31 Ocak 2013 Perşembe
Kışanak'a göre Güler'in sözleri "CHP'nin Roboskisi"
İMRALI SÜRECİNE İLİŞKİN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
*Bilgi eksikliği, mutfağın rol çalması ve AKP'de Kürt sorununu kendi siyasi hedefinin içerisine görmeleri, doğru tartışmayı ve doğru müzakereyi engelliyor
* Yazılanların yüzde 90'ı hükümet kaynaklı spekülasyon
* Hükümet yol haritasını ve görüşmelerin anahatlarını açıklamalı
* Kadın vekillerin de İmralı için başvurusu var
* Kırmızı çizgimiz İmralı heyeti değil, hükümetin bize bilgi vermemesi.
* Başbakan'ın mutfağı iyi değil, siyasi karar verici rolünü oynamaya çalışıyor
* Kürt sorununu çözenin oyları patlar
* Öcalan'ın koşulları değişmeden çözüm olmaz
* "Barzani aracı, Erbil eni Oslo olur mu?: Türkiye’nin katkı istemesi iyi olur. Ama somut bir şey olsaydı bilgimiz olurdu."
30 Ocak 2013 Çarşamba
Evlilik dışı ilişkiyi fuhuşla eşdeğer bulan Yargıtay, evlilikteki cinselliği adeta kutsadı
"DAVACI EŞİN, İLİŞKİ KURMAYAN DAVALI EŞTEN NEFRET ETMESİ DOĞAL"
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, psikolojik nedenlerle cinsel ilişki kuramayan eşe karşı diğer eşin nefret duymasının normal olduğunu, bu yüzden iki tarafın da kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanma talebinin reddinin yerinde olmadığını belirtti. Daire bu gerekçeyle yerel mahkeme kararını bozdu. Yargıtay'ın kararına konu olay şöyle gelişti:
Davacı kadın, evleneli uzun bir süre olmasına rağmen, eşinin cinsel ilişkiye giremediğini belirterek hala bakire olduğuna ilişkin raporu mahkemeye sundu ve boşanmak istedi. Davalı koca ise, cinsel ilişkiye biyolojik değil, psikolojik nedenlerle giremediğini, bunun için zamana ihtiyacı olduğunu, davacı eşinin de kendisine kötü davrandığını belirterek davanın reddedilmesini istedi. Mahkeme de, kocaya cinsel ilişkiye girebilmesi için zaman tanınması gerektiği, davacı kadının da eşine kötü davrandığı için kusurlu olduğunu, kimsenin kusuruna dayanarak bir talepte bulunmayacağı gerekçesiyle boşanma talebinin reddedilmesini istedi. Kararın davacı kadın tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne geldi. Daire kararında şöyle denildi:
CİNSEL İLİŞKİ YOKSA EVLİLİK SARSILIR: "Evlenmenin sosyal amacı yanında, cinsel arzuları tatmin etme gayesi de vardır. Tarafların cinsel organları normal yapıda olmasına rağmen, psikolojik sebeple de olsa uzun evlilik süresi içinde cinsel ilişki kuramadıkları kızlık zarı muayenesine dair rapordan anlaşılmaktadır. Bu hal evlilik birliğini temelinden sarsar.
KADININ NEFRET ETMESİ DOĞAL: Birlikte yaşanan uzun süre içinde cinsel ilişkinin başarılamamış olması karşısında eşlerde birbirine karşı haklı bir nefretin, en azından isteksizliğin doğacağı şüphesizdir. Böyle bir durumu davacı açısından bir kusur olarak kabul etmek mümkün değildir.
KADINA BEKLE DEMEK HAKSIZLIK: Ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan ve ondan sonrada devam edip etmeyeceği şüpheli bulunan cinsel yakınlaşmayı beklemek için davacıyı zorlamak açık bir haksızlıktır. Bu koşullar altında davacıdan evlilik birliğini devam ettirmesi beklenemez. Aile birliğinin temelinden sarsıldığı kabul edilerek boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın yetersiz gerekçe ile reddedilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yazarın adı, basılmamış kitabı toplattırmış!
ÖCALAN'IN BAŞVURUSUNDA İMRALI SÜRECİNE ATIF
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan, geçen yıl basılmadan toplatılan kitabı nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne avukatı aracılığıyla yaptığı bireysel başvuruda İmralı'da devlet yetkilileri ile yaptığı görüşmelere örtülü olarak atıfta bulunularak "Türkiye’de Kürt sorunun devlet nezdinde dahi her gün konuşulduğu bu dönemde bu konu ile ilgili bir eserin toplatılması hukuka aykırıdır" denildi. Dilekçede, Öcalan'ın maddi ve manevi zararların karşılanması, ücret ve masrafların kamu tarafından ödenmesi talep edildi.
Öcalan'ın, Avrupa İnsan Haklari Mahkemesi'ne yaptığı başvurular ve gönderdiği dilekçeler "Kürdistan Devrim Manifestosu, Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü (Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunma)" adıyla kitaplaştırıldı. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, piyasaya çıkmayan kitapta "örgüt propagandası yapıldığı" gerekçesiyle hakimliğe başvurdu. İstanbul 2 Nolu (Özgürlük) Hakimliği de kitabın toplatılmasına karar verdi. Karar uyarınca matbaaya baskın yapılarak kitapla ilgili tüm materyaller toplandı.
28 Ocak 2013 Pazartesi
GÖRÜNTÜ VE SES KAYDINA YARGITAY'DAN VİZE
YARGITAY, SUÇ İŞLENECEĞİ GEREKÇESİYLE YAPILAN YASADIŞI SES VE GÖRÜNTÜ KAYDINA VİZE VERDİ
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, kişilerin kendilerine yönelik bazı suçların işleneceği gerekçesiyle başkalarının özel hayatını ve haberleşmesinin gizliliğini ihlal edebileceklerine, hukuka aykırı olarak nitelenemeyecek bu ihlallere ceza verilemeyeceğine hükmetti. Yargıtay'ın tartışma yaratacak bu kararı ile "Bana hakaret edeceğini düşündüm" gibi bir gerekçeyle bile başkasıyla yaptığı görüşmeyi kaydeden kişiye ceza verilmeyecek.
26 Ocak 2013 Cumartesi
IRKÇILIKTA SON NOKTA
ERMENİ CEMAATİNDE GÜVERCİN TEDİRGİNLİĞİ:
"MUSTAFA’YI, AHMET’İ ÖLDÜREN KATİL, HAGOP’U, HAÇADUR’U ÖLDÜREN KAHRAMAN"
Kemal GÖKTAŞ
Ermeni vatandaşlara yönelik cinayetlerle sarsılan Samatya'yla ilgili hazırlanan İnsan Hakları Derneği Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon'un raporunda sarsıcı bir bilgi yer aldı. Komisyon raporunda, Samatya'da saldırıya uğrayarak bir gözünü kaybeden 85 yaşındaki Ermeni Sultan Aykar adına "Geberdi" yazan bir facebook profili oluşturulduğu belirtildi.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, Samatya’da Ermeni yurttaşları hedef alan saldırılara ilişkin bir rapor yayınladı. Raporda, “Facebook’ta 22 Ocak’ta saldırıya uğrayarak bir gözünü kaybeden Sultan Aykar’ın adını taşıyan, “Geberdi” logolu bir sayfa açıldığı ve 177 kişinin sayfaya “arkadaş” olarak kayıt olduğu belirlendi.
15 BİN HÜKÜMLÜYE DENETİMLİ SERBESTLİK TAHLİYESİ
EŞLE "MAHREM" GÖRÜŞMEDEN SAMAST DA YARARLANABİLECEK
Kemal GÖKTAŞ
Ana dilde savunma tasarısı olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Meclis'ten geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün imzasının ardından yürürlüğe girecek olan tasarıda hükümlülerin cezaevinde eşleriyle "mahrem" görüşmelerine imkan tanınmasının yanı sıra, 310 hasta hükümlü ile 15 bin civarında hükümlünün tahliyesine de olarak sağlayacak hükümler yer alıyor.
15 BİN YENİ TAHLİYE
24 Ocak 2013 Perşembe
BOMBACI'YA ZAMANAŞIMI MI?
- AİHM KARARLARINA GÖRE CİNAYETE KARIŞAN KAMU GÖREVLİLERİ AÇISINDAN ZAMANAŞIMI SÖZ KONUSU DEĞİL
- FİRARİ SANIKLAR İÇİN DE 10 YILLIK BİR EK SÜRE DAHA VAR
- CİNAYETE KARIŞAN VE HAKKINDA HİÇ DAVA AÇILMAYAN SİVİL ŞAHISLAR İÇİN, ZAMANAŞIMI DOLDU
Kemal GÖKTAŞ
Uğur Mumcu'nun öldürülmesinin 20. yılına girilirken, suikastin olası sanıkları ile ilgili zamanaşımı tartışması başladı. Mumcu'nun aracına bomba koyduğu iddiasıyla kırmızı bültünle aranan Oğuz Demir'in de olduğu 5 firari sanık için 10 yıllık zamanaşımı daha var. AİHM kararlarına göre cinayete karışan kamu görevlileri varsa bunlar için zamanaşımı süresi hiç dolmayacak. Cinayete karışan ve bugüne kadar hakkında hiç dava açılmayan sivil şahıslar içinse, zamanaşımı bugün doldu.
5 SANIK İÇİN 10 YIL DAHA VAR
Yargılama aşamasında Mumcu’nun aracına bombayı koyduğu belirtilen Oğuz Demir için 28 Temmuz 2005 tarihinde yakalama emri çıkarıldı. Söz konusu kararda "Bugüne kadar aranmasına rağmen yakalanıp
23 Ocak 2013 Çarşamba
"İMRALI SÜRECİ ASKIDA"
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ile önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer yetkililerin, ardından da DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ile BDP'li milletvekili Ayla Akat Ata'nın görüşmesi ile umut doğuran İmralı sürecinde "duraklama" yaşanıyor. Abdullah Öcalan'ın yol haritasını ve önerilerini paylaşmak için eşbaşkanlarla görüşmek istediğine dikkat çeken BDP'liler ise bu iznin verilmemesini, "İmralı sürecinin askıya alınması" olarak değerlendiriyor.
Etiketler:
Abdullah Öcalan,
Ahmet Türk,
BDP,
DTK,
Fidan Doğan,
Hakan Fidan,
İmralı Cezaevi,
Leyla Söylemez,
Paris cinayetleri,
PKK,
Recep Tayyip Erdoğan,
Sakine Cansız,
Selahattin Demirtaş
21 Ocak 2013 Pazartesi
Askeri Başsavcılık'tan yaşını büyütenlere bedelli askerlik yolu açacak başvuru
ASKERİ BAŞSAVCILIK'TAN BEDELLİNİN KAPSAMI GENİŞLETECEK BAŞVURU
* Bedelli yasası çıkarılırken askerlik çağına geldikten sonra yapılan yaş değişikliklerinin, sadece "hastane resmi kayıtlarına dayanması" halinde dikkate alınacağı hükme bağlanmıştı. Yaşını büyütürken evde doğduğunu belirten ve gerçek yaşını tanık ifadeleriyle ispat eden B.A, bedelliden yararlanamayınca AYİM'de dava açtı. AYİM Askeri Başsavcılığı, B.A'yı haklı buldu ve bedelliden yararlanmasını engelleyen kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını istedi. Davaya bakacak olan AYİM Dairesi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurur ve buradan da iptal kararı çıkarsa, yaş büyüterek bedelliden yararlanmak mümkün hale gelecek. Bu durumda hastanede doğmayan yükümlüler de tanık ifadeleriyle yaşlarını büyüterek bedelli kapsamına girecekler.
* Bedelli yasası çıkarılırken askerlik çağına geldikten sonra yapılan yaş değişikliklerinin, sadece "hastane resmi kayıtlarına dayanması" halinde dikkate alınacağı hükme bağlanmıştı. Yaşını büyütürken evde doğduğunu belirten ve gerçek yaşını tanık ifadeleriyle ispat eden B.A, bedelliden yararlanamayınca AYİM'de dava açtı. AYİM Askeri Başsavcılığı, B.A'yı haklı buldu ve bedelliden yararlanmasını engelleyen kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını istedi. Davaya bakacak olan AYİM Dairesi, Anayasa Mahkemesi'ne başvurur ve buradan da iptal kararı çıkarsa, yaş büyüterek bedelliden yararlanmak mümkün hale gelecek. Bu durumda hastanede doğmayan yükümlüler de tanık ifadeleriyle yaşlarını büyüterek bedelli kapsamına girecekler.
19 Ocak 2013 Cumartesi
N.Ç'DE YARGININ "RIZA DİRENİŞİ"
YARGI KARARINA "RIZASI İLE IRZINA GEÇME" SUÇU YAZILDI
Kemal GÖKTAŞ
Mardin'de 26 kişinin tecavüzüne uğrayan 13 yaşındaki N.Ç'nin bu tecavüzlere "rıza" gösterdiği gerekçesiyle mahkemenin sanıkların cezalarından yaptığı indirim ve Yargıtay'ın bu indirimi onamasının üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesinden sonra Yargıtay Başsavcılığı'nın toplum vicdanından yükselen tepkilere rağmen aynı görüşünü sürdürdüğü anlaşıldı. Başsavcılık, davası ayrılan iki sanığın N.Ç'ye "rızası ile ırzına geçtikleri" gerekçesiyle verilen indirimli cezanın onanmasını istedi. Tebliğnamede sanıkların işledikleri suç bölümüne "Rızası ile ırzına geçme" yazılması N.Ç davasının özeti oldu.
18 Ocak 2013 Cuma
Hrant'tan Diyarbakır'a "Kanın sesi" *
Kemal Göktaş
Yıldırım Türker, Hrant Dink öldürüldükten sonra kaleme aldığı “Hrant’tan sonra heves” yazısında cinayetle birlikte hayata karşı hevesini nasıl yitirdiğini anlatıyordu. “Hrant’la derin bir samimiyetim de yoktu” diyordu Türker. Hrantsız bir hayatın neden yaşlandırdığını ise şöyle ifade ediyordu: “Hrant siyasi olarak yalnızca hakları rahatlıkla gasp edilebilen, ayrımcılığın bin bir çeşidine maruz kalan Ermenileri temsil etmiyordu. Öyle olsaydı bütün mutsuzların, bütün itirazı olanların, bütün hak hukuk peşinde koşturanların ufkunda böylesine güçlü bir ışık olarak varolmazdı. Hrant, bizatihi bir öneriydi. Bir hayat önerisi. Dayanışmanın, adil paylaşımın, kardeşliğin, coşkunun, şefkatin, karşılıklı anlayarak, hissederek varılan barışın temsilcisiydi.”
TARİHİ GÜNDEN DİYARBAKIR İZLENİMLERİ
“BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ”
Kemal GÖKTAŞ
Diyarbakır, barış ve diyalog sürecine zarar vermesinden endişelenilen, “provokasyon” korkusu altında girdiği tarihi günü, “barışın ve İmralı sürecinin arkasındayız” mesajıyla, sorunsuz geçirmeyi başardı. “Paris’teki tetiği çektiren eller, Diyarbakır’daki meydanı da karıştırır mı?” sorusunun yanıtı, Batıkent Meydanı’ndan 200 bin kişinin verdiği güçlü barış mesajı ile verilmiş oldu.
