngörülüyor. Teklifteki düzenlemelerin Kobani ve Gezi gibi yaygın sokak eylemlerinin yanı sıra "paralel yapıya" yönelik yapılacak soruşturmaları etkileyeceği ve yargıya soruşturmalar sırasında daha geniş yetkiler verilmesinin hedeflendiği belirtildi. Kolluk güçlerine daha geniş yetki verilmesine ilişkin düzenlemelerin ise daha sonra Meclis'e sevk edileceği belirtildi.

Aramada geriye dönüş

Bu yıl şubat ayında yapılan değişiklikle şüpheli veya sanıkla ilgili arama kararlarız verilebilmesi zorlaştırılmıştı. Yapılan değişiklikle şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri ve ona ait diğer yerler ancak "suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe" olması durumunda aranabiliyordu. Ancak teklif buradaki "somut delillere dayalı kuvvetli şüphe" kriteri yerine, şubat ayından önce olduğu gibi "makul şüphe" olmasının arama için yeterli olmasını düzenliyor. Teklifin gerekçesinde arama yapılabilmesi için somut delillere dayalı kuvvetli şüphe şartının aranmasının uygulamada çeşitli güçlükler ortaya çıkardığı savunuldu. Gerekçede, ayrıca, bu şartın aranmasının "kurumun" amacını ve işlerliğini zayıflattığı ileri sürülerek bu yüzden "makul" şüphe halinde arama yapılması amacıyla değişiklik teklif edildiği belirtildi.

El koymanın kapsamı

Teklifle ayrıca CMK’nın "taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" başlıklı 128. Maddesi'nin kapsamının genişletilmesi hedefleniyor. Mevcut kanunda "silahlı örgüt üyeliği" ve "bu örgütlere silah sağlama" suçlarında mal varlığına el koyma kararı verilirken teklif bu suçların yanı sıra "Cebir ve şiddet kullanarak, Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı, cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi veya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları ile "Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan" ve "Anayasal düzene karşı suçları işlemek için anlaşmak" suçlarında da mal varlığına el koyma kararları verilebilecek.

Sınırsız "iletişimin tespiti"

Teklifle "suç işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda" yapılabilen iletişimin tespiti kararları artık bu koşullar olmadan da verilebilecek. Yani telefonla kimin kimi aradığı, ne kadar konuşulduğu, kimlerle mesajlaşıldığı, elektronik posta ve internet yoluyla mesajlaşmaların tespit edilmesi için herhangi bir şüphe veya delil şartı aranmayacak. Ayrıca dinleme ve kayda almanın aksine, iletişimin tespiti herhangi bir süreyle sınırlı olmayacak. Yani kişilerin iletişimi geriye doğru sınırsızca tespit edilebilecek.
Buna göre kanunda yazılı katalog suçlarda, yani göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, nitelikli hırsızlık ve gasp, uyuşturucu ticareti, parada sahtecilik, fuhuş, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, kara para aklama, silahlı örgüt veya bu örgütlere silah sağlama ile devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarında herhangi bir şüphe ya da delil olmasa da kişilerin iletişimleri sınırsızca tespit edilebilecek.

Dinleme ve takibin kapsamı genişletildi

Teklifle dinleme, iletişimin tespiti, sinyal bilgilerinin alınabileceği, gizli soruşturmacı (ajan) kullanılabilen ve teknik takip yapılabilen suçları ifade eden "katalog suçların" da kapsamı genişletildi. Buna göre mevcut kanunda "silahlı örgüt üyeliği" ve "bu örgütlere silah sağlama" suçlarında dinleme ve iletişimin tespiti yapılabiliyorken teklifle bu suçların yanı sıra "Cebir ve şiddet kullanarak, Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı, cebir ve şiddet kullanarak TBMM’yi veya hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyan ve "Anayasal düzene karşı suçları işlemek için anlaşmak, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (bölücülük), düşmanla işbirliği yapmak, devlete karşı savaşa tahrik, temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama, yabancı devlet aleyhine asker toplama, askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma, düşman devlete maddi ve mali yardım, suçlarda da katalog suçlar kapsamına alındı.

Avukatın dosya inceleme yetkisine sınırlama

Şubat ayında yapılan değişikliklerle CMK’nın avukatların soruşturma dosyalarını incelemelerine sınır getiren düzenlemeleri kaldırılmıştı. Ancak teklif bu düzenlemelerin yeniden getirilmesini düzenliyor. Teklife göre avukatın dosyayı inceleme ve belge alması savcının istemi üzerine hakim kararıyla sınırlandırılabilecek. Şüphelinin ifadesi, adli tutanaklar ve bilirkişi raporlarına ise sınırlama getirilemeyecek.

Örgüt suçunda soruşturma kolaylığı

Örgüt suçlarındaki soruşturmalarda savcı, hakim tarafından yapılacak işlemleri suçun işlendiği yer savcılığının yanı sıra soruşturmanın yürütüldüğü yerdeki savcılıktan da isteyebilecek.

Demirtaş: "Roboski'de, Gezi'de katliam emrini veren, 140 çocuğu gösterilerde öldürme emrini veren bize katil diyemez"


Demirtaş'tan hükümete:

"Ölümden öte köy var mı? Bizi neyle tehdit ediyorsunuz?"

"Bedel ödeteceğiniz kişilerle mi süreci yürüteceksiniz?"


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, hükümetin Kobani politikalarını sert şekilde eleştirerek "Bizim hükümetiniz, devletimiz, benim öz kardeşim orada (Kobani) barbar, tecavüzcü ordusunun tehdidi altındayken 'orası bizi ilgilendirmez' diyebiliyorsa, sen de bizim hükümetimiz değilsin. Kürdün öfkesi budur işte" dedi. Hükümetin Kobani protestoları ile ilgili olarak "bedel ödetileceği" açıklamalarına da tepki gösteren Demirtaş "Ölümden öte köy var mı? Ölümlerin en acısını yaşattınız. Merak ediyorum neyle tehdit ediyorsunuz bizi?" diye sordu.

İbrahim Okur'dan sürpriz açıklama: "Hakim ve savcılar ince ayar yaptı"


KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 10 asıl üyesinin belirlendiği seçimlerinh kaybedenlerinden olan HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, seçim sonuçları ile ortaya çıkan yeni HSYK'nın yapısı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hakim ve savcıların seçimde "ince ayar" yaparak her görüşün temsil edildiği bir kurul yapısını ortaya çıkardıklarını söyleyen Okur, bu durumu "umut verici" olarak niteledi. Okur, düşük oy almasının da, bazı yorumcuların ısrarla iddia ettiğinin aksine arkasında cemaat desteği olmadığını ortaya çıkardığını da söyledi.


13 Ekim 2014 Pazartesi

Yeni HSYK'yı 8 bin "şikayet" dosyası bekliyor




Zekariya Öz ve diğer hakim savcılara soruşturmalar yolda

En yüksek oyu Ergenekon şüphelisi, en düşük oyu Ergenekon hakimi aldı

KEMAL GÖKTAŞ

HSYK'da (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu'nun 10 üyelikten 8'ini almasının ardından gözler yeni oluşacak Kurul'da Emniyet'te yapıldığına benzer bir "paralel" operasyonu yapılıp yapılmayacağına çevrildi. Mevcut HSYK'nın, Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davalarda görev alan hakim ve savcılarla ilgili yaklaşık 8 bin civarında şikayet dilekçesini işleme koymadan beklettiği ve bu dosyaların yeni HSYK tarafından açılacağı belirtiliyor.

Tanrıça Themis özgür kalabilir mi?


HSYK'da son durum: 10 AKP, 4'er MHP, CHP ve cemaat

KEMAL GÖKTAŞ

HSYK üyeliği için adli ve idari yargıdaki seçimlerin tamamlanmasıyla HSYK'da seçimle gelen 16 üyenin 15'i belirlenmiş oldu. Adalet Bakanı ve müsteşarın doğal üye olduğu Kurul'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatlar ve öğretim üyeleri arasından seçeceği 4 üye ve bir üyenin de Türkiye Adalet Akademesi'nden seçilmesiyle kurul tamamen yenilenmiş olacak. Akademi'den hükümete yakın bir üyenin gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. Buna göre 22 üyeli kurulun 15'i hükümetin destek verdiği isimlerden oluşacak. Ancak seçim döneminde yapılan ittifaklar nedeniyle bunların tamamı Ak Parti'ye yakın üyelerden oluşmuyor. Üyelerin siyasi görüşlerine bakıldığında Kurul'un yapısının "10 Ak Partili, 4 sosyal demokrat, 4 ülkücü ve 4 cemaat mensubu" olacağı görülüyor. Sosyal demokratlardan ve ülkücülerden 6'sı hükümet ittifakıyla kurula girerken birer sosyal demokrat ve ülkücünün ise cemaat oylarıyla kurula seçilmesi oy dengelerini daha kritik hale getiriyor.

12 Ekim 2014 Pazar

HSYK seçiminden sonra ne olacak?


KEMAL GÖKTAŞ 

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki dengeleri belirleyecek olan seçim nihayet bugün yapılıyor. Sert söylemlerin egemen olduğu bir seçim döneminin ardından yaklaşık 14 bin hakim ve savcı 10 HSYK üyesini seçmek üzere sandık başına gitti. Bu yarışın sonucu sadece yargı açısından değil Türkiye’nin siyasi geleceği açısından da önemli etkileri  olabilecek. 

10 Ekim 2014 Cuma

HSYK: Cemaatle hükümetin kader düellosu


KEMAL GÖKTAŞ

Anayasa'da 2010 yılında referandumla kabul edilen değişikliğin ardından HSYK üyeleri, ikinci kez adli ve idari yargı hakim ve savcılarının oyuyla belirlenecek. HSYK'nın 10 asıl 6 yedek üyesini seçmek için 13 bin 994 hakim ve savcı oy kullanacak.

HDP, "Türkiyelileşme” ve Demirtaş*


KEMAL GÖKTAŞ

Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesine yönelik Anayasa değişikliklerinden sonra gerçekleşen ilk seçimde CHP ve MHP'nin temel amacı Recep Tayyip Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasını önlemek olarak formüle edilmişti. İki partinin göstereceği ortak adayla Erdoğan'ın Köşk'e çıkmasını önleyecek bir oy oranının yakalanması umudu aslında matematiksel olarak mevcuttu ancak cemaatin 17 ve 25 Aralık yolsuzluk “operasyonlarına” rağmen AKP’nin 30 Mart seçimlerinde başarıyla çıkması muhalefette önemli bir demoralizasyon yaratmıştı. Bu durum, CHP ve MHP açısından ayrı adaylar çıkardıklarında seçim yarışında başarısız olma riskini ve korkusunu da beraberinde getirmişti. Anketler ve siyasi havanın da etkisiyle her iki parti daha seçimin ilk turunda Erdoğan karşısında ortak bir aday çıkarma konusunda kolaylıkla anlaştılar. Bunda olası bir başarısızlığın faturasını hiçbir parti tek başına üstlenmeyecek olmasının önemli bir etkisi vardı. 

3 Ekim 2014 Cuma

Yargıtay'ın çocuk istismarında akıl almaz sorusu







KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay, babasının arkadaşı tarafından arabayla kaçırılarak cinsel istismara uğrayan 13 yaşındaki çocuk ile ilgili verilen "ruh sağlığı bozulmuştur" raporunu kabul etmeyerek, ruh sağlığının arabayla kaçırıldığı için mi yoksa cinsel istismar nedeniyle mi bozulduğunun araştırılmasını istedi. Yargıtay kararı doğrultusunda bir kez daha muayene işkencesine maruz kalacak olan mağdur çocuğun istismar nedeniyle değil, kaçırıldığı için ruh sağlığının bozulduğuna karar verilirse, sanığa verilen 12.5 yıl hapis cezası, 2.5 yıla düşecek.

