29 Ağustos 2013 Perşembe
Ali İsmail'in dövüldüğü 74 saniye silindi; 3 polis kurtuldu
Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir'deki Gezi Parkı eylemleri sırasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz soruşturmasında Jandarmanın savcılığa gönderdiği rapor, Korkmaz'ın fırının önünde dayak yedikten sonra kaçtığı Beşik Otel önündeki 74 saniyelik görüntünün silindiğini ortaya koydu. Korkmaz'ın dövüldüğünü gören tanığın anlatımlarına göre bu 74 saniye, Korkmaz'ın üçüncü kez dövüldüğü ana denk geldiği belirtildi. Avukatlar 74 saniyelik görüntülerin silinmesinden önce Beşik Otel önünde duran 3 polisin Korkmaz'ı dövdüğünü belirterek soruşturmanın polisleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etti.
İLK DÖVÜLMESİNİN GÖRÜNTÜLERİ
Korkmaz ailesinin avukatı Ayşegül Kumaş, videolar üzerinde yaptığı çalışmada Korkmaz'ın dövüldüğü Sanayi Sokak'taki Beşik Otel ve Harman Fırın'ın kameralarının saatlerinin gerçek zamanı yansıtmadığı, iki kamera arasında 18 dakika 50 saniye fark olduğunu tespit etti. Korkmaz'ın 01.05'de dövüldüğü belirlendi. Buna karşın Harman Fırın'ın kamelarının gerçek zamanla 1 saat 8 dakika farkın olduğu ortaya çıkartıyor. Buna göre Beşik Otel'in ve Harman Fırın'ın kamerası aynı zamanı içeriyor ve her iki görüntüde de Ali İsmail Korkmaz görünüyor.
27 Ağustos 2013 Salı
Ali İsmail cinayetinde hastane perdesi
Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında dövülerek öldürüldüğü ortaya çıkan Ali İsmail Korkmaz'ın tedavisinde ihmali olduğu iddia edilen doktor ile hastaneye başvurduğunda ifadesini almayan polis memuru hakkındaki soruşturma, Tepebaşı Kaymakamlığı'nın "soruşturma izni verilmemesi kararı" nedeniyle yapılamadığı ortaya çıktı. Savcılığın, kaymakamlığın bu kararına karşı Bölge İdare Mahkemesi'ne yaptığı itirazda da soruşturma izninin kaldırılması için ayrıntılı hukuksal açıklamalar yapılmaktan kaçınılması dikkat çekti. Soruşturma izni verilmemesine ilişkin kaymakamlığın iki ayrı kararı da soru işaretlerine yol açtı.
23 Ağustos 2013 Cuma
Ali İsmail'den önce de lince kalkmışlar: Linç sokağı
22.08.2013 - 19:42
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında polis ve sivil kişilerin döverek ölümüne neden oldukları Ali İsmail Korkmaz'ın öldürülme anına ilişkin görüntüler ortaya çıktı
Kemal Göktaş
VATAN, Korkmaz'ın dövülme anına ilişkin görüntülerin yanı sıra Korkmaz'dan 10 dakika önce aynı sokakta kimliği belirlenemeyen bir göstericinin de yine polis ve sivil kişiler tarafından öldüresiye dövüldüğüne ilişkin görüntülere ulaştı. Her iki görüntü birlikte değerlendirildiğinde, polisin sokakta bulunan fırıncı ve akrabaları ile birlikte adeta pusu kurarak sokağa giren göstericileri öldüresiye dövdüğü anlaşılıyor. Korkmaz'ın dövülme anına ilişkin görüntüler ise hem fırıncı ve akrabalarının hem de sanık polisin savunmalarını büyük ölçüde yalanlıyor.
İKİ SİVİL POLİS
İlk görüntüye göre, fırının bulunduğu sokakta 23.48'de fırınının önünde biri gaz maskeli 3 kişinin duruyor. Bir anda biri sopalı bu 3 kişi, koşmaya başlıyor ve park etmiş bir arabanın arkasında birine vuruyor. Bu sırada fırının içinden 5 kişi daha çıkıyor. Bu kişilerden gaz maskeli, elinde cop bulunan kişinin sivil polis olduğu anlaşılıyor. Başka bir kişinin elinde de sopa görülüyor. Bu kişilerin de arabanın arkasındaki kişiyi dövdükleri görülüyor. Daha sonra 4 kişi arabanın arkasında dövülen göstericiyi ensesinden tutarak fırının önünden geçiriyor. Elinde sopa bulunan ve daha önce gözaltına alınarak bırakılan S.K olduğu belirtilen kişi ise göstericinin kafasına ve sırtına vuruyor. Bu sırada fırının önünde 6 kişi duruyor. Gaz maskeli polis, gösterici götürülürken copla 'götürün' diye işaret yapıyor ve sonra gaz maskesini çıkararak fırına giriyor. Görüntülerdeki dayak mağdurunun kimliği ise henüz bilinmiyor.
BAŞINA ÖLDÜRÜCÜ TEKMELER
Bu görüntüden 10 dakika sonra, 23.58'de, Ali İsmail Korkmaz'ın dövülmesi kameralara yansıyor. Sokağın başında duran 4 kişi koşarak gelen Ali İsmail Korkmaz'ı yakalamaya çalışıyor. Öndeki bir kişi tekme atarak Ali İsmail Korkmaz'ın dengesini bozuyor ve duvara çarpmasına neden oluyor. Ardından sonradan gelen bir kişi de dahil olunca 5 kişi Ali İsmail Korkmaz'ı öldüresiye dövüyor. Tekmelerin Korkmaz'ın başına ve karnına geldiği görülüyor. Korkmaz kaldırıma oturur vaziyette çökünce bu kişiler fırının önünde oldukça sakin biçimde beklemeye başlıyor. Bir süre sonra terörle mücadele polisi Mevlüt Soldoğan hızlı adımlarla gelerek kaldırımda oturur vaziyette duran Korkmaz'ın başına oldukça sert biçimde 3 kez tekme atıyor. Hatta ilk tekmeden Korkmaz'ın yere düşmesi üzerine arkasına geçerek ikinci ve üçüncü tekmeleri de kafasına attığı görülüyor. Bu tekmelerden sonra Korkmaz ayağa kalkıp koşarak sokağı terk ediyor. Korkmaz'ın kaçmasından sonra saldırganların sokaktan geçen bir arabayı durdurduğu ve geri çevirdiği görülüyor. Görüntünün sonuna doğru sokağa bir Çevik Kuvvet polisinin girdiği görülüyor.
KUVVETLİ VURMADIM DEMİŞTİ AMA...
Korkmaz'ın dövülmesine ilişkin görüntüler bazı sanıkların, "Polise yardım etmek için sadece çelme taktık" savunmasını geçersiz hale getiriyor. Görüntülere göre fırıncı ve akrabalarının tamamı Ali İsmail'i öldüresiye döverken, "Ayağıma gelen bir taştan ötürü şişmişti o yüzden kuvvetli vurmadım. Zaten karın boşluğuna vurdum" diyen Mevlüt Soldağan'ın da oldukça kuvvetli biçimde Korkmaz'ın başına tekme attığı görülüyor. Ayrıca fırına polislerin girip çıkması, sokağa giren her göstericinin öldüresiye dövülmesi dikkat çekiyor.
İKİ SİVİL POLİS
İlk görüntüye göre, fırının bulunduğu sokakta 23.48'de fırınının önünde biri gaz maskeli 3 kişinin duruyor. Bir anda biri sopalı bu 3 kişi, koşmaya başlıyor ve park etmiş bir arabanın arkasında birine vuruyor. Bu sırada fırının içinden 5 kişi daha çıkıyor. Bu kişilerden gaz maskeli, elinde cop bulunan kişinin sivil polis olduğu anlaşılıyor. Başka bir kişinin elinde de sopa görülüyor. Bu kişilerin de arabanın arkasındaki kişiyi dövdükleri görülüyor. Daha sonra 4 kişi arabanın arkasında dövülen göstericiyi ensesinden tutarak fırının önünden geçiriyor. Elinde sopa bulunan ve daha önce gözaltına alınarak bırakılan S.K olduğu belirtilen kişi ise göstericinin kafasına ve sırtına vuruyor. Bu sırada fırının önünde 6 kişi duruyor. Gaz maskeli polis, gösterici götürülürken copla 'götürün' diye işaret yapıyor ve sonra gaz maskesini çıkararak fırına giriyor. Görüntülerdeki dayak mağdurunun kimliği ise henüz bilinmiyor.
BAŞINA ÖLDÜRÜCÜ TEKMELER
Bu görüntüden 10 dakika sonra, 23.58'de, Ali İsmail Korkmaz'ın dövülmesi kameralara yansıyor. Sokağın başında duran 4 kişi koşarak gelen Ali İsmail Korkmaz'ı yakalamaya çalışıyor. Öndeki bir kişi tekme atarak Ali İsmail Korkmaz'ın dengesini bozuyor ve duvara çarpmasına neden oluyor. Ardından sonradan gelen bir kişi de dahil olunca 5 kişi Ali İsmail Korkmaz'ı öldüresiye dövüyor. Tekmelerin Korkmaz'ın başına ve karnına geldiği görülüyor. Korkmaz kaldırıma oturur vaziyette çökünce bu kişiler fırının önünde oldukça sakin biçimde beklemeye başlıyor. Bir süre sonra terörle mücadele polisi Mevlüt Soldoğan hızlı adımlarla gelerek kaldırımda oturur vaziyette duran Korkmaz'ın başına oldukça sert biçimde 3 kez tekme atıyor. Hatta ilk tekmeden Korkmaz'ın yere düşmesi üzerine arkasına geçerek ikinci ve üçüncü tekmeleri de kafasına attığı görülüyor. Bu tekmelerden sonra Korkmaz ayağa kalkıp koşarak sokağı terk ediyor. Korkmaz'ın kaçmasından sonra saldırganların sokaktan geçen bir arabayı durdurduğu ve geri çevirdiği görülüyor. Görüntünün sonuna doğru sokağa bir Çevik Kuvvet polisinin girdiği görülüyor.
KUVVETLİ VURMADIM DEMİŞTİ AMA...
Korkmaz'ın dövülmesine ilişkin görüntüler bazı sanıkların, "Polise yardım etmek için sadece çelme taktık" savunmasını geçersiz hale getiriyor. Görüntülere göre fırıncı ve akrabalarının tamamı Ali İsmail'i öldüresiye döverken, "Ayağıma gelen bir taştan ötürü şişmişti o yüzden kuvvetli vurmadım. Zaten karın boşluğuna vurdum" diyen Mevlüt Soldağan'ın da oldukça kuvvetli biçimde Korkmaz'ın başına tekme attığı görülüyor. Ayrıca fırına polislerin girip çıkması, sokağa giren her göstericinin öldüresiye dövülmesi dikkat çekiyor.
Hakim adayının yaşam tarzı intiharı!
