29 Ağustos 2013 Perşembe
Ali İsmail'in dövüldüğü 74 saniye silindi; 3 polis kurtuldu
Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir'deki Gezi Parkı eylemleri sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz soruşturmasında Jandarmanın savcılığa gönderdiği rapor, Korkmaz'ın fırının önünde dayak yedikten sonra kaçtığı Beşik Otel önündeki 74 saniyelik görüntünün silindiğini ortaya koydu. Korkmaz'ın dövüldüğünü gören tanığın anlatımlarına göre bu 74 saniye, Korkmaz'ın üçüncü kez dövüldüğü ana denk geldiği belirtildi. Avukatlar 74 saniyelik görüntülerin silinmesinden önce Beşik Otel önünde duran 3 polisin Korkmaz'ı dövdüğünü belirterek soruşturmanın polisleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etti.
İLK DÖVÜLMESİNİN GÖRÜNTÜLERİ
Korkmaz ailesinin avukatı Ayşegül Kumaş, videolar üzerinde yaptığı çalışmada Korkmaz'ın dövüldüğü Sanayi Sokak'taki Beşik Otel ve Harman Fırın'ın kameralarının saatlerinin gerçek zamanı yansıtmadığı, iki kamera arasında 18 dakika 50 saniye fark olduğunu tespit etti. Korkmaz'ın 01.05'de dövüldüğü belirlendi. Buna karşın Harman Fırın'ın kamelarının gerçek zamanla 1 saat 8 dakika farkın olduğu ortaya çıkartıyor. Buna göre Beşik Otel'in ve Harman Fırın'ın kamerası aynı zamanı içeriyor ve her iki görüntüde de Ali İsmail Korkmaz görünüyor.
27 Ağustos 2013 Salı
Ali İsmail cinayetinde hastane perdesi
Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında dövülerek öldürüldüğü ortaya çıkan Ali İsmail Korkmaz'ın tedavisinde ihmali olduğu iddia edilen doktor ile hastaneye başvurduğunda ifadesini almayan polis memuru hakkındaki soruşturma, Tepebaşı Kaymakamlığı'nın "soruşturma izni verilmemesi kararı" nedeniyle yapılamadığı ortaya çıktı. Savcılığın, kaymakamlığın bu kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi'ne yaptığı itirazda da soruşturma izninin kaldırılması için ayrıntılı hukuksal açıklamalar yapılmaktan kaçınılması dikkat çekti. Soruşturma izni verilmemesine ilişkin kaymakamlığın iki ayrı kararı da soru işaretlerine yol açtı.
23 Ağustos 2013 Cuma
Ali İsmail'den önce de lince kalkmışlar: Linç sokağı
22.08.2013 - 19:42
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında polis ve sivil kişilerin döverek ölümüne neden oldukları Ali İsmail Korkmaz'ın öldürülme anına ilişkin görüntüler ortaya çıktı
Kemal Göktaş
VATAN, Korkmaz'ın dövülme anına ilişkin görüntülerin yanı sıra Korkmaz'dan 10 dakika önce aynı sokakta kimliği belirlenemeyen bir göstericinin de yine polis ve sivil kişiler tarafından öldüresiye dövüldüğüne ilişkin görüntülere ulaştı. Her iki görüntü birlikte değerlendirildiğinde, polisin sokakta bulunan fırıncı ve akrabaları ile birlikte adeta pusu kurarak sokağa giren göstericileri öldüresiye dövdüğü anlaşılıyor. Korkmaz'ın dövülme anına ilişkin görüntüler ise hem fırıncı ve akrabalarının hem de sanık polisin savunmalarını büyük ölçüde yalanlıyor.
İKİ SİVİL POLİS
İlk görüntüye göre, fırının bulunduğu sokakta 23.48'de fırınının önünde biri gaz maskeli 3 kişinin duruyor. Bir anda biri sopalı bu 3 kişi, koşmaya başlıyor ve park etmiş bir arabanın arkasında birine vuruyor. Bu sırada fırının içinden 5 kişi daha çıkıyor. Bu kişilerden gaz maskeli, elinde cop bulunan kişinin sivil polis olduğu anlaşılıyor. Başka bir kişinin elinde de sopa görülüyor. Bu kişilerin de arabanın arkasındaki kişiyi dövdükleri görülüyor. Daha sonra 4 kişi arabanın arkasında dövülen göstericiyi ensesinden tutarak fırının önünden geçiriyor. Elinde sopa bulunan ve daha önce gözaltına alınarak bırakılan S.K olduğu belirtilen kişi ise göstericinin kafasına ve sırtına vuruyor. Bu sırada fırının önünde 6 kişi duruyor. Gaz maskeli polis, gösterici götürülürken copla 'götürün' diye işaret yapıyor ve sonra gaz maskesini çıkararak fırına giriyor. Görüntülerdeki dayak mağdurunun kimliği ise henüz bilinmiyor.