Ankara'da yaşanan olayda, 13 yaşındaki küçük kız çocuğu D.B yolda yürürken babasıyla aynı işyerinde çalışan ve evlerine gelip giden H.G arabayla yanında durarak 'Seni baban çağırıyor, babanın yanına götüreceğim' dedi. D.B ise H.G'nin, babasının arkadaşı olması ve evlerine gelip gitmesi nedeniyle tereddüt etmeden arabaya bindi. Bir süre sonra arabanın farklı bir yoldan gittiğini fark eden D.B, babasını aramak istedi ancak H.G buna izin vermedi. Cep telefonunu mağdur çocuğun elinden alan H.G, çocuğa cinsel istismarda bulundu. Mağdur çocuk, babasını aramasına izin vermeyen ve kendisini kaçırmaya kalkan adamın arabasından bir fırsat bulup atlayarak kaçtı ve bir eve sığınarak babasını durumdan haberdar etti. H.G hakkında cinsel istismar ve hürriyetten yoksun kılma suçlarından dava açıldı.

12.5 yıl ceza

Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sırasında Hacettepe Üniversitesi Çoçuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, mağdur çocuğun ruh sağlığının bozulduğuna dair rapor verdi. Olayın üzerinden 1 yıl 10 ay geçtikten sonra hazırlanan raporda, D.B'nin "yaşadığı olay sonrası gelişen travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin bir kısmının halen devam ettiği, dolayısıyla yaşadığı olaydan dolayı ruh sağlığının bozulduğu tıbbi kanaatine varıldığı" belirtildi.
Mahkeme, dava sonunda, H.G'yi "çocuğun basit cinsel istismarı" suçundan önce 3 yıl hapis cezasına mahkum etti. Ancak mahkeme çocuğun ruh sağlığı bozulduğu için kanun gereği cezayı 15 yıl hapse yükseltti. İyi hal indirimi yapılan sanık 12.5 yıl hapis cezası aldı.

"Hangi suçtan ötürü ruh sağlığı bozuldu?"

Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Hacettepe Üniversitesi'nin raporunda mağdurenin "hangi suç nedeniyle ruh sağlığının bozulduğuna dair yeterince açıklık bulunmadığı, çocuğun bacağının okşanması eyleminden dolayı ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda Adli Tıp'tan rapor alınması gerektiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozdu.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi ise Yargıtay'ın kararına uymadı ve eski kararında direndi. Mahkemenin direnme kararında, Hacettepe Üniversitesi'nin mağdurenin cinsel istismar eyleminden ötürü ruh sağlığının bozulduğu için rapor verdiğinin açık olduğu belirtildi.

Sanık kurtulacak

Sanığın kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na geldi. Genel Kurul'a görüş bildiren Yargıtay Başsavcılığı da tebliğnamesinde, 14. Ceza Dairesi'nin kararı doğrultusunda yerel mahkeme kararının bozulması ve mağdurenin Adli Tıp'ta muayene edilerek yeni bir rapor hazırlanması gerektiğini savundu.
Dosyayı geçen hafta görüşen Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bu görüşe katılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verdi. Karar doğrultusunda mağdure çocuk, 3.5 yılı aşkın bir süre önce yaşanmış istismar olayı için Adli Tıp Kurumu'nun ilglii İhtisas Kurulu'nda yeniden muayene edilecek. Türk Ceza Kanunu'nda ruh sağlığının bozulması, cinsel istismar suçlarında ağırlaştırıcı neden sayılırken hürriyeti yoksun kılma suçunda ağırlaştırıcı neden sayılmadığı için sanığın cezası önemli ölçüde düşecek. Adli Tıp'ın çocuğun ruh sağlığının "cinsel istismar" değil de "hürriyetten yoksun kılma" suçundan ötürü ruh sağlığının bozulduğuna karar vermesi halinde, sanığın cezası 12.5 yıldan 2.5 yıla düşecek.

--
Kemal Göktaş

Bir bayram kutlaması ve "içerdekilerin" dışarıdakilere raporu


Kırıkkale F Tipi Hapishanesi'nden Gökhan Gündüz tarafından gönderilmiş bir bayram kutlaması ve ekinde Eylül ayı hak ihlalleri raporunu aldım. Sadece ben okuyayım diye yazılmadığına göre, en azından burada paylaşmak istedim.


Merhaba
Eylül ayında Kırıkkale F Tipi Hapishanesi'nde yaşatılan, uğradığımız hak ihlallerinin raporunu paylaşıyoruz sizinle...

2 Ekim 2014 Perşembe

Demirtaş: Hükümet PYD ile görüşmeye kapalı değil


KEMAL GÖKTAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmesinde hükümetin PYD ile görüşmeye kapalı olmadığı izlenimi edindiğini belirterek "Türkiye böyle bir adım atarsa bir taşla birden çok kuş vurmuş olur" dedi.


1 Ekim 2014 Çarşamba

Ölümüne dayağa işkence davası ağır cezadan döndü


KEMAL GÖKTAŞ

Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz'la aynı saatlerde dövülen Doğukan Bilir'le ilgili davada asliye ceza mahkemesinin suçun yaralama değil, işkence olduğuna ilişkin kararı ağır ceza mahkemesinden döndü. Eskişehir 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, Bilir'i dövdükleri iddiasıyla yargılanan sanık polisler hakkında "yaralama" suçundan açılan davada verdiği görevsizlik kararına yapılan itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi, hiçbir gerekçe göstermeden "görevli olmadığına" karar verdi. Böylece dosyanın hangi mahkemede hangi suçlamayla görüleceğine ilişkin karar Yargıtay'a kalmış oldu.

29 Eylül 2014 Pazartesi

Danıştay'daki HSYK seçiminin ilginç perde arkası: Sosyal demokrat-AKP ittifakı


KEMAL GÖKTAŞ

Danıştay'da HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üyeliği için yapılan seçimler sonunda sosyal demokrat görüşleriyle bilinen ve hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu'nun da oy verdiği Taci Bayhan ile cemaate yakınlığıyla bilinen Şaban Işık asıl üye oldu. Seçimin sonucunu Yargıda Birlik Platformu'yla birlikte hareket eden eski HSYK üyesi Ziya Özcan'ın son dakikada Taci Bayhan lehine adaylıktan çekilmesi belirledi. Hem YARSAV hem de Yargıda Birlik Platformu mensuplarının, ayrı ayrı Taci Bayhan'ın kendi adayları olduğunu belirterek seçilmesinden mutluluk duyduklarını belirtmeleri, Danıştay'da ilginç bir ittifakın da göstergesi oldu.

YSK, HYSK adaylarının özgeçmişini beğenmedi, kendisi yazdı


KEMAL GÖKTAŞ

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), HSYK'ya üye seçiminde aday olan bazı hakim ve savcıların YSK'nın internet sitesinde yayınlanacak olan özgeçmişlerini uygun bulmayarak düzeltmelerini istedi. Adayların YSK'nın istediği düzeltmeleri yapmaya yanaşmaması üzerine YSK, sadece temel bilgilerin yer alacağı özgeçmişleri kendisi yazmaya karar verdi.

Mesele emekli olunca: AYM'den bir yıl arayla taban tabana zıt karar


KEMAL GÖKTAŞ Ankara

Bireysel başvurulara bakan Anayasa Mahkemesi (AYM) 1. Bölümü, Vakıfbank Emekli Sandığı Vakfı'ndan emekli olan 3 bin kişiyi ilgilendiren davada, geçen yıl AYM Genel Kurulu'nun "Anayasa'ya uygun" diye iptal istemini reddettiği kararına taban tabana zıt bir karar vererek kanun hükmünün "Anayasa'ya aykırı" olduğuna karar verdi. Üstelik AYM 1. Bölümünün bu kararında, AYM Genel Kurulu'nda iptal isteminin reddi yönünde oy kullanan 3 üyenin de imzası yer aldı. AYM kararında binlerce emekliyi mağdur eden çelişki için "iptal başvurusunda kanunun Anayasa'ya aykırılığına baktık, şimdi ise kanunun uygulanmasının Anayasa'ya aykırılığına baktık" savunması yapıldı. AYM 1. Bölümü, ihlal tespitinde bulunmasına karşın 60 bin TL tutarında maddi zarara uğrayan emekliye sadece 5 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar vermesi de dikkat çekti.

Gösteriye katılan memura verilen cezayı mahkeme iptal etti

KEMAL GÖKTAŞ

Adalet Bakanlığı'nın Hopa'da 2011 genel seçimlerinden önce çıkan olayları protesto eylemine katıldığı ve pankart taşıdığı için zabıt katibine verdiği "kınama" cezası mahkeme tarafından "memurun demokratik hakkını kullandığı" belirtilerek iptal edildi.

28 Eylül 2014 Pazar

8 yıl süren soruşturmada karar: "Oligarşiyi yıkana dek savaşacağız" ve "katil devlet" sloganları suç değil


KEMAL GÖKTAŞ

Ankara Cumhuriyet Baºsavcılığı, 8 yıl önce bir lisenin duvarına yazılan "Katil devlet hesap verecek" ve "Oligarşiyi yıkana dek savaşacağız" gibi ifadelerin yer aldığı sloganlar nedeniyle yürüttüğü soruşturma sonunda takipsizlik kararı verdi. Daha önce özel yetkili savcılık ve Terörle Mücadele Kanunu ile kurulan savcılıkların takip ettiği soruşturma dosyasını sonuçlandıran Başsavcılık, sloganların suç oluşturması için terör örgütü ile ilgisinin olmasının yetmeyeceği, bunun yanı sıra terör örgütünün, cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermesi, ayrıca açık, kesin ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerektiğine işaret etti. Başsavcılık bu nedenle sloganları yazanların "düşünceyi açıklama hürriyetlerini" kullandıklarını belirtti.

HSYK adaylarına kritik sorular, çarpıcı yanıtlar

HSYK ADAYLARI KONUŞUYOR 


HSYK adaylarının görüşlerini bütünlüklü biçimde aktarmak için Demokrat Yargı Eşbaşkanı Kemal Şahin, Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Karadağ, YARSAV Yönetim Kurulu üyesi Leyla Köksal ve HSYK 1. Dairesi Başkanı İbrahim Okur'a kritik sorular yönelttik ve çarpıcı yanıtlar aldık. Yargıda Birlik Platformu ise aday bazında değil, platform olarak sorularımızı yanıtladı. Yeniden aday olan HSYK 2. Daire Başkanı Nesibe Özer ise yazılı olarak ilettiğimiz sorulara yanıt vermediği için yazı dizimizde yer alamadı.

Çözüm sürecine “diplomasi” açılımı: Başbakan Davutoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’la görüşecek



KEMAL GÖKTAŞ 

Suriye’nin Rojava bölgesindeki Kobani kentine yönelik IŞİD saldırılarının ardından gerilimin tırmandığı çözüm sürecinde “diplomasi” açılımı yaşanıyor. Kandil’den ve İmralı’dan çözüm sürecine yönelik sert açıklamaların yapılması üzerine gerçekleşen HDP heyeti ile hükümet yetkilileri arasındaki görüşmelerin ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la görüşeceği belirtildi.

26 Eylül 2014 Cuma

Umut Vakfı'nın Taksim'deki bireysel silahsızlanma yürüyüşüne yasak


Acılı ailelerin yürüyüşüne Taksim engeli

ANKARA Milliyet

İstanbul Valiliği, Umut Vakfı tarafından 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’nde Taksim’de yapılması planlanan ve bireysel silahlarla öldürülen insanların yakınlarının katıldığı "Sessiz Ayakkabıların Yürüyüşü"nü yasakladı. Umut Vakfı yönetimi bu karar üzerine “Sessiz Ayakkabılar”ın yürüyüşünün geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yapmamaya karar verdi.