Kemal Göktaş
Didem Yaylalı, hakimlik sınavının yazılı ve sözlü aşamalarını başarıyla geçerek, stajını yapmaya başladı. Stajın ilk 4 aylık Türkiye Adalet Akademisi'nde yapılan teorik eğitim kısmından sonra Ankara Adliyesi'nde stajını tamamladı ve son 4 aylık akademi eğitimine başladı. Hakim olmayı beklerken, atanmasına bir hafta kala, önceden sunduğu bir sağlık raporunda doktorun imzası olmadığı için "eksik imzalı belge sunduğu" ve böylece idareye yalan beyanda bulunduğu iddiasıyla disiplin cezası aldı. HSYK bu disiplin cezasını gerekçe göstererek, Yaylalı'nın mesleğe alınmamasına karar verdi. HSYK Genel Kurulu'na itiraz eden Yaylalı, sonuç alamadı. Aldığı disiplin cezasına karşı idare mahkemesinde dava açan Yaylalı, HSYK'nın bu davanın sonucunu beklemeden itirazını reddetmesi üzerine, hakimlikten umudunu kesti ve avukat stajına başladı.
22 Ağustos 2013 Perşembe
Ali İsmail'e son tekmeleri atan polis ve avukatının "incitici" savunmaları
"AMACI ÖLDÜRMEK DEĞİL, KÜFÜR EDEN ŞAHSI DEFETMEKTİR"
"AYAĞIMA TAŞ GELMİŞTİ, ŞİDDETLİ VURMADIM"
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında yediği dayak sonucu ölen Ali İsmail Korkmaz ile ilgili soruşturmada, tutuklu polis Mevlüt Saldoğan'ın avukatlarının olayı haksız tahrik kapsamına sokmak için yaptıkları savunmada incitici ifadeler kullandığı ortaya çıktı. Sanık polisin "öldürme kastıyla değil, defetmek için" tekme attığını ileri süren avukatlar, sanıkların dövdüğü kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığını da ileri iddia etti. Sivil sanıkların "Yakalayın" diye talimat verdiğini iddia ettiği ve Korkmaz'a yerdeyken tekme atarken görüntülenen Saldoğan ise "yakalayın" dediği iddialarını kabul etmedi.
"GEÇMESİNE İZİN VERDİM, SALDIRIDAN KURTARDIM"
"Kasten öldürme" suçundan 1'i polis 5 kişi tutuklanırken soruşturma dosyasındaki ifadelerde fırın sahibi ve
21 Ağustos 2013 Çarşamba
AKP kapatma davası: Usul engelini aşmak zor
Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin 2008 yılında AKP'ye "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu" gerekçesiyle verdiği Hazine yardımının kesilmesi cezasıyla sonuçlanan davanın yeniden açılması konusunda AKP'de yapılan hazırlıklar yeni bir tartışmayı başlattı. AKP'nin yeniden yargılama talep etmesi durumunda, yeni maddi olgu sunmak konusunda güçlük yaşayacağı, ancak bu engelin aşılması ve AYM'nin esastan incelemeye geçmesi halinde ise önceki kararın kaldırılmasının güçlü olasılık olduğu belirtiliyor.
19 Ağustos 2013 Pazartesi
Yargının eşcinsellikle imtihanı
Kemal GÖKTAŞ
Eşcinselliği "sapkın" olarak niteleyen gazete haberini "basın özgürlüğü" kapsamında gören Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, verdiği takipsizlik kararını, mahkemeye yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine kaldırdı ve haberle ilgili dava açtı. Şimdi mahkeme, yargıyı ikiye bölen eşcinselliği sapkınlık mı yoksa cinsel tercih olarak mı gördüğüne ilişkin bir karar verecek.
Yeni Akit gazetesinde 23 Ekim 2012'de yayınlanan bir haberde "Sapık taleplerini demokratik hak kılıfı altında her geçen gün arttıran homoseksüeller şimdi de okullara el attı. Kaos GL (Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar Derneği) Derneği bir broşür hazırlayarak okullarda dağıtmaya başladı. Broşürde sapkın eğilimler normal gösterilerek, bu eğilim içinde olan öğrencilere anlayış gösterilmesi isteniyor. Sapkınlıkların normalleştirilmesi hedefleniyor" ifadelerine yer verildi. Bunun üzerine Kaos GL derneği, haberi yazan muhabir Furkan Altınok hakkında suç duyurusunda bulundu.
ÇÖZÜM SÜRECİNDE "STRATEJİK KONUM" TARTIŞMASI
KIŞANAK VE DEMİR, "STRATEJİK KONUM"U ANLATTI
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'ın kendisiyle görüşen BDP heyeti aracılığıyla ilettiği mesajında bugüne kadarki konumunu araçsal olarak niteleyerek sürecin ilerlemesi ve Suriye'deki sorunlara çözüm konusunda katkı verebilmek için "stratejik konum" talep etmesi tartışma yarattı. BDP, Öcalan'ın stratejik konum talebinin "devletin yetkili ve ilgili organlarından oluşan heyetlerde doğrudan görüşebilmek, cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve iletişim olanaklarının artırılması" anlamına geldiğini belirtiyor.
Öcalan, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile önceki gün yaptığı görüşmeden sonra mevcut konumunun araçsal olduğunu ve artık "staratejik konum" talep ettiğini duyurdu.
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'ın kendisiyle görüşen BDP heyeti aracılığıyla ilettiği mesajında bugüne kadarki konumunu araçsal olarak niteleyerek sürecin ilerlemesi ve Suriye'deki sorunlara çözüm konusunda katkı verebilmek için "stratejik konum" talep etmesi tartışma yarattı. BDP, Öcalan'ın stratejik konum talebinin "devletin yetkili ve ilgili organlarından oluşan heyetlerde doğrudan görüşebilmek, cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve iletişim olanaklarının artırılması" anlamına geldiğini belirtiyor.
Öcalan, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Grup Başkanvekili Pervin Buldan ile önceki gün yaptığı görüşmeden sonra mevcut konumunun araçsal olduğunu ve artık "staratejik konum" talep ettiğini duyurdu.
8 Ağustos 2013 Perşembe
Ali İsmail Korkmaz: Polis "yakalayın" dedi, fırıncılar ve polis birlikte dövdü
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de bir sokak arasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın katil zanlıları, jandarmanın silinen görüntüleri kurtarması sayesinde tutuklandı. Mahkeme biri polis, 3'ü sivil 4 kişiyi tutuklarken zanlılardan fırın sahibi İsmail K., polis memuru Mevlüt S.'nin kendilerine sokağa giren bir kişi için "Yakalayın" dediğini iddia etti. Sanıklar, görüntüler nedeniyle vurduklarını inkar edemedi, ancak dövdükleri kişinin Ali İsmail Korkmaz olmadığını ileri sürdü.
4 KİŞİ TUTUKLANDI, BİR KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
30 Temmuz 2013 Salı
Veli Saçılık: Bırakın yakamı
Veli Saçılık:
Danıştayda tazminat davam 11 yıldır sürüyor Antalya 1. idare mahkemesi dozerle kol koparmanın insanlık dışı olduğunu cezaevinde tutuklu bulanan kişinin can güvenliğinin ve vucut bütünlüğünün devletin koruması altında olduğunu belirterek tazminata hükmetmişti.
Sonrasında danıştay bunu süren isyan davasının sonucu beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Ispartaya giden dava sonucunda ise "devletin öldürme" yetkisi olduğu" savıyla ve beni terörist olarak suçlayarak tazminatı haketmediğime karar verdi.
Şimdi ise danıştay iki satır gerekçeyle aleyhimde karar verdi. Kendi bozma gerekçesinde isyan davasının sonucu değerlendirilsin demişken isyan davası zaman aşımına uğradğını değerlendirmedi bile. AİHM daha önce devletin işkence yaptığını ve benim haklı olduğumu tescil etmişti. Dava dosyasında bulunan AİHM kararı yine umursanmadı. Halbuki danııştay yönetmeliğine göre AİHM kararları öncelikli değerlendirilmeliydi. Kısacası aleyhimde olanları söyleyip lehte olanları görmedi.
Ayıca örgüt üyesi diye lanse edilen Yılmaz Babatümgöz'ün güya benim aleyhimde ifade verdiği iddia edilme ama ifadelerin böyle bir şey yok. "Burdur Hatırası" fotosunda çıkan işkence madurlarından biridir kendisi. Tanık olan itfaiye erinin olayla bir alakası da yok.
Danıştay açıkca hukuku ayaklar altına aldı. Beraat etmiş olmama rağmen beni örgüt üyesi olarak lanse etti. Karar hukuki olmaktan çok düşmanca bir zihniyetin ürünü.
Kolum koparılalı 13 yıl oldu. Bıraksınlar yakamı artık. Adaletlerini, hukuklarını da istemiyorum. Kopardıkları kolumu istiyorum. İşkenceyi kollayan, benim kolumu çöpe atıp köpeklere yediren" ileri demokrasi" istemiyorum.
Danıştayda tazminat davam 11 yıldır sürüyor Antalya 1. idare mahkemesi dozerle kol koparmanın insanlık dışı olduğunu cezaevinde tutuklu bulanan kişinin can güvenliğinin ve vucut bütünlüğünün devletin koruması altında olduğunu belirterek tazminata hükmetmişti.
Sonrasında danıştay bunu süren isyan davasının sonucu beklenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu. Ispartaya giden dava sonucunda ise "devletin öldürme" yetkisi olduğu" savıyla ve beni terörist olarak suçlayarak tazminatı haketmediğime karar verdi.
Şimdi ise danıştay iki satır gerekçeyle aleyhimde karar verdi. Kendi bozma gerekçesinde isyan davasının sonucu değerlendirilsin demişken isyan davası zaman aşımına uğradğını değerlendirmedi bile. AİHM daha önce devletin işkence yaptığını ve benim haklı olduğumu tescil etmişti. Dava dosyasında bulunan AİHM kararı yine umursanmadı. Halbuki danııştay yönetmeliğine göre AİHM kararları öncelikli değerlendirilmeliydi. Kısacası aleyhimde olanları söyleyip lehte olanları görmedi.
Ayıca örgüt üyesi diye lanse edilen Yılmaz Babatümgöz'ün güya benim aleyhimde ifade verdiği iddia edilme ama ifadelerin böyle bir şey yok. "Burdur Hatırası" fotosunda çıkan işkence madurlarından biridir kendisi. Tanık olan itfaiye erinin olayla bir alakası da yok.
Danıştay açıkca hukuku ayaklar altına aldı. Beraat etmiş olmama rağmen beni örgüt üyesi olarak lanse etti. Karar hukuki olmaktan çok düşmanca bir zihniyetin ürünü.
Kolum koparılalı 13 yıl oldu. Bıraksınlar yakamı artık. Adaletlerini, hukuklarını da istemiyorum. Kopardıkları kolumu istiyorum. İşkenceyi kollayan, benim kolumu çöpe atıp köpeklere yediren" ileri demokrasi" istemiyorum.
Veli Saçılık: Devletin kolunu koparıp peşini bırakmadığı adam
Kopan kolunun tazminatını geri ödeyecek
Kolunu kendi kusuru kopartmış
Kemal GÖKTAŞ
ANKARA - 2000'de Burdur Cezaevi'ne yönelik operasyonda kepçe darbesiyle kolunu kaybeden Veli Saçılık'ın açtığı tazminat davasında tartışma yaratacak bir karara imza atıldı. Saçılık'a ödenen 150 bin TL tazminatın haksız olduğu yönündeki kararın temyiz incelemesini yapan Danıştay, kolun direnişe katılan Saçılık'ın kusurundan dolayı koptuğu yorumunu yaptı. Karar değişmezse, Saçılık, aldığı tazminatı 13 yıl sonra faiziyle geri ödenemek zorunda kalacak.