BAŞINA ÖLDÜRÜCÜ TEKMELER
Bu görüntüden 10 dakika sonra, 23.58'de, Ali İsmail Korkmaz'ın dövülmesi kameralara yansıyor. Sokağın başında duran 4 kişi koşarak gelen Ali İsmail Korkmaz'ı yakalamaya çalışıyor. Öndeki bir kişi tekme atarak Ali İsmail Korkmaz'ın dengesini bozuyor ve duvara çarpmasına neden oluyor. Ardından sonradan gelen bir kişi de dahil olunca 5 kişi Ali İsmail Korkmaz'ı öldüresiye dövüyor. Tekmelerin Korkmaz'ın başına ve karnına geldiği görülüyor. Korkmaz kaldırıma oturur vaziyette çökünce bu kişiler fırının önünde oldukça sakin biçimde beklemeye başlıyor. Bir süre sonra terörle mücadele polisi Mevlüt Soldoğan hızlı adımlarla gelerek kaldırımda oturur vaziyette duran Korkmaz'ın başına oldukça sert biçimde 3 kez tekme atıyor. Hatta ilk tekmeden Korkmaz'ın yere düşmesi üzerine arkasına geçerek ikinci ve üçüncü tekmeleri de kafasına attığı görülüyor. Bu tekmelerden sonra Korkmaz ayağa kalkıp koşarak sokağı terk ediyor. Korkmaz'ın kaçmasından sonra saldırganların sokaktan geçen bir arabayı durdurduğu ve geri çevirdiği görülüyor. Görüntünün sonuna doğru sokağa bir Çevik Kuvvet polisinin girdiği görülüyor.
KUVVETLİ VURMADIM DEMİŞTİ AMA...
Korkmaz'ın dövülmesine ilişkin görüntüler bazı sanıkların, "Polise yardım etmek için sadece çelme taktık" savunmasını geçersiz hale getiriyor. Görüntülere göre fırıncı ve akrabalarının tamamı Ali İsmail'i öldüresiye döverken, "Ayağıma gelen bir taştan ötürü şişmişti o yüzden kuvvetli vurmadım. Zaten karın boşluğuna vurdum" diyen Mevlüt Soldağan'ın da oldukça kuvvetli biçimde Korkmaz'ın başına tekme attığı görülüyor. Ayrıca fırına polislerin girip çıkması, sokağa giren her göstericinin öldüresiye dövülmesi dikkat çekiyor.
İKİ SİVİL POLİS
İlk görüntüye göre, fırının bulunduğu sokakta 23.48'de fırınının önünde biri gaz maskeli 3 kişinin duruyor. Bir anda biri sopalı bu 3 kişi, koşmaya başlıyor ve park etmiş bir arabanın arkasında birine vuruyor. Bu sırada fırının içinden 5 kişi daha çıkıyor. Bu kişilerden gaz maskeli, elinde cop bulunan kişinin sivil polis olduğu anlaşılıyor. Başka bir kişinin elinde de sopa görülüyor. Bu kişilerin de arabanın arkasındaki kişiyi dövdükleri görülüyor. Daha sonra 4 kişi arabanın arkasında dövülen göstericiyi ensesinden tutarak fırının önünden geçiriyor. Elinde sopa bulunan ve daha önce gözaltına alınarak bırakılan S.K olduğu belirtilen kişi ise göstericinin kafasına ve sırtına vuruyor. Bu sırada fırının önünde 6 kişi duruyor. Gaz maskeli polis, gösterici götürülürken copla 'götürün' diye işaret yapıyor ve sonra gaz maskesini çıkararak fırına giriyor. Görüntülerdeki dayak mağdurunun kimliği ise henüz bilinmiyor.