25 Eylül 2014 Perşembe

AYM'den basına "provokasyon" vizesi


KEMAL GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner'in Yeni Şafak gazetesinin hakkında Ergenekon soruşturması sırasında yaptığı bir haberle ilgili açtığı tazminat davalarının reddedilmesinin insan hakları ihlali olduğu gerekçesiyle yaptığı başvuruyu reddetti. AYM, "abartı ve provoke edici yayın yapmanın" basın özgürlüğü sınırları içinde kaldığını belirttiği kararında, Cihaner'in haberde hakkında ileri sürülen iddiaların aksini ispatlayamamasını da ret gerekçeleri arasında saydı.

23 Eylül 2014 Salı

Yargıyı karıştıran "seçim fişlemesi" iddiası


KEMAL GÖKTAŞ

HSYK'ya (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üye seçimleri için ilk raund bugün Yargıtay'da yapılacak. Yargıtay'daki seçim öncesinde ise internete düşen bir "fişleme" listesi yargıyı karıştırdı. Bursa'daki Cumhuriyet Savcılarının Yargıda Birlik Platformu karşıtı olup olmadıklarına ilişkin tutulan listenin sosyal medya platformlarında paylaşılması hakim ve savcıların tepkisine neden oldu.

İnanılmaz istatistik: Sadece 4 yılda "polise mukavemet" suçundan 102 bin kişi yargılandı, 41 bini mahkum oldu


KEMAL GÖKTAŞ

Adalet Bakanlığı verilerine göre büyük bölümü polislere karşı işlenen "kamu görevlisine direnme" suçlarında Türkiye adeta bir patlama yaşıyor. Bakanlık verilerine göre 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında "görevi yaptırmamak için direnme" suçundan 102 bin 247 kişiye dava açıldı. Aynı yıllarda mahkemeler 41 bin 500 kişiyi de bu suçtan mahkum etti.


22 Eylül 2014 Pazartesi

Yargıtay ahlak polisliğini ilerletti: Evliye duygusal mesaj da tazminat nedeni


KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, daha önce "evli kişiyle cinsel ilişki kuranın diğer eşe tazminat ödemesi gerektiğine" ilişkin kararları bir adım daha ileri götürürek bu defa cinsel ilişki olmasa dahi evli çiftin boşanmasına sebep olan kişinin diğer eşe tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi. Daire, sadece zina halinin değil, "duygusal beraberliğin" de diğer eşin kişilik haklarına saldırı olduğunu savunduğu kararda, davalı ile davacının eski eşinin internetten yaptığı yazışmaları kararına dayanak gösterdi.


18 Eylül 2014 Perşembe

TBMM 0004 plakaya da Oda TV takibi: "Güldal Mumcu isimli şahıs..."


KEMAL GÖKTAŞ

Kapatılan özel yetkili savcılıkça açılan ve birçok hukukçu, gazeteci ve polis müdürünün dinlenip takip edildiği Oda TV soruşturmasının halen açık olan soruşturma dosyasında skandal bir takip belgesi çıktı. Belgeye göre polisler TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun devletin 4 numaralı plakasını taşıdığı aracıyla gittiği yemeği takip ederek "takip-tasarrut" raporu tuttu. Oda TV'da halen açık olan soruşturma dosyasında yapılan dinleme ve izlemelere ilişkin birçok belgenin yer almadığı da ortaya çıktı. Özel yetkilili mahkemelerin kapatılmasından dosyanın verildiği savcı Mesut Erdinç Emniyet'ten dosya halen şüpheli görünen kişilere ait dosyalarının gönderilmesi için Emniyet'e müzekkere yazdı.


Yargıtay'dan tarihi karar: "Polise taş atmak da düşünceyi ifade yöntemi"




KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Diyarbakır'da katıldığı bir gösteride polise taş atan kişinin eylemini AİHM kararlarını emsal göstererek "düşünce ve kanaat açıklama yöntemi" olarak gördü. Kurul, bu gerekçeyle sanığın cezasını düşünce özgürlüğüne ilişkin suçlarda erteleme öngören kanun kapsamına almayan yerel mahkeme kararını kararını bozdu.


17 Eylül 2014 Çarşamba

Oda TV soruşturması hâlâ açıkmış: Takipsizlik yok, dava yok, ünlü isimler hâlâ "şüpheli"




KEMAL GÖKTAŞ

Ergenekon kapsamında gazetecilere yönelik yürütülen Oda TV soruşturmasıyla dinleme ve izlemeye alınan, aralarında eski Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ile eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan'ın da olduğu avukatlar, polisler ve gazetecilerin yer aldığı çok sayıda kişinin halen dosyada "şüpheli" olarak görüldükleri ortaya çıktı.


HSYK seçimlerinde VIP ve harcırahlı seçim kampanyası itirazı



KEMAL GÖKTAŞ

HSYK'ya (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üye seçimleri yaklaşırken hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu'na destek için Adalet Bakanlığı ve HSYK'daki hakim ve savcıların "harcırah ödenerek geçici görevlendirmelerle" adliyelerde seçim çalışmasına gönderildiği ve Platform üyelerine havaalanlarında VIP olanaklar kullandırıldığı iddia edildi. Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, HSYK ve Adalet Bakanlığı'dan geçici görevlendirmelerle ilgili bilgi isterken YSK'ya da "adliyelerdeki kamera görüntelerinin izlenerek geçici görevlendirmelerle ilgili araştırma yapmasını ve eşit yarışma ve serbest seçim ilkelerinin sağlanması için tedbir alınması" talebiyle başvurdu.

Uğur Kurt'u vuran polis balistik rapordan önce: "Havaya ateş ettim", rapordan sonra :"Meşru müdafada bulundum"

KEMAL GÖKTAŞ

İstanbul Okmeydanı Cemevi'nde bir cenaze için beklerken öldürülen Uğur Kurt'la ilgili soruşturmada aradan geçen 3 aya rağmen henüz dava açılmazken soruşturma dosyasında Kurt'un vurulmasına ilişkin çarpıcı bir ayrıntı çıkıyor. Uğur Kurt'u vuran polis memuru S.K'nın aracın içinde elinde bulunan gaz fişeği silahı ile gaz atmak yerine tabanca ile ateş ettiğinin ortaya çıkmasından sonra Olay Yeri İnceleme Tutanağı'nda da aracın içinde gaz el bombaları olduğu ortaya çıktı.

16 Eylül 2014 Salı

MGK'nın İskoçya referandumu ile ilgili çalışması: "Domino etkisi..."


"Yetki devri, kısa vadede bir çözüm olsa dahi, bağımsızlık taleplerini ortadan kaldırmaz"

KEMAL GÖKTAŞ

İskoçya'daki bağımsızlık referandumuna günler kala, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) internet sitesinde konuya ilişkin yaklaşık 1.5 yıl önce kaleme alınmış bir çalışmanın yer alması dikkat çekti. "MGK'nın resmi görüşünü ifade etmediği" uyarısıyla yayınlanan çalışmalar arasında yer alan -"İskoçya'da Düzenlenmesi Öngörülen Bağımsızlık Referandumu" başlıklı metinde, İskoçya ve Birleşik Krallık ilişkileri ile ilgili tarihsel ve güncel bilgilerin yanı sıra konuya ilişkin çarpıcı değerlendirmeler yer alıyor. Çalışmanın sonuç bölümünde şöyle deniliyor:

14 Eylül 2014 Pazar

Hakimlere, savcılara, ilgililere kamu hizmeti. Bursa Paneli'nin tam olmasa da "mühim" konuşma metinleri



Bursa Barosu Başkanı Ekrem Demiröz: Yargıda Birlik Platformu davetimize rağmen, Adalet Bakanlığı'nın karşı çıkması nedeniyle gelmedi.

YARSAV Başkanı Murat Arslan: 2010’da, adaletsizliği bugünden bakınca destekçileri tarafından da görülen bir seçim süreci yaşanmıştı. HSYK'ya seçilen üyeler Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşuyordu. Yüksek yargıyı yeniden dizayn eden HSYK süreli görevi yerine getirme telaşı ile hareket etti. 4 yılın sonunda hakim ve savcılar kim neden tenzili rütbe ile cezalandırılıyor, terfi ettiriliyor, vicdanları asgari ölçüde tatmin edecek bir yanıt bulamıyorlar.
Yargıya kişilik kazandırılması yeni anayasadan önce ele alınması gerekir. HSYK seçimleri fırsat olmalıdır. Bağımsızlığı ortadan kaldıran ve kendine taraf bir yargı oluşturma ve muhalifleri bastırma arayışı var. HSYK, hükümetin baskı ofisi olarak çalışmak değil yargı bağımsızlığının güvencesi olmalıdır.

Yargıdaki tarihi buluşmada Orhan Gazi Ertekin'den İbrahim Okur'a "Ya itirafçı olacaksınız ya da mücadele edip şehit veya gazi olacaksınız"


KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na 12 Ekim'de yapılacak üye seçimleri öncesinde tansiyon yükselirken yargının ve seçimin tarafları Bursa Barosu'nun düzenlediği panelde bir araya geldi. HSYK'nın en tartışmalı ve eleştirilen isimlerinden 1. Daire Başkanı İbrahim Okur ile muhalifleri Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Demokrat Yargı Eşbaşkanı Orhan Gazi'yi bir araya getiren panelde çarpıcı diyaloglar yaşandı.


Uğur Kurt'u vuran polisin itiraf gibi ifadesi: Gaz atacağına tabanca ile ateş etmiş!


KEMAL GÖKTAŞ Ankara

İstanbul Okmeydanı Cemevi'nde bir cenazeye katıldığı sırada Uğur Kurt'u ateş ederek öldüren polis memuru S.K'nın savcılıkta verdiği ifade, S.K'nın olaylar sırasında Akrep (shortland) aracın arkasında elinde gaz bombası silahı ile beklediğini, buna rağmen araca molotof isabet ettikten sonra gaz bombası atmak yerine tabanca ile ateş ettiğini ortaya çıkardı. İçinde bulundukları araca molotof isabet etmeden önce elinde gaz bombası FN silahı ile beklediğini anlatan S.K, ifadesinin ilerleyen bölümlerinde ise aracın arkasından tabancasını alarak ateş ettiğini söyledi. S.K ayrıca, Savcı'nın etrafta başka polis olup olmadığı sorusuna, ifadesinin ilk bölümlerinde söylediği "Kağıthpane Emniyetine ait shortlandla arka arkaya gittikleri" yönündeki cümleleriyle çelişir biçimde "ben o aracı fark etmemiştim" yanıtını verdi. Amirlerinin S.K'ya "Sıkma" diye bağırdıklarını gösteren görüntülere rağmen "Bana kimse seslenmedi" diyen S.K, Cemevinde birinin vurulduğunu söyleyenlere ise "Terör örgütünün taktiği" sanıp inanmadıklarını anlattı. S.K, Uğur Kurt'un öldüğünü haberlerden duyduğunu da belirterek "Olaylara hiçbir ilgisi olmayan maktülün ölmesi nedeniyle psikolojim bozuldu" diye konuştu. S.K'nın avukatı ise olaylarla hiçbir ilgisi olmayan Uğur Kurt'un öldürülmesinin "meşru müdafa" olduğunu savunarak S.K hakkında dava açılmamasını istedi.