Dergi satarken yakalanan ve örgüte yardım yataklık suçundan cezaevine konulan Saçılık, Burdur Cezaevi'ne yönelik 2000 yılında yapılan müdahale sırasında kolunu kaybetti. Kopan kolu köpeğin ağzında bulunan Saçılık, o günden bu yana protez kolla yaşamaya başladı. Yargılandığı davadan beraat eden Saçılık, uzun hukuk mücadelelerinin ardından İçişleri Bakanlığı bünyesinde çalışmaya başladı. Saçılık hakkında isyana karıştığı gerekçesiyle açılan dava ise zamanaşımından düştü. Saçılık, beraatini talep etmesine rağmen davanın sonucunu bu nedenle göremedi.
150 BİN TL
Bu süreçte kopan kolu nedeniyle tazminat davası açan Saçılık, Antalya 1. İdare Mahkemesi'nce haklı bulundu. Saçılık'a 150 bin TL tazminat ödenmesi kararlaştırıldı. Danıştay ise bu kararı, Saçılık'ın olaylarda sorumluluğunun saptanması gerektiği gerekçesiyle bozdu. Ancak isyan iddiasıyla açılan dava zamanaşımına girdiğinden bu yönde bir sorumluluk saptaması yapılamadı. Burdur İdare Mahkemesi ise buna rağmen Saçılık'a tazminat ödenmemesi gerektiğine hükmetti. Bu karar yeniden Danıştay'a geldi.
Danıştay 10. Dairesi, Burdur İdare Mahkemesi'nin bu yorumunu haklı buldu. Kararda, 5 Temmuz 2000'deki olayın duruşmaya çıkmak istemeyen mahkumlara yönelik operasyon düzenlendiği sırada gerçekleştiği, İtfaiye Müdürlüğü'nde görevli Dursun Akın'ın "bayanlar koğuşundaki direnişçileri yakalamak için iş makinesi ile açılan delikten bir kişi elinde bulunan tuğlayı benim aracın camına savurmak için sağ kolunu çıkarmıştı ki kepçenin ani hareketi olduğunda dışarıya uzanan kol duvar ile kepçenin sağı arasına sıkıştı" şeklinde ifade verdiği kaydedildi. Kararda, terör hükümlüsü Yılmaz Babatümgöz'ün de "Bu arada Veli Saçılık elinde bulunan tuğlayı attı, zafer işareti yaptı, o anda kepçe ters istikamette harekete geçti. Zafer işareti yapan koluna çarptı" dediği belirtildi. Saçılık'ın direnişe aktif olarak sürdürdüğü sırada yaralandığının savunulduğu kararda, iş makinesi operatörünün de beraat ettiği, güvenlik güçleri hakkındaki kovuşturmanın takipsizlikle sonuçlandırıldığı kaydedildi.
Kararda, "Davacının uğradığı zararın kendi kişisel kusurundan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmaktadır" denildi. Böylece temyiz itirazı reddedildi ve karar kesinleşti.
Karar değişmezse, Saçılık, aldığı ve büyük bölümünü tedavisinde kullandığı tazminatı faiziyle geri ödemek zorunda kalacak. Faiziyle 300 bin lirayı bulacağı belirtilen tazminatı Saçılık geri ödeyemeyezse, icralarla karşı karşıya kalacak.
Diğer cezaevi operasyonları için de emsal olacak davada ifadesi esas alınan hükümlü Babatümgöz'ün işkence mağduru olduğunu belirterek farklı tarihlerde de ifade verdiği, bu ifadelerinin hiçbirinde Saçılık'tan söz edilmediği de anlaşıldı. Kepçe operatörünün ifadesinin ise sanığı olduğu davadaki savunması olduğu anlaşıldı.
27 Temmuz 2013 Cumartesi
Öcalan'ın yeniden yargılama başvurusundaki sürpriz emsal karar
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan’ın avukatları, Öcalan'ın 4. Yargı Paketi kapsamında yapılan değişikliklerden yararlanarak AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanması ve infazının durdurularak tahliye edilmesi için mahkemeye başvurdu. Avukatlar, mahkemenin bu talebin önünde yasal engel görmesi halinde ise ilgili yasa maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını istedi. Dilekçede, Anayasa Mahkemesi'nin 2010 yılında AİHM kararlarının yeniden yargılamaya konu olması ile ilgili İdari Yargılama Usul Kanunu'nun bir hükmünü iptal eden kararını da emsal gösterdi. Avukatlar, emsal kararda, herkese açık olan yeniden yargılama hakkının bazı kişiler için engellenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunun belirtilmesinin Öcalan'a yeniden yargılama yolunu açacak nitelikte olduğunu savunuyor.
PAKET ÇIKARKEN TARTIŞILMIŞTI
Abdullah Öcalan’ın avukatları, Öcalan'ın 4. Yargı Paketi kapsamında yapılan değişikliklerden yararlanarak AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanması ve infazının durdurularak tahliye edilmesi için mahkemeye başvurdu. Avukatlar, mahkemenin bu talebin önünde yasal engel görmesi halinde ise ilgili yasa maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını istedi. Dilekçede, Anayasa Mahkemesi'nin 2010 yılında AİHM kararlarının yeniden yargılamaya konu olması ile ilgili İdari Yargılama Usul Kanunu'nun bir hükmünü iptal eden kararını da emsal gösterdi. Avukatlar, emsal kararda, herkese açık olan yeniden yargılama hakkının bazı kişiler için engellenmesinin Anayasa'ya aykırı olduğunun belirtilmesinin Öcalan'a yeniden yargılama yolunu açacak nitelikte olduğunu savunuyor.
PAKET ÇIKARKEN TARTIŞILMIŞTI
26 Temmuz 2013 Cuma
Şike tebliğnamesinden çıkan sonuç: CMK rafa; dinleme için artık basit şüphe yeterli!
Kemal GÖKTAŞ
Şike davasının tebliğnamesinde, Ergenekon, Oda TV, KCK ve diğer önemli davalar açısından da önemli olan telefon dinlemeler konusunda yapılan değerlendirmeler dikkat çekti. CMK (Ceza Muhakemesi Kanunu) telefon dinleme için "kuvvetli suç şüphesini" aramasına rağmen, tebliğnamede "basit şüphenin" yeterli olduğu savunuldu. Kanunun aradığı ikinci kriter olan "başka yollarla delil elde edilememesi halinde" telefonların dinlenebileceğine ilişkin olarak da tebliğnamede "bu konudaki kanaatin yeterli olduğu" savunuldu. Temyiz incelemesini yapacak olan 5. Ceza Dairesi'nin de tebliğnamedeki görüşlere katılması durumunda telefon dinlemelerin delil sayılması konusunda kanunun aradığı kriterler oldukça esnekleşmiş olarak uygulanacak. Bu konuda verilecek karar Ergenekon davasındaki telefon dinlemelerle ilgili karara da ışık tutacak.
CMK "KUVVETLİ ŞÜPHE" ARIYOR
24 Temmuz 2013 Çarşamba
Eskişehir'de tanıklar 4 kişiyi dayakçılara "benzetti"
Gezi olayları sırasında Eskişehir'de aralarında sivil polislerin de olduğu iddia edilen kişilerin sopalarla dövdüğü üniversiteli Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünde, şüpheli 6 polis memuru teşhis için jandarmaya götürülerek tanıklara gösterildi. Teşhise katılan 2 tanık, kendilerine gösterilen 4 kişiyi Korkmaz'ı döven 8-10 kişilik grup içindeki kişilere benzettiklerini söyledi.
Gezi Parkı eylemlerine destek için Eskişehir’de düzenlenen gösteride, polisin sıktığı biber gazından kaçarken ara sokakta Korkmaz’ı sopalarla döverek ölümüne neden olan sivil giyimli kişilerin saptanması için tanık teşhisi yaptırıldı. Korkmaz’ı sopalarla döven kişiler oldukları iddiasıyla 6 polis teşhis için İl Jandarma Komutanlığı’na getirildi.
YARGIDA GEZİ RUHU
YARGI "ADALET" İÇİN ÖRGÜTLENİYOR
Kemal GÖKTAŞ
Hakim ve savcılar, kendi özlük haklarının yanı sıra "adaleti" gerçekleştirmek amacıyla yeni bir hareket başlattı. Çeşitli siyasi görüş ve yaşm tarzlarına sahip olduklarını ve "adalet insanı" olmak için bir araya geldiklerini duyuran hakim ve savcılar "Etik Anayasa" adını verdikleri 10 maddelik ilkelerini de açıkladı. "Adalet kaygısıyla hareket etmeyen bir devletin suç örgütüne dönüşeceğini" belirten hareketin ilkeleri arasında "hakim (egemen) güce vasıta olmamak hususunda hassasiyet göstermek" ve "güç karşısında koşulsuz hak savunuculuğu esas almak" da yer aldı.
Farklı görüşlerdeki 200 hakim ve savcının imza attığı "Kürsü Hareketi" adı verilen oluşum, kurulduğunu adalet.org internet sitesinden "Var mısınız?" başlıklı bir duyuruyla açıkladı. "Meslektaşlarımızı, farklı kimlik ve yaşam tarzlarına göre ayırt etmeksizin, 'adalet insanı' olma temelinde ve mesleki hak ve menfaatlerin sağlanması amacına yönelik güçlü ve etkin bir birlik çatısı altında bir araya getirebilmek amacıyla yola çıktığımızı ilan etmiş bulunuyoruz" denilen kuruluş açıklamasında hem hakim ve savcıların sorunları hem de halkın hukuksal sorunlarına çözüm aramak için yola çıkıldığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi:
23 Temmuz 2013 Salı
Eskişehir'deki tutuklama gerekçesi: "Dövenler polis de olabilir"
"BALYOZ TİMİ" İDDİASI
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz ile ilgili soruşturmada elindeki odunla gösteriicleri döven Serdar K. hakkındaki mahkeme kararı, soruşturmada Ali İsmail Korkmaz'ı dövenler arasında "polislerin" de olabileceği şüphesini kayda geçirdi. Mahkeme, Serdar K.'nın tutuklanmasını "suçu birlikte işlediği diğer sanıklarla birlikte delilleri karartabileceği" gerekçesiyle açıkladı. Eskişehir Barosu ise polisin göstericileri dövmek üzere Balyoz Timi oluşturduğu iddiasını gündeme getirdi. Baro, gösterilerin ilk gününde 168 kişinin gözaltına alınmasına rağmen izleyen 2 günde sadece 18 kişinin gözaltına alınmasının da dikkat çekici olduğunu ve iddiaları güçlendirdiğini savundu.
19 Temmuz 2013 Cuma
Sarısülük davasının seyrini değiştirebilecek 3 önemli tespit
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Kızılay'da polis memuru Ahmet Ş.'nin tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük ile ilgili yargılamanın seyrini değiştirecek nitelikte bir bilirkişi raporu ortaya çıktı.
Sarısülük'ün abisi Mustafa Sarısülük'ün talebi üzerine Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'nün onayıyla İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Sevilay Çelenk ve Enver Özüstün görüntüleri özel tekniklerle 1 saniye için 25 fotoğraf karesine ayırarak inceledi. Bilirkişiler, ışık değerini açma ve keskinlik gibi uygulamaları yaparak öncekilerden farklı bir rapor ortaya koydu.