BAŞINA ÖLDÜRÜCÜ TEKMELER
Bu görüntüden 10 dakika sonra, 23.58'de, Ali İsmail Korkmaz'ın dövülmesi kameralara yansıyor. Sokağın başında duran 4 kişi koşarak gelen Ali İsmail Korkmaz'ı yakalamaya çalışıyor. Öndeki bir kişi tekme atarak Ali İsmail Korkmaz'ın dengesini bozuyor ve duvara çarpmasına neden oluyor. Ardından sonradan gelen bir kişi de dahil olunca 5 kişi Ali İsmail Korkmaz'ı öldüresiye dövüyor. Tekmelerin Korkmaz'ın başına ve karnına geldiği görülüyor. Korkmaz kaldırıma oturur vaziyette çökünce bu kişiler fırının önünde oldukça sakin biçimde beklemeye başlıyor. Bir süre sonra terörle mücadele polisi Mevlüt Soldoğan hızlı adımlarla gelerek kaldırımda oturur vaziyette duran Korkmaz'ın başına oldukça sert biçimde 3 kez tekme atıyor. Hatta ilk tekmeden Korkmaz'ın yere düşmesi üzerine arkasına geçerek ikinci ve üçüncü tekmeleri de kafasına attığı görülüyor. Bu tekmelerden sonra Korkmaz ayağa kalkıp koşarak sokağı terk ediyor. Korkmaz'ın kaçmasından sonra saldırganların sokaktan geçen bir arabayı durdurduğu ve geri çevirdiği görülüyor. Görüntünün sonuna doğru sokağa bir Çevik Kuvvet polisinin girdiği görülüyor.
KUVVETLİ VURMADIM DEMİŞTİ AMA...
Korkmaz'ın dövülmesine ilişkin görüntüler bazı sanıkların, "Polise yardım etmek için sadece çelme taktık" savunmasını geçersiz hale getiriyor. Görüntülere göre fırıncı ve akrabalarının tamamı Ali İsmail'i öldüresiye döverken, "Ayağıma gelen bir taştan ötürü şişmişti o yüzden kuvvetli vurmadım. Zaten karın boşluğuna vurdum" diyen Mevlüt Soldağan'ın da oldukça kuvvetli biçimde Korkmaz'ın başına tekme attığı görülüyor. Ayrıca fırına polislerin girip çıkması, sokağa giren her göstericinin öldüresiye dövülmesi dikkat çekiyor.
Hakim adayının yaşam tarzı intiharı!
Kemal Göktaş
Didem Yaylalı, hakimlik sınavının yazılı ve sözlü aşamalarını başarıyla geçerek, stajını yapmaya başladı. Stajın ilk 4 aylık Türkiye Adalet Akademisi'nde yapılan teorik eğitim kısmından sonra Ankara Adliyesi'nde stajını tamamladı ve son 4 aylık akademi eğitimine başladı. Hakim olmayı beklerken, atanmasına bir hafta kala, önceden sunduğu bir sağlık raporunda doktorun imzası olmadığı için "eksik imzalı belge sunduğu" ve böylece idareye yalan beyanda bulunduğu iddiasıyla disiplin cezası aldı. HSYK bu disiplin cezasını gerekçe göstererek, Yaylalı'nın mesleğe alınmamasına karar verdi. HSYK Genel Kurulu'na itiraz eden Yaylalı, sonuç alamadı. Aldığı disiplin cezasına karşı idare mahkemesinde dava açan Yaylalı, HSYK'nın bu davanın sonucunu beklemeden itirazını reddetmesi üzerine, hakimlikten umudunu kesti ve avukat stajına başladı.
22 Ağustos 2013 Perşembe
Ali İsmail'e son tekmeleri atan polis ve avukatının "incitici" savunmaları
"AMACI ÖLDÜRMEK DEĞİL, KÜFÜR EDEN ŞAHSI DEFETMEKTİR"
"AYAĞIMA TAŞ GELMİŞTİ, ŞİDDETLİ VURMADIM"
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında yediği dayak sonucu ölen Ali İsmail Korkmaz ile ilgili soruşturmada, tutuklu polis Mevlüt Saldoğan'ın avukatlarının olayı haksız tahrik kapsamına sokmak için yaptıkları savunmada incitici ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Sanık polisin "öldürme kastıyla değil, defetmek için" tekme attığını ileri süren avukatlar, sanıkların dövdüğü kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığını da ileri iddia etti. Sivil sanıkların "Yakalayın" diye talimat verdiğini iddia ettiği ve Korkmaz'a yerdeyken tekme atarken görüntülenen Saldoğan ise "yakalayın" dediği iddialarını kabul etmedi.
"GEÇMESİNE İZİN VERDİM, SALDIRIDAN KURTARDIM"
"Kasten öldürme" suçundan 1'i polis 5 kişi tutuklanırken soruşturma dosyasındaki ifadelerde fırın sahibi ve
21 Ağustos 2013 Çarşamba
AKP kapatma davası: Usul engelini aşmak zor
Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin 2008 yılında AKP'ye "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu" gerekçesiyle verdiği Hazine yardımının kesilmesi cezasıyla sonuçlanan davanın yeniden açılması konusunda AKP'de yapılan hazırlıklar yeni bir tartışmayı başlattı. AKP'nin yeniden yargılama talep etmesi durumunda, yeni maddi olgu sunmak konusunda güçlük yaşayacağı, ancak bu engelin aşılması ve AYM'nin esastan incelemeye geçmesi halinde ise önceki kararın kaldırılmasının güçlü olasılık olduğu belirtiliyor.
