30 Mart 2020 Pazartesi
Türkiye'nin korona politikası: İtalya olur muyuz?
İstanbul Tıp öğretim üyesi Prof. Zeki Kılıçaslan, Türkiye’nin koronavirüs politikasını Basri Özgür’e anlattı:
“Türkiye’nin İtalya, İspanya gibi olmasını istemeyiz ama şu anki veriler bizi o noktaya doğru gittiğimiz konusunda bizi kuşkulandırıyor, uyarıyor.”
“Yapılan en önemli eksikliklerden biri İran meselesi. İran’da bu olay hızlanmaya başladığı andan itibaren, İran konusunda gerekli radikal önlemler alınamadı.”
“Hastanede sağlık çalışanlarına bile uzun müddet test yapılmadı, bırakın vatandaşı. Dünya deneyimleri gösteriyor ki, çok sayıda sağlık çalışanı hasta oluyor. Bu durumda toplumun daha da çaresiz duruma gitmesi söz konusu olur.”
“Ne yapıp yapıp en ileri koruyucu tedbirleri almamız gerekiyor, bu harcamayı yapmamız gerekiyor toplum olarak, devlet olarak çünkü toplumun sağlığı çok daha büyük tehlikeye girecektir.”
Podcastin metnini https://www.kisadalga.net/okuyun/ adresinden okuyabilirsiniz.
29 Mart 2020 Pazar
Karantina altında ilişkiler
Dünya karantinada. Koronavirüs salgını nedeniyle evlerimize kapandık. Bu sürecin yarattığı sorunlardan biri de 24 saatini aynı mekanda geçirmek zorunda kalan aile bireyleri ve çiftler arasında yarattığı gerilimler.
Yapılan çalışmalar zorlayıcı, stres altındaki dönemlerde insanların yüzde 85’inin cinsel isteklerinin azaldığını ifade ediyor. Yani çiftler arasında cinsel ilişki azalıyor ve gerilim yükseliyor.
Bu belirsiz süreli evden çıkamama durumunda çiftler olası krizlere karşı neler yapmalı? Yaşadıkları endişe ve stresle nasıl başa çıkmalı, birbirlerine nasıl destek olmalı? Beril Eski, hem izolasyon altındaki çiftlerle hem de klinik psikolog ve çift terapisti Didem Doğan ile psikiyatrist ve çift terapisti Gülşah Meral Özgür’le konuştu, soruların yanıtlarını aradı.
Podcastin metnini https://www.kisadalga.net/karantina-altinda-iliskiler/ adresinden okuyabilirsiniz.
28 Mart 2020 Cumartesi
Üç ülke üç hikaye: Almanya, İngiltere ve Fransa'da koronavirüs
Koronavirüsten sonra dünyanın ve virüsün en çok etkilediği Avrupa'nın eskisi gibi olmayacağına dair güçlü bir inanış var. Peki ama değişimin yönü nasıl olacak? Geleceğe ilişkin perspektif oluşturabilmek için bugünü , ülkelerin salgın karşısında nasıl bir sınav verdiklerini anlamamız gerekiyor. Üç ayrı Avrupa ülkesinde yaşayan üç akademisyen, Prof. Dr. Betül Yarar'ın moderatörlüğünde üç farklı yönetim anlayışının ortaya çıkardığı üç farklı salgın hikayesine odaklanıyor. Betül Yarar Almanya, Prof. Dr. Selim Eskiizmirliler Fransa ve Prof. Dr. Alev Özkazanç İngiltere'de koronavirüs salgınına devletlerin aldığı önlemleri, toplumların tepkisini, sağlık sistemlerini ve bu ülkelerdeki toplumsal-siyasal tartışmaları anlatıyor.
27 Mart 2020 Cuma
Koronavirüs Güncesi 6 - Sağlık çalışanları anlatıyor: "Yaşatırken ölmek ...
Yaklaşık bir haftadır her akşam saat 9’da Türkiye’nin her yerinden alkış sesleri yükseliyor. Alkışlananlar sağlık çalışanları. Ne yazık ki bu salgın günlerinde işin bir de aması var. Nazan Özcan, temizlik görevlisi, hemşire, doktor ve sendikacılarla insanlığın virüse karşı savaşında cephenin en önünde olanlarla konuştu:
* Alkışa değil, koruyucu ekipmana ihtiyacımız var.