18 Temmuz 2013 Perşembe
SARISÜLÜK'Ü VURAN POLİSE SORUŞTURMA İZNİ ZIRHI
Kemal GÖKTAŞ
Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, Ethem Sarısülük'ün ölümüne ilişkin sanık polis memuru Ahmet Ş. hakkındaki davanın, iddianamenen kabul edilmesinden bir gün sonra, soruşturma izni alınmadan açıldığı gerekçesiyle, durmasına karar verdi. Kararda, görevi sırasında silah kullanarak bir kişinin ölümüne neden olan polis memuru Ahmet Ş.'nin bu fiilinin görevi nedeniyle işlenen suç tanımına girdiği savunulurken yasaya göre silah kullanma yetkisinin olduğunun belirtilmesi de dikkat çekti.
"GÖREV SUÇU"
Ali İsmail Korkmaz cinayetinde yeni tanıklar
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında sopalarla dövüldükten sonra hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'la ilgili soruşturmada yeni tanıkların ortaya çıkması üzerine savcılık, bu hafta başında gözaltına alınan, ancak mahkeme kararıyla serbest bırakılan otobüs şoförü Serdar K.'nın tutuklanması talebiyle yeniden mahkemeye başvurdu.
Sosyal medyada elinde meşe odunuyla görüntüleri yayınlanan ve önceki gün polis tarafından adliyeye sevk edilen Serdar K., savcılıkta ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilmiş ancak Sulh Ceza Mahkemesi yurt dışına çıkış yasağı getirip, Pazartesi ve Cuma günleri imza verme şartıyla serbest bırakmıştı. Savcılık, bu karara Asliye Ceza Mahkemesi’ne itiraz etti.
17 Temmuz 2013 Çarşamba
Hükümet AİHM'de 6 yıl tutukluluğun "aşırı uzun" olduğunu kabul etmiş
Kemal GÖKTAŞ
Anayasa Mahkemesi'nin "devlete karşı işlenen suçlar ile terör ve casusluk" suçlarında 10 yıllık azami tutukluluk süresini iptal etmesinin ardından başlayan tartışmalar sürerken hükümetin AİHM'de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) uzun tutukluluk şikayetiyle açılan bir davaya "6 yıllık tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğunu kabul eden" ve 4 bin 900 Euro tazminat karşılığı davanın düşmesini talep eden bir deklarasyon gönderdiği ortaya çıktı. AİHM, hükümetin deklarosyonunu 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye eden sanık için kabul etti, ancak hala tutukluluğu devam eden sanıkla ilgili olarak Türkiye'yi 6 bin 600 Euro tazminata mahkum etti. AİHM kararındaki değerlendirmeler ve hükümetin deklarosyonunun Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra yapılması beklenen yeni düzenlemeye ışık tutabileceği belirtildi.
16 Temmuz 2013 Salı
" Başka göstericileri dövüyordu ama Ali İsmail'i dövmedi"
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Eskişehir'de üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ı darp ederek öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan halk otobüsü şoföre Serdar K.'yı teşhis eden iki görgü tanığı, Serdar K.'nın diğer göstericileri dövenler arasında olduğunu, ancak Korkmaz'ı darp ederken görmediklerini söyledi. Emniyet'in zanlıyı sosyal medyada bir süredir yayınlanan görüntülerden yola çıkarak gözaltına aldığı anlaşıldı. Tanıklar, kick-box'cu olduğunu söyleyen zanlının, olay gecesi etraftakilere "36 yaşında olduğunu, 34 kişiyi götürdüğünü ve 6 kişiyi daha götüreceğini" söylediğini anlattı.
Mahkeme: Eşcinsellik cinsel tercihtir
Kemal GÖKTAŞ
Eşcinselliği sapıklık olarak değerlendiren haberin suç olduğuna ve bu ifadeyi kullananların yargılanması gerektiğine ilişkin mahkeme kararında eşcinselliğin "cinsel tercih" olduğu vurgusu yapıldığı ortaya çıktı.
15 Temmuz 2013 Pazartesi
EŞCİNSELLİĞİ SAPIKLIK OLARAK GÖRMEK SUÇ
Kemal GÖKTAŞ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, eşcinsellere yönelik ayrımcılığı önlemek için okullarda broşür dağıtılmasını "Sapkınlar okullara sızıyor" başlıklı bir haberle duyurulmasında ayrımcılık görmeyen kararı Ağır Ceza Mahkemesi'nden döndü. Başsavcılığın, haberin düşünce özgürlüğü sınırları içinde olduğu gerekçesiyle verdiği takipsizlik kararına Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar Derneği'nin (Kaos GL) yaptığı itirazı kabul eden mahkeme, Yeni Akit gazetesinde yayınlanan haberle ilgili dava açılması gerektiğine karar verdi.
13 Temmuz 2013 Cumartesi
O görüntüler iki gün poliste tutanaksız kalmış
Gündem
Polis o kayıtları iki günce tutanaksız almış!
Ali İsmail’in dövüldüğü yerin görüntülerinin kaydedildiği Beşik Otel’in hard disklerini tutanak tutmadan alan polisin, iki gün sonra ‘Açılmadı’ diyerek getirdiği öne sürüldü
Yayınlanma Tarihi: 13.07.2013 12:00:00
Kemal Göktaş
Gezi eylemlerinin ilk günlerinde Eskişehir’de sokak ortasında dövüldükten sonra komaya giren ve önceki gün yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz’ın dövülme anına ilişkin görüntülerin silinmesi ile ilgili çarpıcı iddialar gündeme geldi. İddialara göre, Korkmaz’la ilgili soruşturma devam ederken polis olay yerine yakın olan Beşik Otel’e giderek görüntülerin kaydedildiği hard-diski aldı. Ancak hard-diskin alındığına ilişkin herhangi bir tutanak tutulmadı. Polis, 2 gün sonra yeniden otele gelerek hard-diskin açılmadığını söyledi ve otel yetkililerinden diskin açılmasını istedi. Bunun üzerine kamera sistemlerini kuran firmadan bir personel çağrıldı. Bu kişinin hard-diskleri açmasının ardından, hard-diskin teslim alındığına ilişkin bir tutanak tutuldu. Böylece hard-disk poliste 2 gün kayıt dışı tutulmuş oldu.
Jandarma Kriminal’de
Eskişehir Başsavcılığı, bilirkişilerin açamadığı silinmiş dosyalar için görüntülerin kriminal laboratuvara gönderildiğini açıkladı. Buna göre, 40 adet CD, kamera görüntülerinin kayıt edildiği recorder ve harici harddiskler 28 Haziran’da Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarları’na gönderildi.
Gizli tanık artık gizli değil
Bu arada, “gizli tanık” olmak isteyen olayın görgü tanığının, soruşturmanın başında Müracaat Savcılığı’na kimlik bilgilerini vererek ifade verdiği, ancak daha sonra can güvenliğinden endişe ederek “gizli tanık” olmak için başvurduğu ortaya çıktı. Savcılık, suçu “örgüt” kapsamında değerlendirmediği için başvurusu reddedildi.
Ağabey: Kayıtlar sağlam alınmıştı
Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi, Antakya’nın Ekinci Beldesi’ndeki evlerinde taziyeleri kabul etti. Ağabey Gürkan Korkmaz, şunları söyledi: “Otel yetkilileri görüntülerin emniyet tarafından ilk alındığı zaman açıldığını, denendiğini hatta bir kısmının kopyalandığını ondan sonra hard diskin emanete teslim edildiğini beyan etti. Sağlam olarak teslim alınan hard diskler emniyetten savcılığa gittiğinde artık açılamıyordu. Hala da bilgilere ulaşılmış değil.”
Jandarma Kriminal’de
Eskişehir Başsavcılığı, bilirkişilerin açamadığı silinmiş dosyalar için görüntülerin kriminal laboratuvara gönderildiğini açıkladı. Buna göre, 40 adet CD, kamera görüntülerinin kayıt edildiği recorder ve harici harddiskler 28 Haziran’da Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarları’na gönderildi.
Gizli tanık artık gizli değil
Bu arada, “gizli tanık” olmak isteyen olayın görgü tanığının, soruşturmanın başında Müracaat Savcılığı’na kimlik bilgilerini vererek ifade verdiği, ancak daha sonra can güvenliğinden endişe ederek “gizli tanık” olmak için başvurduğu ortaya çıktı. Savcılık, suçu “örgüt” kapsamında değerlendirmediği için başvurusu reddedildi.
Ağabey: Kayıtlar sağlam alınmıştı
Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi, Antakya’nın Ekinci Beldesi’ndeki evlerinde taziyeleri kabul etti. Ağabey Gürkan Korkmaz, şunları söyledi: “Otel yetkilileri görüntülerin emniyet tarafından ilk alındığı zaman açıldığını, denendiğini hatta bir kısmının kopyalandığını ondan sonra hard diskin emanete teslim edildiğini beyan etti. Sağlam olarak teslim alınan hard diskler emniyetten savcılığa gittiğinde artık açılamıyordu. Hala da bilgilere ulaşılmış değil.”
12 Temmuz 2013 Cuma
Ali İsmail'in öldürülmesine büyük karartma
ALİ İSMAİL'İ ÖLÜMÜNE DÖVEN GRUPTAN BİRİ DİĞERİNE "İYİ STRES ATTIK" DEMİŞ
1- GÖRÜNTÜLERDE SİVİL POLİS VE ONLARLA BİRLİKTE HAREKET EDEN BAZI KİŞİLERİN ARA SOKAKLARDA PUSU KURARAK GÖSTERİCİLERİ COP VE BEYZBOL SOPALARIYLA DÖVDÜĞÜ BİLİRKİŞİ RAPORUYLA ORTAYA KONULDU. ANCAK KORKMAZ'IN DÖVÜLDÜĞÜ YERE YAKIN YERDEKİ BİR HIRDAVATÇI VE BİR FIRININ GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİNİN KAYDEDİLDİĞİ DİSKLER BOŞ ÇIKTI. OLAY YERİ YAKININDAKİ OTELİN GÖRÜNTÜLERİNDE İSE 18-20 DAKİKALIK SİLİNME VAR.
2- AMELİYATTAN ÇIKAN BEYİN KAFA TASI PARÇASININ "TIBBİ ATIK" DİYE ATILDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Kemal GÖKTAŞ
Eskişehir'de Gezi eylemleri sırasında dövüldüğü için hayatını kaybeden 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz'ın öldürülmesiyle ilgili savcılık soruşturmasında hazırlanan bilirkişi raporunda çarpıcı detaylar ortaya çıktı.
30 Haziran 2013 Pazar
AİHM'DE 90'LARA DÖNÜŞ
İÇ HUKUK YOLLARI TÜKENMEDEN DOĞRUDAN BAŞVURU TARTIŞILIYOR
Kemal GÖKTAŞ
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 1990'llı yıllarda özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki insan hakkı ihlallerinin etkin soruşturulmaması ve iç hukukta sonuç alınmaması nedeniyle Türkiye için bir istisna uyguluyordu. Buna göre AİHM'e başvurabilmek için iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekirken Türkiye'den yapılan başvurular da doğrudan kabul ediliyordu. AİHM bu kararlarına gerekçe olarak da "iç hukukta sonuç alınamayacağı baştan belli olduğu" gerekçesini gösteriyordu.
Gezi eylemlerinden sonra hukukçular AİHM'e yeniden doğrudan başvuru yapılabileceğini tartışmaya başladı. Özellikle Ethem Sarısülük'ü vuran polis memurunun meşru müdafa olasılığı nedeniyle serbest kalmasının ardından "etkin soruşturma" yapılmadığı ileri sürüldü.