19 Ağustos 2013 Pazartesi
Yargının eşcinsellikle imtihanı
Kemal GÖKTAŞ
Eşcinselliği "sapkın" olarak niteleyen gazete haberini "basın özgürlüğü" kapsamında gören Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, verdiği takipsizlik kararını, mahkemeye yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine kaldırdı ve haberle ilgili dava açtı. Şimdi mahkeme, yargıyı ikiye bölen eşcinselliği sapkınlık mı yoksa cinsel tercih olarak mı gördüğüne ilişkin bir karar verecek.
Yeni Akit gazetesinde 23 Ekim 2012'de yayınlanan bir haberde "Sapık taleplerini demokratik hak kılıfı altında her geçen gün arttıran homoseksüeller şimdi de okullara el attı. Kaos GL (Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar Derneği) Derneği bir broşür hazırlayarak okullarda dağıtmaya başladı. Broşürde sapkın eğilimler normal gösterilerek, bu eğilim içinde olan öğrencilere anlayış gösterilmesi isteniyor. Sapkınlıkların normalleştirilmesi hedefleniyor" ifadelerine yer verildi. Bunun üzerine Kaos GL derneği, haberi yazan muhabir Furkan Altınok hakkında suç duyurusunda bulundu.
ÇÖZÜM SÜRECİNDE "STRATEJİK KONUM" TARTIŞMASI
KIŞANAK VE DEMİR, "STRATEJİK KONUM"U ANLATTI
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'ın kendisiyle görüşen BDP heyeti aracılığıyla ilettiği mesajında bugüne kadarki konumunu araçsal olarak niteleyerek sürecin ilerlemesi ve Suriye'deki sorunlara çözüm konusunda katkı verebilmek için "stratejik konum" talep etmesi tartışma yarattı. BDP, Öcalan'ın stratejik konum talebinin "devletin yetkili ve ilgili organlarından oluşan heyetlerde doğrudan görüşebilmek, cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve iletişim olanaklarının artırılması" anlamına geldiğini belirtiyor.
Öcalan, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile önceki gün yaptığı görüşmeden sonra mevcut konumunun araçsal olduğunu ve artık "staratejik konum" talep ettiğini duyurdu.
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'ın kendisiyle görüşen BDP heyeti aracılığıyla ilettiği mesajında bugüne kadarki konumunu araçsal olarak niteleyerek sürecin ilerlemesi ve Suriye'deki sorunlara çözüm konusunda katkı verebilmek için "stratejik konum" talep etmesi tartışma yarattı. BDP, Öcalan'ın stratejik konum talebinin "devletin yetkili ve ilgili organlarından oluşan heyetlerde doğrudan görüşebilmek, cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve iletişim olanaklarının artırılması" anlamına geldiğini belirtiyor.
Öcalan, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile önceki gün yaptığı görüşmeden sonra mevcut konumunun araçsal olduğunu ve artık "staratejik konum" talep ettiğini duyurdu.
8 Ağustos 2013 Perşembe
Ali İsmail Korkmaz: Polis "yakalayın" dedi, fırıncılar ve polis birlikte dövdü
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de bir sokak arasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın katil zanlıları, jandarmanın silinen görüntüleri kurtarması sayesinde tutuklandı. Mahkeme biri polis, 3'ü sivil 4 kişiyi tutuklarken zanlılardan fırın sahibi İsmail K., polis memuru Mevlüt S.'nin kendilerine sokağa giren bir kişi için "Yakalayın" dediğini iddia etti. Sanıklar, görüntüler nedeniyle vurduklarını inkar edemedi, ancak dövdükleri kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığını ileri sürdü.
4 KİŞİ TUTUKLANDI, BİR KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
30 Temmuz 2013 Salı
Veli Saçılık: Bırakın yakamı
Veli Saçılık:
Danıştayda tazminat davam 11 yıldır sürüyor Antalya 1. idare mahkemesi dozerle kol koparmanın insanlık dışı olduğunu cezaevinde tutuklu bulanan kişinin can güvenliğinin ve vucut bütünlüğünün devletin koruması altında olduğunu belirterek tazminata hükmetmişti.
Sonrasında danıştay bunu süren isyan davasının sonucu beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Ispartaya giden dava sonucunda ise "devletin öldürme" yetkisi olduğu" savıyla ve beni terörist olarak suçlayarak tazminatı haketmediğime karar verdi.