Kemal GÖKTAŞ
Diyarbakır, barış ve diyalog sürecine zarar vermesinden endişelenilen, “provokasyon” korkusu altında girdiği tarihi günü, “barışın ve İmralı sürecinin arkasındayız” mesajıyla, sorunsuz geçirmeyi başardı. “Paris’teki tetiği çektiren eller, Diyarbakır’daki meydanı da karıştırır mı?” sorusunun yanıtı, Batıkent Meydanı’ndan 200 bin kişinin verdiği güçlü barış mesajı ile verilmiş oldu.
16 Ocak 2013 Çarşamba
- TARİHİ CENAZE ÖNCESİ DİYARBAKIR İZLENİMLERİ
DİYARBAKIR’DA UMUTLU TEDİRGİNLİK
Kemal GÖKTAŞ
Yılbaşı arifesinden bu yana İmralı ile yürütülen diyalogun Kürt sorununda kalıcı bir barışı sağlayıp sağlamayacağını tartışan Türkiye, Paris’ten gelen sarsıcı cinayet haberlerinin ardından bugün ‘barış sürecinin’ bundan sonraki yönünü tayin edecek olan Diyarbakır’daki cenaze törenlerine kilitlenmiş durumda.
Diyarbakır, tedirginliğini umutla bastırmak isteyen yepyeni bir hevesi yakalamış gibi görünüyor. Hemen herkeste bugüne dair bir korku içten içe hissedilse de diller “barış, umut, süreç” sözcükleriyle konuşmayı tercih ediyor.
Kemal GÖKTAŞ
Yılbaşı arifesinden bu yana İmralı ile yürütülen diyalogun Kürt sorununda kalıcı bir barışı sağlayıp sağlamayacağını tartışan Türkiye, Paris’ten gelen sarsıcı cinayet haberlerinin ardından bugün ‘barış sürecinin’ bundan sonraki yönünü tayin edecek olan Diyarbakır’daki cenaze törenlerine kilitlenmiş durumda.
Diyarbakır, tedirginliğini umutla bastırmak isteyen yepyeni bir hevesi yakalamış gibi görünüyor. Hemen herkeste bugüne dair bir korku içten içe hissedilse de diller “barış, umut, süreç” sözcükleriyle konuşmayı tercih ediyor.
14 Ocak 2013 Pazartesi
Dink cinayetinde katillerin verdiği mesajın alt yapısı medyada oluşturuldu!
KEMAL GÖKTAŞ
Hrant Dink’in öldürülmesine giden süreci, kamuoyu oluşturma mekanizmalarında yaratılan ‘Hrant Dink’ algısından kopararak anlatmak mümkün değil. Hrant Dink’in hedef haline gelen bir siyasal figüre dönüştürülmesi, kamuoyu oluşturma mekanizmalarının en etkilisi olan medyanın yarattığı bir süreçti.
Hrant Dink, 2004 yılı Şubat ayında, Agos Gazetesi’nde yazdığı Sabiha Gökçen’in Ermeni olduğuna ilişkin haberden sonra yaygın olarak gündeme geldi. Bu haber Hrant Dink’in, “Türk ve Türkiye düşmanı bir Ermeni olarak” lanse edilmesinin ve hedef haline getirilmesinin başlangıç noktası oldu. Nitekim, Hrant Dink de, öldürülmeden kısa bir süre önce yazdığı yazıda, Sabiha Gökçen haberinin “bardağı taşıran damla” olduğunu söylemişti. Bu haber, Agos’ta yayımlanmasından 15 gün sonra, Hürriyet’te yayımlandı. Hürriyet, Dink’in haberine yer verdikten bir gün sonra ise ise Gökçen’in Ermeni değil Boşnak asıllı olduğunu belirtmek üzere “Hayır, Boşnak’tı” başlıklı bir haber yayımladı. Dikkat çeken nokta, Hürriyet’in, Sabiha Gökçen’in Ermeni olduğu yolundaki iddiasına yanıt niteliğindeki bu haber sayfanın manşetinde yer alırken Gökçen’in yakın arkadaşı Pars Tuğlacı’nın Hrant Dink’in haberini güçlendiren açıklamasının sayfanın kenarında yer bulmasıydı.
13 Ocak 2013 Pazar
HRANT DİNK TEBLİĞNAMESİNDE ERGENEKON YOK
ESNAF, ÖĞRENCİ ÖRGÜTÜ: "ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ, SİMİTÇİ, İŞSİZ VE KÜÇÜK ESNAF OLAN SANIKLARIN OLUŞTURDUĞU ÖRGÜT"
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay Başsavcılığının Hrant Dink cinayetine ilişkin tebliğnamesinde, savcı Hikmet Usta'nın cinayetin Ergenekon örgütünün Trabzon'daki hücresi tarafından işlendiğine yönelik temyiz başvurusuna hiç değinilmemesi dikkat çekti. Yargıtay Başsavcılığının temyiz incelemesinde bu konuyu tartışmaması, Dink cinayetinin "Pelitli'de bir araya gelen gençlerin oluşturduğu örgüt tarafından işlendiği" tespitiyle kapatılacağı eleştirilerini de beraberinde getirdi. Dink cinayetiyle ilgili soruşturmada Emniyet makamları bu örgütten "Yasin Hayal grubu" olarak bahsediyordu.
12 Ocak 2013 Cumartesi
BAŞBAKAN ERDOĞAN'LA İLGİLİ KARAR EMSAL OLUR MU?
"ISLAK İMZA YOKSA DELİL OLMAZ" KARARI
Kemal GÖKTAŞ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Wikileaks belgelerinde yer alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, "haksız kazanç elde ettiği ve İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabının olduğu" iddialarına ilişkin incelemede verdiği takipsizlik kararında, dijital delillerle ilgili çok önemli bir yorum yapıldı. Kesinleşmesi halinde Ergenekon, Balyoz ve KCK gibi dijital delillerin sıkça kullanıldığı davalarda da örnek karar olarak gündeme gelecek olan takipsizlik kararında, savcılığın Başbakan Erdoğan'ın "haksız servet edinmek" suçundan beraat ettiği 2001 ila Başbakan olduğu 2003 yılları arasını ilgilendiren iddialarla ilgili soruşturma yürütüldüğü ortaya çıktı. Kararda Wikileaks belgelerine ilişkin "Doğrulanmayan, dedikodu malzemesi niteliğinde olabilecek belgelere, delil değeri verilmesi"nin kabul edilemeyeceği belirtilerek "Belgelerin hiçbiri ceza hukukunda delil değeri açısından ıslak imzalı belge niteliğinde olmadığı, herhangi bir kişi tarafından uydurularak yazılma ihtimalinin de en az gerçekliği kadar mümkün olduğu" ifade edildi.
Polis haber elemanı Tuncel kaçacak mı?
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay Başsavcılığının, Hrant Dink cinayetini "bölücü bir terör eylemi" olarak değerlendiren kararının 9. Ceza Dairesi tarafından da benimsenmesi halinde "bölücülük" suçları açısından yepyeni bir emsal doğmuş olacak. Buna göre sadece, ülke toprakların ayırmaya yönelik eylemler değil, Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Ermeni gibi "milleti oluşturan" toplulukların arasını açmaya yönelik "milliyetçi ve ırkçı eylemler" de bölücülük suçunu oluşturacak.
Başsavcılığın tebliğnamesi doğrultusunda karar verilmesi durumunda polis muhbiri erhan Tuncel'in "bölücülük, Dink cinayetini planlama ve Mcdonalds'a bomba atarak öldürmeye teşebbüs" suçlarından tutuklanması gerekecek. Ancak Dink ailesi ve avukatları, mahkemenin tahliye ettiği Tuncel'in bu aşamalarda kaçmasından endişe ediyor.
11 Ocak 2013 Cuma
Türkiye nereye?
* 2 yıl önce, ecnebi bir derginin talebi üzerine yazılmış ancak yayınlan(a)mamış bir yazı. Seçim öncesinde duyulan kaygılarla bugünkü durumu kıyaslamak ilginç olabilir...
KEMAL GÖKTAŞ
Ankara / 26 Mart 2011,
Önümüzdeki Haziran ayının 12 ’sinde Türkiye, AKP’nin üçüncü kez tek başına iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan milletvekili seçimleri için sandık başına gidecek. AKP, seçimlerdeki hedefini 'Anayasa’yı değiştirecek milletvekili sayısına ulaşmak' olarak belirlemiş durumda.
"DİNK CİNAYETİ, DEVLETİN BİRLİĞİNİ ESAS ALAN BÖLÜCÜ BİR TERÖR EYLEMİ"
- SUSURLUK EMSALİ: BAŞSAVCILIK ÖRGÜT SUÇUNDAN CEZA VERİLMESİ İÇİN SUSURLUK DAVASINDA VERİLEN KARARI EMSAL GÖSTERDİ
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Hrant Dink cinayeti davasında yerel mahkemenin cinayeti "adli bir suç" sayarak örgüt suçundan beraat verdiği kararına ilişkin çarpıcı bir tebliğname kaleme aldı. Tebliğnamede, Dink'in sırf başka din ve milliyetten olduğu için öldürüldüğü, cinayetin "devletin birliğinin bozulmasını amaçlayan, bölücü bir terör eylemi" olduğu belirtilerek sanıklara "bölücü örgüt" suçundan ceza verilmesi istendi. Örgüt suçundan ceza verilmesi görüşüne Susurluk kararını emsal gösteren Başsavcılık ayrıca, azmettirici olarak yargılanan ancak mahkemenin beraat verdiği polis muhbiri Erhan Tuncel'in de hem "devletin birliğini bozmak" suçundan hem de "Dink'i öldürmeye azmettirmek" suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtti.
10 Ocak 2013 Perşembe
Ahmet Türk'ten âkil insan önerileri: Boyner, Kavala, Sancar
ÖCALAN'IN "YOL TEMİZLİĞİ" TALEPLERİ
1-Anayasa’da yer alan vatandaşlık tanımı değişmeli.
2- Anayasa’ya tüm kültürlerin korunacağına ilişkin madde konulmalı.
3- Barış konseyi ya da akil adamlar grubu oluşturulmalı.
4- KCK operasyonlarında tutuklananlar tahliye edilmeli.
1-Anayasa’da yer alan vatandaşlık tanımı değişmeli.
2- Anayasa’ya tüm kültürlerin korunacağına ilişkin madde konulmalı.
3- Barış konseyi ya da akil adamlar grubu oluşturulmalı.
4- KCK operasyonlarında tutuklananlar tahliye edilmeli.
İMRALI SÜRECİNDE "MAYIS SIKINTISI"
"SÖYLEM" MUTABAKATI
* ÖZERKLİK DENİLMEYECEK, YEREL YÖNETİMLER GÜÇLENDİRİLECEK
* AF DENİLMEYECEK, DENETİMLİ SERBESTLİKLE TAHLİYE SAĞLANACAK
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'la MİT yetkililerinin yaptığı görüşmelerden sonra MİT'in Kandil ile de temas kurduğu belirtilirken devlet ile İmralı ve Kandil arasında "Mayıs sıkıntısı" yaşanıyor. Görüşmelerde hükümetin, İmralı ile Kürt sorununun çözümünün ayrıntılarının konuşulacağı "müzakere" sürecine geçiş için PKK'nın Kandil'e çekilmesi konusunda ısrarcı olduğu, buna karşılık İmralı, PKK ve BDP'nin ise "yol temizliği" adı verilen ve İmralı koşullarının değiştirilmesinin de aralarında olduğu bazı düzenlemeler yapılmasını istediği belirtildi.
Bu arada BDP ve DTK eşbaşkanlarının önümüzdeki Pazar günü İmralı'ya giderek Öcalan'la görüşecekleri ifade edildi.
* ÖZERKLİK DENİLMEYECEK, YEREL YÖNETİMLER GÜÇLENDİRİLECEK
* AF DENİLMEYECEK, DENETİMLİ SERBESTLİKLE TAHLİYE SAĞLANACAK
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'la MİT yetkililerinin yaptığı görüşmelerden sonra MİT'in Kandil ile de temas kurduğu belirtilirken devlet ile İmralı ve Kandil arasında "Mayıs sıkıntısı" yaşanıyor. Görüşmelerde hükümetin, İmralı ile Kürt sorununun çözümünün ayrıntılarının konuşulacağı "müzakere" sürecine geçiş için PKK'nın Kandil'e çekilmesi konusunda ısrarcı olduğu, buna karşılık İmralı, PKK ve BDP'nin ise "yol temizliği" adı verilen ve İmralı koşullarının değiştirilmesinin de aralarında olduğu bazı düzenlemeler yapılmasını istediği belirtildi.
Bu arada BDP ve DTK eşbaşkanlarının önümüzdeki Pazar günü İmralı'ya giderek Öcalan'la görüşecekleri ifade edildi.
9 Ocak 2013 Çarşamba
- 4. YARGI PAKETİNDE "ONAY" İÇİN YENİ FORMÜLLER DEVREDE
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'la MİT yetkililerinin İmralı'da yaptıkları görüşmenin önemli konularından biri olarak öne çıkan 4. Yargı Paketi'nde bazı bakanların itirazları nedeniyle yaşanan krizin aşılmak üzere olduğu belirtildi. Daha önce Bakanlar Kurulu'nda iki kez görüşülen ancak Bakanlar Kurulu'nun revize edilmesini istediği pakette yer alan "şiddet eylemine bulaşmamış olanlara terör cezası verilmemesi" düzenlemesi konusunda üretilen yeni formüllerin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Afrika gezisinden sonra onaya sunulacağı öğrenildi.
BDP lideri Demirtaş: Öcalan'la MİT henüz esasa geçmedi. Tırnak içinde pazarlık mantığıyla tartışma henüz başlamadı
Kemal GÖKTAŞ
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, İmralı Cezaevi'nde Abdullah Öcalan ile MİT yetkililerinin yaptığı görüşmede henüz "esasa" geçilmediğini ve görüşmelerinin usulünün zemininin belirlenmeye çalışıldığını söyledi. Kısa bir zaman içinde yeni bir BDP heyetinin İmralı'ya gideceğini ve bu heyette eşbaşkanların da olmasını istediklerini söyleyen Demirtaş, Ankara Büyükelçisi ile yaptığı görüşmeden Norceç'in yeni bir Oslo sürecine kapalı olmadığını çıkardığını da söyledi. CHP'nin de İmralı'ya giderek Öcalan ile görüşmesinin mümkün olduğu bir mekanizma istediklerini söyleyen Demirtaş "CHP 'ben de katılmak istiyorum' derse mekanizma buna kapalı olmamalı. CHP milletvekilleri Silivri'ye, Sincan'a, Diyarbakır'a gidebiliyorsa mutlaka İmralı'ya da gidebilmeli. Öcalan da, ismen CHP olarak değil ama sürece katkı verecek herkesle görüşebilmeliyim demiş, bunu biliyoruz" dedi. Demirtaş, "Öcalan'a ev hapsi ve genel af olmadan çözüm olur mu?" sorusuna "PKK hayır demiyorsa, biz niye diyelim?" yanıtını verdi.