12 Eylül 2014 Cuma

Yargıtay Başsavcılığı, 2 yıldır beklettiği dosyada, Genelkurmay Başkanı Özel için soruşturma izni istedi



KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay Başsavcılığı'nın, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel hakkında, "siyasi demeç verdiği ve yargıyı etkilemeye çalıştığı" gerekçesiyle aydınlar tarafından yapılan suç duyurusunu 2 yıl işlem yapmadan beklettikten sonra, kanun değişikliğini gerekçe göstererek soruşturma izni için Başbakanlığa gönderdiği ortaya çıktı.

10 Eylül 2014 Çarşamba

HSYK 3. Dairesi meydan okudu: "Adalet Bakanı'nın yaptırdığı incemeler yok hükmünde"



HSYK 3. Dairesi ile hükümet arasında kavga büyüyor

3. Daire aldığı 3 kararla hükümete meydan okudu
1- Eski İstanbul Başsavcısı Çolakkadı ve Vekili Erdoğan'a "25 Aralık soruşturmasını engelledikleri" iddiasıyla inceleme izni
2- 22 Temmuz soruşturmasında görev alan hakim ve savcılara yeni inceleme izni
3- "Adalet Bakanı'nın müfettiş görevlendirme yetkisi yok. Yaptırdığı incelemeler yok hükmünde" kararı aldı

KEMAL GÖKTAŞ

Hükümetle cemaat arasında yargıda devam eden kavgada önemli bir odak noktası haline gelen HSYK 3. Dairesi aldığı kararlarla adeta hükümete meydan okudu. Daire, geçtiğimiz günlerde takipsizlik kararı verilen 25 Aralık yolsuzluk soruşturmasını engelledikleri iddiasıyla dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı ile Başsavcı Vekili Oktay Erdoğan hakkında inceleme izni teklif etme kararı aldı. Daire, ayrıca polislerin yasa dışı dinleme yaptıkları iddiasıyla yürütülen22 Temmuz soruşturmasında görev alan bazı hakim ve savcılar hakkında da yeni inceleme izni teklif etme kararı aldı. Daire ayrıca, HSYK Başkanı ve Adalet Bakanı'nın, 3. Daire'nin hakkında inceleme izni vermediği hakim ve savcılarla ilgili müfettişy görevlendirirek inceleme yapma yetkisinin olmadığına, bu yüzden Adalet Bakanı Bozdağ'ın müfettişler eliyle yaptırdığı incemelerin "yok hükmünde" olduğuna karar verdi. HSYK kaynakları ise Dairenin böyle bir kararla HSYK Başkanının yetkilerini tırpanlamasının söz konusu olmayacağını ve Bakan istediği anda müfettişlerin inceleme yapmaya devam edeceğini belirtti.

8 Eylül 2014 Pazartesi

14 yaşındaki İbrahim Aras'ın ölümüyle ilgili soruşturmada gizli tanık skandalı


KEMAL GÖKTAŞ

http://www.milliyet.com.tr/gizli-tanigin-iddialari-bir-gundem-1937081/

Adana'da, Lice olaylarını protesto eylemleri sırasında öldürülen 14 yaşındaki İbrahim Aras'la ilgili otopsi raporu, Emniyet tarafından dinletilen gizli tanığın "göstericilerden birinin tüfekle ateş etmesi sonucu öldürülmüş olabileceği" iddiasını çürüttü. Otopsi raporunda Aras'ın kafatasındaki yaralanma dışında herhangi bir lezyon bulunmadığı ve "Yaralanma bölgesinde ateşli silah yanma ürünleri veya kalıntılarının saptanmadığı" belirtildi. Otopsi raporunda, yaklaşık 3 ay önce meydana gelen ölüm olayının nedeniyle ilgili de bir tespit yapılmaması ve  bu konuda İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan görüş alınmasına karar verilmesi dikkat çekti. Aras'ın ölümünün ardından yapılan olay yeri incelemesinde yanında gaz bombası kapsülü bulunduğu belirtilmiş ve Emniyet'in "el yapımı patlayıcının infilakı" sonucu ölümün meydana geldiği iddiasının aksine Aras'ın elinde herhangi bir yaralanma olmadığı belirtilmişti.

5 Eylül 2014 Cuma

Gezi'de kör eden gaz fişeği soruşturmasında “zamanaşımı” skandalı

KEMAL GÖKTAŞ

Temizlik işçisi Muharrem Dalsüren'in Gezi eylemleri sırasında polis aracından atılan gaz bombası ile bir gözünü kaybetmesine ilişkin soruşturma dosyasının, zamanaşımına 14 yıl kala “faili meçhul” sayılarak savcı tara fından zamanaşımı bürosuna gönderilmek istendiği ortaya çıktı. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet savcı Mustafa Başer’in gaz atan polislerin dahi ifadesini almadan dosyayı faillerin bulunmadığı gerekçesiyle zamanaşımı bürosuna göndermesinin ardından Başsavcılık soruşturmada yapılması gereken işlemleri tek tek belirterek soruşturmaya devam etmesi için dosyayı savcı Başer’e iade etti.


Davutoğlu'nun yargı dileği:"Kendimi teslim edeceğim bir yargı istiyorum"


KEMAL GÖKTAŞ

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, kabul ettiği Yargıda Birlik Platformu üyesi hâkim ve savcılarla yargının sorunlarını konuşurken önümüzdeki dönem yargıyı şekillendirecek olan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu seçimleri ile ilgili olarak, "Kendimi teslim edeceğim bir yargı istiyorum" ifadesini kullandığı öğrenildi. Hukukun herkesin güvencesi olması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, platform üyelerinin dile getirdiği taleplerle ilgili de olumlu mesajlar verdi.

3 Eylül 2014 Çarşamba

HSYK seçimlerinde "VİP kampanya" şikayeti


KEMAL GÖKTAŞ

Yargı ile hükümet arasında adli yıl açılışıyla yoğunlaşan tartışmalar sürerken kavganın en önemli alanlarından biri olan HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) seçimleri için de yarış kızışıyor. Hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu'nun geçen hafta sonu Ankara'da yaptığı aday tanıtım toplantısının yargıdaki yankıları sürerken YARSAV ile Yargıçlar Sendikasının desteklediği adaylar YSK'ya adaylık başvurusu yaptı. İki meslek örgütü, ayrıca Platformun devlet olanaklarından yararlanmasının önlenmesi talebiyle de YSK'ya başvurdu. Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu kendi adaylarına her yerde engeller çıkarıldığını, Platforma ise bakanlıkça VİP olanaklar sunulduğunu ileri sürdü.

Yargıtay'da Feyzioğlu toplantısı: 27 Başkan: "Feyzioğlu gelsin", 14 başkan: "Gelmesin"


KEMAL GÖKTAŞ

Adli Yıl açılış töreni, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun konuşması nedeniyle Cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından boykot edilirken Yargıtay'da konuyla ilgili yapılan toplantıda tarihi tartışmaların yaşandığı ortaya çıktı. Yargıtay Başkanlar Kurulu'nda 27 daire başkanı, Feyzioğlu'na yapılan konuşma davetinin geri alınmasını redderken 14 üyenin "71 yıldır devam eden değerli yalnızlığımıza son verilim. Siyasetle barışalım, Anayasa Mahkemesi gibi geniş olanaklara kavuşalım" gerekçesiyle Feyzioğlu'nun konuşmaması yönünde oy kullandığı belirtildi.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

22 Temmuz soruşturması nedeniyle hakim ve savcıya inceleme teklif eden HSYK 3. Dairesi, Zekeriya Öz kararını neden alamadı?


KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 3. Dairesi, yasadışı dinleme iddiasıyla "paralel yapıya mensup olduğu" iddia edilen polislerin gözaltına alındığı 22 Temmuz Operasyonu'nu yürüten savcı İrfan Fidan ile sanıkların hakimlik sorgusunu yapan Sulh Ceza Hakimi İslam çiçek hakkında "inceleme yapılmasını teklif etme" kararı aldı. İki yargı mensubu hakkında inceleme yapılıp yapılmayacağına ise HSYK BAşkanı sıfatıyla Adalet Bakanı Bekir Bozdağ karar verecek. Daire, paylaştığı twitter mesajları ile hükümet üyelerinin tepkisini çeken Bolu Savcısı Zekeriya Öz hakkındaki inceleme talebini ise karar yeter sayısına ulaşamadığı için gelecek haftaya bıraktı.

YSK, HSYK seçimi için start verdi. Muhafazakar, ülkücü, solcu koalisyonunun adayları netleşti


KEMAL GÖKTAŞ

Anayasa'da 2010 yılında yapılan değişiklikle 2010 yılında kürsüde görev yapan hakim ve savcıların 10 asıl 6 yedek üye seçtiği HSYK'da 12 Ekim'de yapılacak seçim için start verildi. YSK, 2010'daki HSYK seçimlerinde propagandayı tamamen yasaklamasına rağmen bu seçimde adaylara, hakim ve savcılara mektup, elektronik posta ve kısa mesajlarla ve kapalı yer toplantısı yoluyla kısmi propaganda serbestisi sağladı.


22 Ağustos 2014 Cuma

Zirve'deki önemli deliller için Jandarma'dan tuhaf yanıt: "Evraklar bizde ama sistemde imzaları göremiyoruz"



KEMAL GÖKTAŞ

Jandarma Genel Komutanlığı'nın Malatya'da 3 Hıristiyan'ın öldürüldüğü Zirve Yayınevi katliamı davasına gönderdiği yazıda , misyonerliğin 2010'da Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde yapılan değişiklikle iç tehdit olmaktan çıkarıldığı belirtildi. Jandarma, mahkemenin sanıkların misyonerlikle ilgili istihbarat faaliyetlerinin olup olmadığı sorusuna ise, istihbarat raporlarının Bilgi Havuzu'nda olduğunu, ancak imza atan personelin isimlerinin sistemden kaynaklı olarak görülemediği yanıtını verdi.

21 Ağustos 2014 Perşembe

Yargıdan baba tokadına ceza yok



KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, oğluna tokat atan baba hakkında açılan davada mahkemenin "acıtmadan hafifçe vurduğu" gerekçesiyle verdiği beraat kararını onadı. Böylece kanunda açık şekilde suç olarak düzenlenmiş aile içi şiddet konusunda getirilen caydırıcı hükümlere rağmen Yargıtay, "baba tokadına" vize vermiş oldu.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Öcalan'dan "Yol haritası imzalansın" önerisi


http://www.milliyet.com.tr/ocalan-yol-haritasi-icin-gundem-1927069/

KEMAL GÖKTAŞ

Çözüm sürecinde müzakere aşamasına geçildiğini duyuran Abdullah Öcalan'ın, 30 Eylül'e kadar yürütülecek görüşmelerle şekillenecek yol haritasının bir protokole bağlanarak taraflarca imzalanmasını önerdiği öğrenildi. Öcalan'ın protokole kendisinin ve devlet heyetinin imza atmasını istediği belirtilirken "müzakere" aşamasındaki görüşmeleri yürütmek için bir "sekreterya" talep ettiği de öğrenildi. Kulislerde, Akil İnsanlar heyetinden bir grubun yakında adaya giderek Öcalan'la görüşebileceği de belirtiliyor.

17 Ağustos 2014 Pazar

Çözüm sürecinde yol haritası 30 Eylül'e kadar yapılacak "görüşmelerle" belirlenecek


KEMAL GÖKTAŞ

İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan, HDP heyeti ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada ilk kez "müzakere aşamasına" gelindiğini söyledi. 30 yıllık savaşın "demokratik müzakereyle" sonuçlanma aşamasında olduğunu belirten Öcalan, "Etkileri ve sonuçları çok büyük olan bir süreçten geçiyoruz" dedi. Öcalan'ın müzakere aşamasına geçildiğini söylediği görüşmede 30 Eylül'e kadar çözüm sürecinin yol haritasının belirleneceği ve bunun için devlet heyeti ile Öcalan'ın, HDP ile de hükümetin yoğun görüşmeler yapılacağını söylediği öğrenildi. Müzakere aşamasında kritik rolü ise "bağımsız ve tarafsız" isimlerden oluşacak İzleme Kurulu'nun oynayacağı belirtildi.