Şimdi ise danıştay iki satır gerekçeyle aleyhimde karar verdi. Kendi bozma gerekçesinde isyan davasının sonucu değerlendirilsin demişken isyan davası zaman aşımına uğradğını değerlendirmedi bile. AİHM daha önce devletin işkence yaptığını ve benim haklı olduğumu tescil etmişti. Dava dosyasında bulunan AİHM kararı yine umursanmadı. Halbuki danııştay yönetmeliğine göre AİHM kararları öncelikli değerlendirilmeliydi. Kısacası aleyhimde olanları söyleyip lehte olanları görmedi.
Ayıca örgüt üyesi diye lanse edilen Yılmaz Babatümgöz'ün güya benim aleyhimde ifade verdiği iddia edilme ama ifadelerin böyle bir şey yok. "Burdur Hatırası" fotosunda çıkan işkence madurlarından biridir kendisi. Tanık olan itfaiye erinin olayla bir alakası da yok.
Danıştay açıkca hukuku ayaklar altına aldı. Beraat etmiş olmama rağmen beni örgüt üyesi olarak lanse etti. Karar hukuki olmaktan çok düşmanca bir zihniyetin ürünü.
Kolum koparılalı 13 yıl oldu. Bıraksınlar yakamı artık. Adaletlerini, hukuklarını da istemiyorum. Kopardıkları kolumu istiyorum. İşkenceyi kollayan, benim kolumu çöpe atıp köpeklere yediren" ileri demokrasi" istemiyorum.
Danıştayda tazminat davam 11 yıldır sürüyor Antalya 1. idare mahkemesi dozerle kol koparmanın insanlık dışı olduğunu cezaevinde tutuklu bulanan kişinin can güvenliğinin ve vucut bütünlüğünün devletin koruması altında olduğunu belirterek tazminata hükmetmişti.
Sonrasında danıştay bunu süren isyan davasının sonucu beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Ispartaya giden dava sonucunda ise "devletin öldürme" yetkisi olduğu" savıyla ve beni terörist olarak suçlayarak tazminatı haketmediğime karar verdi.
Şimdi ise danıştay iki satır gerekçeyle aleyhimde karar verdi. Kendi bozma gerekçesinde isyan davasının sonucu değerlendirilsin demişken isyan davası zaman aşımına uğradğını değerlendirmedi bile. AİHM daha önce devletin işkence yaptığını ve benim haklı olduğumu tescil etmişti. Dava dosyasında bulunan AİHM kararı yine umursanmadı. Halbuki danııştay yönetmeliğine göre AİHM kararları öncelikli değerlendirilmeliydi. Kısacası aleyhimde olanları söyleyip lehte olanları görmedi.
Ayıca örgüt üyesi diye lanse edilen Yılmaz Babatümgöz'ün güya benim aleyhimde ifade verdiği iddia edilme ama ifadelerin böyle bir şey yok. "Burdur Hatırası" fotosunda çıkan işkence madurlarından biridir kendisi. Tanık olan itfaiye erinin olayla bir alakası da yok.
Danıştay açıkca hukuku ayaklar altına aldı. Beraat etmiş olmama rağmen beni örgüt üyesi olarak lanse etti. Karar hukuki olmaktan çok düşmanca bir zihniyetin ürünü.
Kolum koparılalı 13 yıl oldu. Bıraksınlar yakamı artık. Adaletlerini, hukuklarını da istemiyorum. Kopardıkları kolumu istiyorum. İşkenceyi kollayan, benim kolumu çöpe atıp köpeklere yediren" ileri demokrasi" istemiyorum.
Veli Saçılık: Devletin kolunu koparıp peşini bırakmadığı adam
Kopan kolunun tazminatını geri ödeyecek
Kolunu kendi kusuru kopartmış
Kemal GÖKTAŞ
ANKARA - 2000'de Burdur Cezaevi'ne yönelik operasyonda kepçe darbesiyle kolunu kaybeden Veli Saçılık'ın açtığı tazminat davasında tartışma yaratacak bir karara imza atıldı. Saçılık'a ödenen 150 bin TL tazminatın haksız olduğu yönündeki kararın temyiz incelemesini yapan Danıştay, kolun direnişe katılan Saçılık'ın kusurundan dolayı koptuğu yorumunu yaptı. Karar değişmezse, Saçılık, aldığı tazminatı 13 yıl sonra faiziyle geri ödenemek zorunda kalacak.