* Üç katlı bez maske veriliyor bu, o da bulaşıcı hastalıktan bizi korumaz. Bone yok, maske yok, önlük yok. Doğru düzgün temizlik yapılamıyor.
* El dezenfektanı kesinlikle yok. Sadece sabunla yıkıyoruz ne kadar korursa.
* Hepimiz tedirginlik hissediyoruz, henüz vaka sayıları patlamadan, ruhen yıkıldık.
* Sağlık çalışanlarının sağlığını koruması şu açıdan çok önemli. Hasta sayıları arttığında biz yüzde 30-40 oranında sağlık çalışanları da bu hastalığa yakalanıyor.
* Bakanlık salgın başladığında plan yapması gerekiyordu, bizim gördüğümüz o planları yapmadılar, ya da o planlar tutmadı.
* Biz korona kapacağımızdan eminiz. Zaten bizim çalışma koşullarından kapmayacağımızı düşünmek mümkün değil. Aile hekimlerinin sık sık duyacaksınız kaptıklarını.
* Hastalar da bilmiyor, bakanlık da bilmiyor ne yaptığımızı. Ben de bilmiyorum. Ne yapacağımız belli değil. Hiçbir algoritma çalışmıyor gibi.
* Biz hastaları izole etmeye çalışıyoruz. Tarama testi kullanma şansımız yok. Soru işareti var kafamda.
* Yaşatırken ölmek istemiyoruz diye bangır bangır bağırıyoruz ama kimsenin umurunda değil gibi.
* Savaşta öne atılmış gibi hissediyorum kendimi, hiçbir şeyi olmayanlar gibi hissediyorum.
* Şu an 20’ye yakın arkadaşımız da çeşitli hastanelerde enfekte olduğunu biliyoruz. Karantinaya alınan oldu.
26 Şubat 2020 Çarşamba
Deniz Kandiyoti ile Söyleşi 1: Erkek şiddetinin yeni biçimleri, AKP ve D...
Alev Özkazanç, Arka Pencere'de, toplumsal cinsiyet ilişkileri ve kalkınma disiplininde dünyaca tanınan, çok etkili az sayıda Türkiyeli akademisyenden biri olan Deniz Kandiyoti ile söyleşi yapıyor. Kandiyoti, bu serinin ilk bölümünde "eril restorasyon" kavramını ve Türkiye'de yaşanan toplumsal cinsiyet krizini anlatıyor:
"Devlet bir yandan, özel bir yandan seferber olmuş, kadınlara haddini bildirmeye, itaat etmeye, çatışmamaya, yuvasının annesi olmaya, çocukları için her fedakarlığı yapmaya sevk ediyor ama bu tutmuyor.(...) Toplumsal cinsiyet ilişkilerinin uzlaşmaya değil, keskinleşmeye gittiği bir dönemden geçiyoruz. (...) Yetkiyi elinde tutmak isteyen ve frenlenen erkeklerin dizginlenemez bir öfkesi var. Bu öfkeyi kusuyorlar. Bunu dizginlemek için kültürel baskılar uygulanmaya çalışılıyor. Hiçbir zaman, cumhuriyetin hiçbir aşamasında bu kadar yoğun kadına yönelik propaganda yapılmamıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın her ilçede aile irşad ve danışma büroları var. Kadınlara sabır, dövülseler de yuvalarını yıkmamaları şeklinde telkinler yapılıyor. Büyük bir para bu, büyük kaynaklar, vaizeler çalışıyor. Sonuç? İstenilen amaca varılıyor mu? Varılmıyor tabii."
15 Şubat 2020 Cumartesi
18 Ocak 2020 Cumartesi
17 Ocak 2020 Cuma
6 Ocak 2020 Pazartesi
18 Aralık 2019 Çarşamba
12 Aralık 2019 Perşembe
24 Kasım 2019 Pazar
21 Kasım 2019 Perşembe
10 Kasım 2019 Pazar
"Evlerinin önü mersin..."