15 Ağustos 2014 Cuma

Polis fezlekesi: Ethem Sarısülük terörist, avukatı ve davasına katılanlar da terörist...


"Özel yetkili ruhu" Sarısülük davasında


"Ethem Sarısülük'e terörist denilen polis fezlekesinde Sarısülük ailesinin avukatının "Basına demeç vermesi, güncel gelişmeler doğrultusunda, sivil toplum örgütlerinin kitlesel eylemlerine katılması, mevcut hukuku burjuva hukuku diye eleştirmesi, 14 yıl aynı büroda çalıştığı avukat arkadaşının anmasına katılması" terörist suçlamasının delili olarak gösterildi.

KEMAL GÖKTAŞ

Gezi eylemleri sırasında Ankara'da polis memuru Ahmet Şahbaz'ın açtığı ateşle öldürülen Ethem Sarısülük'ün ailesinin avukatı Kazım Bayraktar ile duruşmalardan sonraki açıklamalara katılan 10 kişi hakkında "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla soruşturma açıldı. Soruşturmaya ilişkin polis fezlekesinde, ölmeden önce hakkında herhangi bir soruşturma veya dava olmayan Ethem Sarısülük ile ilgili olarak "terör örgütü üyesi" denilmesi dikkat çekti. Avukat Bayraktar'ın duruşmalardan sonra yaptığı açıklamalar ve "basına demeç" vermesi de terör örgütü üyeliği suçuna delil olarak gösterilen fezlekede Bayraktar'ın "burjuva hukuku" ifadesini kullanması, adil yargılama hakkının ihlal edildiğini belirterek mahkemenin bazı kararlarını eleştirmesi ve 14 yıl aynı büroda çalıştığı meslektaşının mezarındaki anmasına katılması da terör örgütü üyeliğine delil olarak gösterildi ve Bayraktar ile ilgili olarak "avukatlık kisvesi altında eylemlere katıldığı" ileri sürüldü.

14 Ağustos 2014 Perşembe

Ali İsmail Korkmaz'ı döverek öldürenlere "yaralama" cezası vererek kurtarma hamlesi


KEMAL GÖKTAŞ

Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında polislerin ve sivil kişilerin döverek öldürdüğü üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'la ilgili Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı rapor dosyaya girdi. Raporda, Korkmaz'ın ölüm nedeninin darptan kaynaklı bağlı beyin kanaması olduğu, ancak beyin kanamasını kalp rahatsızlığı nedeniyle kullandığı ilaçların "kolaylaştırdığı ve hızlandırdığı" belirtildi.

"Darba bağlı beyin kanaması"

Milliyet'in ulaştığı raporda 4'ü profesör, biri doçent ve ikisi uzman doktor olan 7 Adli Tıp üyesinin imzası bulunuyor. Raporda, tomografi görüntülerine göre Korkmaz'ın beyninde oluşan hasarlara yer verilerek sonuç bölümünde şöyle denildi:
"Kişinin kendisinde mevcut kalp damar ve kapak hastalığı nedeniyle coraspin ve coumadin kullandığı ve hastaneye götürüldüğünde INR değerinin yüksek olduğu (5.3) dikkate alındığında kullandığı ilaçların darp eylemi sonucu meydana gelen beyin kanaması oluşumunu kolaylaştırıcı ve kanamayı artırıcı etkisiyle, ölüm meydana gelmesinde katkısı olduğunun kabülü gerektiği oy birliği ile mütalaa olunur."
Korkmaz'ın ölümünün darba bağlı beyin kanamasından meydana gelmiş olduğunu kesin biçimde tespit eden rapor, sanıkların dövdükleri kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığı yönündeki savunmasını da büyük ölçüde zayıflattı. Sanık avukatlarının ikinci argümanı ise Korkmaz'ın ölüm nedeninin kullandığı ilaçlar olduğu iddiasıydı. Adli Tıp raporunda ise ölümün beyin kanamasından meydana geldiği, ilaçların ise hızlandırıcı etkisinden bahsedildi. Adli Tıp raporunun sanıkların hukuki durumuna etkisine ise davanın görüldüğü Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi karar verecek.

Tedavisinde ilaçlar dikkate alınmamıştı

Korkmaz'ın daha önce kalp ameliyatı geçirdiği ve “comodin” isimli kan sulandırıcı ilaç kullandığı biliniyordu. Korkmaz’ın dövülmesinden sonra arkadaşları bu bilgiyi sağlık ekiplerine vermelerine rağmen tedavide bu hususun ilk etapta atlanmasının ölümünde etkili olduğu da belirtilmişti.

Mahkemenin yorumu belirleyecek

Eskişehir Başsavcılığı 4’ü polis, 4’ü sivil kişi 8 kişi hakkında açtığı davada sadece Korkmaz’ın başına tekme attığı görüntülenen Terörle Mücadele Polisi Mevlüt Saldoğan’ı “kasten öldürme” ile suçlamış ve müebbet hapis istemişti. Korkmaz’ı döven diğer sanıkların ise “öldürme suçuna yardım” ettikleri iddiasıyla 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istemişti. Davaya Kayseri'deki mahkemeden önce bakan Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise bir yandan davaya devam etmek istememesine rağmen Korkmaz'ın sağlık durumuna ilişkin belgeleri Adli Tıp Kurumu'na göndermişti. Mahkeme, Adli Tıp'tan Korkmaz'ın ölümüne hangi darbenin sebebiyet verdiği, diğer yaralanmasının bu meydana gelen ölüm neticesinde bir katkısının olup olmadığı, daha önceki rahatsızlığın veya kullandığı ilaçların darp olayı ile birleşmesi sonucunda ölüm neticesinin meydana gelmesinde bir etkisinin olup olmadığı hususlarının araştırılmasını ve Türk Ceza Kanunu'nun "yaralama" suçunu düzenleyen 86 ve 87. maddeleri kapsamında rapor hazırlanmasını istemişti.
Mahkemenin, ölümün beyin kanamasından meydana gelmesine rağmen, ilaçların hızlandırıcı etkisini sanıkların lehine yorumlaması durumunda ise 7 sanıkla ilgili yaralama suçundan 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar, Saldoğan ile ilgili ise “yaralama sonucu ölüm” suçundan 8 yıldan 16 yıla kadar hapisle cezalandırılması söz konusu olabilecek. Ceza süreleri 3 yılın altında olan sanıkların erteleme veya dolaylı aftan yararlanma olanakları da bulunduğu için suçun yaralama kapsamına alınması sanıkları “kurtarmış” olacak. Korkmaz’ın başına tekme atarken görüntülendiği için diğer sanıklardan ayrı değerlendirilen polis memuru Saldoğan da kemik kırığına neden olarak yaraladığı için 8 yıl yatıp çıkabilecek.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Ali İsmail Korkmaz davasında "ölüm nedeni darptan" diyen Adli Tıp raporu ve sanıkların net fotoğraflarına Milliyet ulaştı



KEMAL GÖKTAŞ Ankara

Fotoğraflar: http://www.milliyet.com.tr/gundem/iste-kamerayi-kapattiran--eli-coplu-sahis--1925209/son-dakika-gundem/SonDakikaGaleri/13.08.2014/1925209/default.htm?PAGE=1


Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında polislerin ve sivil kişilerin döverek öldürdüğü üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'la ilgili Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı rapor dosyaya girdi. Raporda, Korkmaz'ın ölüm nedeninin darptan kaynaklı bağlı beyin kanaması olduğu, ancak beyin kanamasını kalp rahatsızlığı nedeniyle kullandığı ilaçların hızlandırdığı belirtildi. Dosyaya giren TÜBİTAK raporunda ise Korkmaz'ın dövüldüğü yeri gören Beşik Otel kameralarını kapattıran "eli coplu şahsa" ait fotoğraflar ile sanıkların Ali İsmail Korkmaz'ı döverken çekilen ve gece olması nedeniyle flu olan görüntüler netleştirilerek elde edilen fotoğrafları da yer aldı.

Net kareler

Dosyaya giren TÜBİTAK raporunda Ali İsmail Korkmaz'ın dövülürken Harman Ekmek Fırını kamerasından çekilen ve jandarma tarafından kurtarılan görüntülere ilişkin analizler yapıldı. TÜBİTAK raporunun ekinde Beşik Otel'e girerek kameraları kapattıran ve raporda "eli coplu şahıs" olarak geçen, müdahillerin ise sanık polis memuru Hüseyin Engin olduğunu savunduğu kişinin fotoğrafları da yer aldı. Raporun ekinde ayrıca Korkmaz'ı döven kişilerin flu görüntüler içinden netleştirilmiş fotoğrafları da mahkemeye gönderildi. Bu kişilerin davada yargılanan sanıklar olup olmadığına ilişkin nihai kararı mahkeme verecek.

"Darba bağlı beyin kanaması"

Milliyet'in ulaştığı raporda 4'ü profesör, biri doçent ve ikisi uzman doktor olan 7 Adli Tıp üyesinin imzası bulunuyor. Raporda, mahkemeden gönderilen ve Ali İsmail Korkmaz'ın dövülmesinden yaklaşık 3 saat sonra 3 Haziran 2013 günü saat 03.00'da çekilen tomografi ile bir gün sonra saat 12.06'da çekilen tomografi görüntülerinin incelendiği belirtildi. Raporda, tomografi görüntülerine göre Korkmaz'ın beyninde oluşan hasarlara yer verilerek ölümünün darba bağlı beyin kanamasından meydana gelmiş olduğunu kesin biçimde tespit edildi. Rapor sanıkların dövdükleri kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığı yönündeki savunmasını da büyük ölçüde zayıflattı. Adli Tıp raporunda ayrıca ölümün beyin kanamasından meydana geldiği, ilaçların ise hızlandırıcı etkisinden bahsedildi. Adli Tıp raporunun sanıkların hukuki durumuna etkisine ise davanın görüldüğü Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi karar verecek.

Tedavisinde ilaçlar dikkate alınmamıştı

Korkmaz'ın daha önce kalp ameliyatı geçirdiği ve “comodin” isimli kan sulandırıcı ilaç kullandığı biliniyordu. Korkmaz’ın dövülmesinden sonra arkadaşları bu bilgiyi sağlık ekiplerine vermelerine rağmen tedavide bu hususun ilk etapta atlanmasının ölümünde etkili olduğu da belirtilmişti.
Eskişehir Başsavcılığı 4’ü polis, 4’ü sivil kişi 8 kişi hakkında açtığı davada sadece Korkmaz’ın başına tekme attığı görüntülenen Terörle Mücadele Polisi Mevlüt Saldoğan’ı “kasten öldürme” ile suçlamış ve müebbet hapis istemişti. Korkmaz’ı döven diğer sanıkların ise “öldürme suçuna yardım” ettikleri iddiasıyla 10 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istemişti.

Zirve katliamı sanıklarına 'oy izni' verildiği ortaya çıktı


KEMAL GÖKTAŞ 
Zirve Yayınevi katliamı davasında tutuklu yargılanırken denetimli serbestlikle ev hapsine alınan sanıkların mahkemeden izin alarak Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanmak için dışarı çıktıkları ortaya çıktı.