Dergi satarken yakalanan ve örgüte yardım yataklık suçundan cezaevine konulan Saçılık, Burdur Cezaevi'ne yönelik 2000 yılında yapılan müdahale sırasında kolunu kaybetti. Kopan kolu köpeğin ağzında bulunan Saçılık, o günden bu yana protez kolla yaşamaya başladı. Yargılandığı davadan beraat eden Saçılık, uzun hukuk mücadelelerinin ardından İçişleri Bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladı. Saçılık hakkında isyana karıştığı gerekçesiyle açılan dava ise zamanaşımından düştü. Saçılık, beraatini talep etmesine rağmen davanın sonucunu bu nedenle göremedi.
150 BİN TL
Bu süreçte kopan kolu nedeniyle tazminat davası açan Saçılık, Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce haklı bulundu. Saçılık'a 150 bin TL tazminat ödenmesi kararlaştırıldı. Danıştay ise bu kararı, Saçılık'ın olaylarda sorumluluğunun saptanması gerektiği gerekçesiyle bozdu. Ancak isyan iddiasıyla açılan dava zamanaşımına girdiğinden bu yönde bir sorumluluk saptaması yapılamadı. Burdur İdare Mahkemesi ise buna rağmen Saçılık'a tazminat ödenmemesi gerektiğine hükmetti. Bu karar yeniden Danıştay'a geldi.
Danıştay 10. Dairesi, Burdur İdare Mahkemesi'nin bu yorumunu haklı buldu. Kararda, 5 Temmuz 2000'deki olayın duruşmaya çıkmak istemeyen mahkumlara yönelik operasyon düzenlendiği sırada gerçekleştiği, İtfaiye Müdürlüğü'nde görevli Dursun Akın'ın "bayanlar koğuşundaki direnişçileri yakalamak için iş makinesi ile açılan delikten bir kişi elinde bulunan tuğlayı benim aracın camına savurmak için sağ kolunu çıkarmıştı ki kepçenin ani hareketi olduğunda dışarıya uzanan kol duvar ile kepçenin sağı arasına sıkıştı" şeklinde ifade verdiği kaydedildi. Kararda, terör hükümlüsü Yılmaz Babatümgöz'ün de "Bu arada Veli Saçılık elinde bulunan tuğlayı attı, zafer işareti yaptı, o anda kepçe ters istikamette harekete geçti. Zafer işareti yapan koluna çarptı" dediği belirtildi. Saçılık'ın direnişe aktif olarak sürdürdüğü sırada yaralandığının savunulduğu kararda, iş makinesi operatörünün de beraat ettiği, güvenlik güçleri hakkındaki kovuşturmanın takipsizlikle sonuçlandırıldığı kaydedildi.
Kararda, "Davacının uğradığı zararın kendi kişisel kusurundan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır" denildi. Böylece temyiz itirazı reddedildi ve karar kesinleşti.
Karar değişmezse, Saçılık, aldığı ve büyük bölümünü tedavisinde kullandığı tazminatı faiziyle geri ödemek zorunda kalacak. Faiziyle 300 bin lirayı bulacağı belirtilen tazminatı Saçılık geri ödeyemeyezse, icralarla karşı karşıya kalacak.
Diğer cezaevi operasyonları için de emsal olacak davada ifadesi esas alınan hükümlü Babatümgöz'ün işkence mağduru olduğunu belirterek farklı tarihlerde de ifade verdiği, bu ifadelerinin hiçbirinde Saçılık'tan söz edilmediği de anlaşıldı. Kepçe operatörünün ifadesinin ise sanığı olduğu davadaki savunması olduğu anlaşıldı.
27 Temmuz 2013 Cumartesi
Öcalan'ın yeniden yargılama başvurusundaki sürpriz emsal karar
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan’ın avukatları, Öcalan'ın 4. Yargı Paketi kapsamında yapılan değişikliklerden yararlanarak AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanması ve infazının durdurularak tahliye edilmesi için mahkemeye başvurdu. Avukatlar, mahkemenin bu talebin önünde yasal engel görmesi halinde ise ilgili yasa maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını istedi. Dilekçede, Anayasa Mahkemesi'nin 2010 yılında AİHM kararlarının yeniden yargılamaya konu olması ile ilgili İdari Yargılama Usul Kanunu'nun bir hükmünü iptal eden kararını da emsal gösterdi. Avukatlar, emsal kararda, herkese açık olan yeniden yargılama hakkının bazı kişiler için engellenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunun belirtilmesinin Öcalan'a yeniden yargılama yolunu açacak nitelikte olduğunu savunuyor.