Ethem Sarısülük'te meşru müdafa savunmasını çökerten rapor
NE YERE DÜŞME, NE LİNÇ GİRİŞİMİ NE DE BİLEĞİNE GELEN TAŞ VAR
1 - SANIK POLİS AHMET Ş. "YERE DÜŞTÜM" DEMİŞTİ, RAPORA GÖRE YERE DÜŞMEMİŞ
2 - "BİLEĞİME TAŞ GELDİ, NAMLUNUN POZİSYONU DEĞİŞTİ" DEMİŞTİ AMA RAPORDA BİLEĞE TAŞ GELDİĞİNE İLİŞKİN TESPİT YER ALMADI
3 - "LİNÇ EDİLECEKTİM" DEDİ AMA GÖRÜNTÜLERE GÖRE POLİS ARKADAŞLARI GERİ ÇEKİLİRKEN AHMET Ş. ONLARDAN AYRILARAK İLERİ FIRLADI VE ATEŞ ETTİ
4- AHMET Ş.'YE 37 TAŞ GELDİĞİ SÖYLENMİŞTİ. RAPORA GÖRE, AHMET Ş'NİN GÖSTERİCİLERİN ÜZERİNE YÜRÜMESİNDEN ATEŞ EDİP DÖNENE KADAR 10'UN ÜZERİNDE TAŞ FIRLATILDI
Kemal GÖKTAŞ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Gezi eylemleri sırasında göstericilerden Ethem Sarısülük'ün Çevik Kuvvet polisi Ahmet Ş.'nin tabancasından çıkan kurşunla ölmesiyle ilgili soruşturmada hazırlattığı bilirkişi raporunda, olayla ilgili çarpıcı bilgiler yer aldı.
1 - SANIK POLİS AHMET Ş. "YERE DÜŞTÜM" DEMİŞTİ, RAPORA GÖRE YERE DÜŞMEMİŞ
2 - "BİLEĞİME TAŞ GELDİ, NAMLUNUN POZİSYONU DEĞİŞTİ" DEMİŞTİ AMA RAPORDA BİLEĞE TAŞ GELDİĞİNE İLİŞKİN TESPİT YER ALMADI
3 - "LİNÇ EDİLECEKTİM" DEDİ AMA GÖRÜNTÜLERE GÖRE POLİS ARKADAŞLARI GERİ ÇEKİLİRKEN AHMET Ş. ONLARDAN AYRILARAK İLERİ FIRLADI VE ATEŞ ETTİ
4- AHMET Ş.'YE 37 TAŞ GELDİĞİ SÖYLENMİŞTİ. RAPORA GÖRE, AHMET Ş'NİN GÖSTERİCİLERİN ÜZERİNE YÜRÜMESİNDEN ATEŞ EDİP DÖNENE KADAR 10'UN ÜZERİNDE TAŞ FIRLATILDI
Kemal GÖKTAŞ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Gezi eylemleri sırasında göstericilerden Ethem Sarısülük'ün Çevik Kuvvet polisi Ahmet Ş.'nin tabancasından çıkan kurşunla ölmesiyle ilgili soruşturmada hazırlattığı bilirkişi raporunda, olayla ilgili çarpıcı bilgiler yer aldı.
29 Haziran 2013 Cumartesi
Ethem Sarısülük'ün kayıp hayatı
Kemal GÖKTAŞ
Ethem Sarısülük adı, Gezi eylemlerinin başladığı günlerde Ankara'da polis müdahalesiyle ağır yaralanan göstericilerin arasında geçiyordu. Sonra durumunun ağırlaştığı, kafasında metal bir cisim olduğu haberi geldi. Televizyonlarda yayınlanan bir görüntüde polisin iki el havaya ateş ettikten sonda üçüncü atışını göstericilerin üzerine yönelttiği ve bir kişinin düştüğü görüntüsü yayınlanıyordu o sıralarda. Bu kişi Ethem Sarısülük'tü. Hastanede verdiği yaşam savaşını kaybettiğinde, o metal cismin, çevik kuvvet polisinin attığı kurşun olduğu anlaşıldı. Ailesi, organlarını bağışlamak istemişti ama otopsi nedeniyle mümkün olmadı. Ethem'i vuran tabancayı ateşleyen polis memuru "meşru müdafa" denilerek serbest bırakıldı. Artık hedefte Ethem vardı. Bayrak yaktığı iddia edildi, oradaki kişinin o olduğu kanıtlanmadan. Elinde bir tüfekle askeri giysiler içinde fotoğrafı servis edildi, "terör kampında" denilerek. Oysa ailesine sorsalardı, Hakkari'deki bir karakol inşaatında çalışan Ethem'in o fotoğrafları, oradaki askerlerle birlikte çektiğini öğreneceklerdi. Ama peşin hükümler verilmişti. Ethem Sarısülük Gezi eylemcileri için "kaybettikleri bir yol arkadaşı" iken, bazılarınca neredeyse "katli vacip" bir "terörist"ti.
28 Haziran 2013 Cuma
Sarısülük cinayetinde "meşru müdafaya" itiraz
SARISÜLÜK AİLESİNİN AVUKATINDAN İTİRAZ
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Ankara Kızılay'da Ethem Sarısülük'ü vurarak ölümüne neden olan polisin "meşru müdafa olasılığı" gerekçesiyle tahliye edilmesine Sarısülük'ün ailesi itiraz etti. Aile, polis memuru Ahmet Ş.'nin öldürme kastıyla hareket ettiğini belirterek tutuklanmasını istedi.
Ailenin avukatları Kızım Bayraktar ve Eylem Hakverdi tarafından verilen dilekçede eylemin “meşru
Sarısülük dosyasındaki soru işaretleri
Kemal GÖKTAŞ
Ethem Sarısülük'ü vuran polis memuru Ahmet Ş.'nin "meşru müdafa" gerekçesiyle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasının ardından başlayan tartışmalar sürüyor. Sarısülük dosyasında dikkat çeken ayrıntılar ve çelişkiler şöyle:
POLİS SAVCILIĞA BİLDİRMEDİ: Sarısülük 1 Haziran günü Kızılay'da vuruldu. Doktorlar çekilen filmlerden belninde metal bir cisim olduğunu gördü ancak hayati tehlikeyi artıracağı gerekçesiyle bu cismi çıkarmadı. Sarısülük'ün beynindeki cismin mermi olduğu ancak yaşamını kaybetmesinin ardından yapılan otopside ortaya çıktı. Oysa olayla ilgili tanık olarak ifade veren Çevik Kuvvet Grup Amiri S.G kendi birliğinden bir polisin ateş ettiğini olaydan yarım saat sonra öğrendiğini söyledi. Bu ifade, polisin ateş edildiğini bilmesine rağmen olayı araştırmadığı ve savcılığa bildirmediğini ortaya koydu. Polis olay yeri incelemesini, Sarısülük'ün vurulmasından 6 gün sonra, 7 Haziran'da savcılıktan gelen telefon talimatı üzerine yaptı. Yani Sarısülük'ün vurulma anına ilişkin görüntüler olmasaydı olay faili meçhul kalacaktı.
26 Haziran 2013 Çarşamba
Sarısülük dosyası 3: Amirlerin "konumlanma" hatası mı?
- 2 YILLIK POLİS, ÇEVİK KUVVET İLK GÖREV YERİ
- "BİR ARA BİRLİK AMİRİNİN 'BÖYLE OLMUYOR' DİYE ANONS GEÇTİĞİNİ DUYDUM"
Kemal GÖKTAŞ
Ethem Sarısülük'e ateş ederek ölümüne neden olan, Ahmet Ş.'nin ateş etmeden önce birlik amirinin 'böyle olmuyor" diye anons geçtiğini söylemesi ve tanık olarak dinlenen kameraman Hakan Dikiciler'in de olaylar sırasında polisin alışıldık durumun aksine göstericilerin karşısında dizilmediğini belirtmesi olayda polisin yanlış konumlandırıldığı kuşkularını ortaya çıkardı.
Ahmet Ş., ifadesinde, ateş etmeden önce sıkıştırıldıklarını anlatarak "Bir ara birlik amirinin 'böyle olmuyor efendim' diye anons geçtiğini duydum. Bize iyice yaklaştılar. Yakın mesafeden taş ve demir atıyorlardı. Flamaların sopalarıyla vuruyorlardı. Birlik amirimiz çekileceğimizi söyledi. Kalkanla siper olup arkadakilerin çekilmesine yardımcı olduk. Mesafe iyice azaldı. Kalkanları her yöne çeviriyor, geri geri gitmeye çalışıyorduk. Beton koltuklar çekilmemize engel oldu. Polislerin bir kısmı yere düştü...Bu defa bize tekmelerle vurmaya başladılar" dedi.
Sarısülük dosyası 1: Polisin karartma girişimi
SARISÜLÜK'DE YENİ SKANDAL
AMİRLERİ SARISÜLÜK'Ü VURANI YARIM SAAT SONRA BİLİYORDU AMA SAVCILIĞA BİLDİRMEDİ
GÖRÜNTÜ OLMASADI, FAİLİ MEÇHUL KALACAKTI
Kemal GÖKTAŞ
Ethem Sarısülük'ü vuran polisin serbest bırakılmasının ardından gözler, polisin tutuksuz olarak yargılanacağı dava sürecine çevrildi. Soruşturmayı yürüten Ankara Cumhuriyet Savcısı Veli Dalgalı'nın tutuklamaya sevk yazısındaki görüşleri doğrultusunda bir yargılama yapılması halinde Çevik Kuvvet polisi Ahmet Ş.'nin ceza almadan kurtulacağı ortaya çıktı. Bu arada Sarısülük'ün vurulmasıyla ilgili tanıklık yapması beklenen 2 kişi, polisin "yaşadışı örgüt" iddiasıyla düzenlediği operasyonla gözaltına alındı.
Savcı Dalgalı, Ahmet Ş. hakkında "meşru müdafa sınırının aşılması suretiyle ölüme neden olma" suçunu yöneltti. Türk Ceza Kanunu'nda meşru müdafa şöyle tanımlanıyor: "Kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez"
Kanuna göre meşru müdafa sınırı aşılarak öldürme suçu işlenmişse sanığa 1.5 yıldan 5 yıla kadar ceza verilebiliyor. Verilecek ceza 3 yıl ve altı olursa ertelenecek. Kanuna göre meşru müdafa sınırının aşılması, "mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise" faile ceza verilmiyor. Savcılığın da Sarısülük'ün vurulmasını "meşru müdafa" kavramıyla açıklaması nedeniyle Ahmet Ş. dava sonunda çok düşük bir ceza alarak kurtulabileceği gibi hiç ceza da almayabilecek.