Oylarını 1.1 milyon artıran HDP'nin güç dağılımı haritası


KEMAL GÖKTAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, partisinin 30 Mart'ta aldığı oyları önemli ölçüde artırdığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortaya ilginç bir manzara çıktı. Demirtaş, daha önce yüzde 1'in altında olan il sayısını 40'dan 1'e düşürdü. "Yokluk" sınırı anlamına gelen yüzde 1 sınırının aynı zamanda psikolojik bir eşik olduğu dikkate alınırsa kongrelerini tamamlayarak örgütlenecek bir HDP'nin önümüzdeki seçimlerde tüm Türkiye'de seçim yarışının önemli bir aktörü olma potansiyeli taşıdığı ortaya çıkıyor.

12 Ağustos 2014 Salı

"Elbirliği" ile işlenen Ali İsmail Korkmaz cinayetinin "elbirliği" ile karartılması


KEMAL GÖKTAŞ

Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de polislerin ve sivil kişilerin döverek öldürdüğü Ali İsmail Korkmaz davasının sonucunu etkileyecek nitelikteki TÜBİTAK raporu nihayet dava dosyasına girdi. Kayseri'de görülen davadaki skandalları ortaya koyan raporda olay yeri yakınındaki Beşik Otel’in kameralarının "eli coplu bir şahsın" müdahalesi ile kapatıldığını ve Harman Ekmek Fırını'nın kamerasının ise silinmek amacıyla iki kez bilirkişi tarafından olmak üzere 4 kez "sürücüleri temizleme" işlemine tabi tutulduğunu ortaya çıkardı.

Selahattin Demirtaş: "Seçime girmeseydik Erdoğan daha yüksek oy alır, çok daha umutsuz bir hava oluşurdu"


Selahattin Demirtaş, seçim sonuçlarını Milliyet'e değerlendirdi

KEMAL GÖKTAŞ

Cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin aldığı oy oranını yüzde 50 civarında artırarak yüzde 9.8 oranında oy alan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, seçime katılmamış olsalardı Recep Tayyip Erdoğan'ın çok daha yüksek oy alacağını ve bunun da karamsar, umutsuz havayı büyüteceğini söyledi. Mevsimlik işçilerin oy kullanmaması nedeniyle hedefleri olan yüzde 11-11.5'a ulaşamadıklarını söyleyen Demirtaş sandık sonuçları konusunda da ciddi kuşkuları olduğunu belirterek "Sandıkların yüzde 98'i açıldıktan sonra sayım 2-3 saat durdu. Bu konuda ciddi kuşkularımız var" dedi. CHP ve Meclis dışı sol siyasetin kendisini çok ciddi sorgulaması gerektiğini savunan Demirtaş Alevilerden aldıkları oyların kıymetini bileceklerini ifade etti. Demirtaş, sadece Alevilerden değil geniş kesimlerin oyunu aldıklarını belirterek bazı muhafazakar AKP'lilerin de kendisine oy verdiğini söyledi.

HDP oylarını nasıl artırdı?


KEMAL GÖKTAŞ

Kürt siyasi hareketinin temsilcisi BDP ile Türkiyeli sol, sosyalist, çevreci, feminist ve bazı muhafazakar çevrelerin ortaklığı ile kurulan HDP, özgün bir siyaset deneyimi olarak geçen yıl tarih sahnesindeki yerini aldığında en önemli itirazı BDP içinden almıştı. Diyarbakır milletvekili Altan Tan'ın yüksek sesle dile getirdiği itirazlar, bölgedeki BDP tabanında da soru işaretlerine neden oluyordu. BDP her ne kadar kendisini sol çizgide tanımlasa da kitle tabanındaki dindarların ve muhafazakarların yoğunluğu nedeniyle Türkiyeli sol çevrelerle girilecek bir ilişkinin bölgedeki oyları AKP'ye kaptırma olasılığı da güçlü şekilde dillendiriliyordu. HDP'ye yönelik eleştirilerin bir diğer ucunda ise ÖDP, TKP ve Halkevleri gibi sol çevrelerin HDP'yi Kürt siyasi hareketinin Türkiye solu üzerinde bir tür hegemonya kurma girişimi olarak gören yaklaşımları yer alıyordu. HDP çatısı altında bir çok sosyalist parti yer almasına rağmen solun genel bir bölümünün mesafeli yaklaşması da "HDP projesinin" başarısı konusunda soru işaretlerine neden oluyordu. CHP'nin MHP ile birlikte muhafazakar-İslami bir siyaset geleneğinden gelen Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday çıkarmasından sonra da HDP ile diğer sol çevreler arasında ortak bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarma konusunda doğrudan ve dolaylı görüşmeler yapılmış, ancak sonuç alınamamıştı. Selahattin Demirtaş'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamasının ardından HDP'nin kurulduktan sonra ilk kez katıldığı 30 Mart seçimlerinde aldığı yüzde 6.5 civarında bir oy alacağı yorumları ağır basıyordu.

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Alevi oylarında yeni yönelimin işareti


KEMAL GÖKTAŞ

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidilirken Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığına tepki duyan Alevilerin oylarının yöneleceği adres merak konusuydu. HDP adayı Selahattin Demirtaş'ın Alevilere yönelik özel vurgusu nedeniyle CHP'ye giden Alevi oylarının bir kısmının HDP'ye yöneleceği tahminleri yapılıyordu. Seçim sonuçları, Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde önemli ölçüde Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy çıktığını, ancak kısmi de olsa Demirtaş'a da oy kaymaları yaşandığını ortaya koydu.
Malatya, Erzincan, Kahramanmaraş, Erzurum, Tunceli, Adıyaman gibi illerde Alevi oylarının çoğunlukla İhsanoğlu'na gitti. Ancak buralar HDP oyunu  hatırı sayılır ölçüde artırarak Alevilerin bir bölümünün oyunu alabildi.
Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Hatay'ın Samandağ ilçesinde İhsanoğlu yüzde 90.4 oy alırken 30 Mart'ta HDP'nin yüzde 0.75 oyuna karşılık Demirtaş yüzde 3.5 oy aldı. Demirtaş, Hatay'ın Defne ilçesinde de 30 Mart'ta 0.53 olan oy oranını yüzde 3.8'e çıkardı. Tunceli Merkez'de de 30 Mart'ta yüzde 41.59 olan HDP oyu, Demirtaş'la birlikte yüzde 52.2'ye çıktı. Ovacık'ta ise yüzde 39'dan yüzde 60'a oyunu çıkaran Demirtaş, İzmir Narlıdere'de yüzde 3.99'dan yüzde 10.7'ye, Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesinde yüzde 0.63'den yüzde 1.3'e, Sivas'ın İmranlı ilçesinde yüzde 2.79'dan yüzde 7.6'ya, Aydın'ın Didim ilçesinde de yüzde 6.43'den yüzde 10.6'ya yükseltti.

Demirtaş, HDP'yi yüzde 10 sınırına getirdi


KEMAL GÖKTAŞ

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı yüzde 9.8 oy oranıyla partisinin 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde aldığı 6.44 oyu yüzde 50 oranında artırarak büyük bir başarıya imza attı. HDP, Şanlıurfa ve Iğdır dışındaki illerin tamamında oylarını artırırken 30 Mart'ta hayal kırıklığı yaşadığı İstanbul, Ankara ve İzmir'in yanı sıra Batı'daki birçok ilde de oy oranlarını büyük ölçüde artırdı.

8 Ağustos 2014 Cuma

Uludere Mahkemesi'nden radikal Roboski kararı: "Vahim olayın anılmasını askeri yasak bölge diye engellemek hukuka aykırı"


KEMAL GÖKTAŞ

Uludere Sulh Ceza Mahkemesi, Uludere'de 34 kişinin uçaklar tarafından bombalanarak öldürülmesiyle ilgili olarak, "askeri yasak bölgeden" geçerek Irak topraklarında basın açıklaması yaptığı iddiasıyla 18 kişi hakkında açılan davada verdiği beraat kararının gerekçesinde çarpıcı değerlendirmeler yaptı. İlk defa bir yargı kararında "Robosik katliamı" ifadesine yer verilen gerekçeli kararda "Sanıklar üzerinde büyük bir etki yaratmış olan vahim nitelikte olayın anılmasını sadece askeri yasak bölge olduğundan bahisle sınırlandırılmasının, gösteri hakkının özüne müdahale niteliğinde olduğu" belirtildi. Gösteri hakkının "tahrik etmeyi de kapsadığı" ifade edilen kararda, yetkililerin güvenlik güçlerini, gösteri hakkını sınırlandırmak için değil, vatandaşların güvenliklerini sağlamak için kullanmaları gerektiği kaydedildi.

HSYK seçimlerinde tansiyon yükseliyor: İbrahim Okur aday, Platformun yakında açıklayacak


KEMAL GÖKTAŞ

Cumhurbaşkanlığı seçimine günler kala seçim yarışı kızışırken hükümet ile cemaat arasındaki kavgada önemli bir dönüm noktası niteliğinde olan HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üye seçimleri ile ilgili tansiyon da yükseliyor. YARSAV ve Yargı Sen'in aday listesini açıklamasından sonra HSYK'nın tartışmalı isimlerinden 1. Daire Başkanı İbrahim Okur bağımsız aday olacağını açıkladı. Adalet Bakanlığı'nın koordinesinde çalışan Yargıda Birlik Platformu ise elektronik posta yoluyla yaptığı temayül yoklamasını tamamladı. Platformun adaylarını yakında açıklaması bekleniyor.

7 Ağustos 2014 Perşembe

Mahkemeden Abdullah Cömert'i vuran zanlı polise kıyak üstüne kıyak


KEMAL GÖKTAŞ

Gezi eylemleri sırasında Hatay'da Abdullah Cömert'i Akrep aracından attığı gaz fişeği ile öldürdüğü iddiasıyla yargılanan polis memuru Ahmet Kuş'un tutuklanma talebi yine reddedildi. Cömert ailesinin avukatı Hatice Can'ın tutuklama istediği dilekçesinde Kuş hakkında kanunun öngördüğü bir maddenin belirtilmemesi nedeniyle eksik ceza istendiği de ortaya çıktı. Aynı suçlama ile Ankara'da yargılanan polis memuru Ahmet Şahbaz hakkında olası kastla öldürme suçundan istenen 25 yıla kadar ceza, suçta kamu malı olan tabancayı kullandığı için 33 yıl 4 aya çıkmıştı. Ancak Ahmet Kuş hakkında açılan davada Hatay Başsavcılığı'nın "gaz fişeğini" kamu malı saymaması nedeniyle 25 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

5 Ağustos 2014 Salı

HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici'den "yargıya operasyon" için sert uyarı


"İzin alınmadan soruşturma açanların cezai ve hukuki sorumluluğu doğar"


KEMAL GÖKTAŞ

Cemaate yönelik 22 Temmuz emniyet operasyonundan sonra yargı mensuplarını da kapsayacak ikinci bir soruşturma yapılacağı iddialarının arttığı günlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)Başkanvekili Ahmet Hamsici'den, "HSYK izni olmadan hakim ve savcılara soruşturma açılamaz" açıklaması geldi. Cemaate yakın olduğu iddia edilen Hamsici, HSYK izni olmadan hakim ve savcılara soruşturma açılması halinde bunun hukuki ve cezai sorumluluğu olacağı "uyarısında" bulundu. İsim vermeden 22 Temmuz soruşturmasını da eleştiren Hamsici, yargının siyasi baskı altına alınmaya çalışıldığını savundu. Soruşturmanın medya üzerinden yürütüldüğünü savunan Hamsici, "Yargı unsurlarının psikolojik harekat uygulamalarına maruz bırakıldığını" ileri sürdü.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Uğur Kurt soruşturmasında savcıdan silinen görüntülere "ZOM yapılmış olabilir" yorumu


KEMAL GÖKTAŞ

Okmeydanı Cemevi’nde polis memuru S.K.’nın açtığı ateşle öldürülen Uğur Kurt’la ilgili soruşturmada emniyetin görüntüleri kararttığı iddiasıyla ilgili olarak kamerayı Adli Tıp'a gönderen savcılıktan skandal bir yorum geldi. Savcılık yazısında, S.K'nın ateş ettiği anda tam arkasında olan Akrep aracındaki kameranın Kurt'un vurulduğu zaman dilimindeki görüntülerinin tahrif edilmiş olmasıyla ilgili olarak "Kamera sisteminin olaydan 15 dakika önce ZOM moduna geçmiş olabileceği" savunuldu.