PAKET ÇIKARKEN TARTIŞILMIŞTI
Abdullah Öcalan’ın avukatları, Öcalan'ın 4. Yargı Paketi kapsamında yapılan değişikliklerden yararlanarak AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanması ve infazının durdurularak tahliye edilmesi için mahkemeye başvurdu. Avukatlar, mahkemenin bu talebin önünde yasal engel görmesi halinde ise ilgili yasa maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını istedi. Dilekçede, Anayasa Mahkemesi'nin 2010 yılında AİHM kararlarının yeniden yargılamaya konu olması ile ilgili İdari Yargılama Usul Kanunu'nun bir hükmünü iptal eden kararını da emsal gösterdi. Avukatlar, emsal kararda, herkese açık olan yeniden yargılama hakkının bazı kişiler için engellenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunun belirtilmesinin Öcalan'a yeniden yargılama yolunu açacak nitelikte olduğunu savunuyor.
PAKET ÇIKARKEN TARTIŞILMIŞTI
26 Temmuz 2013 Cuma
Şike tebliğnamesinden çıkan sonuç: CMK rafa; dinleme için artık basit şüphe yeterli!
Kemal GÖKTAŞ
Şike davasının tebliğnamesinde, Ergenekon, Oda TV, KCK ve diğer önemli davalar açısından da önemli olan telefon dinlemeler konusunda yapılan değerlendirmeler dikkat çekti. CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) telefon dinleme için "kuvvetli suç şüphesini" aramasına rağmen, tebliğnamede "basit şüphenin" yeterli olduğu savunuldu. Kanunun aradığı ikinci kriter olan "başka yollarla delil elde edilememesi halinde" telefonların dinlenebileceğine ilişkin olarak da tebliğnamede "bu konudaki kanaatin yeterli olduğu" savunuldu. Temyiz incelemesini yapacak olan 5. Ceza Dairesi'nin de tebliğnamedeki görüşlere katılması durumunda telefon dinlemelerin delil sayılması konusunda kanunun aradığı kriterler oldukça esnekleşmiş olarak uygulanacak. Bu konuda verilecek karar Ergenekon davasındaki telefon dinlemelerle ilgili karara da ışık tutacak.
CMK "KUVVETLİ ŞÜPHE" ARIYOR
24 Temmuz 2013 Çarşamba
Eskişehir'de tanıklar 4 kişiyi dayakçılara "benzetti"
Gezi olayları sırasında Eskişehir'de aralarında sivil polislerin de olduğu iddia edilen kişilerin sopalarla dövdüğü üniversiteli Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünde, şüpheli 6 polis memuru teşhis için jandarmaya götürülerek tanıklara gösterildi. Teşhise katılan 2 tanık, kendilerine gösterilen 4 kişiyi Korkmaz'ı döven 8-10 kişilik grup içindeki kişilere benzettiklerini söyledi.
Gezi Parkı eylemlerine destek için Eskişehir’de düzenlenen gösteride, polisin sıktığı biber gazından kaçarken ara sokakta Korkmaz’ı sopalarla döverek ölümüne neden olan sivil giyimli kişilerin saptanması için tanık teşhisi yaptırıldı. Korkmaz’ı sopalarla döven kişiler oldukları iddiasıyla 6 polis teşhis için İl Jandarma Komutanlığı’na getirildi.
YARGIDA GEZİ RUHU
YARGI "ADALET" İÇİN ÖRGÜTLENİYOR
Kemal GÖKTAŞ
Hakim ve savcılar, kendi özlük haklarının yanı sıra "adaleti" gerçekleştirmek amacıyla yeni bir hareket başlattı. Çeşitli siyasi görüş ve yaşm tarzlarına sahip olduklarını ve "adalet insanı" olmak için bir araya geldiklerini duyuran hakim ve savcılar "Etik Anayasa" adını verdikleri 10 maddelik ilkelerini de açıkladı. "Adalet kaygısıyla hareket etmeyen bir devletin suç örgütüne dönüşeceğini" belirten hareketin ilkeleri arasında "hakim (egemen) güce vasıta olmamak hususunda hassasiyet göstermek" ve "güç karşısında koşulsuz hak savunuculuğu esas almak" da yer aldı.