8 Ocak 2013 Salı
BDP VE İMRALI'DAN "YOL TEMİZLİĞİ" BEKLENTİSİ
- İŞTE ÖCALAN'IN TALEP ETTİĞİ YOL TEMİZLİĞİ:
* ANAYASA'DA EŞİT VATANDAŞLIK
* ANADİLDE SAVUNMA
* KCK TUTUKLULARININ TAHLİYESİ
* SEÇİM YASASI VE SİYASİ PARTİLER KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ile görüşen Ahmet Türk, BDP Meclis Grubu'na bilgi verdikten sonra silahların susması için demokratik süreç içerisinde görüşmelerin devam etmesi gerektiğini belirterek, "Öcalan’ın talepleri devleti zorlayacak talepler değil. Süreçten umutluyuz” dedi. BDP'li Sırrı Sakık ise VATAN'a, Türk'ün kastettiği taleplerin, Anayasal vatandaşlık, siyasi partiler ve seçim kanunlarındaki değişiklikler ile terörle mücadele mevzuatının değiştirilerek KCK tutuklularının tahliye edilmesi gibi "yol temizliği süreci" olduğunu söyledi.
* ANAYASA'DA EŞİT VATANDAŞLIK
* ANADİLDE SAVUNMA
* KCK TUTUKLULARININ TAHLİYESİ
* SEÇİM YASASI VE SİYASİ PARTİLER KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ile görüşen Ahmet Türk, BDP Meclis Grubu'na bilgi verdikten sonra silahların susması için demokratik süreç içerisinde görüşmelerin devam etmesi gerektiğini belirterek, "Öcalan’ın talepleri devleti zorlayacak talepler değil. Süreçten umutluyuz” dedi. BDP'li Sırrı Sakık ise VATAN'a, Türk'ün kastettiği taleplerin, Anayasal vatandaşlık, siyasi partiler ve seçim kanunlarındaki değişiklikler ile terörle mücadele mevzuatının değiştirilerek KCK tutuklularının tahliye edilmesi gibi "yol temizliği süreci" olduğunu söyledi.
7 Ocak 2013 Pazartesi
ŞİMDİLERDE ÖLDÜRMÜYORLAR, HAPSE ATIYORLAR
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ'NDEN METİN’E MEKTUP:
17 yıl önce, Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutuklarının cenazesini “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek yola çıktın. Başbakanlık tarafından verilen “Sarı Basın Kartı” sahibi olmadığın gerekçesiyle ilçeye sokulmadın. Ancak geri adım atmadın ve haberi izlemekte ısrara ettin. Bunun üzerine o karanlık yüzler, seni gözaltına aldı ve ağır işkencelerle katlettiler… Tarih 8 Ocak 1996’ydı…
Sensiz 17 yıl geçti…
17 yıl önce, Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutuklarının cenazesini “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” diyerek yola çıktın. Başbakanlık tarafından verilen “Sarı Basın Kartı” sahibi olmadığın gerekçesiyle ilçeye sokulmadın. Ancak geri adım atmadın ve haberi izlemekte ısrara ettin. Bunun üzerine o karanlık yüzler, seni gözaltına aldı ve ağır işkencelerle katlettiler… Tarih 8 Ocak 1996’ydı…
Sensiz 17 yıl geçti…
İmralı açıklamaları ve karşılıklı adımlar
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ile MİT yetkililerinin yeni diyalog süreci için mutabık kaldıkları "Çatışmasız ortamda müzakere" konusunda Kandil'deki PKK yöneticilerinin itirazlarının bertaraf edilmesi için önemli çağrılar yapıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendileri ile de diyalog kurulmasını isteyen PKK'ya kapıları kapatmadı ve örgütün Avrupa kanadıyla Oslo benzeri sürecin yeniden yaşanabileceğini söyledi. Başbakan'ın başdanışması Yalçın Akdoğan ise, PKK'nın sınır dışına çekilme sırasında kayıp verme endişesine karşı operasyon yapılmayacağı güvencesi verdi. KCK Yürütme Konseyi Zübeyir Aydar da twitter'daki hesabından "Örgüt Öcalan'ın arkasında" mesajını verdi.
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ile MİT yetkililerinin yeni diyalog süreci için mutabık kaldıkları "Çatışmasız ortamda müzakere" konusunda Kandil'deki PKK yöneticilerinin itirazlarının bertaraf edilmesi için önemli çağrılar yapıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendileri ile de diyalog kurulmasını isteyen PKK'ya kapıları kapatmadı ve örgütün Avrupa kanadıyla Oslo benzeri sürecin yeniden yaşanabileceğini söyledi. Başbakan'ın başdanışması Yalçın Akdoğan ise, PKK'nın sınır dışına çekilme sırasında kayıp verme endişesine karşı operasyon yapılmayacağı güvencesi verdi. KCK Yürütme Konseyi Zübeyir Aydar da twitter'daki hesabından "Örgüt Öcalan'ın arkasında" mesajını verdi.
6 Ocak 2013 Pazar
İMRALI SÜRECİNİN KRİTİK DÜĞÜMÜ:ÇATIŞMASIZ ORTAMDA MÜZAKERE!
Kemal GÖKTAŞ
İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'ın MİT yetkilileri ile yaptığı görüşmelerden sonra DTK ve BDP'lilerle yaptığı görüşme Kürt sorununun çözümü ve PKK'nın silahları tamamen bırakması konusunda şimdiye kadar görülmemiş bir umudu doğurdu.
2 Ocak 2013 Çarşamba
Alevi gündelikçinin çiğnenen onuruna bir darbe de yargıdan
Kemal GÖKTAŞ
Yargı, ellerinde hiçbir delil yokken evlerinden çalınan altın, para ve süs eşyalarından ortak temizlikçilerini sorumlu tutan 3 kız kardeş hakkında temizlikçinin açtığı "onur" davasını reddetti. Temizlikçinin, Alevi olduğunu öğrenen kadınların kendisini aşağıladığı ve ardından da hırsızlık iftirasında bulunduğu iddiasını tazminata yeterli görmeyen mahkeme kararındaki "davacının Alevi suçlaması yapıldığı iddiası bulunmakta ise de bu iddiayı doğrulayan bir kanıta rastlanmadığı" ifadesi dikkat çekti.
31 Aralık 2012 Pazartesi
TUFAN'A TAKİPSİZLİĞE VAHİM GEREKÇE
"BU KOMUTANLAR YAPMAZ" GEREKÇESİYLE TAKİPSİZLİK
Kemal GÖKTAŞ
HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) müfettişlerinin raporu ile Hayata Dönüş operasyonu ile ilgili soruşturmayı savsakladığı gerekçesiyle ceza davası açılan savcı Ali İhsan Demirel'in, mahkumlara yönelik sert müdahale öngörerek ölümlerin önünü açan Tufan planına vahim gerekçelerle takipsizlik kararı verdiği ortaya çıktı.
29 Aralık 2012 Cumartesi
Hayata Dönüş savcısının itirazı reddedildi
Kemal GÖKTAŞ
Hayata Dönüş katliamı ile ilgili devam eden soruşturmanın hala soruşturmayı savsakladığı gerekçesiyle HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) müfettişlerinin raporu ile hakkında ceza davası açılan savcı Ali İhsan Demirel'de olduğu ortaya çıktı. Demirel'in hakkında ceza davası açılmasına yönelik karara yaptığı itiraz ise Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi.
28 Aralık 2012 Cuma
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yasa dışı delillere ilişkin kararının tam metni
T.C. YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
Esas No : Karar No : İtirazname :
2011/8-278 2012/96 2007/177317
Y A R G I T A Y K A R A R I
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi : BİRECİK Asliye Ceza
Günü : 08.05.2007
Sayısı : 120-220
Davacı : K.H.
Sanık : M.D.
Ceza Genel Kurulu
Esas No : Karar No : İtirazname :
2011/8-278 2012/96 2007/177317
Y A R G I T A Y K A R A R I
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
Mahkemesi : BİRECİK Asliye Ceza
Günü : 08.05.2007
Sayısı : 120-220
Davacı : K.H.
Sanık : M.D.
Yasadışı dinlemelere delil olma yolunu açan Yargıtay kararı
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun mahkeme kararı ile yapılan aramada, savcının olmamasının hak ihlali olmadığına karar vererek, bu şekilde elde edilen delilleri hukuka uygun kabul eden kararı tartışma yarattı. Kurul'un, kanunun açık hükmüne aykırı olarak yapılan aramayı hukuka uygun gören kararında yapılan değerlendirmeler ise hukuka aykırı elde edilen ses, görüntü ve dinleme kayıtlarının Yargıtay'ca delil olarak sayılacağı kuşkusuna neden oldu. Kurul kararında bu kuşkuyu büyüten ayrıntılar da yer alıyor.
27 Aralık 2012 Perşembe
Yargıtay'dan vahim karar: hukuka aykırı bulgular delil olabilir!
Yüce Divan'ın yargıda rüşvet davasında elde edilen delilleri hukuka aykırı sayarak beraat kararı vermesi ile ilgili tartışmalar sürürken Yargıtay'dan tartışma yaratacak bir karar çıktı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mahkeme kararı ile yapılan aramada, savcının olmamasının hak ihlali olmadığına karar vererek, bu şekilde elde edilen delilleri hukuka uygun kabul etti. Kurul'un, kanunun açık hükmüne aykırı olarak yapılan aramayı hukuka uygun gören kararında yapılan değerlendirmeler ise hukuka aykırı elde edilen ses, görüntü ve dinleme kayıtlarının Yargıtay'ca delil olarak sayılacağı kuşkusuna neden oldu.
26 Aralık 2012 Çarşamba
AİHM HÜKÜMETE AĞIR GELDİ
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı, Bakanlar Kurulu'na sunduğu, ancak bazı itirazlarla karşılaşılan 4. Yargı Paketi'ndeki bazı düzenlemeleri netleştirdi. İşkence suçlarında zamanaşımının kaldırılması, kamulaştırma bedellerinin enflasyona uyumlu olması, mahkemelerin tutukluluk halinin devamı konusunda her ay dosya üzerinden yaptığı inceleme sırasında tutuklu sanığın da görüşüne başvurması düzenlemeleri pakette kesin olarak yer alacak. Ancak 301. maddenin kaldırılması, kadınların evlenmeden önceki soyadlarını tek başına kullanmaları, kamu görevlilerinin AİHM kararları doğrultusunda soruşturulması ve şiddet kriterinin bulunduğu hallerde eylemlerin terör suçu sayılması gibi düzenlemelerle ilgili hala net karar verilemediğinden paket son Bakanlar Kurulu toplantısı gündemine getirilemedi.
"Hadım" teklifi raftan indi, karar siyasi iradede!
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı, geçen yaz aylarında TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen ancak daha sonra Genel Kurul'a sevk edilmeyen cinsel suçlara ilişkin yasa teklifini raftan indirdi. Bakanlık bürokratlarının cinsel suçlarda cezaları ağırlaşytıran ve enseste ağır cezalar verilmesini öngören tasarı çalışmalarında "hadım etme"nin yler alıp almayacağına ise siyasi irade karar verecek.
Ayrımcılığın daniskası!
- DANIŞTAY'DA "TÖRE" GALİP
Kemal GÖKTAŞ
Kamu görevlisi bir kadının, özel görüntülerinin, kendi iradesi olmadan, hukuka aykırı biçimde internete yüklenmesi nedeniyle meslekten çıkarılmasına ilişkin yargı süreci tamamlandı ve genç kadının ihracı yargıdan onay aldı. Yerel mahkemenin 1'e karşı 2, Danıştay'ın 1'e karşı 4 oyla ihraç kararına vize verdiği olayda, karar düzeltme başvurusu da 2'ye karşı 3 oyla reddedildi. Danıştay daire başkanı ve bir üyenin "görüntüleri kendi rızasıyla çekimiş olması özel hayata girer. İnternete kendisi yüklemediğine göre sadece kınama almalı" görüşü Danıştay dairesini ikna edemedi. Böylece karar kesinleşmiş oldu. Danıştay'ın ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin aynı konuda erkek kamu görevlilerinin lehine verdiği çok sayıda kararın olması, mağdurun kadın olması halinde verilevek kararın da değiştiği eleştirilerine neden oldu.
25 Aralık 2012 Salı
Kod adı Zehra!
Öcalan’ın ikinci eşi olduğu iddia edilen Meral Kıdır’la ilgili tartışmalar sürüyor. Öcalan’ın kardeşi “Ağabeyimin ikinci bir çocuğunun olduğunu ne kendisinden ne de arkadaşlarından duydum” dedi
Kemal Göktaş
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Abdullah Öcalan’ın lise yıllarında eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve Yakup İnce ile birlikte namaza gittiklerini açıklamasıyla başlayan tartışmalar, “Öcalan’ın ikinci bir evlilik yaptığı ve 21 yaşında bir oğlu olduğu” iddiasına kadar vardı. Kardeşi Mehmet Öcalan, bu iddiayı yalanladı.
Kemal Göktaş
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Abdullah Öcalan’ın lise yıllarında eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve Yakup İnce ile birlikte namaza gittiklerini açıklamasıyla başlayan tartışmalar, “Öcalan’ın ikinci bir evlilik yaptığı ve 21 yaşında bir oğlu olduğu” iddiasına kadar vardı. Kardeşi Mehmet Öcalan, bu iddiayı yalanladı.
24 Aralık 2012 Pazartesi
Dayakçı polise kaymakamdan 'yüksek', hakimden ‘sıfır tolerans’!
Kemal Göktaş
Hakim, sokak ortasında avukatı döven polislere verdiği cezayı “pişmanlık göstermediler, aynı suçu yeniden işleyebilirler” gerekçesiyle paraya çevirmedi, ertelemedi.
Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi, sokak ortasında bir avukatı döven 6 polise 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Mahkeme hakimi Ziyaeddin Mümtaz’ın sanık polislere “sıfır tolerans” gösterdiği dayak olayı, mahkeme dosyasına göre şöyle yaşandı:
21 Aralık 2012 Cuma
Yüce Divan kararı Ergenekon'a, Balyoz'a emsal olur mu?
Kemal GÖKTAŞ
Yüce Divan'daki rüşvet davasında hukuka aykırı elde edilen telefon dinleme kayıtları ile teknik takip bulgularının delil olarak kabul edilmemesi gerekçesiyle verilen beraat kararı, Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda da emsal olup olmayacağı tartışması başlattı.
Yüce Divan'daki rüşvet davasında hukuka aykırı elde edilen telefon dinleme kayıtları ile teknik takip bulgularının delil olarak kabul edilmemesi gerekçesiyle verilen beraat kararı, Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda da emsal olup olmayacağı tartışması başlattı.
- CEZAEVİ PLANI: 5 YIL İÇİNDE KAPASİTE 2 KATINA ÇIKACAK
- ŞANLIURFA'DAKİ YANGININ SORUMLULARI HALA BULUNMAMIŞ!
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Şanlıurfa Cezaevi'nde geçen Haziran ayında çıkan yangında 13 tutuklu ve hükümlünün hayatını kaybetmesi ile ilgili soruşturmanın halen devam ettiğini belirtti. Ergin, cezaevi kapasitesinin ise yapımı süren ve planlama aşamasında olan cezaevlerinin 5 yıl içinde bitirilmesiyle 106 bin kişilik ek kapasite elde edileceğini bildirdi.
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Şanlıurfa Cezaevi'nde geçen Haziran ayında çıkan yangında 13 tutuklu ve hükümlünün hayatını kaybetmesi ile ilgili soruşturmanın halen devam ettiğini belirtti. Ergin, cezaevi kapasitesinin ise yapımı süren ve planlama aşamasında olan cezaevlerinin 5 yıl içinde bitirilmesiyle 106 bin kişilik ek kapasite elde edileceğini bildirdi.