15 Temmuz 2014 Salı

"Bir yargıç, Bir Haşhaşin'e, bir suikastçiye dönüşebilir mi?"



KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay 8. Ceza Dairesi yargıcı Erkan Özkaya "Pepsis ve Tarantula" isimli romanında bir yargıcın "Bir Haşhaşin'e, bir suikastçiye dönüştürülmesinin" hikayesini anlatıyor.

Erkan Özkaya, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1999 yılında hakim adayı olarak göreve başladı. Yurdun çeşitli yerlerinde ceza hakimliği yaptıktan sonra 2011 yılından bu yana Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nde hakimlik görevine devam ediyor. Özkaya, Eylül ayında yapılacak HSYK üye seçimleri öncesinde cemaat dışındaki muhafazakarlar, sosyal demokratlar ve ülkücü kökenli yargı mensuplarının bir araya gelerek oluşturduğu Yargıda Birlik Platformu'nda aktif görev alıyor.

Özkaya'nın kitabı taşrada, Mustafakemalpaşa ilçesinde asliye ceza yargıcı olarak görev yapan hakim Ercan Azizoğlu'nun oldukça garip hikayesi ile başlııyor. Azizoğlu, kendi halinde, ortalama bir yargıcın inanç ve değer yargılarına sahip, işini idealistçe yapmaya çalışan ve kanunlardan da kaynaklansa adil olmayan bir karar verdiğinde kabus gören bir hakim. Ancak yaşadığı ve kendi ölçüleriyle anlam veremediği bir dizi gizemli olay sonucunda bütün dünyası alt üst oluyor. Karşısına artık yetişkin bir genç kadın olan kız kardeşinin çocukluk hali çıkan Azizoğlu, küçük kız çocuğunun kendisine yaşattığı birçok metafizik olaydan sonra iradesini tamamen kaybediyor. Azizoğlu, kendi küçük dünyasında yaşarken teknolojinin imkanlarını kullanan bir gücün, dinlemeler, gizli kameralar, izlemeler, Facebook gibi sosyal paylaşım platformlarından elde edilen bilgiler, internette çözdürülen testler vs. yoluyla etrafında yarattığı mistik olaylarla örülü dünyanın esiri haline geliyor. Daha öncesinde hukuka aykırı karar vermemek için görevini titizlikle yapmaya çaba gösteren bir yargıç iken "doğa üstü" sandığı güçlerin kendisini yönlendirmesiyle dosyaları okumadan tutuklama kararları vermeye ve üstelik tutuklama kararlarının itiraz üzerine kaldırılmaması için de başka yargıç ve savcıları yönlendirmeye gayret eden biri haline dönüşüyor. Azizoğlu'nun hayata ilişkin bilgileriyle açıklayamadığı bu mistik olayların gerisinde ise Türkiye'nin füze savunma sistemi ihalesinden, yabancı servislerin faaliyetlerine, soyundan geldiği Hassan Sabbah'ın intikamını almaya yenimn etmiş bir eski MOSSAD ajanına, Türkiye Başbakanı ve Genel Kurmay Başkanı'na ve rütbeli askerlerine varana kadar birçok kahraman romanda yerini alıyor. Azizoğlu'nun, yani bir yargıcın "Bir Haşhaşin'e, bir suikastçiye dönüştürülmesi" hikayesi polisiyenin ve mistik edabiyatın çarpıcı bir örneği ile okuru peşinden sürüklüyor.
Kitapta teknolojik izlemeler ve maniplasyonlar, mistik öğeler, zihinsel kontrol yöntemleri, facebook gibi sosyal medya ortamlarındaki testler yoluyla bir yargıcın zihninin tamamen kontrol altına alınarak istenilen kararları vermesinin nasıl sağlandığı anlatılıyor. Yargıdaki cemaat kadrolaşmasının tartışıldığı günlerde ilginç göndermelerle dolu romanda, Türkiye'nin füze savunma sistemi ihalesinden, yabancı servislerin faaliyetlerine kadar birçok çarpıcı konu ele alınıyor. Polisiye kitaptaki ana tema ise zihinsel kontrol sağlanan yargıçlarda oluşturulan inançlarla hukuk dışı kararları nasıl aldıklarının sorgulanması.

Cemaat eleştirileri

Özkaya'nın kitabında, "Anayasa'ya, kanunlara ve vicdanına" göre karar vermesi beklenen ve hayatının büyük bölümünde bu ilkeyle yaşayan bir hakimin, iradesini teslim ettiği bir zihinsel kontrol süreci sonunda hukuktan ve adaletten nasıl ayrıldığı etkileyici bir dille anlatılıyor. Kitapta hiç adı geçmese de, yargıçların hukuk dışı saiklerle karar vermeleri, yani kişisel inançlarını, aidiyetlerini hukukun önüne geçirmelerine ilişkin anlatının arkasında yargı içinde son dönemde çok tartışılan "cemaat" etkisine yönelik köklü eleştiriler olduğu görülüyor.
"Pepsis ve Tarantula" isminin altında kapakta yer alan "Bir yargıç, Bir Haşhaşin'e, bir suikastçiye dönüşebilir mi?" sorusu ise akıllara Başbakan Erdoğan'ın Gülen cemaati üyeleri için yaptığı "Haşhaşin" benzetmesini getiriyor.
Özkaya'nın kitabının Erdoğan'ın bu konuşmasından önce tamamlandığı anlaşılıyor ancak "haşhaşin" ifadesinin kapakta yer almaya devam etmesi kitapta Hasan Sabbah'ın ötesinde cemaatle ilgili yöntemlerin de anlatıldığı izlenimi uyandırıyor.

Pepsis ve Tarantula

Kitaba adını veren Pepsis, bir yaban arısı türü. Tarantula ise vücudu 5, bacakları 1/-13 santim uzunluğunda, zehri 20 insanı birden öldürebilecek olan, dünyanın en zehirli örümceği. Pepsis'in, bu kadar güçlü zehri bulunan tarantulayla ilişkisi kitapta şöyle anlatılıyor:
"Pepsis, tarantulanın zehrine karşı özel bir panzehirle korunmuştur ve örümceğin kuvvetli zehrinden etkilenmez. Sokma sırası arıya geldiğinde örümceği karnının sol üst tarafındarn sokar ve zehrini buraya boşaltır. Arının zehri tarantulayı öldürmez ancak onu felç eder. Tarantulanın karnında bir delik açan yaban arısı buraya tek bir yumurta bırakır. Birkaç gün içinde yumurtadan pepsisin yavrusu çıkar. Yumurtalar için gerekli ısı ve larvalar için besin hazırdır. Yavru değişim geçireceği koza dönemine kadar tarantulanın etini yiyerek beslenecek ve onun içinde korunacaktır."


Üniversitede rehberlik danışmanlık gitti, ilahiyatçılar manevi danışmanlık verecek

Rehberlik yerine manevi danışman

Yönetim ve danışman kadrosunun tamamı İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan merkezde ihtiyacı olana “manevi-psikolojik danışmanlık” hizmeti verilecek


Kemal Göktaş
Balıkesir Üniversitesi’nde yönetimi ve danışman kadrosunun tamamı İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan ve öğrencilere, “manevi-psikolojik danışmanlık” hizmeti verecek bir merkez kuruldu. Resmi gazete’de yayımlanan Manevi Psikolojik Danışmanlık Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulmasına ilişkin yönetmelikle tamamı İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan merkezde öğrencilerin yanı sıra dışardan gelen sivil kişilere manevi-psikolojik danışmanlık yapılacak. Merkezde, ancak gerek görülürse psikolog ve psikiyatristler “diğer danışmanlık” adı altında görev alabilecek.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Demirtaş, Gezi için aslında ne dedi?


HDP Eş Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın Gezi eylemleri sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın davasına gitmesi sosyal medyada tartışma konusu oldu.
Demirtaş'ın Gezi'ye ilişkin ne söylediği ve ne söylemediğine ilişkin birçok spekülasyon yapılıyor.
Demirtaş'ın 4 Haziran 2013'de BDP Grubunda yaptığı konuşma, Gezi karşısındaki ilk reflekslerini göstermesi bakımından önemli. Üstelik "cımbızlama" yöntemini mahkum etmek için de şart. Kamu hizmeti babında,   konuşmayı dinleyen biri olarak o tarihte yazdığım haberi paylaşıyorum.

13 Temmuz 2014 Pazar

Ali İsmail'e son tekmeyi atan polis, ayağına taş geldiği gerekçesiyle göstericilerden şikayetçi olmuş


KEMAL GÖKTAŞ

Ali İsmail Korkmaz'ın başına tekme atarak ölümüne neden olan polislerden Mevlüt Saldoğan'ın olaydan birkaç saat sonra hastaneye giderek "öldüren tekmenin" incittiği ayağındaki şişlikten ötürü rapor aldırdığı ve ardından göstericilerin ayağına taş atarak yaraladıkları gerekçesiyle şikayetçi olduğu ortaya çıktı. Saldoğan'ın ayağındaki şişlikten ötürü "çatlak" şüphesi raporu veren doktorun ise Ali İsmail Korkmaz'a "Bir şeyin yok" diyerek evine gönderen doktor Hasan Gülcü olduğu anlaşıldı. Başından darbe alan Ali İsmail Korkmaz'ı evine gönderen Gülcü, polis Saldoğan'ı ayağındaki şişlikten ötürü ortopedi servisine sevk etti. Saldoğan ortopedi servisindeki muayenesinden sonra ayağında çatlak olduğu gerekçesiyle alçıya alındığı ve 7 gün rapor verildiğini söyledi. Skandalı büyüten ise soruşturma kapsamında Kasım 2013'de savcılığın talimatıyla tekrar muayene edilen Saldoğan'ın olay anında çekilmiş X-Ray görüntülerinin hastane kayıtları arasında bulunamaması oldu.

10 Temmuz 2014 Perşembe

İşte Uğur Kurt'u vuran polisin ifadesi

KEMAL GÖKTAŞ

Açtığı ateşle Okmeydanı Cemevi'nde bir cenaze törenini bekleyen Uğur Kurt'un ölümüne neden olan Terörle Mücadele Şubesi polisi S.K., ifadesinde, "Korku ve panik nedeniyle, göstericileri korkutma amacıyla ateş ettim" demesine rağmen aracın alev almasından sonra şoförün kapısını açamadığını, kendisinin arkadan uzanarak kapıyı açtığını söylemesi dikkat çekti. S.K. molotof isabet eden Akrep aracından indiğinde üzerinde olmayan silahını geri dönerek aldığını ve bulundukları aracın alev alması üzerine korktuğunu ve "diri diri yakılacaklarını" düşündüğü için ateş ettiğini savundu. S.K. vücudunda oluşan yanıklar nedeniyle de rapor aldı. Kurt'un vurulduğu anda cemevinde bulunan tanıklar ise S.K'nın cemevini hedef alarak ateş ettiğini belirterek "Havaya bile ateş etmesine gerek yoktu. Düz ateş etseydi kot farkından ötürü kurşun cemevinin çatışına gelirdi" dedi.