Farklı görüşlerdeki 200 hakim ve savcının imza attığı "Kürsü Hareketi" adı verilen oluşum, kurulduğunu adalet.org internet sitesinden "Var mısınız?" başlıklı bir duyuruyla açıkladı. "Meslektaşlarımızı, farklı kimlik ve yaşam tarzlarına göre ayırt etmeksizin, 'adalet insanı' olma temelinde ve mesleki hak ve menfaatlerin sağlanması amacına yönelik güçlü ve etkin bir birlik çatısı altında bir araya getirebilmek amacıyla yola çıktığımızı ilan etmiş bulunuyoruz" denilen kuruluş açıklamasında hem hakim ve savcıların sorunları hem de halkın hukuksal sorunlarına çözüm aramak için yola çıkıldığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi:
23 Temmuz 2013 Salı
Eskişehir'deki tutuklama gerekçesi: "Dövenler polis de olabilir"
"BALYOZ TİMİ" İDDİASI
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz ile ilgili soruşturmada elindeki odunla gösteriicleri döven Serdar K. hakkındaki mahkeme kararı, soruşturmada Ali İsmail Korkmaz'ı dövenler arasında "polislerin" de olabileceği şüphesini kayda geçirdi. Mahkeme, Serdar K.'nın tutuklanmasını "suçu birlikte işlediği diğer sanıklarla birlikte delilleri karartabileceği" gerekçesiyle açıkladı. Eskişehir Barosu ise polisin göstericileri dövmek üzere Balyoz Timi oluşturduğu iddiasını gündeme getirdi. Baro, gösterilerin ilk gününde 168 kişinin gözaltına alınmasına rağmen izleyen 2 günde sadece 18 kişinin gözaltına alınmasının da dikkat çekici olduğunu ve iddiaları güçlendirdiğini savundu.
19 Temmuz 2013 Cuma
Sarısülük davasının seyrini değiştirebilecek 3 önemli tespit
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Kızılay'da polis memuru Ahmet Ş.'nin tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük ile ilgili yargılamanın seyrini değiştirecek nitelikte bir bilirkişi raporu ortaya çıktı.
Sarısülük'ün abisi Mustafa Sarısülük'ün talebi üzerine Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'nün onayıyla İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Sevilay Çelenk ve Enver Özüstün görüntüleri özel tekniklerle 1 saniye için 25 fotoğraf karesine ayırarak inceledi. Bilirkişiler, ışık değerini açma ve keskinlik gibi uygulamaları yaparak öncekilerden farklı bir rapor ortaya koydu.
18 Temmuz 2013 Perşembe
SARISÜLÜK'Ü VURAN POLİSE SORUŞTURMA İZNİ ZIRHI
Kemal GÖKTAŞ
Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin sanık polis memuru Ahmet Ş. hakkındaki davanın, iddianamenen kabul edilmesinden bir gün sonra, soruşturma izni alınmadan açıldığı gerekçesiyle, durmasına karar verdi. Kararda, görevi sırasında silah kullanarak bir kişinin ölümüne neden olan polis memuru Ahmet Ş.'nin bu fiilinin görevi nedeniyle işlenen suç tanımına girdiği savunulurken yasaya göre silah kullanma yetkisinin olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.
"GÖREV SUÇU"
Ali İsmail Korkmaz cinayetinde yeni tanıklar
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında sopalarla dövüldükten sonra hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'la ilgili soruşturmada yeni tanıkların ortaya çıkması üzerine savcılık, bu hafta başında gözaltına alınan, ancak mahkeme kararıyla serbest bırakılan otobüs şoförü Serdar K.'nın tutuklanması talebiyle yeniden mahkemeye başvurdu.
Sosyal medyada elinde meşe odunuyla görüntüleri yayınlanan ve önceki gün polis tarafından adliyeye sevk edilen Serdar K., savcılıkta ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilmiş ancak Sulh Ceza Mahkemesi yurt dışına çıkış yasağı getirip, Pazartesi ve Cuma günleri imza verme şartıyla serbest bırakmıştı. Savcılık, bu karara Asliye Ceza Mahkemesi’ne itiraz etti.
17 Temmuz 2013 Çarşamba
Hükümet AİHM'de 6 yıl tutukluluğun "aşırı uzun" olduğunu kabul etmiş
Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin "devlete karşı işlenen suçlar ile terör ve casusluk" suçlarında 10 yıllık azami tutukluluk süresini iptal etmesinin ardından başlayan tartışmalar sürerken hükümetin AİHM'de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) uzun tutukluluk şikayetiyle açılan bir davaya "6 yıllık tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğunu kabul eden" ve 4 bin 900 Euro tazminat karşılığı davanın düşmesini talep eden bir deklarasyon gönderdiği ortaya çıktı. AİHM, hükümetin deklarosyonunu 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye eden sanık için kabul etti, ancak hala tutukluluğu devam eden sanıkla ilgili olarak Türkiye'yi 6 bin 600 Euro tazminata mahkum etti. AİHM kararındaki değerlendirmeler ve hükümetin deklarosyonunun Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra yapılması beklenen yeni düzenlemeye ışık tutabileceği belirtildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