BAŞSAVCI VE BAŞKAN'IN DİNK SINAVI
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay Başsavcılığı'nın tebliğname hazırlığı süren Hrant Dink cinayeti davasının seyrini, daha önce Dink'in mahkum olması yönünde oy kullanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil ile 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul'un verecekleri kararlar belirleyecek.
20 Aralık 2012 Perşembe
DİNK CİNAYETİ DAVASINA, DİNK'İ MAHKUM EDEN DAİRE BAKACAK
Kemal GÖKTAŞ
Hrant Dink cinayetine ilişkin davada verilen tartışymalı kararın temyiz aşaması, nihayet Yargıtay'da başladı. Yargıtay Başsavcılığı'na karar verildikten tam 11 ay sonra, 4 Aralık'ta ulaşan dosyayla ilgili olarak 9. Ceza Dairesi'ne sunulmak üzere tebliğname hazırlandığı belirtildi.
19 Aralık 2012 Çarşamba
YARGIDAN BAŞBAKAN'A "FRANSIZ DEVRİMİ" TEPKİSİ
Kemal GÖKTAŞ
Başbakan'ın kuvvetler ayrılığının kendilerine engel oluşturduğuna ilişkin sözlerine yargı genellikle suskun kaldı. Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nden ses çıkmazken, hakim-savcıların internet sitesinde Başbakan Erdoğan'a "Hakların güven altına alınmadığı kuvvetler ayrılığının yapılmadığı bir toplumda Anayasa yoktur" ilkesinin yazılı olduğu Fransız Devrimi'nden sonra, 1791 yılında ilan edilen Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ile yanıt verildi.
ASKER AİLESİNE "ONUR" TAZMİNATI
DEVLET, KURŞUN BEDELİ OLAN 1.75 TL'Yİ İSTEMİŞTİ, YARGILAMA SONUNDA 15 BİN TL'YE MAHKUM OLAN YİNE DEVLET OLDU
Kemal GÖKTAŞ
AYİM (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi), intihar sonucu mu kazayla mı öldüğü konusunda net bir sonuca ulaşılamayan er Ali Mayda'nın ailesine Milli Savunma Bakanlığı tarafından tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. AYİM, tazminat gerekçesini "devlet kusursuz da olsa ölümden sorumlu" gerekçesine dayandırırken, 7 yıl önce çocuklarının ölümünden sonra Askeri Savcılığın, ölüme neden olan kurşunun bedeli olan 1 lira 75 kuruşu talep etmesiyle ikinci kez yıkılan aile böylece çok anlamlı bir tazminat kazanmış oldu.
17 Aralık 2012 Pazartesi
İşkenceyi gizleyen doktora "uyarı"
Kemal Göktaş
Karakolda feci şekilde dövüldüğü kamera görüntüleriyle ortaya çıkan Fevziye Cengiz’in vücudundaki izleri rapora yazlayan doktora tabip odası sadece ‘uyarı’ cezası verdi. İşkenceyi bildirmemenin cezası disiplin yönetmeliğine göre ‘meslekten geçici men.’
12 Aralık 2012 Çarşamba
MÜDÜR YAPILAN TACİZ SANIĞI ÖĞRETMENİN CEZASI ONANDI
CİNSEL İSTİSMARDAN MAHKUM OLDUĞU HALDE MÜDÜR YAPILAN ÖĞRETMENİN CEZASI YARGITAY'CA ONANDI. BÖYLECE MÜDÜRE CEZAEVİ YOLU GÖRÜNDÜ
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu için 3 yıl 9 ay hapis cezası alan, ancak temyiz incelemesi 5 yıldır bitirilmediği için "okul müdürü" olarak terfi ettirilen öğretmene verilen 3 yıl 9 ay hapis cezasını onadı.
KONUT KREDİSİNİ YAPILANDIRAN TÜKETİCİLERE İYİ HABER
- YARGITAY'DAN BANKALARA: DOSYA MASRAFI VE KOMİSYON ALAMAZSIN
Kemal GÖKTAŞ
Bankaların, konut kredi faizlerinin düşmesi ile gündeme gelen yeniden yapılandırma sırasında yüzde 2 oranında komisyon ve dosya masrafı alamayacaklarına ailişkin mahkeme kararı Yargıtay'ca onandı. Karara göre, tüketiciler dava açarak genellikle kredi tutarının yüzde 2'si oranında alınan komisyon ve dosya masrafını faiziyle birlikte geri alabilecekler.
11 Aralık 2012 Salı
Alevi aileye linç davasında skandal!
SÜRGÜ DAVASINDA BÜYÜK SKANDAL!
Kemal GÖKTAŞ
Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde Ramazan ayında Alevi ailenin saldırıya uğradığı iddiasına ilişkin açılan davanın ilk duruşymasında, eşine az rastlanan bir skandal yaşandı. 58 sanığın yargılandığı davada, bazı sanıklar ifade verdikten sonra duruşma zaptı bilgisayardaki sistemden (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) silindi. Mahkemenin hakimi, duruşma salonundaki bilgisayarın Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi ile TÜBİTAK'a gönderilerek duruşma zaptının tamamen silinmemişse kurtarılmasına ve zaptın sistemde görünmemesinin kasıtlı mı sehven mi yapıldığına ilişkin görüş bildirilmesini istedi. Avukat Ali Hamamcı ise zaptın, bazı sanıkların önceki ifadeleriyle örtüşmeyen ve aleyhlerine zsonuç doğuracak nitelikte ifade vermelerinin ardından bilgisayardan silinmesinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
10 Aralık 2012 Pazartesi
Akademiden "YÖK ARTIK"
YÖK'ün tartışmaya açtığı yasa taslağına ilişkin çok sayıda üniversite ve STK görüş hazırlayıp toplantı yaparken, en kapsamlı toplantılardan birine, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi imza atacak. Çarşamba günü yapılacak toplantıya rektör yardımcılarından üniversite öğrencilerine geniş bir kitle yeni yasayı tartışacak.
YÖK'ün yasa taslağı çalışmaları son aşamaya yaklaşırken "Reform" adı verilen süreç, A.Ü'nde ele alınacak. Ankara, ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, Mimar Sinan üniversitelerinin rektör yardımcılarının katılacağı toplantıda akademisyenler, yüksek lisans ve lisans öğrencileri ile idari personel yasa taslağına ilişkin konuşacak. Toplantıdan çıkacak görüşler, YÖK'e gönderilecek.
9 Aralık 2012 Pazar
Hakim ve savcılar ucuz tabancaya akın etti, genç savcı meslektaşlarına "İyi günlerde kullanın!" temennisinde bulundu!
Bireysel silahlanmaya hakim-savcı ilgisi
Kemal Göktaş
Trabzon’da görevli bir savcı şunu temenni etti: “Kampanyaya katılan tüm meslektaşlarımın iyi günlerde (düğün, bayram, seyran) kullanmalarını temenni ederim”
8 Aralık 2012 Cumartesi
Hrant Dink'in ölüm fermanı böyle yazıldı
301 LİNCİ: “TÜRK’ÜN KANINA PİS DİYEN ERMENİ”*
KEMAL GÖKTAŞ
Hrant Dink’in, Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu iddiasını ortaya atan haberinin Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanmasından üç gün sonra, (24 Şubat 2004) Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir suç duyurusu dilekçesi verildi. Bu ihbarın savcılığa verilmesinden önce, Genelkurmay Başkanlığı, Sabiha Gökçen haberine ilişkin açıklama yapmış, bu açıklamadan bir gün sonra da Dink, İstanbul Valiliği’ne çağrılmış; Sabiha Gökçen haberi nedeniyle Vali Yardımcısı Ergün Güngör ve yanındaki iki istihbaratçı tarafından ‘uyarılmış’tı. Mehmet Soykan’ın imzasını taşıyan bu suç duyurusunda, Agos’un yazı işleri müdürü Karin Karakaşlı ve genel yönetmeni Hrant Dink’in ‘Türklüğe ve aziz Türk Milletine hakaret, isyana ve teröre teşvik, kışkırtma ve bölücülük’ suçlarını işlediği iddia ediliyordu:
"Sevgili Başbakanlık..."
"SEN BAŞBAKANLIKSIN. BENİ ADAM YERİNE KOYDUKLARI YOK AMA SENİ DİNLERLER"
Kemal GÖKTAŞ
Herkesin kanıksadığı hukuksuz uygulamalara karşı açtığı davalarla bilinen, son olarak 27 Nisan muhtırasına karşı açtığı dava nedeniyle gündeme gelen ünlü avukat Kemal Vuraldoğan, devletin hukuksuz uygulamalarıyla başedebilmek için ilginç bir yönteme başvurmaya başladı.
Ergenekon davasının avukatlarından HSYK çıkarması
Kemal GÖKTAŞ
Ergenekon davasında, savcılığın esas hakkında mütalaasını açıklamasına bir hafta kala, sanık avukatlarından sürpriz HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) çıkarması geldi. HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur ve 3. Daire üyesi Ahmet Karayiğit ile görüşen avukatlar, Ergenekon davasında tutuklama taleplerini reddeden ve savunma hakkını kısıtladıkları iddia edilen 6 hakim hakkında şikayet dilekçesi verdi. Dilekçede, hakimlerin "görevi kötüye kullanma, hürriyeti tahdit ve avukatlık görevinin yapılmasını engelleme" suçlarından cezalandırılmaları istendi.
Ergenekon davasında, savcılığın esas hakkında mütalaasını açıklamasına bir hafta kala, sanık avukatlarından sürpriz HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) çıkarması geldi. HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur ve 3. Daire üyesi Ahmet Karayiğit ile görüşen avukatlar, Ergenekon davasında tutuklama taleplerini reddeden ve savunma hakkını kısıtladıkları iddia edilen 6 hakim hakkında şikayet dilekçesi verdi. Dilekçede, hakimlerin "görevi kötüye kullanma, hürriyeti tahdit ve avukatlık görevinin yapılmasını engelleme" suçlarından cezalandırılmaları istendi.
CİHANER DAVASINDA "PARALEL SORUŞTURMA" SKANDALI
Kemal GÖKTAŞ
CHP Milletvekili İlhan Cihaner ve emekli Orgeneral Saldıray Berk’in de aralarında bulunduğu 11 sanığın, "Ergenekon üyesi" oldukları iddiasıyla yargılandıkları davada sanıklar hakkında "paralel soruşturma" yürütüldüğü ortaya çıktı.
5 Aralık 2012 Çarşamba
YARGITAY'DAN "ÖZEL HAYATA" DARBE
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, izin alınmadan yeni evli çiftin fotoğraflarının fotoğraf dükkanının vitrinine ve internet sitesine konulmasını "özel hayatın gizliliğini ihlal" olarak görmedi. Fotoğrafçı hakkında verilen beraat kararını onayan Yargıtay 12. Ceza Dairesi, izin almadan fotoğraf sergilemeyi "kişilik hakkı" ihlali olarak gördü, ancak özel hayatın gizliliğini ihlal olarak değerlendirmedi. Daire bu yüzden, fotoğrafı izinsiz sergilenen kişilerin tazminat isteyebileceğine, ancak sanığa ceza verilmeyeceğine hükmetti. Kararı "Para ödemeyi göze alan ve para sorunu olmayan kişilere imtiyaz tanıma olacaktır" sözleriyle eleştiren bir Yargıtay üyesi ise karşı oy yazdı.
4 Aralık 2012 Salı
Alevilerden çok çarpıcı dava ve öneri: "İnanç vergisi sistemine geçilsin"
Kemal GÖKTAŞ
Alevi Bektaşi Federasyonu eski Başkanı Turan Eser, Maliye Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı aleyhine açtığı iki davada çarpıcı taleplerde bulundu. Maliye Bakanılğı'nın hazırladığı Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin eşitlik, laiklik ilkesine aykırı ayrımcılık içeren mezhep bütçesi olduğunu ileri süren Eser, "Alevilerden, Sünni/Hanefi inancı için alınan vergiye son verilmesini, her inancın kendini dinini finanse etmesini sağlayan sistem olan İnanç Vergisi uygulamasına geçilmesini" talep etti. Eser, Diyanet aleyhine açtığı davada da Diyanet TV’nin yayınlarına ve dini fetva verme uygulamasına son verilmesini isterken Diyanet İşleri Yasası'nın Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle AYM'ye (Anayasa Mahkemesi) başvurulmasını da talep etti.
3 Aralık 2012 Pazartesi
Azeri insan hakları savunucusu avukatın hukuk zaferi
"AMELE OĞLAN" DAVASINI AZERİ AVUKAT KAZANDI
Kemal GÖKTAŞ
İstanbul 8. İdare Mahkemesi, havaalanında pasaport kontrolü yapan polisle tartışan Azeri insan hakları savunucusu avukat İntigam Aliyev'in sınır dışı edilmesi ve 1 yıl Türkiye'ye giriş yasağını iptal etti. Kararda, görevli memura hakaret suçunun sadece şahsi bir dava olduğu ve buna dayanarak sınır dışı etme kararı verilemeceği belirtildi.
1 Aralık 2012 Cumartesi
DENETÇİ DE "DİNK SUÇLU" DİYENLER ARASINDAN SEÇİLDİ
DİNK SUÇLU DİYENLERE TERFİDE YENİ PERDE
Kemal GÖKTAŞ
Hrant Dink'i mahkum eden Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararınınz altında imzası olanların "inanılmaz" yükselişi devam ediyor. TBMM tarafından, Kamu Başdenetçisi (ombudsman) olarak seçilen, eski Yargıtay üyesi Nihat Ömeroğlu'nun yanı sıra TBMM'nin Ömeroğlu'na bağlı çalışmak üzere seçtiği 5 denetçiden eski Yargıtay üyesi Muhittin Mıhçak'ın da Dink'in mahkumiyeti yönünde oy kullandığı ortaya çıktı.
HSYK'dan iki bomba: MİT savcısına terfi. TİB Başkanına görevden alma
Kemal GÖKTAŞ
Ankara Cumhuriyet Savcısı iken Türkiye'de iletişimin izlenmesi kararlarının merkezi durumunda olan TİB'in (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) Başkanlığına getirilen Fethi Şimşek, sürpriz bir kararla savcılığa geri dönmek istedi. HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) da Şimşek'in başvurusunu kabul ederek henüz faaliyete geçmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Başsavcılığına atadı. HSYK ayrıca Anadolu yakasındaki adliyelerin birleştirilmesine ilişkin kararnameyi de yayımladı.
MASAK skandalının perde arkası
MASAK ÖZENSİZ, MAHKEME ÖNGÖRÜSÜZ
Kemal GÖKTAŞ
12 Eylül davasının dosyasına giren MASAK raporunda, sanıkların yakınları ile hayatta olamyan darbeci paşaların yakınlarının olağanüstü mal varlığına sahip olduğuna ilişkin haberlerle ilgili tartışma sürüyor.