Kısa Dalga Podcast - www.kisadalga.net
Nazan Özcan’la Pazartesi söyleşileri
“Evlerinin önünü mersin…”
Ezgi Can’ın ağabeyi, anne ve babasıyla mutlu bir ailesi vardı. Önce ağabeyi Onur Yaser Can, gözaltında gördüğü işkence ve cincel tacize dayanamayıp intihar etti. Kadın hakları savunucusu olan annesi Hatice Can, oğlundan 4 yıl sonra aynı şekilde yaşamına son verdi. Oğlunu ve eşini ölüme götüren işkencenin hesabını sormak için mücadele eden baba Mevlüt Can, acılara dayanamayıp hayatını kaybetti. Ezgi Sevgi Can, yok olan ailesinin öyküsünü ve onu ayakta tutan mücadelesini Kısa Dalga’ya anlattı.
24 Nisan 2019 Çarşamba
11 Eylül 2018 Salı
Cumhuriyet'e veda
Cumhuriyet’ten ayrılık zamanı geldi.
Cumhuriyet, bana son 3 yıldır, 18 yıllık gazetecilik hayatımda görmediğim bir özgür habercilik ortamı sağladı. Müteşekkirim.
Gazeteye bir hükümet operasyonu ile gelen “yeni yönetimin” nasıl bir gazetecilik anlayışına sahip olduklarını ise yayınladıkları “bildiri” tadındaki yazılardan gördük.
Vakfa Saray destekli bir operasyonla el konulduğu aşikâr. Düşünün ki bu davanın böyle sonuçlanacağını 2 yıl önce gazetecileri ve gazeteleri hedef göstermesiyle ünlü bir yandaş yazar yazmıştı.
Ali Sirmen bugün “Bunun neresi saray darbesi” diye biten bir yazı yazmış. Kendisine Cumhuriyet’te yayınlanan şu yazıyı okumasını tavsiye ederim. Görmek isteyen için orada bu darbenin ne olduğu açıkça yazıyor.
Son olarak bu “değişimden” sevinç duyanların listesi de bize büyük umutsuzluğumuzu hatırlatıyor: Söz konusu olan özgürlükler, barış ve demokrasi olduğunda sarayın yanında hizalanan kesimlerin genişliği ne yazık ki bu iktidarın en büyük gücü.
Umuyorum ki hükümet desteğiyle o koltuklara oturanlar haberciliği önceler ve Cumhuriyet’in yoluna devam etmesini sağlarlar. Bunu en çok Cumhuriyet’te çalışan emekçi arkadaşlarım için diliyorum.
Biz elbette kendimize yeni mecralar bulup gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazeteciliğin temel ilkelerini ve yola çıkarken duyduğumuz heyecanı unutmadan.
Görüşmek üzere
Kişisel duruma ilişkin not: Geçen yıl Oxford Üniversitesi’ndeki Reuters Enstitüsü’nün burslu gazetecilik araştırma programı için Oxford’a gelmiştim. Program bitti ve Mayıs'tan itibaren Cumhuriyet'e haber yazıyordum. Bu yıl için de Cumhuriyet’le haftada bir Londra yazısı, analizler ve haber yapmak üzere anlaşmıştık ama artık bunun bir imkânı kalmadı.
10 Eylül 2018 Pazartesi
Derin devlet işbaşında mı?
LONDRA YAZILARI
İngiltere ve ABD derin devletin varlığını tartışıyor. Tartışmaların odağında Trump ve Corbyn var. Tartışmalarda derin devlet kavramının mucidi olarak Türkiye gösteriliyor. Dünya derin devleti tartışıyor ama Türkiye’deki demokrasi ve hukuk düzeyi ise artık derin devlete ihtiyacın kalmadığı bir düzeye gerilemiş durumda.
KEMAL GÖKTAŞ
İngiltere’de bu hafta sonu ilginç bir politik simülasyon etkinliğinin biletleri satışa çıktı. “İngiliz Usulü Darbe” isimli etkinlik adını 1982’de İngiliz politikacı Chris Mullin’in yazdığı kitaptan (A Very British Coup) alıyor. Kitaba göre, 1980’lerin sonunda İşçi Partisi, ABD’yi ve İngiliz sağını dehşete düşüren bir programla iktidara gelir. Medyadaki tekelleşmeyi bitirme, NATO’dan çekilme ve tek taraflı nükleer silahsızlanma vaat eden İşçi Partisi’ne (İP) karşı kurulu düzenin aktörleri harekete geçer. Medya tekelleri, sermaye, bürokrasi ve İngiliz gizli servisi MI5 medya ve finans manipülasyanları ve bürokratik engellemelerle hükümeti iş yapamaz hale getirmeye çalışır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)