YARGIDAN GÖSTERİ HAKKINA "ÖZGÜRLÜK" KARARI
* "YAŞASIN HALK SAVAŞI, GENÇLER DAĞLARA, KATİL DEVLET HESAP VERECEK, BEDEL ÖDEDİK BEDEL ÖDETECEĞİZ" SLOGANLAR SUÇ DEĞİL
* İBRAHİM KAYPAKKAYA'YI MEZARI BAŞINDA ANAN 254 KİŞİYE AÇILAN SORUŞTURMADA 4. YARGI PAKETİ VE AİHM KARARLARI DAYANAK GÖSTERİLEREK TAKİPSİZLİK KARARI VERİLDİ
Kemal GÖKTAŞ
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı, TKP-ML'nin kurucusu İbrahim Kaypakkaya'yı geçen yıl mezarı başında anan ve aralarında Kaypakkaya'nın yakınlarının da olduğu 254 kişi hakkında açılan soruşturmada tarihi bir takipsizlik kararı verdi. Savcı Ahmet Hamdi Çelik, "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan yürütülen soruşturma sonunda bugüne kadar ağır cezalar verilen slogan ve pankartların Nisan ayında yürürlüğe giren 4. Yargı Paketi ile AİHM kararları birlikte değerlendirildiğinde suç sayılamayacağına karar verdi. Gezi olaylarından önce verilen kararda, bir AİHM kararına atıf yapılarak "Göstericiler hasımlarının fiziksel şiddetine maruz kalma korkusuna kapılmaksızın gösterilerini gerçekleştirebilmelidir. Bu tür bir korku insanları kendi kanaatlerini ifade etmekten caydırabilir" denilmesi de dikkat çekti.
İSTANBUL SANCAKTEPE'DE VAHİM OLAY
İSTANBUL'DA BİR KİŞİNİN 5 POLİS TARAFINDAN FECİ ŞEKİLDE DÖVÜLDÜĞÜ, BİR POLİSİN GÖZÜNE SERT BİR CİSİM SOKTUĞU VE ATEŞE ATILDIĞI İDDİA EDİLDİ
ADLİ TIP RAPORU VE OLAY YERİNDE ÇEKİLEN GÖRÜNTÜLER SUÇ DUYURUSUNA EKLENDİ
Kemal GÖKTAŞ
İstanbul Sancaktepe'de Gezi eylemleri sırasında 5 polisin Hakan Yaman isimli bir kişiyi dövdükleri, bir polisin gözüne sert cisim sokarak gözünü çıkardığı ve ateşe attıkları iddiasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Avukat Elif Eylem Kınacılar, suç duyurusuna kırıklar, görme kaybı ve yanıkları gösteren adli tıp raporu ile olay anında çevredekilerin yaptığı video çekimi görüntülerini ekledi. Avukat Kınacılar'ın savcılığa delil olarak sunduğu görüntülerde 5 polisin bir kişi döverek sürüklediği ve sonra yanan bir ateşin yanında bıraktığı görülüyor.
25 Haziran 2013 Salı
Ethem Sarısülük'ü vuran polis: Bileğime taş geldi, namlunun yönü değişti
KEMAL GÖKTAŞ
Gezi Parkı eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'e ateş ederek ölümüne neden olan Çevik Kuvvet polisi Ahmet Ş. savcının tutuklanması talebiyle sevk edildiği mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Hakim, "Meşru müdafa olasılığından" bahsettiği kararında polisin tutuklanmasının telafi edilmeyecek zararlara neden olabileceğini savundu ve polis memurunun adli kontrol altına alınmasına ve yurt dışına çıkışına yasak konulmasına karar verdi. Polisin serbest bırakılmasının ardından Sarısülük ailesinin avukatları iç hukuk yolları tükenmeden AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) yolunun açıldığını söyledi.
Sarısülük'ü vurduğu kamera görüntülerine yansıyan polis memuru Ahmet Ş. dün adliyeye gelerek savcı Veli Dalgalı'ya ifade verdi. Dalgalı, ifadesini aldığı polis memurunu tutuklanması istemiyle Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk etti. Ancak sulh ceza hakimi, polis memurunun tutuklanması talebini reddederek serbest bırakılmasına karar verdi. Hakim, polis memurunun adli kontrol altına alınmasına ve yurt dışına çıkışına da yasak konulmasına hükmetti.
Sarısülük'ü vurduğu kamera görüntülerine yansıyan polis memuru Ahmet Ş. dün adliyeye gelerek savcı Veli Dalgalı'ya ifade verdi. Dalgalı, ifadesini aldığı polis memurunu tutuklanması istemiyle Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk etti. Ancak sulh ceza hakimi, polis memurunun tutuklanması talebini reddederek serbest bırakılmasına karar verdi. Hakim, polis memurunun adli kontrol altına alınmasına ve yurt dışına çıkışına da yasak konulmasına hükmetti.
24 Haziran 2013 Pazartesi
SARISÜLÜK'Ü VURAN POLİS SERBEST
GEREKÇE: "MEŞRÜ MÜDAFA OLABİLİR, TUTUKLANMASI, İLERDE TELAFİSİ GÜÇ ZARARLARA NEDEN OLABİLİR"
POLİS MEMURUNA ADLİ KONTROL VE YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI KONULDU
Kemal GÖKTAŞ
Gezi Parkı eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'e ateş ederek ölümüne neden olan Çevik Kuvvet polisi Ahmet Ş. savcının tutuklanması talebiyle sevk edildiği mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Hakim, "Meşru müdafa olasılığından" bahsettiği kararında polisin tutuklanmasının telafi edilmeyecek zararlara neden olabileceğini savundu ve polis memurunun adli kontrol altına alınmasına ve yurt dışına çıkışına yasak konulmasına karar verdi. Polisin serbest bırakılmasının ardından Sarısülük ailesinin avukatları iç hukuk yolları tükenmeden AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) yolunun açıldığını söyledi.
Sarısülük'ü vurduğu kamera görüntülerine yansıyan polis memuru Ahmet Ş. dün adliyeye gelerek savcı Veli Dalgalı'ya ifade verdi. Dalgalı, ifadesini aldığı polis memurunu tutuklanması istemiyle Ankara 13. Sulh Ceza Mahkemesi'ne sevk etti. Ancak sulh ceza hakimi, polis memurunun tutuklanması talebini reddederek serbest bırakılmasına karar verdi. Hakim, polis memurunun adli kontrol altına alınmasına ve yurt dışına çıkışına da yasak konulmasına hükmetti.
22 Haziran 2013 Cumartesi
Ölümcül polis müdahalesine soruşturma bile açılmamış
Kemal GÖKTAŞ
Gezi Parkı eylemleri sırasında Ankara'da başına gaz fişeği isabet eden ve ölümden dönen Dilan Dursun'un vurulmasıyla ilgili soruşturmanın açılmadığı, evrakların karakolda bekletildiği ve olay yeri incelemesinin avukatların başvurusu üzerine 5 gün sonra yapıldığı ortaya çıktı. Bu incelemede ise sadece yerdeki kurumuş kan izlerinden örnek alınabildi.
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Dilan Dursun, geçen hafta Pazar günü Ankara'da polis kurşunuyla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük'ü anmak için Kızılay'da düzenlenen törene katıldı. Polisin müdahalesi nedeniyle Kolej yönüne doğru kaçan Dursun'un başına, Kurtuluş Parkı'nın karşısında gaz fişeği isabet etti. Tanıklar Dursun'a isabet eden gaz fişeğinin sadece 3-4 metreden ve hedef gözetilerek atıldığını belirtti. Kafatasında kırık ve çatlaklar oluşan Dursun, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyata alındı. Dursun, bir hafta boyunca kaldığı yoğun bakımda verdiği yaşam mücadelesini kazandı ve önceki gün gözlerini açarak anne ve babasına seslendi. Doktorlar, Dursun'un hayati tehlikeyi atlattığını belirtti.
21 Haziran 2013 Cuma
Öcalan'ın ajan çıkan avukatından sürpriz çark
"AJAN" OLDUĞU İDDİA EDİLEN AVUKAT SUÇLAMALARI GERİ ÇEKERKEN MAHKEMENİN "ZORLA GETİRME" KARARI DİKKAT ÇEKTİ
Kemal GÖKTAŞ
Abdullah Öcalan'ın avukatlarının KCK üyesi oldukları iddiasıyla yargılandıkları davanın "itirafçısı" avukat İrfan Dündar, sürpriz bir şekilde önceki ifadelerini reddetti. Avukatlara yönelik operasyondan sonra verdiği ifadeyle diğer avukatları zor durumda bırakan ve "istihbarat görevlisi" olduğu iddia edilen Dündar'ın ifadelerinden vazgeçmesinin ardından yapılan ilk duruşmada 7 sanık tahliye edildi.
"ÖRGÜT ÜYESİ DEĞİLLER"
ÖRGÜTÜN ADI "ÇARŞI"
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemlerinin en önemli unsurlarından olan Beşiktaş Çarşı grubu üyelerine yönelik soruşturmadan Beşiktaşlıları ve Çarşı'yı kızdıracak bir suçlama yer aldı. Savcılığın ve polisin Çarşı grubunu "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt" olarak gördüğü ve soruşturmayı bu eksende yürüttüğü ortaya çıktı. Savcılığın bu suçlamasına sanıklar Çarşı'nın bir taraftar grubu olduğu karşılığını verdi ve kendilerini "Beşiktaşlıyız" diyerek savundu. Sanıkların sorgusunu yapan hakim ise kararını açıklamadan önce çok ilginç bir ifadeyi tutanağa geçirdi. Hakim, "Gereği düşünüldü" başlığının hemen altına "Masumiyet karinesi gereğinde şüpheliler hakkında saygılı bir dil kullanılmıştır" diye yazdı.
20 Haziran 2013 Perşembe
19 Haziran 2013 Çarşamba
Sarısülük ailesi: Ethem'i vuran polis kaçabilir, tutuklayın
Kemal GÖKTAŞ
Gezi eylemleri sırasında Ankara Kızılay'da vurularak yaşamını kaybeden Ethem Sarısülük'ün ailesi, Savcılığın yazısına rağmen ancak 11 günde ismi bildirilen çevik kuvvet polisi A.Ş'nin tutuklanmaya sevk edilmesi talebiyle savcılığa başvurdu. Dilekçede, Sarısülük'ün kafasından 9 mm çapında bir mermi çıktığı ve incelemeye alınan tabancanın da 9 mm. çapında mermi attığına dikkat çekilerek dosyada yer alan görüntüler, tanıkların ifadeleri ve bilirkişi raporuna göre tutuklama için gereken güçlü kanıtların yer aldığı belirtildi.
Avukat Kazım Bayraktar ile Eylem Hakverdi'nin imzasını taşıyan dilekçede, Savcılığın, görüntülerde Sarısülük'e doğru ateş ettiği görülen polis memurunun ismini 6 Haziran'da sormasından 11 gün sonra Emniyet'in polisin ismini ve kullandığı iddia edilen tabancayı savcılığa gönderdiği hatırlatıldı.
Yargıtay tarihindeki ilk darbe yorumunda "Gezi" iması: Herkes darbeci olabilir!
Yargıtay Başsavcılığı'nın, Balyoz davasına ilişkin tebliğnamesi tartışma yaratacak
Yargıtay Başsavcılığının, Balyoz davasına ilişkin tebliğnamesinde darbe suçuna ilişkin yapılan değerlendirmeler tartışma yaratacak.
18 Haziran 2013 Salı
Hükümet "örnekleri" inceliyor, sosyal medya yasaklarına hazırlanıyor
AKP, sosyal medyaya yönelik sansür ve yasaklar için hazırlanıyor. Gezi eylemleri sonrası Erdoğan Twitter için "baş belası" ifadelerini kullanmıştı. Sosyal medyada yer alan mesajlara yaptırım uygulanması için talimat verildi. Adalet Bakanlığı bürokratları çalışma başlattı.
Gezi olaylarında “twitter” ve “facebook” gibi sosyal medyadan eylemcilerin anında haberleşmesine olanak sağlayarak olayların yayılmasında başrolü oynadığı kanısında olan hükümetin bu konudaki rahatsızlığı birçok kez dile getirildi.