Tam bir skandala dönüşen MASAK raporu olayının perde arkasındaki gelişmeler sıralındığında ortaya şu manzara çıkıyor:
30 Kasım 2012 Cuma
DİNK AİLESİNDEN ÖMEROĞLU'NA YANIT VE 3 SORU
Kemal GÖKTAŞ
Hrant Dink'in öldürülmesinin yolunu açan 301. maddeden aldığı mahkumiyet kararının altında imzası olan yargıçlardan Nihat Ömeroğlu'nun TBMM tarafından "kamu başdenetçisi" (ombudsman) seçilmesine Dink ailesinden sert tepki geldi. Dink'in kardeşi Hosrof Dink, AİHM kararıyla yanlış oyduğu ortaya çıkan kararla bir insanın ölüm fermanının imzalandığını belirterek "AİHM kararından sonra bu kararı verenlere rücu edileceğine, hesap sorulacağına, ödüllendirildi" dedi. Dink, vesayet rejiminin yıkıldığı ve demokratik bir ortama gidildiğinin söylenmesine rağmen "statüko ve vesayetin biçim değiştirerek devam ettiğini" kaydetti.
- "DİNK SUÇLU" DİYENLER TERFİ ETTİ, "SUÇSUZ" DİYENLER SÜRGÜN YEDİ
- "DİNK SUÇLU" DİYENLERİN YOLU AÇIK
Kemal GÖKTAŞ
Türklüğü aşağıladığı iddiasıyla mahkum olmasının ardından öldürülen gazeteci Hrant Dink'in mahkumiyetine karar veren hakimler arasında yer alan Nihat Ömeroğlu'nun ombudsman seçilmesinin ardından başlayan tartışma sürerken Dink aleyhine oy kullanan hakimlerin inanılmaz yükselişi dikkat çekti. Dink'in beraat etmesi gerektiği görüşüyle Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin kararına itiraz eden savcı Ömer Faruk Eminağoğlu ise önce İstanbul, ardından da Çankırı'ya sürgün edildi.
29 Kasım 2012 Perşembe
Yargıda 'şık' olmayan etik bir tartışma...
'Satmaya niyet ederek silah almak etik mi?'
Kemal Göktaş
Adalet Bakanlığı'nın son dönemdeki silahlı saldırıları göz önüne alarak hakim ve savcılara yönelik "yarı fiyatına tabanca" alma imkanı sağlaması yargıda "şık olmayan" bir tartışmaya neden oldu.
Bazı hakim ve savcıların, firmalardan yarı fiyatına alınacak tabancaların daha sonra satılmasının "etik olup olmayacağı" sorusunu gündeme getirmesi ilginç tartışmalara neden oldu.
Kemal Göktaş
Adalet Bakanlığı'nın son dönemdeki silahlı saldırıları göz önüne alarak hakim ve savcılara yönelik "yarı fiyatına tabanca" alma imkanı sağlaması yargıda "şık olmayan" bir tartışmaya neden oldu.
Bazı hakim ve savcıların, firmalardan yarı fiyatına alınacak tabancaların daha sonra satılmasının "etik olup olmayacağı" sorusunu gündeme getirmesi ilginç tartışmalara neden oldu.
28 Kasım 2012 Çarşamba
Bakanlar Kurulu'ndan 4. Yargı paketine 4 itiraz
1 - EVLENEN KADININ SADECE KENDİ SOYADINI KULLANMASI
2 - TERÖR SUÇLARINA "ŞİDDET" KRİTERİ GETİRİLMESİ
3- 301. MADDENİN KALDIRILMASI
4- ÖLDÜRME VE YARALAMA SUÇLARINDA KAMU GÖREVLİLERİNİN İZİN GEREKMEDEN DOĞRUDAN SORUŞTURULMASI
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı'nın AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararları ışığında hazırladığı 4. Yargı Paketi, Bakanlar Kurulu'nda önemli itirazlarla karşılaştı. Türkiye'nin AİHM'de mahkum olduğu önemli insan hakkı ihlallerinin en alt seviyeye indirilmesi amacıyla hazırlanan tasarı taslağı, Bakanların itirazları ve çekinceleri doğrultusunda revize edilecek.
MİT Müsteşarı HSYK binasına gitmiş!
Kemal GÖKTAŞ
MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın geçen hafta HSYK (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) binasına yaptığı ziyarette, aynı zamanda kurulun başkanı da olan Adalet Bakanı Sadullah Ergin'le görüştüğü ortaya çıktı.
Demokrat Yargı Derneği Genel Sekreteri ve Küçükçekmece hakimi Kemal Şahin'in bir meslektaşının anlatımı üzerinden gündeme getirdiği "MİT Müsteşarı HSYK'yı ziyaret etti. HSYK'ya gelen bir hakim, MİT Müsteşarının çıkışı gerekçe gösterilerek polis tarafından içeri sokulmadı ve kapıda bekletildi" iddiasına ilişkin olarak HSYK Başkan Vekili Ahmet Hamsici önceki gün VATAN'a yaptığı açıklamada iddiayı yalanlamış ve "Yüzde 1000 gelmedi" demişti.
27 Kasım 2012 Salı
"MİT Müsteşarı HSYK'ya gitti" iddiası
Fidan HSYK'ya gitti mi?
Kemal Göktaş
Demokrat Yargı Genel Sekreteri, Küçükçekmece Hakimi Kemal Şahin, hakim ve savcıların internet sitesi adalet.org sitesinde yayınlanan “HSYK Kapısında Bir Hakim” başlıklı yazısında ilginç bir iddiayı gündeme getirdi.
Kemal Göktaş
Demokrat Yargı Genel Sekreteri, Küçükçekmece Hakimi Kemal Şahin, hakim ve savcıların internet sitesi adalet.org sitesinde yayınlanan “HSYK Kapısında Bir Hakim” başlıklı yazısında ilginç bir iddiayı gündeme getirdi.
24 Kasım 2012 Cumartesi
THY'den "Aile indiriminde" kadınları kızdıracak uygulama
Kemal GÖKTAŞ
THY (Türk Hava Yolları), iç hatlarda yapılacak yolculuklar için düzenlediği "aile indirimi" kampanyasında skandal bir uygulamaya imza attı. THY'den yapılan kampanya duyurusunda iç hatlarda yüzde 20 indirim sağlanacak olan kampanyadan "çift soyadına sahip yolcuların indirim kapsamında olmayacağı" bildirildi. THY müşteri ilişkileri servisi, bu kural nedeniyle kendi soyadı ile birlikte eşinin soyadını kullanan kadınların indirimden faydalanmayacağını, ancak bunun gerekçesi hakkında bilgi vermeyeceklerini söyledi. THY yetkilileri ise konunun sistemin iki soyadını algılamamasından kaynaklandığını belirtti. Vatan'ın konuya ilişkin sorularından sonra THY, duyurudaki "Çift soyadına sahip yolcularımız aile indirimi kapsamında olmayacaklardır" ifadesini çıkardı. Ancak bu ifadenin duyuru metnine neden girdiğine ilişkin makul bir açıklama yapılamadı.
23 Kasım 2012 Cuma
Darbecinin kibiri
Ne kadar da haklılar, onlar, yaşadığımız kötücüllüğün "kurucu" babaları. O yüzden de yataklarında şekerleme yaparak yargılandıkları bu dava kibirlerini zerre eksiltmiyor.... 32 yıldır yanan yüreklerin çığlıkları o televizyon ekranlarında soğuyor... mahkeme salonunun nefessiz bırakan soluk renginde sesler anlamsızlaşıyor...
KEMAL GÖKTAŞ
21 Kasım 2012 Çarşamba
Uğur Mumcu'nun "Ölmeden önce görmek istiyorum" dediği 2 şey
- "İÇİMDEN GEÇEN ZAMAN"
Kemal GÖKTAŞ
Uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamını kaybeden gazeteci - yazar Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'nun dün piyasaya çıkan "İçimden Geçen Zaman" isimli kitabında Mumcu cinayetinden sonra yaşanalara ilişkin çarpıcı ayrıntılar yer aldı.
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'nun bir eş ve anne olarak yıllariçinde yaşadığı acıları ve mücadeleyi etkileyici bir dille anlatan kitap, adını, "Yıllar boyunca bütün bu olayları yaşarken üstümden akan zamanla, içimden geçen zaman bir değildi. Biri yaşamam gereken hayatı bana sunarken diğeri sonsuzluğun içindeki beni bana gösterdi" cümlesinden aldı.
Kitapta DGM Savcısı Ülkü Coşkun'un cinayeti devletin işlediğine ilişkin sözleri, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın Mumcu ailesinin evine gerçekleştirdiği garip ziyaretin yanı sıra şu ilginç bölümler de yer alıyor:
16 Kasım 2012 Cuma
İnşallah işe yarar: Özel yetkili hakim ve savcılara AİHM turu
- "İYİ KALPLİ PAPAZLAR" DAVASINI İZLEDİLER
Kemal GÖKTAŞ
Geçtiğimiz Temmuz ayında çıkarılan yasayla adı değiştirilen özel yetkili mahkemelere atanan hakim ve savcılar için AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) turu düzenlendi. HSYK (Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu( tarafından düzenlenen gezide özel yetkili hakim ve savcılar, AİHM'de "İyi Kalpli Papazlar Sendikası - Romanya" davasını izledi.
Kadın avukata "dini aşağılama" davası
Savcı, laikliği unuttu, iddianameye "Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)" diye yazdı
Kemal GÖKTAŞ
Erzurum'da yürüttüğü tartışmalı Ergenekon soruşturması ile gündeme gelen Antalya Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmelerini eleştirirken Hz. Muhammed ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü örnek veren avukat Canan Arın hakkında 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Şanal, Arın'ın avukatlar hakkında soruşturma yürütülmesi için Adalet Bakanlığı'ndan izin alınması gerektiğini belirterek ifadeye gitmemesi üzerine, yakalama kararı çıkararak 70 yaşındaki avukat Arın'ı geçen Ağustos ayında gözaltına aldırdığı da ortaya çıktı.
Yargıda her şeyi bitirdik, etiği masaya yatırdık
AYM BAŞKANI'NDAN YARGIYA MAHALLE BASKISI UYARISI
Kemal GÖKTAŞ
HSYK'nin (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) düzenlediği uluslararası Yargı Etiği sempozyumunun açılışında yargının zirvesinden önemli mesajlar geldi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yargı etiği ilkelerinin belirlenmesinin önemine vurgu yaparken Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç "Konjonktürel gelişmelere bağlı oluşan mahalle baskısı, kendini koruma iç güdüsü ve aidiyet hissi taşıdığı çevresinden dışlanma korkusu hakim tarafsızlığını ortadan kaldıran ve meslek onuruyla asla bağdaşmayan olumsuzluklardır" dedi.
15 Kasım 2012 Perşembe
"İNSAN HAKLARI EYLEM PLANI" GELİYOR
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, insan hakları alanında standartların güçlendirilmesi amacıyla alınacak önlemleri içeren "İnsan Hakları İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı" hazırlandığını duyurdu. Ergin, 14 başlık altında atılacak adımların düzenleneceği eylem planının yanı sıra daha önce terör olayları nedeniyle askıya alındığını açıkladığı 4. Yargı Paketinin yakında sevk edileceğini söyledi. Kulislerde bu iki gelişmenin arkasında, AB'nin İlerleme Raporu'ndaki olumsuz değerlendirmelerin etkili olduğu ifade edildi.
Ergin, bakanlığının bütçesinin önceki gün TBMM Plan Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hakkında en çok ihlal kararı verilen ülke olduğunu hatırlatarak, bu tablonun değiştirilmesi kararlılığında olduklarını söyledi. Bu bağlamda yapılan çalışmaları anlatan Ergin, insan hakları standartlarının güçlendirilmesi için öngörülen bazı değişikliklerin halen hazırlıkları sürdürülen 4. Yargı Paketi’nde yer alacağını açıkladı. Ergin, ”Tasarı ile insan haklarına saygının, bu konuda ortaya çıkan aksaklıkları kendi iç hukukumuzda çözüme bağlama ilkesinin gereğinin yerine getirilebilmesi ve ülkemizin AİHM önündeki davalar açısından görünümünün daha iyi bir noktaya taşınabilmesi hedeflenmektedir” dedi.
İNSAN HAKLARI EYLEM PLANI
Ergin, insan hakları alanında standartların güçlendirlmesi için "İnsan Hakları Eylem Planı" hazırladıklarını ve ilgili kuruluşların görüşüne gönderildiğini, yakında planın tamamlanacağını ifade etti. Ergin eylem planında yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele, özgürlük ve güvenlik hakkı ihlallerinin önlenmesi, makul sürede yargılama yapılması, mahkemeye erişim hakkının sağlanması,savunmanın etkinliği, mülkiyet hakkının sağlanması, özel hayatın ve aile hayatının korunması, düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün sağlanması, ifade ve basın özgürlüğü ile toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, eğitim, araştırma ve farkındalık artırıcı faaliyetlere devam edilmesi gibi 14 ana başlığa yer verileceğini bildirdi. Ergin "Taslak halindeki bu eylem planı, ilgili diğer kurumların görüşü alınmak üzere gönderilmiştir. Bu cevaplar edğerlendirilerek taslağa işlenmiş, bununla birlikte gelinen son aşamaya ilişkin önümüzdeki günlerde ilgil kurumların tekrar görüşleri alınacaktır" dedi.
AB VE AİHM'E DE DANIŞILIYOR
Ergin bu süreçte AİHM ve Avrupa Konseyi Kararlarının İcra Dairesi ve AB Komisyonu ile de görüş alışverişinde bulunulduğunu da kaydetti. Ergin "Tüm bunlardan sondra niahi şekli verilevcek olan ve Bakanlar Kurulu'na sunularak hayata geçirelecek Eylem Planı, ilerde atılacak adımlar için yol haritası niteliği taşıyacaktır" dedi.
14 Kasım 2012 Çarşamba
Hasta mahkumlara tahliyeden Öcalan yararlanır mı?
Hastalık tahliyesi olur mu?
KEMAL GÖKTAŞ
Hükümetin TBMM'ye sevk ettiği CMK ve Ceza İnfaz Kanunu'nda değişiklikler yapılmasına ilişkin tasarının önemli maddelerinden biri olan hasta mahkumların tahliyesini kolaylaştıran düzenleme önerisinin kapsamı tartışma yarattı. Tasarının Abdullah Öcalan'ın da aralarında olduğu çok sayıda yaşlı mahkumun hastalanmaları halinde tahliye olmalarının önünü açtığı iddiası ortaya atılırken Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı"na ilişkin düzenlemelerin buna engel oluşturacağı görüşü ifade edildi.
KEMAL GÖKTAŞ
Hükümetin TBMM'ye sevk ettiği CMK ve Ceza İnfaz Kanunu'nda değişiklikler yapılmasına ilişkin tasarının önemli maddelerinden biri olan hasta mahkumların tahliyesini kolaylaştıran düzenleme önerisinin kapsamı tartışma yarattı. Tasarının Abdullah Öcalan'ın da aralarında olduğu çok sayıda yaşlı mahkumun hastalanmaları halinde tahliye olmalarının önünü açtığı iddiası ortaya atılırken Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı"na ilişkin düzenlemelerin buna engel oluşturacağı görüşü ifade edildi.