8 Temmuz 2014 Salı

AYM'ye cinsel özgürlük başvurusu


KEMAL GÖKTAŞ

Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesi, "doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlarla" ilgili yazı, ses veya görüntüleri satanları ve bulunduranları cezalandıran kanun hükmünün iptal edilmesini istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. AYM'nin iptal kararı vermesi halinde eşcinsel ilişkilerin tecavüz, sado-mazo, hayvanlarla ilişki, ölülerle ilişki gibi ilişki türleriyle bir tutulması son bulacak. Ayrıca eşcinsel ilişkilerle, oral ve anal ilişkileri gösteren görüntüleri veya yazıları bulundurmak da suç olmaktan çıkacak.

Ethem Sarısülük ve Hrant Dink cinayetleri: Bir isim, bir bağlantı, bir ciddi iddia


KEMAL GÖKTAŞ

Ankara'daki Gezi eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'ü vurarak öldürdüğü için yargılanan Çevik Kuvvet polisi Ahmet Şahbaz mahkemece tutuklandı. Mahkeme, duruşma savcısının, Şahbaz'ın "meşru müdafada" bulunduğunu iddiasının kabul edilemeyeceğini belirterek "olası kastla öldürme" suçundan cezalandırılmasını istemesinden sonra tutuklama kararı verdi. Sanık avukatının duruşmaların kapalı yapılması talebi de reddedilirken mahkeme heyetinin kararları görüşürken geçtiği "müzakere odasında" sanık Şahbaz'a verilen polis korumalarının oturduğu ortaya çıktı. Avukat Kazım Bayraktar, Sarısülük'ün vurulduğu gün halka ateş eden başka polislerin de olduğunu gösteren bir fotoğrafı mahkeme sunarak "Ateş emri almış birkaç polis olabilir" iddiasını gündeme getirdi. Duruşmadan sonra jandarma, avukatlar ve izleyecilere sert müdahale etti. Bir avukat başından aldığı cop darbesiyle yaralandı. Anne Sayfı Sarısülük ise "Katilin tutuklanması bayramım oldu" dedi.

6 Temmuz 2014 Pazar

Anayasa Mahkemesi: “Öcalan kitabında barışı savunuyor”

KEMAL GÖKTAŞ 
Anayasa Mahkemesi, Abdullah Öcalan’ın basım aşamasında olan kitabı hakkında mahkemece el koyma kararı verilmesine ilişkin başvurusuyla ilgili kararının gerekçesinde oldukça çarpıcı ve tartışma yaratacak görüşlere yer verdi. Kitaptaki düşüncelerin toplumun bir kesimince hoş karşılanmayacak nitelikte ise de Öcalan’ın barışçıl demokratik çözümü savunduğu belirtilen gerekçede, kitabın kapağında Türkiye topraklarını kapsayacak biçimde Kürdistan haritasına yer verilmesinin de tek başına yasaklama kararına gerekçe olamayacağı belirtildi. Gerekçede, Öcalan’ın “demokratik çözümün gerçekleşmemesi halinde nihai bir savaş aşamasına geçilebileceği” yönündeki ifadelerini de kitabın yazıldığı bağlam ile birlikte değerlendirildiğinde, şiddeti teşvik ve terör eylemlerinin yapılmasına çağrıda bulunduğu anlamına gelmediği savunuldu.

4 Temmuz 2014 Cuma

İşkence mağduru Fevziye Cengiz'in karartılan hayatı


KEMAL GÖKTAŞ

İzmir’de Karabağlar Polis Merkezi’nde Fevziye Cengiz isimli kadını feci şekilde dövdükleri görüntülerle ortaya çıkan polislerin, "işkence" suçundan yargılandığı davada karar Mahkeme Başkanı’nın başka bir mahkemeye atanması nedeniyle çıkmadı. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yetkisi alınan Mustafa Hakan Uğur, baştan beri kendisinin yürüttüğü davanın bu aşamasında, yetkisi alınmışken karar vermesinin, "etik" olmayacağını belirterek duruşmayı erteledi. Dava sürecinde yaşadıklarını Milliyet’e anlatan işkence mağduru Fevziye Cengiz ise 3 yıllık yargılama sürecinin kendisi için ayrı bir işkence haline geldiğini, ancak son duruşmada savcının kendisi için 8, polisler için 1 yıl hapis istemesinin ardından kabuslar görmeye başladığını kaydetti.

Cinayeti gören uzman çavuşun bir günlük suskunluğu pahalıya mal oldu


KEMAL GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, bir uzman onbaşının başka bir uzman onbaşıyı bıçaklayarak öldürmesi olayını gördüğü halde ilk gün "birşey görmediğini" söyleyen uzman çavuşun, ertesi gün vicdanen rahat etmediğini söyleyerek bildiklerini anlatmasını yeterli bulmadı. Uzman çavuşun ordudan atılmasına ilişkin kararda insan haklarına aykırı bir yön olmadığına hükmeden AYM, askeri yargıdaki dava sırasında gizli belgelerin dosyaya girmesini de ihlal olarak görmedi. AYM'nin masumiyet karinesinin cezsa davaları ile ilgili olduğu meslekten ihraç kararının dava edildiği idari yargı alanında uygulama alanı olmayacağı yönündeki değerlendirmesi de dikkat çekti.


Tacizciyi değil, mağduru cezalandıran adalete AYM de onay verdi


KEMAL GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi, cinsel tacize uğrayan üniversite öğrencisinin "tacizcinin aldığı cezanın ertelenerek tacizin cezasız bırakılmasının ve kendisine de hakaret suçundan ceza verilmesinin" hak ihlali olduğu yönündeki başvurusunu reddetti. AYM, fiziki temas olmadan gerçekleştirilen taciz suçunun "insan haysiyeti ile bağdaşmayan bir muamele" olarak değil "maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkı" ile ilgili olduğunu savundu.


1 Temmuz 2014 Salı

Siyasi partilere Kürdistan ismi yasak, ama yaptırımı yok!

KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın adını değiştirmesi için ihtar verdiği Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP), "Kürdistan" kelimesini parti adından çıkarmasa bile herhangi bir yaptırım uygulanamayacağı ortaya çıktı. Siyasi Partiler Kanunu'nda ihtar kararına uymayan partilere Hazine yardımının kesilmesine ilişkin hükmün 2009 yılında Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesinden sonra herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığı için Kürdistan kelimesinin yanı sıra yasada yasaklanmış diğer adlarla da parti kurulması halinde ihtar dışında hiçbir yaptırım uygulanamıyor.

İşkenceyi gizleyen hekime "ihraç" yerine "uyarı"da ısrar


KEMAL GÖKTAŞ

İzmir Tabip Odası, Karabağlar Polis Merkezi'nde işkence gören Fevziye Cengiz'in vücudundaki işkence izlerini adli tıp muayenesi sırasında raporuna geçirmeyerek polisleri koruyan doktora yönetmelikte düzenlenen "meslekten geçici ihraç" cezası yerine "uyarı" cezası vermekte ısrar etti. İTO Onur Kurulu, Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun eylemle ceza arasında adil bir denge kurulması için verdiği bozma kararına rağmen "geniş takdir yetkisi" bulunduğunda ısrar ederek uyarı cezası kararında direndi. Karara itiraz eden Cengiz'in avukatı Hanife Yıldırım ise suçun işkenceyi gizlemek olduğunu ve yönetmeliğe göre meslekten geçici ihraç cezası verilmesi gerektiğini belirtti.

30 Haziran 2014 Pazartesi

Yargıtay'dan Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi'ne "Kürdistan" ismini "değiştir" ihtarı

Kürdistan adına vize yok

KEMAL GÖKTAŞ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi'ne (TKDP), "Kürdistan" kelimesini parti adından çıkarması için ihtar gönderdi. Başsavcılık, Siyasi Partiler Kanunu'na göre "ırk veya bölge" adlarıyla parti kurulamayacağını belirterek partiye ismini değiştirmesi için 15 gün süre verdi. Süre sonunda parti, "Kürdistan" kelimesini adından çıkarmadığı takdirde Anayasa Mahkemesi'ne başvurulacak.

29 Haziran 2014 Pazar

Ölümüne işkence cezasız kaldı



KEMAL GÖKTAŞ

İstanbul'da 2009 yılında üniversite öğrencisi M.Ç'yi Taksim'deki 1 Mayıs kutlamalarına katılmak istediği için gözaltına alarak öldüresiye döverek bayılttıkları ve öleceğinden korkularak köprü altına attıkları iddiasıyla yargılanan 4 polis beraat etti. Olaydan 5 yıl sonra sonuçlanan davada yargılanan sanık polislerin suçu işlemedikleri sonucuna varan mahkeme kararının ardından, ölümüne işkence olayı cezasız kaldı.

Bir mahkeme kararı üç önemli sonuç: İşkence, biber gazı ve polise direnme


KEMAL GÖKTAŞ

Gaziantep'te trafikteki bir tartışmaya müdahale eden polis ekiplerinin gözaltına aldığı bir ailenin karakolda gördüğü kötü muamelenin işkence suçunu oluşturacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı veren Asliye Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında oldukça çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Kararda, Türk Ceza Kanunu'nda diğer ülkelerdeki işkence tanımlarından farklı olarak sadece suçu söyletmek için uygulanan ağır fiziki şiddetin değil, her türlü onur kırıcı ve aşağılayıcı muamelenin işkence sayıldığı belirtildi. Kararda ayrıca görev sınırını aşarak müdahale eden polisle vatandaşın kavgasının "görevli memura direnme" değil, iki vatandaş arasındaki kavga sayılacağına hükmedildi. Karardaki üçüncü önemli hüküm ise biber gazı kullanılmasının orantılı ve kurallara uygun olsa bile başlı başına işkence sayılacağı yönündeki değerlendirme oldu.


25 Haziran 2014 Çarşamba

Zaytung haberi gibi kararname: HSYK emekli savcıyı tayin etti



KEMAL GÖKTAŞ

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) tartışma yaratan yaz kararnamesinde, emekli bir savcının "görev yerini değiştirdiği" ortaya çıktı. HSYK, 8 Mayıs'ta emeklilik dilekçesini kabul ettiği eski Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Galip Karayazı'yı Tekirdağ Cumhuriyet Savcısı olarak atadı. Atamaya tepki gösteren meslektaşları ise "Zaytung şakası gibi kararname" dedi.

Askeri Mahkeme Başkanı'nın Roboski kararı itirazı: Adalete ve devlete zarar verir



KEMAL GÖKTAŞ

Roboski'de 34 kişinin hayatını kaybettiği bombardımanla ilgili olarak Hava Kuvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığının verdiği takipsizlik kararına yapılan itiraz Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından reddedildi. Ret kararı, Askeri Mahkeme Başkanı Hakim Albay Oğuz Pürtaş'ın karşı oyuyla, 1'e karşı 2 oyla alındı. İki üye bombardımana karar veren askeri yetkililerin kaçakçı olan grubu terörist sanma konusunda "kaçınılmaz bir hataya" düştüklerini  savundu. Kararda, bombardımanda hayatını kaybeden kişilerin "top atışlarına rağmen sınıra doğru ilerledikleri ve kaçakçı davranış ve tepkisinden ziyade terör örgütü davranışları sergiledikleri" belirtilerek bu durumun askeri yetkilileri hataya sürüklediği savunuldu. Karara karşı çıkan Mahkeme Başkanı Pürtaş ise kararın kamu vicdanını tatmin etmeyeceğini belirterek "Kısa vadede maslahata ve kamu yararına uygun gözükse de uzun vadede mülkün temeli olan adalet duygusuna ve devlete zarar vereceğini" belirtti.