Ethem Sarısülük: İşte cinayetin delili!
Gezi Parki eylemleri sırasında Ankara Kızılay'da başından vurularak yaşamını kaybeden Ethem Sarısülük'le ilgili soruşturmada çarpıcı bir gelişme yaşandı. Emniyet, görüntülerde Sarısülük'e ateş ettiği görülen çevik kuvvet polisinin ismini ve tabancasını Savcılığa gönderdi. Tabanca, İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Sarısülük'ü vuran merminin o tabancadan ateşlendiği ortaya çıktığı takdirde görüntülerdeki polisin sorgulanacağı ifade edildi.
Sarısülük, 1 Haziran'da Kızılay Meydanı'nda Yeni Karamürsel Mağazası'nın önünde başından yaralandı. Arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan Sarısülük 2 hafta süren yaşam savaşını geçen Cuma günü kaybetti. Otopside Sarısülük'ün ölümüne başından çıkan 9 mm. çapındaki bir merminin neden olduğu anlaşıldı. Sarısülük'ün vurulma anına ilişkin görüntülerde
de bir de bir çevik kuvvet polisinin Sarısülük'ün üzerine doğru ateş ettiği görülüyordu.
Olay yerinde yapılan savcılıkça yapılan keşifte de herhangi bir sekme izi olmadığı belirtilmişti. 13 Haziran 2013 Perşembe
ETHEM SARISÜLÜK'Ü VURAN POLİS HALA GÖREV BAŞINDA!
AİLENİN ORGANLARINI BAĞIŞLAMA İSTEĞİNE OTOPSİ ENGELİ ÇIKTI
Kemal GÖKTAŞ
Ankara Kızılay’da 1 Haziran günü yapılan gösteriler sırasında polis kurşunuyla başından vurulan ve Numune Hastanesi Yoğun Bakım’da tedavi altında olan Ethem Sarısülük’ün beyin ölümü gerçekleşti. Ailesinin Sarısülük'ün organlarının bağışlanması isteği ise Adli Tıp Kurumu'nun "otopsi" itirazıyla karşılaştı. Sarısülük'ü vuran polisin ise kendisini "Linç korkusuyla havaya ateş ettim" diye savunduğu ve halen görev başında olduğu belirtildi.
Ethem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük kardeşinin beyin ölümünün gerçekleştiğini, kalbinin tek tük attığını söyledi. Ailenin avukatı Kazım Bayraktar da beyin ölümünün gerçekleştiğini belirterek “Doktorlar bunun kesin ölüm anlamına gelmediğini ama birkaç gün içinde her an ölmesini beklediklerini söylediler” dedi.
Roboski gerçeği: Kaçakçı oldukları öngörüsüne rağmen bombalama emri verilmiş!
İHA GÖRÜNTÜLERİNİ İNCELEYEN ASKERİ YETKİLİLERİN SINIRA YAKLAŞAN GRUBUN, KAÇAKÇI OLMA İHTİMALİNİ DE ÖNGÖRDÜKLERİ, BUNA RAĞMEN BU İHTİMALİ ES GEÇEREK BOMBARDIMAN EMNİ VERDİKLERİ ANLAŞILDI
Kemal GÖKTAŞ
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 34 kişinin savaş uçaklarından atılan bombalarla hayatını kaybettiği
12 Haziran 2013 Çarşamba
Uludere'de bir canın bedeli en fazla 5 ay!
- 34 ÖLÜME EN FAZLA 15 YIL
- ULUDERE SORUŞTURMASI ASKERİ SAVCILIĞA GÖNDERİLDİ
- GÖREVSİZLİK KARARINA GÖRE ULUDERE'DE KASIT YOK, DEĞERLENDİRME HATASI VAR
Kemal GÖKTAŞ
Diyarbakır Özel Yetkili Başsavcı Vekilliği, Şırnak'ın Uludere ilçesinde kaçakçılık yapan 34 köylünün savaş uçakları ile bombalanarak öldürülmesi olayı ile ilgili soruşturmada 1.5 yıl sonra görevsizlik kararı vererek, dosyayı Genelkurmay Askeri Mahkemesi Başsavcılığı'na gönderdi. Görevsizlik kararında olayda kasıt değil, bombalanan alandan gelen Heron görüntülerini değerlendiren askerlerin yaptığı "değerlendirme" hatası olduğu savunuldu. Buna göre askerler hakkında "taksirle öldürme" suçundan 1 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenebilecek.
11 Haziran 2013 Salı
Emniyet, o polisin adını vermiyor
OSTİM’DE işçi olan Ethem Sarısülük (26), Gezi Parkı eylemlerinin Ankara’daki ilk gününde Kızılay Meydanı’nda başından yaralandı. Hastaneye kaldırılan Sarısülük’ün başında plastik mermi ya da gaz bombası fişeği olamayacak bir metal cisim olduğu tespit edildi. Ancak Sarısülük’ün ameliyat olması halinde hayatını kaybetmesi riskinin yüksek olduğunu değerlendiren doktorlar, yoğun bakımda tutma kararı aldı.
10 Haziran 2013 Pazartesi
Savcı, Sarısülük'e ateş eden polisi sordu
BİLİRKİŞİ: MERMİNİN SEKECEĞİ BİR YER YOK
Kemal GÖKTAŞ
Gezi Parkı protestolarınının Ankara ayağında başına isabet eden ve tıbbi nedenlerle çıkarılmadığı için mermi olup olmadığı kesinleşmeyen "metal" cisimle yaralanan Ethem Sarısülük'le ilgili soruşturmada hazırlanan Keşif Tutanağı'nda bilir kişilerin "doğrudan ateş edildiği" kuşkusunu ortaya koyan tespitler yer aldı. Keşif tutanağından bilir kişiler, "kurşunun sekebileceği herhang bir yer olmadığını, sekme izinin de bulunmadığını" belirterek, vahim bir kuşkuyu tutanağa geçirmiş oldu. Öte yandan Savcılığın Emniyetten ateş eden polisin ismini istediği, ancak Emniyet'in 6 gündür savcılığa yanıt vermediği anlaşıldı.
SAVCI KEŞİF YAPTI
"Çapulcu" ailesi: Aynı aileden 13 kişi alındı, dayı elebaşı oldu!
BABA DIŞINDA HEPSİ "İÇERİDE"
Kemal GÖKTAŞ
Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla başlatılan, kısa sürede Türkiye geneline yayılan protestoların Ankara ayağında ilginç bir gözaltı olayı yaşandı. Polisin, Kızılay Meydanı'na yönelik sert müdahalesi sırasında Kızılay AVM'ye sığınan tiyatro sanatçısı ve Doğa Derneği üyesi Doruk Erdal, aynı gün Kızılay'da bulunan annesi, ağabeyi, halaları, dayısı, yengesi ve kuzenleri ile birlikte gözaltına alındı. Dernek üyesi iki yakınlarının da eklenmesiyle 13 kişi geceyi emniyette geçirdi. Aileden dışarıda sadece baba kalırken, gözaltında aileye, "Elebaşınız kim?" diye sorulduğu, Erdal'ın dayısının da ısrarlı sorulara, "benim" diye karşılık verdiği ortaya çıktı. Polis olduğunu belirten sivil giyimli bir kişinin yüzüne tekme attığını kaydeden Erdal ve yakınları suç duyurusunda bulunacak.
Kemal GÖKTAŞ
Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla başlatılan, kısa sürede Türkiye geneline yayılan protestoların Ankara ayağında ilginç bir gözaltı olayı yaşandı. Polisin, Kızılay Meydanı'na yönelik sert müdahalesi sırasında Kızılay AVM'ye sığınan tiyatro sanatçısı ve Doğa Derneği üyesi Doruk Erdal, aynı gün Kızılay'da bulunan annesi, ağabeyi, halaları, dayısı, yengesi ve kuzenleri ile birlikte gözaltına alındı. Dernek üyesi iki yakınlarının da eklenmesiyle 13 kişi geceyi emniyette geçirdi. Aileden dışarıda sadece baba kalırken, gözaltında aileye, "Elebaşınız kim?" diye sorulduğu, Erdal'ın dayısının da ısrarlı sorulara, "benim" diye karşılık verdiği ortaya çıktı. Polis olduğunu belirten sivil giyimli bir kişinin yüzüne tekme attığını kaydeden Erdal ve yakınları suç duyurusunda bulunacak.
9 Haziran 2013 Pazar
Gezi eylemlerine sürpriz destek
-
Kemal GÖKTAŞ
Türkiye'yi sarsan Gezi Parkı eylemlerine ilişkin anketlerde sürpriz sonuçlar çıkmaya devam ediyor. Olaylarla ilgili açılan soruşturmalarda eylemcilere ağır suçlamalar yöneltilmesi beklenirken hakim ve savcıların internet sitesi adalet.org'da yapılan ankette Gezi eylemlerine büyük bir destek çıktı.
Türkiye'nin en büyük yargı platformu olan sitedeki ankete dün itibariyle 1712 hakim, savcı, avukat ve stajyer katıldı. Ankete katılan hukukçular, çok büyük bir oranda eyleme destek verdi. Kullanılan oyların yüzde 77.6'sı anketteki "Bu olayları demokratik bir toplumun tepkisi olarak görüyorum ve onaylıyorum. Tek çekincem şiddet ve suç işlenmemesidir" seçeneğine gitti.
Hükümet adım atmadı, Sırrı Süreyya Önder veto edildi, Öcalan'dan çözüm sürecine rest geldi
Kemal GÖKTAŞ
Kürt sorununa barışçıl çözüm süreci kapsamında 6. kez BDP heyeti ile görüşen Abdullah Öcalan'ın önceki heyetlerde yer alan BDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in MİT tarafından veto edilmesi ve PKK'lıların sınır dışına çekilmeye başlamasına rağmen hükümetten beklenen yasal adımların gelmemesine tepki gösterdiği belirtildi.
Önceki gün İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşen BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Pervin Buldan, görüşmeye ilişkin düzenledikleri basın toplantısında Öcalan'ın gönderdiği mesajı okumuştu. Öcalan'ın, önceki
8 Haziran 2013 Cumartesi
Gezi'de Kurtlar Vadisi sürprizi: Memati devrimci çıktı!
"NE POLİS NE ASKER DEVLETİ, BARIŞ İÇİNDE BİR HAYAT İSTİYORUZ"
Gezi Parkı'na destek vermek için önceki akşam binlerce kişi Tunalı Hilmi Caddesi'nde toplandı. Kuğulu Park'ta çadırlar kuran, ücretsiz yemekler dağıtan ve hükümet aleyhine sloganlar atan eylemcilere, bir dönemin önemli dizisi olan "Kurtlar Vadisi"nin Memati'si Gürkan Uygun da destek için oradaydı.
Gezi Parkı'na destek vermek için önceki akşam binlerce kişi Tunalı Hilmi Caddesi'nde toplandı. Kuğulu Park'ta çadırlar kuran, ücretsiz yemekler dağıtan ve hükümet aleyhine sloganlar atan eylemcilere, bir dönemin önemli dizisi olan "Kurtlar Vadisi"nin Memati'si Gürkan Uygun da destek için oradaydı.6 Haziran 2013 Perşembe
İşte İzmir savcılığının polise "twitter operasyonu" emri yazısı
Kemal GÖKTAŞ
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen "twitter" soruşturması ile ilgili savcılıktan polise gönderilen operasyon emri yazısında Gezi Parkı eylemlerinin sosyal medya üzerinden yönlendirildiği ve 'twitter'daki paylaşımların örgütlü olabileceğinin belirtildiği ortaya çıktı.