Anadilde "sınırlı" savunma tasarısı "bol sürpizli"
Kemal GÖKTAŞ
Adalet Bakanlığı'nca açlık grevindeki PKK-KCK tutuklu ve hükümlülerin en önemli taleplerinden biri olan "anadilde savunma" konusunu da kapsayan ve cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi amacıyla hazırlanan tasarıda ilginç düzenlemeler yer aldı. Tasarıda, anadilde savunma sadece dava sırasındaki ilk ve son savunma ile sınırlanırken, "meramını anlatabilecek kadar Türkçe bilen mahkum"un tercümanını kendisinin getirmesi hükme bağlanıyor. Tasarıyla soruşturma aşamasında Türkçe'yi hiç bilmeyenler dışında herkes soruşturma aşamasında Türkçe savunma yapmak zorunda olacak. Ayrıca anadilde yazılı savunma yapılamayacak. Tasarıda, cezaevindeki evli hükümlülere iyi hal ödülü olarak eşle görüşme hakkı tanınması düzenlemesi yer aldı. Üstelik eşle görüşme sonunda hamile kalınması halinde, terör suçluları dışyında kalan kadın mahkumların cezalarının infazının ertelenebileceği hükme bağlandı.
10 Kasım 2012 Cumartesi
İmralı kosteri, Erdoğan'ın dönüşünden sonra yüzebilir
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'la avukatların görüşmesine kilitlenen açlık grevlerinde 60. güne girilirken toplam 7 vekil ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de açlık grevine başladı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in Kürtçe anadilde savunma için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yurda dönüşünden sonra adım atılacağını söylemesinden sonra bazı bakanlık yetkilileri de Öcalan'la avukat görüşü için de Başbakan'ın dönüşünü işaret etti.
9 Kasım 2012 Cuma
ESKİ KOCASI BAHÇEDE GÖRÜLDÜ, SGK MAAŞI KESTİ
DEVLETLÜ YARGIDAN: SUÇ DEĞİL AMA MAAŞI KESERİM
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, boşandıktan sonra birlikte yaşayan kadının ölen babasından kaynaklı aylık almasının "dolandırıcılık" suçuna girmeyeceğine ilişkin kararı tartışılırken, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu durumdaki kadınlara ödenen aylıkların kesilmesi işleminin yerinde olduğuna hükmetti. Bu iki karara göre, eşinden boşanarak aylık alan kadınlara hapis cezası verilmeyecek ancak aldıkları aylıklar kesilerek o güne kadar ödenmiş aylıklar da geri istenecek. Genel Kurul'un bu kararı, eski kocanın, eski karısının evinin bahçesinde çocuğuyla oynarken görülmesi üzerine vermesi de hapis cezası konusunda özgürlükçü bir yorum yapan yargının, maaş konusundaki katı tutumunu ortaya koydu.
8 Kasım 2012 Perşembe
AÇLIK GREVİNDE MORAL BOZAN GELİŞME
KOSTER YİNE BOZUK
Kemal GÖKTAŞ
PKK ve KCK davalarından tutuklu ve hükümlülerin 58. gününe giren açlık grevi devam ederken, İmralı Cezaevi'nde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'ın avukatlarının görüşme talebinin önceki gün yine "koster bozuk" gerekçesiyle reddedildiği ortaya çıktı.
7 Kasım 2012 Çarşamba
AKADEMİDEN SÜRPRİZ KÜRT SORUNU BİLDİRİSİ
Kemal GÖKTAŞ
Cezaevlerinde PKK ve KCK davalarından tutuklu ve hükümlülerin yaptığı açlık grevi ile ilgili yumuşama yaşanırken akademisyenlerden Kürt sorununda müzakerelerin başlaması çağrısını da içeren sürpriz bir bildiri geldi. Aralarında Ali Nesin, Koray Çalışkan, Ferhat Kentel, Mesut Yeğen, Fatma Gök, Fatmagül Berktaş, Şahika Yüksel, Kuvet Lordoğlu, Semra Somersan, Uğur Kara, Sevilay Çelenk ve Melek Göregenli'nin de olduğu yaklaşık 200 akademisyen, Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldılırılıp barış müzakerelerinin tekrar başlamasına kadar, derslerinde, bilimsel toplantı ve konferanslarında ve yazı faaliyetlerinde Kürt sorunu ve taleplerini öncelikli gündemlerine alacaklarını duyurdu.
5 Kasım 2012 Pazartesi
Açlık grevleri ile ilgili çarpıcı rapor
AÇLIK GREVİ YAPAN BAZI MAHKUMLARA SORUŞTURMA AÇILDI
"EN KRİTİK AŞAMAYA RAMAK KALDI"
Kemal GÖKTAŞ
PKK-KCK davalarından yargılanan 680 civarındaki tutuklu ve hükümlünün başlattığı açlık grevlerinde 55. güne girilirken, İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından çarpıcı bir rapor hazırlandı. Raporda bazı cezaevlerinde eyleme başlayanlara soruşturma açıldığı ve zorla beslemek için müdahale etmek amacıyla bazı eylemcilerin tek başlarına tutulmaya başladığı bilgisi yer aldı. Bazı cezaevlerinde 40 gün boyunca eylemcilere kalıcı hafıza kaybı hastalığını önleyen (wernicke korsakoff) B1 verilmediği iddia edilirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya’da yaptığı "Açlık grevinde olan yok, şov yapıyorlar" açıklamasından sonra bazı cezaevlerinde doktor muayenesine çıkmama protestosu yapıldığı belirtildi. Raporda, mahkumların sağlık sorunları sıralanarak, ölüm veya sağ kalsalar bile kalıcı rahatsızlıklara maruz kalacakları "en kritik" aşamaya "ramak" kaldığı savunuldu. Raporda, şu saptamalar sıralandı:
4 Kasım 2012 Pazar
Açlık grevlerinde tehlikeli restleşme
Eylemcilere zorla beslenme için müdahale hazırlığı
Kemal Göktaş
Adalet Bakanı Ergin’in, BDP lideri Demirtaş’la görüşmesi üzerine doğan umutlar kısa sürdü. BDP’li vekiller açlık grevine katılmayı tartışıyor. Başbakan Erdoğan “Şantaja dönüştürmeyin. Terörist başını evine gönderecek değiliz” dedi. Eylemcilere müdahale hazırlığı var
19 Aralık 2011 Pazartesi
"HAYATA DÖNÜŞ" YALAN, OPERASYONIN ADI "TUFAN"
6 Nisan 2011'de Vatan Gazetesi'nde yayımlanan haber. Yıldönümü vesilesiyle yeniden...
İŞTE 11 YILDIR GİZLENEN PLAN
Kemal GÖKTAŞ
F tipi cezaevlerine geçiş amacıyla düzenlenen "Hayata Dönüş" operasyonun "Bayrampaşa Cezaevi Özel Müdahale Planı" 11 yıl sonra ortaya çıktı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, daha önce bulunamadığını bildirdiği planı, tesadüfen bulunduğunu belirterek mahkemeye gönderdi. Planın gün yüzüne çıkmasıyla kamuoyuna "Hayata Dönüş" olarak açıklanan operasyona "Tufan" adının verildiği anlaşıldı.
İŞTE 11 YILDIR GİZLENEN PLAN
Kemal GÖKTAŞ
F tipi cezaevlerine geçiş amacıyla düzenlenen "Hayata Dönüş" operasyonun "Bayrampaşa Cezaevi Özel Müdahale Planı" 11 yıl sonra ortaya çıktı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, daha önce bulunamadığını bildirdiği planı, tesadüfen bulunduğunu belirterek mahkemeye gönderdi. Planın gün yüzüne çıkmasıyla kamuoyuna "Hayata Dönüş" olarak açıklanan operasyona "Tufan" adının verildiği anlaşıldı.
16 Aralık 2011 Cuma
YILMAZ ÖZDİL OLSA O HABERİ ÇÖPE ATARDI
NEDEN ANKARA'YA SERVİS EDİLMİŞMİŞ...
Kemal GÖKTAŞ
Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, 15 Aralık 2011’de yayımlanan “Bir Ankara Polisiyesi” başlıklı yazısında, İzmir Karabağlar’da bir kadının karakolda maruz kaldığı işkenceye ilişkin haberler üzerine bir yazı yazmış.
Vatan’ın işkence görüntülerini ortaya çıkarmasından sonra ‘O kadın konsomatris’ sürmanşetiyle çıkan gazetenin yazarı, olayın İzmir’de olmasına rağmen haberin Ankara’ya ‘servis edilmesi’ni dert etmiş. Kimilerine çok derin gelen komplo teorilerini sıraladığı yazısının ana fikri şu: Bu haber birileri tarafından İzmir Emniyeti’ndeki bazı ayak oyunlarının aracı olarak Ankara’ya servis edildi. Yazarın bazı yan fikirleri de var: Bu haberle İzmir’deki müzikhollerin kapatılması amaçlanıyormuş. Meraklısı yazısını internetten bulup okuyabilir. İşkenceyi, sadece bazı psikopat polislerin marifeti sayarak nasıl meşru göstermeye çalıştığını da görebilir o zaman.
( http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467310.asp )
Benim meramım şu: Yılmaz Özdil’in “servis edildi” dediği haberi ben yaptım. İlk gün kamera görüntülerini ortaya çıkardıktan sonra, doktorun işkenceyi gizlemeye yönelik raporunu, polis bilirkişilerin dayak görüntülerine ilişkin raporunda yaşananları ‘arbede’ olarak nitelendirdiğini, savcının görüntülere rağmen işkenceyi izleyen polis memurlarına dava açmayı ‘iddialar soyut’ diye reddettiğini, mağdur kadına 6.5 yıl hapis isteyen savcılığın polislere basit yaralama suçundan 1.5 yılla dava açtığını da peş peşe haberlerle gündeme getirdim.
Yılmaz Özdil soruyor: Neden Ankara? Anlatayım: Çünkü ben Ankara’da çalışıyorum. Fevziye Cengiz 16 Temmuz’da bu işkenceyi yaşadıktan sonra, işkence izlerini taşıyan yüzüyle, kameraların karşısına geçip yaşadıklarını bir bir anlattı. Ama o dönem bazı gazeteler, bu işkence iddiasının hemen arkasına polis yetkililerinin verdiği demece dayanarak ‘O kadın konsomatris, dayak yok, kendisi polise mukavemet etti’ diye yazdılar ve buna kendileri de inandılar herhalde ki daha sonra ilgilenilmedi bu haberle. Ama Ankara’daki gazeteci fikri takip yaptı, soruşturmanın bitmesini bekledi, dosyayı ve belgeleri (bu arada CD’leri) aldı ve yazdı. Özdil’in iddia ettiği gibi 6 ay filan sonra çıkmış değil o CD’ler….Çünkü bilmiyor, savcılığın polislerle ilgili iddianamesinin 5 Aralık’ta kabul edildiğini, yani dosyanın topu topu haberden birkaç gün önce ‘alenileştiğini’.
Ben yargı muhabiriyim. Yargı muhabirlerinin haber kaynaklarının genellikle kimler olduğunu bilmiyordur muhtemelen. Sorup öğrenebilir.
Tabii, haberi yapan falanca star, ekran kuşu bir gazeteci olsaydı, gazeteler, televizyonlar günlerdir yer verdikleri haberi kimin yaptığını ısrarla söylememezlik etmezlerdi. Kanal kanal gezerdi o zaman zatı muhteremler, kasıla kasıla anlatırlardı… Es kaza bu haberi Yılmaz Özdil yapmış olsaydı artık yüzyılın haberi mi derdi milenyumun haberi mi derdi, siz takdir edin. Ama işte haberi yapan bir ‘gariban muhabir’ olunca, sallamak serbest.
Allah’tan Yılmaz Özdil hala yönetici değil. Hele şükürler olsun ki onun yönetici olduğu bir yerde muhabirlik yapmıyorum. Yoksa bu haberi doğrudan çöpe atardı. Adına da gazetecilik diyerek….
Ama Yılmaz Özdilgiller yıllarca gazeteciliğin düşmanlığını yaptılar oturdukları koltuklarda, onların ne menem bir gazeteciliği temsil ettiğini artık biliyor herkes. Şimdi kalkıp gazetecilik yapanlara çamur atmayı kolay sanıyor.
Türkiye’de gazetecilik bitmiş diye büyük büyük yorumlar yapan, ama haberin üreticisi muhabirleri, yani gerçek gazetecileri küçümseyen, onların üç kuruş maaşa talim etmelerine razı olan, kendilerini dünyanın merkezine koyan plaza elitlerinin derdi değil tabii bunlar. Onlar büyük fikir insanları. Oturduğu yerden yazıyor işte: Olay İzmir’de, neden Ankara’ya servis edilmişmiş….
Kemal GÖKTAŞ
Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil, 15 Aralık 2011’de yayımlanan “Bir Ankara Polisiyesi” başlıklı yazısında, İzmir Karabağlar’da bir kadının karakolda maruz kaldığı işkenceye ilişkin haberler üzerine bir yazı yazmış.
Vatan’ın işkence görüntülerini ortaya çıkarmasından sonra ‘O kadın konsomatris’ sürmanşetiyle çıkan gazetenin yazarı, olayın İzmir’de olmasına rağmen haberin Ankara’ya ‘servis edilmesi’ni dert etmiş. Kimilerine çok derin gelen komplo teorilerini sıraladığı yazısının ana fikri şu: Bu haber birileri tarafından İzmir Emniyeti’ndeki bazı ayak oyunlarının aracı olarak Ankara’ya servis edildi. Yazarın bazı yan fikirleri de var: Bu haberle İzmir’deki müzikhollerin kapatılması amaçlanıyormuş. Meraklısı yazısını internetten bulup okuyabilir. İşkenceyi, sadece bazı psikopat polislerin marifeti sayarak nasıl meşru göstermeye çalıştığını da görebilir o zaman.
( http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467310.asp )
Benim meramım şu: Yılmaz Özdil’in “servis edildi” dediği haberi ben yaptım. İlk gün kamera görüntülerini ortaya çıkardıktan sonra, doktorun işkenceyi gizlemeye yönelik raporunu, polis bilirkişilerin dayak görüntülerine ilişkin raporunda yaşananları ‘arbede’ olarak nitelendirdiğini, savcının görüntülere rağmen işkenceyi izleyen polis memurlarına dava açmayı ‘iddialar soyut’ diye reddettiğini, mağdur kadına 6.5 yıl hapis isteyen savcılığın polislere basit yaralama suçundan 1.5 yılla dava açtığını da peş peşe haberlerle gündeme getirdim.
Yılmaz Özdil soruyor: Neden Ankara? Anlatayım: Çünkü ben Ankara’da çalışıyorum. Fevziye Cengiz 16 Temmuz’da bu işkenceyi yaşadıktan sonra, işkence izlerini taşıyan yüzüyle, kameraların karşısına geçip yaşadıklarını bir bir anlattı. Ama o dönem bazı gazeteler, bu işkence iddiasının hemen arkasına polis yetkililerinin verdiği demece dayanarak ‘O kadın konsomatris, dayak yok, kendisi polise mukavemet etti’ diye yazdılar ve buna kendileri de inandılar herhalde ki daha sonra ilgilenilmedi bu haberle. Ama Ankara’daki gazeteci fikri takip yaptı, soruşturmanın bitmesini bekledi, dosyayı ve belgeleri (bu arada CD’leri) aldı ve yazdı. Özdil’in iddia ettiği gibi 6 ay filan sonra çıkmış değil o CD’ler….Çünkü bilmiyor, savcılığın polislerle ilgili iddianamesinin 5 Aralık’ta kabul edildiğini, yani dosyanın topu topu haberden birkaç gün önce ‘alenileştiğini’.
Ben yargı muhabiriyim. Yargı muhabirlerinin haber kaynaklarının genellikle kimler olduğunu bilmiyordur muhtemelen. Sorup öğrenebilir.
Tabii, haberi yapan falanca star, ekran kuşu bir gazeteci olsaydı, gazeteler, televizyonlar günlerdir yer verdikleri haberi kimin yaptığını ısrarla söylememezlik etmezlerdi. Kanal kanal gezerdi o zaman zatı muhteremler, kasıla kasıla anlatırlardı… Es kaza bu haberi Yılmaz Özdil yapmış olsaydı artık yüzyılın haberi mi derdi milenyumun haberi mi derdi, siz takdir edin. Ama işte haberi yapan bir ‘gariban muhabir’ olunca, sallamak serbest.
Allah’tan Yılmaz Özdil hala yönetici değil. Hele şükürler olsun ki onun yönetici olduğu bir yerde muhabirlik yapmıyorum. Yoksa bu haberi doğrudan çöpe atardı. Adına da gazetecilik diyerek….
Ama Yılmaz Özdilgiller yıllarca gazeteciliğin düşmanlığını yaptılar oturdukları koltuklarda, onların ne menem bir gazeteciliği temsil ettiğini artık biliyor herkes. Şimdi kalkıp gazetecilik yapanlara çamur atmayı kolay sanıyor.
Türkiye’de gazetecilik bitmiş diye büyük büyük yorumlar yapan, ama haberin üreticisi muhabirleri, yani gerçek gazetecileri küçümseyen, onların üç kuruş maaşa talim etmelerine razı olan, kendilerini dünyanın merkezine koyan plaza elitlerinin derdi değil tabii bunlar. Onlar büyük fikir insanları. Oturduğu yerden yazıyor işte: Olay İzmir’de, neden Ankara’ya servis edilmişmiş….
14 Aralık 2011 Çarşamba
TEKMİLİ BİRDEN İZMİR-KARAKOLDAKİ DAYAK DOSYASI
İzmir'de Karabağlar Polis Merkezi'nde yaşanan dayak skandalı, polislerin, savcıların, bilirkişilerin, doktorların işkence konusundaki işbirliğini ortaya koyan çok önemli bir manzarayı önümüze koydu.
Bu olaya ilişkin yazdığım haberleri bir dosya olarak blog okurlarımın ilgisine sunuyorum. Buradaki haberler Vatan Gazetesinde yayınlandı. Ama bir bütün olarak okunması farklı bir bakış açısı sunacaktır diye umuyorum.
Bu olaya ilişkin yazdığım haberleri bir dosya olarak blog okurlarımın ilgisine sunuyorum. Buradaki haberler Vatan Gazetesinde yayınlandı. Ama bir bütün olarak okunması farklı bir bakış açısı sunacaktır diye umuyorum.
12 Aralık 2011 Pazartesi
İZMİR OLAYINDA ADLİ TIP SKANDALI
CENGİZ'İN FECİ DAYAKTAN KALAN İZLERİ RAPORA "BASİT LEZYONLAR" DİYE GİRDİ
Kemal GÖKTAŞ
İzmir'de polis merkezinde yediği feci dayak kameralara takılan Fevziye Cengiz hakkında 6.5 yıla kadar hapis istenmesine rağmen polislere sadece 1.5 yıla kadar hapis cezası istenmesiyle patlak veren "işkence ve yargı skandalına" bir de adli tıp skandalı eklendi. Cengiz'in kendisine işkence yapan polislerin, adli rapor almak için götürüldüğü doktora birşey anlatmaması için tehdit edildiği ve doktorun da mağdur kadının yüzündeki ve sırtındaki morluklara ve açık yara izlerine rağmen bunları raporlarına yansıtmadığı, sadece kol ve sağ yanakta lezyon bulunduğu yönünde rapor yazdığı ortaya çıktı.
Cengiz, ifadesinde 'tıp skandalını' şöyle anlattı:
Kemal GÖKTAŞ
İzmir'de polis merkezinde yediği feci dayak kameralara takılan Fevziye Cengiz hakkında 6.5 yıla kadar hapis istenmesine rağmen polislere sadece 1.5 yıla kadar hapis cezası istenmesiyle patlak veren "işkence ve yargı skandalına" bir de adli tıp skandalı eklendi. Cengiz'in kendisine işkence yapan polislerin, adli rapor almak için götürüldüğü doktora birşey anlatmaması için tehdit edildiği ve doktorun da mağdur kadının yüzündeki ve sırtındaki morluklara ve açık yara izlerine rağmen bunları raporlarına yansıtmadığı, sadece kol ve sağ yanakta lezyon bulunduğu yönünde rapor yazdığı ortaya çıktı.
Cengiz, ifadesinde 'tıp skandalını' şöyle anlattı:
11 Aralık 2011 Pazar
İŞKENCE DEĞİL SAKİNLEŞTİRMEYMİŞ!
EMNİYETİN RAPORU DAYAK KADAR VAHİM
Kemal GÖKTAŞ
İzmir Karabağlar Polis Merkezi'nde Fevziye Cengiz isimli kadının maruz kaldığı vahim dayak görüntülerinin VATAN tarafından ortaya çıkarılmasından sonra, en az bu görüntüler kadar vahim bir polis raporu olduğu da anlaşıldı. VATAN'ın ele geçirdiği görüntülere ilişkin polis raporunda, dayaktan hiç bahsedilmemesi ve polislerin sürekli "hararetli" konuşan ve bir türlü sakinleşmeyen kadını etkisiz hale getirmek için "fiziki müdahalede" bulundukları, Cengiz'in bu fiziki müdahaleye karşılık verdiği için "arbede" çıktığı, ama sonunda polislerin genç kadını sakinleştirdiği yazıldı. Üç polis tarafından görüntüler 'izlenerek' hazırlandığı belirtilen raporda, mağdur kadının dakikalarca tekme, tokat dövülmesinden, saçlarının çekilmesinden ve elleri kelepçeli olduğu halde üzerinde oturulup dayağa devam edilmesinden hiç bahsedilmezken, "fiziki müdahale" sırasında bir polisin gömleğinin yırtıldığının özellikle vurgulanması da dikkat çekti. Görüntülerde içerde dayak devam ederken bir resmi polis memurunun perdeyi çekerek dayağı gizlemeye çalıştığı da yer almadı. Bu arada, görüntülerin 27 Temmuz'da Emniyet'in elinde olmasına rağmen, sanık polislerin görüntülerin yayınlanmasından sonra gelen idari baskı nedeniyle önceki akşama kadar açığa alınmamaları da dikkat çekti.
Kemal GÖKTAŞ
İzmir Karabağlar Polis Merkezi'nde Fevziye Cengiz isimli kadının maruz kaldığı vahim dayak görüntülerinin VATAN tarafından ortaya çıkarılmasından sonra, en az bu görüntüler kadar vahim bir polis raporu olduğu da anlaşıldı. VATAN'ın ele geçirdiği görüntülere ilişkin polis raporunda, dayaktan hiç bahsedilmemesi ve polislerin sürekli "hararetli" konuşan ve bir türlü sakinleşmeyen kadını etkisiz hale getirmek için "fiziki müdahalede" bulundukları, Cengiz'in bu fiziki müdahaleye karşılık verdiği için "arbede" çıktığı, ama sonunda polislerin genç kadını sakinleştirdiği yazıldı. Üç polis tarafından görüntüler 'izlenerek' hazırlandığı belirtilen raporda, mağdur kadının dakikalarca tekme, tokat dövülmesinden, saçlarının çekilmesinden ve elleri kelepçeli olduğu halde üzerinde oturulup dayağa devam edilmesinden hiç bahsedilmezken, "fiziki müdahale" sırasında bir polisin gömleğinin yırtıldığının özellikle vurgulanması da dikkat çekti. Görüntülerde içerde dayak devam ederken bir resmi polis memurunun perdeyi çekerek dayağı gizlemeye çalıştığı da yer almadı. Bu arada, görüntülerin 27 Temmuz'da Emniyet'in elinde olmasına rağmen, sanık polislerin görüntülerin yayınlanmasından sonra gelen idari baskı nedeniyle önceki akşama kadar açığa alınmamaları da dikkat çekti.
8 Aralık 2011 Perşembe
PANKARTÇI ÖĞRENCİLERE USAME BİN LADİN MUAMELESİ!
İKİ PANKARTA 25 YIL İSTENİYOR!
SAVCI PANKARTTAN DOLAYI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇLAMASIYLA AÇTIĞI DAVADA TERÖRÜN TOPLU ÖLÜMLERE VE KİTLELERİN İMHASINA NEDEN OLABİLECEĞİNİ YAZDI!
Kemal GÖKTAŞ
Yasal mitingte yüzleri açık biçimde pankart astıkları ve bir derneğe gidip geldikleri için haklarında terör örgütü adına faaliyet göstermek ve propagandasını yapmak suçlamasıyla 25'er yıla kadar hapis cezası istemiyle iki üniversite öğrencisi hakkında açılan davanın iddianamesinde "terörün kitlesel ölümlere yol açabileceği" belirtildi.
SAVCI PANKARTTAN DOLAYI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ SUÇLAMASIYLA AÇTIĞI DAVADA TERÖRÜN TOPLU ÖLÜMLERE VE KİTLELERİN İMHASINA NEDEN OLABİLECEĞİNİ YAZDI!
Kemal GÖKTAŞ
Yasal mitingte yüzleri açık biçimde pankart astıkları ve bir derneğe gidip geldikleri için haklarında terör örgütü adına faaliyet göstermek ve propagandasını yapmak suçlamasıyla 25'er yıla kadar hapis cezası istemiyle iki üniversite öğrencisi hakkında açılan davanın iddianamesinde "terörün kitlesel ölümlere yol açabileceği" belirtildi.
5 Aralık 2011 Pazartesi
Ayrı gayrı
GÖKÇER TAHİNCİOĞLU
Ankara'nın güneşli ama güneşe inat soğuk havası.
Doğukent Caddesi'ne konuşlanmış trafik ekibi, olağan koşullarda 50-60 kilometre ile gidilmesi imkansız yolda hız kontrolü yapıyor.
Dikkatliler, daha önce bir arkadaşları burada trafik terörüne kurban gitti.
Yolun güvenli bir bölümünde, anons edilen arabaları sağa çekip ceza yazıyorlar.
Ankara'nın güneşli ama güneşe inat soğuk havası.
Doğukent Caddesi'ne konuşlanmış trafik ekibi, olağan koşullarda 50-60 kilometre ile gidilmesi imkansız yolda hız kontrolü yapıyor.
Dikkatliler, daha önce bir arkadaşları burada trafik terörüne kurban gitti.
Yolun güvenli bir bölümünde, anons edilen arabaları sağa çekip ceza yazıyorlar.
2 Aralık 2011 Cuma
HAYATA DÖNÜŞ'TE SKANDAL TUFANI
ASLINDA OPERASYON DA "YOK"MUŞ!
Kemal GÖKTAŞ
F tipi cezaevlerine geçiş amacıyla 20 Aralık 2000'de 20 cezaevine düzenlenen, 2'si asker 30'u mahkum 32 kişinin hayatını kaybettiği "Hayata Dönüş" operasyonu ile ilgili davada jandarma, mahkemenin sorularına skandal yanıtlar gönderdi. Jandarma, resmi yazılarda "Tufan" adı verildiği ortaya çıkan operasyonda, mahkumların bilmedikleri türde bir kimyasal madde kullanılarak yakıldıkları iddiasına karşılık operasyon tarihinde envanterde gözyaşartıcı gaz ile "gözyaşı ve hapşırma etkili biber gazı" dışında bir madde bulunmadığı yanıtını verdi. Jandarma ayrıca operasyona katılan birlik ve timlerin komutanları ile fiilen operasyona katılan görevlilerin isimlerine ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, operasyona ilişkin nihai bir raporun da olmadığını ileri sürdü.
Kemal GÖKTAŞ
F tipi cezaevlerine geçiş amacıyla 20 Aralık 2000'de 20 cezaevine düzenlenen, 2'si asker 30'u mahkum 32 kişinin hayatını kaybettiği "Hayata Dönüş" operasyonu ile ilgili davada jandarma, mahkemenin sorularına skandal yanıtlar gönderdi. Jandarma, resmi yazılarda "Tufan" adı verildiği ortaya çıkan operasyonda, mahkumların bilmedikleri türde bir kimyasal madde kullanılarak yakıldıkları iddiasına karşılık operasyon tarihinde envanterde gözyaşartıcı gaz ile "gözyaşı ve hapşırma etkili biber gazı" dışında bir madde bulunmadığı yanıtını verdi. Jandarma ayrıca operasyona katılan birlik ve timlerin komutanları ile fiilen operasyona katılan görevlilerin isimlerine ilişkin hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, operasyona ilişkin nihai bir raporun da olmadığını ileri sürdü.
YENİ YARGITAY'DAN DA HRANT DİNK'E DARBE
4. HUKUK DAİRESİ DİNK'E YÖNELİK VAHİM SUÇLAMAYI AKLADI
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, TRT'de yayınlanan "Şahların Labirenti" isimli programda, Hrant Dink'i hiç gitmediği K. Maraş'taki olayların sorumlusu olarak gösteren katliam davasının sanıklarından eski BBP milletvekili Ökkeş Şendiller'e (Kenger) verilen tazminat cezasını bozdu.
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, TRT'de yayınlanan "Şahların Labirenti" isimli programda, Hrant Dink'i hiç gitmediği K. Maraş'taki olayların sorumlusu olarak gösteren katliam davasının sanıklarından eski BBP milletvekili Ökkeş Şendiller'e (Kenger) verilen tazminat cezasını bozdu.
26 Kasım 2011 Cumartesi
MEĞER "GÖRÜŞME TRAFİĞİ" VARMIŞ
Kemal GÖKTAŞ
TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) Hrant Dink cinayeti davasında mahkemenin talep ettiği cinayet gününde Agos gazetesi önünde görülen şüpheli kişinin kimliğinin tespiti amacıyla talep edilen iletişim detay kayıtlarını mahkemeye gönderdi. Daha önce talep edilen saatte o bölgede hiçbirg örüyşme olmadığını bildiren TİB'in, bu defa 3 GSM şirketine ilişkin baz istasyonlarının olay tarihindeki numaralarını aldığı ve bu yöntemle yapılan sorgulamada tespit edilen görüşme trafiğinin mahkemeye gönderdiği belirtildi.
TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) Hrant Dink cinayeti davasında mahkemenin talep ettiği cinayet gününde Agos gazetesi önünde görülen şüpheli kişinin kimliğinin tespiti amacıyla talep edilen iletişim detay kayıtlarını mahkemeye gönderdi. Daha önce talep edilen saatte o bölgede hiçbirg örüyşme olmadığını bildiren TİB'in, bu defa 3 GSM şirketine ilişkin baz istasyonlarının olay tarihindeki numaralarını aldığı ve bu yöntemle yapılan sorgulamada tespit edilen görüşme trafiğinin mahkemeye gönderdiği belirtildi.
'Sivil kontrgerilla' şehit midir?
PKK'YLA ÇATIŞARAK ÖLEN SİVİL ŞEHİT SAYILIR MI?
Kemal GÖKTAŞ
Danıştay, kamu görevlisi olmadığı halde, bir teğmenin emriyle PKK'ya kurulan pusuda görev alan ve çıkan çatışmada ölen 'sivil' kişinin şehit sayılıp sayılmayacağına İçişleri Bakanlığı'nın karar vereceğine hükmetti. Jandarma, davaya gönderdiği görüşte bu kişinin şehit sayılamayacağına karar verdi.