Şüphelilere "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "suç işlemeye teşvik suçlaması yöneltilen soruşturma dosyasında polise operasyon emri verilen savcılık yazısında,
GEZİ EYLEMLERİNE DARBE, MASKELERE TERÖR SORUŞTURMASI
Kemal GÖKTAŞ
İstanbul'daki Gezi Parkı eylemleriyle fitili ateşlenen gösterilere katıldıkları iddiasıyla gözaltına alınan bazı şüphelilerin polis sorgusunda "darbe" sorusu yöneltildiği ortaya çıktı.
4 Haziran 2013 Salı
TİHV'DEN BM VE AVRUPA KONSEYİNE ÇAĞRI
"ULUSLARASI MEKANİZMA ÇAĞRISI"
Kemal GÖKTAŞ
TİHV (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi organlarına başvurarak ivedilikle Türkiye’yi ziyareti etmelerini ve hazırlayacakları raporlar aracılığı ile Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası mekanizmaların çalıştırılmasını talep etti.
1 Haziran 2013 Cumartesi
ÇGD: GAZETECİLERİ MESLEKLERİNİ SAVUNMAYA, HALKIMIZI MEDYA OLMAYA ÇAĞIRIYORUZ
Bilinmelidir ki, Taksim Gezi Parkında yalnızca “3-5 ağacın kesilmek istenmesine” değil, bir halkın da son nefesinin kesilmek istenmesine karşı başladı direniş. Ve buna karşı iktidar halka savaş açtı.
Bugün Türkiye’de, yoksulluk sınırının 3 bin liranın üzerinde olduğu bir ülkede “asgari ücretle geçinilir, istismar etmeyin”, emeklerinin karşılığını isteyen emekçilere “vatan haini”, tarihi eserlere “çanak çömlek”, sanat eserlerine “ucube”, yaşamını savunan herkese “terörist” diyen, kız çocuklarını gelin, erkek çocuklarını işçi yapmak isteyen, “dinin emrettiği kanunlarla” ülkeyi yönetmek isteyen, emperyalizmin taşeronluğundan ortaklığına terfi eden, bütün ülkeyi bir hapishaneye çeviren bir iktidar var.
Yüz binler, Taksim Gezi Parkı’nda, Ankara sokaklarında, İzmir’de, Kocaeli’de, Adana’da, Gaziantep’te ve Türkiye’nin dört bir yanında aslında buna karşı da direniyor. Medya ise bunlardan bihaber, yemek programları ve maç özetleri sunuyor. Çünkü “büyük birader” haline gelen Recep Tayyip Erdoğan’ın gazabından korkuyor…
Bugün, “Beyfendi”nin “rahatsızlıkları” nedeniyle AKP Genel Merkezi’nde medya temsilcileri adeta sorguya çekiliyor; 1 Mayıs haberleri yüzünden fırça atılıyor ve “bir daha sizin kanalınıza çıkmayız haa” denebiliyor. Bunun üzerine beklenen “Biz gazeteciyiz, haddini bil” yerine “İstanbul’a ileteceğim efendim” sözleri duyuluyor. Ardından İstanbul’da holding (yalnızca medya grup değil, tüm holding) CEO’ları gündem toplantılarına girip “ne yaptığınızı zannediyorsunuz, burada bir holding yönetiyoruz, iki haberiniz yüzünden büyük risk altındayız” diyerek gazetecileri tehdit edebiliyor.
Buna yanıt da yine gazeteciliği savunmak değil, “kameraları sakin yerlere göndermek” oluyor. Başka medya kuruluşlarında “Bu işin şakası yok, kaleminize değil kalemdeki mürekkebe bile dikkat edin” kararları alınabiliyor. Bir diğerinde, “biz gazeteci olabiliriz ama iktidarın tarafındayız” diyerek yayın politikaları belirlenebiliyor. Gazeteciler kendi aralarında “görmemek için kafamı başka yere çeviriyorum” diyebiliyor. Bu medya, AKP eliyle yaratılmıştır. Medya emekçileri, mesleklerini yapamamakta, işten atılma tehdidiyle susturulmaya çalışılmaktadır. Buna karşın, halk kendi haberleşme yollarını buluyor. Gaz bombalarına karşı çözüm üretenler, kör medyaya karşı da üretiyorlar çözümlerini.
Biz de ÇGD olarak, medya emekçilerini mesleklerini savunmaya, sokaktaki halkımızı medya olmaya davet ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki 1968 isyanlarından sonra da dendiği gibi “Devrim televizyondan yayınlanmayacak…”
ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ MERKEZ YÖNETİM KURULU
ÇGD Ankara Şubesi’nin ACİL çağrısı
Türkiye’de son yıllarda görülmemiş düzeyde yaşanan eylemlerde görev yapan meslektaşlarımız zor durumda. Uzun saatler süren eylemler nedeniyle yorgunluk, uykusuzluk yanında, iktidarın baskısı sonucunda uygulanan sansür nedeniyle zaman zaman tepkiler sahada görev başındaki meslektaşlarımıza yansıyor. Polisin orantısız müdahalesinden de nasibini alan meslektaşlarımızın yardıma ihtiyacı var.
ÇGD Ankara Şube, bugün izinli olan tüm meslektaşlarımızı Kızılay’a, görev başındaki arkadaşlarımızla dayanışmaya, onlara yardımcı olmaya çağırıyor.
Kızılay’a gelebilenlerimiz ya da uzakta olanlarımız, bu dayanışma örneğini gösterelim ve telefonlar aracılığıyla organize olalım.
Herkes tanıdığını, arkadaşını arasın, Kızılay’a gelsin.
Şarj aleti, bilgisayar, limon, maske, sıvı talcid-rennie, su, sandviç, simit ve tabi dayanışma, yanlarında olma… şu anda canla başla çalışan arkadaşlarımızın bunlara, bize ihtiyacı var. Kızılay'da irtibat için:
Genel Merkezden Gökhan: 0555 727 88 22
Ankara Şube'den Kenan: 0532 690 09 87
31 Mayıs 2013 Cuma
ÇGD: HÜKÜMET TAKSİM'DEN VE GEZİ PARKI'NDAN POLİSİ DERHAL ÇEKMELİ - AHMET ŞIK'IN ÖZELLİKLE HEDEF SEÇİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu açıklaması:
Hükümet, barışçıl gösterileri polis terörüyle saldırma geleneğini Taksim Gezi Parkı eylemi için de bozmadı. Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların kesilmesini engellemek için başlatılan eylemlere yapılan polis müdahalesi iktidarın her cephede gösterdiği otoriter ve faşizan tutumunun devamıdır. Demokratik hakları kullanılamaz hale getiren bu tutum artık sabırları zorlamaktadır. İktidar, bütün toplumsal eleştiri ve itirazları kan dökmeyi göze almış bir şiddetle bastırmayı tercih etmiş görünmektedir. Bu, toplumsal barışın bizzat iktidar tarafından tehlikeli olabilecek şekilde bozulmasına yönelik bir adımdır. Gerginliğin ve şiddetin dozunun bu ölçüde artırılmasının arkasında iktidarın toplumsal muhalefete yönelik yeni saldırılarının zemininin hazırlandığı kaygısını taşımaktayız.
Gözünü rant bürümüş saldırganlık, yaşadığı kente sahip çıkmak isteyenlerle birlikte olan derneğimizin üyesi Ahmet Şık'ın da aralarında olduğu onlarca kişiyi yaraladı. ÇGD Ahmet Şık'ın bilinçli olarak hedef seçildiği düşüncesindedir. Ahmet Şık'ın başından yaralanması, gösteriye müdahale sırasında yaşanan tesadüfi bir olay olarak nitelenemez. Daha önce de katıldığı bazı gösterilerde fotoğraflarının polis tarafından çekilerek hedef gösterecek biçimde servis edilmesi bu kuşkumuzu büyütmektedir. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle onu tutuklayan ve toplumsal tepki karşısında serbest bırakmak zorunda kalan çevrelerin Ahmet Şık'ı özel olarak hedef aldığı ortadadır. Daha cezaevinden çıkarken yaptığı açıklamalara on yılı aşkın hapis cezası istenen Ahmet Şık'a yönelik saldırının failleri derhal yakalanmalı ve yargılanmalıdır. Saldırganların hedefinde ÇGD üyesi Ahmet Şık nezdinde bütün gazeteciler ve gazetecilik vardır. Nitekim polisin görevlerini yapan gazetecilere yönelik sert tutumu da bu görüşü teyit etmektedir.
Hükümet, demokratik hak ve özgürlüklerini kullanmak isteyen binlerce vatandaşa vahşice saldıran kolluk güçlerini derhal Taksim'den çekmeli, idari yargıda devam eden davada dosyaya giren bilirkişi raporunda belirtilen değerlendirmeler doğrultusunda Gezi Parkı'ndaki çalışmalara son vermelidir.
ÇGD olarak Gezi Parkı'nda rant sistemine karşı kentini ve kendini savunmak için direnenleri selamlıyor, yaralananlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Yönetim Kurulu
30 Mayıs 2013 Perşembe
Kadının soyadı meselesi: Hükümet, yargı, bürokrasinin "erkek" direnişi
Kemal GÖKTAŞ
Türkiye, AİHM'de 8 yıl önce verilen "kadınların evlenmeden önceki soyadlarını kullanabilmesi gerektiği" yönündeki kararın gereğini yerine getirememesi nedeniyle yeniden mahkum olmasının ardından sırada bekleyen onlarca davada daha mahkumiyetlerin kapıda olduğu belirtildi.
Avukat Ayten Ünal Tekeli, evlendikten sonra sadece kendi soyadı olan "Ünal"ı kullanma talebi yargı tarafından reddedilince AİHM'de dava açmış ve AİHM Türkiye'yi kadın - erkek eşitliğine aykırı davranmaktan mahkum etmişti. AİHM'in 2004 yılında verdiği bu karar, yine aynı yıl Anayasa'nın
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Adalet Bakanlığı'ndan Şakran savunmaları: Kamera varken işkence olmaz. İşkenceden değil, can sıkıntısından intihar etti
İŞKENCE YOK ÇÜNKÜ KAMERALAR VAR, ÇOCUKLARIN ŞİKAYETİ YOK, İNTİHARIN NEDENİ "CAN SIKINTISI"
YILLAR GEÇSE DE DEVLETİN SAVUNMASI DEĞİŞMİYOR: "MÜNFERİT"
Kemal GÖKTAŞ
28 Mayıs 2013 Salı
Kararnameyle sürülen savcının ölümünde HSYK'ya ağır suçlama
Kemal GÖKTAŞ
Yargıçlar Sendikası, son kararname ile tenzil edilerek Beykoz'dan Gebze Savcılığına atanan Faruk Yıldırım Ermarak'ın kalp krizi geçirerek vefat etmesi ile ilgili çarpıcı bir iddiayı gündeme getirdi. Sendika, Ermarak'ın hakim olan eşinin verdiği bir karar nedeniyle sürüldüğünü ve bu sürgünü kaldırmayan Ermerak'ın kalp krizi geçirdiğini belirterek HSYK'yı ağır bir dille suçladı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