Kemal GÖKTAŞ
Danıştay, kamu görevlisi olmadığı halde, bir teğmenin emriyle PKK'ya kurulan pusuda görev alan ve çıkan çatışmada ölen 'sivil' kişinin şehit sayılıp sayılmayacağına İçişleri Bakanlığı'nın karar vereceğine hükmetti. Jandarma, davaya gönderdiği görüşte bu kişinin şehit sayılamayacağına karar verdi.
YARGITAY'DAN İŞKENCEYE YÜKSEK TOLERANS
KİM VURDUYA GİTMİŞ!
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, polisin feci dayağı ile öldürüldüğü adli tıp ve otopsi raporları ile ölümden sonra çekilen fotoğraflarla tespit edilen emekli öğretmen Metin Yurtsever'le ilgili davada sanık polislere verilen hapis cezasını "Öldürücü yaraları hangi polisin vurduğunun belli olmaması" gerekçesiyle bozdu.
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay, polisin feci dayağı ile öldürüldüğü adli tıp ve otopsi raporları ile ölümden sonra çekilen fotoğraflarla tespit edilen emekli öğretmen Metin Yurtsever'le ilgili davada sanık polislere verilen hapis cezasını "Öldürücü yaraları hangi polisin vurduğunun belli olmaması" gerekçesiyle bozdu.
12 Kasım 2011 Cumartesi
Yargıtay'ın N.Ç kararı
T.C. YARGITAY 14. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLAMI
Esas No : 2011/12479
Karar No : 2011/1056
Tebliğname No : 5 - 2011/48407
Irza geçme ve reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanıklar Şeyhmus Cansin, Hamit_Abdulsemetoğlu, Ali Altsoy, Mehmet Seyitoğlu, Şeyhdavut Oruç, Umut Ergin, Burhan Ertaş, Nizam Denli, Sabri Ajak, Sadettin Deniz, Silahattin Kuray, Mehmet Gatgar, Ahırıet Günay, Recejj^ Sakız, Hamit Aydın, Mahmut Temelli, Teyyar Salman, Enver Adanç, Şeyhdavut Dora, Cuma Uraş, Rıdvan Bayraktar, Ersun Erdemir, Azad Aydın, Sel man Aydın. Abdulaziz Sarıoğlu ile Kerem Aykaç'ın; ırza geçme,reşit olmayan mağdureyi zoîTa kaçırıp alıkoyma ve fuhşa teşvik suçlarından sanıklar Emine Akyol, Türkan Temel, Şemsettin Aslan. Harun Uras ve Şeyhdavut Anuk'un; reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma ve fuhşa teşvik suçlarından sanık Rudvan Abdüssemetoğlu'nun yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar Harun Uras, Şemsettin Aslan ile Şeyhdavut Anuk hakkında fuhşa teşvik suçundan açılan kamu davaları ile tüm sanıklar hakkında reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan açılıp reşit olmayan mağdureyi rızaen kaçırıp alıkoyma suçu kabul edilerek kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ortadan
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGITAY İLAMI
Esas No : 2011/12479
Karar No : 2011/1056
Tebliğname No : 5 - 2011/48407
Irza geçme ve reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanıklar Şeyhmus Cansin, Hamit_Abdulsemetoğlu, Ali Altsoy, Mehmet Seyitoğlu, Şeyhdavut Oruç, Umut Ergin, Burhan Ertaş, Nizam Denli, Sabri Ajak, Sadettin Deniz, Silahattin Kuray, Mehmet Gatgar, Ahırıet Günay, Recejj^ Sakız, Hamit Aydın, Mahmut Temelli, Teyyar Salman, Enver Adanç, Şeyhdavut Dora, Cuma Uraş, Rıdvan Bayraktar, Ersun Erdemir, Azad Aydın, Sel man Aydın. Abdulaziz Sarıoğlu ile Kerem Aykaç'ın; ırza geçme,reşit olmayan mağdureyi zoîTa kaçırıp alıkoyma ve fuhşa teşvik suçlarından sanıklar Emine Akyol, Türkan Temel, Şemsettin Aslan. Harun Uras ve Şeyhdavut Anuk'un; reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma ve fuhşa teşvik suçlarından sanık Rudvan Abdüssemetoğlu'nun yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar Harun Uras, Şemsettin Aslan ile Şeyhdavut Anuk hakkında fuhşa teşvik suçundan açılan kamu davaları ile tüm sanıklar hakkında reşit olmayan mağdureyi zorla kaçırıp alıkoyma suçundan açılıp reşit olmayan mağdureyi rızaen kaçırıp alıkoyma suçu kabul edilerek kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ortadan
11 Kasım 2011 Cuma
N.Ö YARGITAY'A ADAY
Kemal GÖKTAŞ
HSYK, (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) 5 bin küsür hakim ve savcının seçilebilmek için gerekli niteliklere sahip olduğu boş Yargıtay üyeliklerine seçim yapılana kadar HSYK'ya ziyaretçi yasağı getirdi. Yasanın aradığı şartlara sahip 5 bin 59 Yargıtay üye adayı hakim ve savcılar arasında N.Ç kararını veren ve eleştirilern üzerine 'Ben de artık N.Ö'yüm' diye açıklama yapan mahkemenin başkanından Ergenekon savcılarına kadar birçok isim yer alıyor.
HSYK, (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) 5 bin küsür hakim ve savcının seçilebilmek için gerekli niteliklere sahip olduğu boş Yargıtay üyeliklerine seçim yapılana kadar HSYK'ya ziyaretçi yasağı getirdi. Yasanın aradığı şartlara sahip 5 bin 59 Yargıtay üye adayı hakim ve savcılar arasında N.Ç kararını veren ve eleştirilern üzerine 'Ben de artık N.Ö'yüm' diye açıklama yapan mahkemenin başkanından Ergenekon savcılarına kadar birçok isim yer alıyor.
6 Kasım 2011 Pazar
YARGIÇLARDAN N.Ç KOMPLO TEORİSİ!
* TRAJİ-KOMİK KOMPLO TEORİSİ: N.Ç KARARININ HAKİM VE SAVCI MAAŞLARINA ZAM YAPILMAMASI İÇİN GÜNDEME GETİRİLDİĞİ BİLE SAVUNULDU!
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay'ın 13 yaşındaki N.Ç'nin kendisine tecavüz eden 26 erkeğe rıza gösterdiğine ilişkin kararı onamasına yönelik toplumsal tepki hukukçuların internetteki tartışma platformu Adalet'te de yankı buldu. N.Ç davasında tartışmaların odağındaki kararı veren Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nadir Özsoy'un karara yönelik tepkileri kınayarak "Artık ben de adımı gizlemek zorunda kalıyorum. Ben N.Ö'yüm" sözleriyle başlayan tartışmada karara tepki gösteren hakim ve savcılar olduğu gibi, tepkileri kınayan, hatta yargı mensuplarının maaşlarının düzeltilmemesi için gündeme getirilen bir komplo olarak gören hakim ve savcılar da oldu.
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay'ın 13 yaşındaki N.Ç'nin kendisine tecavüz eden 26 erkeğe rıza gösterdiğine ilişkin kararı onamasına yönelik toplumsal tepki hukukçuların internetteki tartışma platformu Adalet'te de yankı buldu. N.Ç davasında tartışmaların odağındaki kararı veren Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nadir Özsoy'un karara yönelik tepkileri kınayarak "Artık ben de adımı gizlemek zorunda kalıyorum. Ben N.Ö'yüm" sözleriyle başlayan tartışmada karara tepki gösteren hakim ve savcılar olduğu gibi, tepkileri kınayan, hatta yargı mensuplarının maaşlarının düzeltilmemesi için gündeme getirilen bir komplo olarak gören hakim ve savcılar da oldu.
YARGITAY'IN RIZA KRİTERİ: TECAVÜZCÜNÜN BEYANI ESAS!
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 13 yaşındaki N.Ç 'nin kendisine tecevüz eden 26 erkeğe rıza gösterdiğine ilişkin kararı tartışılmaya devam ederken, bir başka ceza dairesinin yine bir çocuk tecavüzü davasında çocuğun rızası olduğu gerekçesiyle sanığa verilen mahkumiyeti bozduğu ortaya çıktı. 5. Ceza Dairesi, 17 yaşındaki erkek çocuğuyla cinsel ilişkiye giren ve daha sonra yeniden kendisiyle cinsel ilişkiye girmezse durumu ailesine söyleyeceği tehdidiyle çocuğu ilişki kurmaya zorlayan sanığa verilen "çocuğun cinsel istismarı" cezasını ilginç gerekçelerle bozdu. Durumun duyulmasının evli sanığı zorda bırakacağı yorumunu yaparak adeta tecevüzcüyle empati kuran Yargıtay, sanığın başka bir çocuğa cinsel tacizde bulunurken 17 yaşındaki M.'yle cinsel ilişki kurduğunu söylemesiyle olayın ortaya çıkmasını ise tecavüze uğrayan çocuğun şikayeti ile değil sanığın kendisinin anlatımı ile ortaya çıkmasını "rıza"ya delil olarak gösterdi.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 13 yaşındaki N.Ç 'nin kendisine tecevüz eden 26 erkeğe rıza gösterdiğine ilişkin kararı tartışılmaya devam ederken, bir başka ceza dairesinin yine bir çocuk tecavüzü davasında çocuğun rızası olduğu gerekçesiyle sanığa verilen mahkumiyeti bozduğu ortaya çıktı. 5. Ceza Dairesi, 17 yaşındaki erkek çocuğuyla cinsel ilişkiye giren ve daha sonra yeniden kendisiyle cinsel ilişkiye girmezse durumu ailesine söyleyeceği tehdidiyle çocuğu ilişki kurmaya zorlayan sanığa verilen "çocuğun cinsel istismarı" cezasını ilginç gerekçelerle bozdu. Durumun duyulmasının evli sanığı zorda bırakacağı yorumunu yaparak adeta tecevüzcüyle empati kuran Yargıtay, sanığın başka bir çocuğa cinsel tacizde bulunurken 17 yaşındaki M.'yle cinsel ilişki kurduğunu söylemesiyle olayın ortaya çıkmasını ise tecavüze uğrayan çocuğun şikayeti ile değil sanığın kendisinin anlatımı ile ortaya çıkmasını "rıza"ya delil olarak gösterdi.
BDP'DEN BARZANİ'YE "ARABULUCULUK" ÖNERİSİ
Kemal GÖKTAŞ
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile BDP eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş ile DTK eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile görüştü. DTK Eşbaşkanı Tuğluk, görüşmede Barzani'den çözüm için rol oynamasını, arabuluculuk dahil elinden geleni yapmasını istediklerini söyledi. Barzani'nin Türkiye'deki Kürtler tarafından da önemsenen bir isim olduğunu söyleyen Tuğluk "Öcalan'ın da Celal Talabani ve Barzani'nin çabalarını önemseyeceğini düşünüyorum" dedi.
Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ile BDP eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş ile DTK eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile görüştü. DTK Eşbaşkanı Tuğluk, görüşmede Barzani'den çözüm için rol oynamasını, arabuluculuk dahil elinden geleni yapmasını istediklerini söyledi. Barzani'nin Türkiye'deki Kürtler tarafından da önemsenen bir isim olduğunu söyleyen Tuğluk "Öcalan'ın da Celal Talabani ve Barzani'nin çabalarını önemseyeceğini düşünüyorum" dedi.
4 Kasım 2011 Cuma
DİNK CİNAYETİNDE BİR KARANLIK PERDE DAHA
DİNK CİNAYETİNDE KAMERALAR YİNE "BULANIK"
Kemal GÖKTAŞ
Adli Tıp Kurumu, Hrant Dink cinayeti davasının seyrini değiştirebilecek olan kamera kayıtlarının görüntü kalitesinin düşük olması nedeniyle tetikçi Ogün Samast'ın yanı sıra cinayetin işlendiği Agos gazetesi önünde dolaşan şüpheli kişinin kim olduğunun belirlenemeyeceği yönünde rapor yazdı.
Kemal GÖKTAŞ
Adli Tıp Kurumu, Hrant Dink cinayeti davasının seyrini değiştirebilecek olan kamera kayıtlarının görüntü kalitesinin düşük olması nedeniyle tetikçi Ogün Samast'ın yanı sıra cinayetin işlendiği Agos gazetesi önünde dolaşan şüpheli kişinin kim olduğunun belirlenemeyeceği yönünde rapor yazdı.
31 Ekim 2011 Pazartesi
UTANÇ KARARINA YARGITAY'DAN ONAMA
YARGI, TECAVÜZE UĞRAYAN ÇOCUĞUN RIZASI VAR DEDİ, 26 SANIĞIN CEZASINDAN EN AZ 12.5 YIL SİLDİ
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Mardin'de 13 yaşındaki N.Ç'ye tecavüz edilmesi ile ilgili 32 sanıklı davada, yerel mahkemenin "N.Ç'nin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu" yönündeki kararını onadı. Daire bu nedenle, yerel mahkemenin sanıklara en az 10 yıl ceza verilmesini öngören tecavüz suçundan değil, en az 5 yıl ceza öngören "15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak" suçundan ceza verilmesini yeterli buldu. Daire aynı gerekçeyle sanıklar hakkındaki "rızasını alarak alıkoymak" suçunun zamanaşımından düşmesi kararlarını da onadı ve böylece 'zorla alıkoymak' suçundan alacakları 5-10 yıl arası hapisten de kurtardı. Yargıtay, 20 sanığa "15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak" suçundan verilen cezanın, suçun birden çok kişi tarafından ve muhafaza altındaki çocuğa karşı işlenmesi nedeniyle yarı oranında artırılmasının "tartışılması" gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verdi. Yargıtay kararı doğrultusunda ceza artırılsa bile, N.Ç'nin rızasının olduğu yönündeki görüş, her bir sanığın en az 12.5 yıl daha az ceza almasını sağlamış oldu.
Kemal GÖKTAŞ
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, Mardin'de 13 yaşındaki N.Ç'ye tecavüz edilmesi ile ilgili 32 sanıklı davada, yerel mahkemenin "N.Ç'nin sanıklarla rızasıyla birlikte olduğu" yönündeki kararını onadı. Daire bu nedenle, yerel mahkemenin sanıklara en az 10 yıl ceza verilmesini öngören tecavüz suçundan değil, en az 5 yıl ceza öngören "15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak" suçundan ceza verilmesini yeterli buldu. Daire aynı gerekçeyle sanıklar hakkındaki "rızasını alarak alıkoymak" suçunun zamanaşımından düşmesi kararlarını da onadı ve böylece 'zorla alıkoymak' suçundan alacakları 5-10 yıl arası hapisten de kurtardı. Yargıtay, 20 sanığa "15 yaşından küçük biriyle rızasıyla birlikte olmak" suçundan verilen cezanın, suçun birden çok kişi tarafından ve muhafaza altındaki çocuğa karşı işlenmesi nedeniyle yarı oranında artırılmasının "tartışılması" gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verdi. Yargıtay kararı doğrultusunda ceza artırılsa bile, N.Ç'nin rızasının olduğu yönündeki görüş, her bir sanığın en az 12.5 yıl daha az ceza almasını sağlamış oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



